Azerbaycan Tıp Eğitiminde Psikiyatri

Azerbaycan Tıp Eğitiminde PsikiyatriAzerbaycan Tıp Eğitiminde Psikiyatri

PSİKİYATRİNİN KISA TARİHİ (Azerbaycan Tıp Eğitiminde Psikiyatri)

Ruhsal bozuklukların beyin patolojisi olması düşüncesi, tarihsel yaklaşımlarda materyalizm ile idealizm arasında tartışma konusu olmuştur. Bilim tarihinin her aşamasında bu kavga sürmüş ve kısmen de devam etmektedir.

Bazı tarihi kaynaklarda, geçmiş dönemlerde gözlenen ruhi hastalıkların neler olduğu ve bu hastaların toplumla ilişkilerinin nasıl olduğu üzerinde durulmuştur. Eski dönemlerde akıl hastalıkları bir takım doğa üstü güçlere atfedilmiş ve akıl hastalarına bu sakat mantıkla yaklaşılmıştır. Özellikle orta çağ Avrupası’nda psikotik hastalıklar çok kötü muamelelere maruz bırakılmışlardır. Psikotik eksitasyon içerisinde olan hastalara Allah’ın gazabına gelmiş’ veya ‘İçine şeytan girmiş’ denilerek vahşice yok edilmişlerdir. Kimileri diri diri yakılmış , kimileri de hunharca öldürülmüşlerdir. Psikotik eksitasyon içerisinde olmayıpta içine kapanmış, otistik hale geçmiş psikotik hastalar da çok farklı bir muameleye tabii tutlmuştur. Bunlar Allah’ın sevgili kulları kabul edilmiş ve halk tarafından özel bir ilgiye mazhar olmuşlardır.

Eski Yunun’da tıb ilminin gelişmesi, İoniya mektebinin felsefi etkisinden kaynaklanmaktaydı. Bu felsefi ekolün ilk savunucuları Anaksimandr ve Anaksimen’dır. Bu felsefi ekolün temel iddialarından biri; tıbta mevcut bulunan bütün canlıların, eşyaların v.s.’ın esasını başlangıçta maddenin teşkil etmesidir. Böyle bir felsefi bakışın etkisi altında olan geçmişin materyalist hekimi Alkmeon Krotonski’tur. Alkmeon Krotonski yaptığı çalışmalarda görme sinirini keşfetmiş ve bu sinirin beyin ile ilişkisini tesbit etmiştir. Alkmeon Krotornski yaptığı çalışmalarda işitme ve koklama duyularının da beyinde birer merkeze sahip olduğunu, bu merkezler sayesinde insanlarda hissetme ve tasavvur etme duyumlarının meydana geldiğini göstermiştir. A. Krotonski, hen ne kadar devrim niteleğindeki bir takım gerçeklere ulaşmışsa da hatalı ve yanlış iddialarda ileri sürmüştür. A. Krotonski’ye göre beyinin yapısı bir demir erintisinden ibarettir. Bu erintinin içerisindeki bir takım bozukluklardan solunum sistemi ve gastrointestinel sistem hastalıkları meydana gelmektedir.

Beynin merkezi sinir sistemi olduğunu ilk ileri süren Hipokrat olmuştur. Milâttan önce 5. yüzyılda yaşayan Hipokrat tıbbın babası kabul edilmektedir. Onun zamanında affektif duygulanımın; sevinç, gülme, eğlenme, diğer yandan korku, endişe, pişmanlık duygularının beyinden ileri geldiği belirtilmiştir. Bu duygulanım ve beyindeki bir takım hastalıklar sonucunda insanlar akıllarını kaybetmekte, sayıklamakta, hayal görmekte ve korkmaktadır. Hipokrat, akıl hastalıklarını beyin hastalıkları olarak kabul ederdi. Hipokrat dikkatli bir gözlemci olarak, beyin travmalarında beynin hangi tarafı travmaya maruz kalmışsa bedensel bozukluğun karşı tarafta meydana geldiğini isbat etmiştir. Ayrıca hâlen geçerliliğini yitirmeyen bir takım terimler onun zamanında tanımlanmıştır. Bunlar arasında ‘Melankoli, Mani, Paronoya’ sayılabilir.

Hipokrat aynı zamanda, demokratik materyalist felsefi bakışlara kaynaklık eden beden kuruluşunu ve duygusal yapı taşlarını karakterize eden sinir sisteminin ilk tasnifatını yapan bilim adamıdır. Hipokrat’ın tasnifinde 4 tip ruhsal yapı vardır. Bunlar; melankolik, flegmatik, sangvinik ve galorik’tir.

Hipokrat bir çok sinir hastalıklarının tedavisinde de kıymetli incelemeler yapmıştır. O, melankolik özelliğini baskın olduğu durumlarda ‘Yayındırma’ tedavisi diyebileceğimiz tedavi yöntemleri önermiştir. Bu tedavi yöntemi içerisinde, kan aldırma, kusturucu maddeler, perhiz, tropik bataklıklara gönderme gibi usuller mevcuttu. Tropik bataklıklara gidenler bu bölgelerde sıtmaya yakalanırlar ve tedavi olurlardı.

Bilindiği gibi Eski Roma’da tıb büyük gelişmeler göstermişti. Ancak akıl hastalıkları konusunda bu gelişimin pek olmadığını söylemek mümkündür. Roma tıbbının büyük hekimi Galen ve onun takipçilerinin akıl hastalıkları konusunda bir yenilik getiremediklerini görmekteyiz.

Roma ve Yunan medeniyetlerinin duraklaması sonucu ilim, güzel sanatlar ve tıbbın gelişmesi de durmuştur. İlmin bütün sahalarında olduğu gibi tıb biliminde de gerilemeler devri başlamış oldu. Feodalizm toplumsal yapısının temel dayanağı olan kilise müessesesi ilmin karşısında olmuş ve tüm ilmi çalışmaları engellemiştir. Ortaçağın karanlık yüzyıllarında meydana gelen ardı arkası kesilmeyen savaşlar, yoksulluk ve açlık medeniyet merkezlerinin dağılmasına, Roma ve Eski Yunandaki ilmi inkişafın durmasına ve kilisenin bağnaz yapısının güçlenmesine neden olmuştur. Tıb ne zaman papazların ve kilisenin emri altına girdi; tabib olmak, hekimlik sanatı ile ilgilenmek, dinî etiketten uzaklaşmak din dışına çıkmak şeklinde kabul ediliyor ve hekimlikle ilgilenenler aforoz ediliyorlardı. Akıl hastalarına ise, ‘ İçine şeytan girmiş’, ‘Cadı olmuş’ gibi bir takım yakıştırmalar yapılıyor, bu hastalara işkenceler tatbik ediliyor ve en sonunda da canlı canlı meydanlarda yakma işlemi uygulanıyordu.

Orta çağda dünyanın bütün ülkelerinde mevcut bulunan akıl hastalarına böyle muameleler layık görülürken Rusya’da ve İslâm aleminde durum farklı idi. Avrupa ülkelerinden farklı olarak Rusya’da akıl hastalıklarına muamele daha insancıl idi.

XI-XIII asırlarda tıbbın gelişmesi sadece doğudaki İslâm ülkelerinde meydana gelmiştir. Avrupanın bir çok alimleri, Hıristiyan dininin baskısından kurtulabilmek için komşu ülkelere göç etmişler, bu arada Mezopotamyaya, ıran’a ve Arap ülkelerine kaçmışlardır.

Kadim şarkın bazı hekimleri, özellikle Ebu Ali İbn-i Sina (XI. asır) ruhi hastalıkların tabiatı hakkında Hipokrat’ın bakışlarını esas almıştır. Ardından bu hastalıkların tedavisi ile ilgili çalışmalar yapmıştır. Tarihi bilgilerimize göre IX. asırda ilk defa olarak Bağdat, Şam ve Kudüs’te akıl hastalarına mahsus hastahaneler açılmıştır.

Tabiat bilimlerindeki gelişmeler kendisini tıp sahasında da göstermiştir. Akıl hastalıklarının kaynağına dair Hipokrat’ın görüşleri tekrar kabul edilmiştir. Ancak halk arasında bu görüşe itibar edilmeyip, akıl hastası olan şahısları hasta gibi kabul etmeyip onlar incitilmekte, işkence yapılmakta, halk arasında onlara cani gibi bakılmakta ve tecrid edilmeye çalışılmaktaydı.

Akıl hastalıklarının hasta olarak kabul edilip insanca muameleye tabi tutulabilmesi için bir kaç yüz yılın daha geçmesi gerekmiştir. Fransız ihtilaliyle birlikte gündeme gelen (1789) hüriyet, eşitlik, beraberlik, kardeşlik gibi haklardan sonra akıl hastalarına da insanca muamele başlamıştır. Büyük Fransız hekimi F. Pinel (1745 – 1826) Fransız ihtilalinin ideallerini tıba taşımıştır. Pinel ve öğrencilerinin getirdiği tedavi anlayışı psikiyatri tarihinde yeni bir çığır açtı. Avrupada ilk defa olarak (1793) akıl hastalıklarına maruz kalan şahıslar resmen hasta kabul edildi. Hasta kabul edilen bu şahıslar bağlandıkları zencir ve bağlarından çözülerek hastahanelerde tedaviye alındılar. (Şekil 1)

XIX: asrın 30. yıllarında İngiliz hekimi C. Konelli akıl hastalarının hastahanelerde zorunlu tutulmaması gerektiğini ileri sürdü. (Norestraint Kuralı) F. Pinel ise yaptığı çalışmalar sonucunda, akıl hastalarının zencirlerden ve bağlarından sıyrılmasını ve hastahanelerde tedavi altına alınmasını başardı.

C. Konelli ise hareketleri kısıtlayıcı ‘deli gömlekleri’ nin hastalara zorla giydirilmesinin karşısında oldu. C. Konelli’nin idealleri Rusya ‘da C.C. Korsakov tarafından hararetli bir şekilde savunuldu.

A.B.D.’de insancıl psikiyatrinin ilk kurucuları arasında Raşin (1745 – 1813) bulunmaktadır. Raşin özellikle akıl hastahanelerinin kurulması ve çalıştırılması, ilmî çalışmalar üzerine yoğunlaşması ile dikkatleri çekmiştir. XIX. asrın 30. yıllarında psikiyatri sahasında ciddi çalışmalar yapılmış ve bir çok ampirik gözlem ve materyal toplanmıştır.

1822 yılında Beyl (1799 – 1858), progressif sifiliz hastalığının geçirilmiş sifiliz hastalığından kaynaklandığını isbat etmiş ve bu hastalığın klinik gelişimini tasvir etmiştir. Aynı yıllarda Eskerod akıl hastalarının kliniğini sistemleştirmeye çalışmıştır. İllüzyonlar ve hallüsinasyonlar hakkında ileri sürdüğü fikirler hâlâ geçerliliğini sürdürmektedir. Eskerod akıl hastalıklarının alevlenme ve sakin dönemlerindeki fiziki belirtileri tanımlamaya çalışmış ve semptomları sistematik olarak tasnif etmeye gayret etmiştir. Bu şekilde hekim muayenesinin ve gözleminin önemine işaret etmiştir.

Falre (1794 – 1870), Eskerod’un takipçisi olmakla birlikte manik depressif psikoz, alkolizma ve epileptik psikozun tanımını yapmıştır.

XIX. asrın 30. -40. yıllarında Rusyada yeni psikiyatri anlayışını devam ettiren hekimlerden İ.E. Dyadkovski ve P.S. İlinski’nin de isimlerini burada zikretmek gerekir. Bu alimlerin eserlerinde muhtelif akıl hastalıklarının hem klinik hem de fizyolojik analizi ve zararlı dış etkenlerin hastalığın gelişmesindeki tesirleri incelenmiştir.

XIX. asrın birinci yarısında ruhi hastalıklar üzerine yapılmış tecrübi çalışmalar üzerine yoğun tartışmalar yapılmıştır. Bu tartışmalar iki kutuplu olarak devam etmiştir. Spiritualistik bakış ile biolojik bakış tarzı karşı karşıya gelmiştir. Bu tartışmaların temelinde, ruhsal hastalıkların kaynağı araştırılırken sebeb ruhtamıdır yoksa bedendeki arızalardamıdır sorusu olmuştur. Spiritüalist teoriye göre ruhsal hastalıklar incelenirken idealistik felsefenin etikisi altında inceleme yapılmaktadır. Bu teoriyi savunanlar XVI. asırda tatbik edilen çok eski tedavi metodlarını uygulamaya ve bunlardan istifade etmeye çalıştılar. Bu tedavi yöntemleri arasında; hastaların başlarına sıcak tatbik etmek, uzun müddet hastaların üzerlerine soğuk su dökmek, çok miktarda kan aldırmak, hastaları özel mekanizmalarla hareket ettirmek vs.. sayılabilir. (Resim :2) Ancak XIX. yüzyılda tabii ilimler sahasındaki ciddi gelişmeler ve materyalist felsefenin kazanımları biolojik psikiyatrinin hakimiyeti ile sonuçlanmıştır. Dolayısıyla psikiyatristler somatik tıbba daha çok müracaat eder olmuşlardır.

Alman bilim adamlarından V. Grizinger (1817-1868) yaptığı çalışmalarla ruhi hastalıkların insan beynindeki bir takım patolojilerden kaynaklandığını ileri sürdü ve isbat etmeye çalıştı. Bu ekilde bu bilim adamı sayesinde psikiyatri somatik tıbbın bir parçası oldu.

Beynin anatomisi ve fizyolojisi ile ilgili yapılan çalışmalar ve yeni keşifler psikiyatrinin önünü açtı. 1870 yılında V. A. Bets tarafından beyin korteksinin yapısı ve pramidal hücrelerin etikileri ortaya kondu. aynı yıllarda Fritic ve Gitsig yaptıkları çalışmalarda beyin kabugunun motor bölgelerinin uyarılması sonucu periferde çeşitli reaksiyoner hareketlerin meydana geldiğini tesbit ettiler. Biolojik psikiyatrinin gelişimine en başta katkıda bulunanların arasında E. Krepelin ve ardından da ıngiliz bilim adamı G. Modzli (1835-1918) ve Fransız bilim adamı E. Düperin (1862-1921) belirtmek lazımdır.

Darwin’in öğretilerinin tesiri altında faaliyet gösteren alimlerden biri de, büyük Rus psikiyatristi S. S. Korsakov (1854-1900) idi. Onu, haklı olarak, Moskova Psikiyatri Okulu’nun kurucusu olarak kabul ederler. S. S. Korsakov, E. Krepelin’den önce 1889 yılında, psikiyatride nozolojinin oluşmasını sağlamış, alkolizme bağlı, alkol psikozunun klinik seyrini tasvir etmiş, akıl hastalıklarının etyolojisini ve patogenezini izah ederken biyolojik psikiyatri görüşünü esas almıştır. (Bu hastalık 1897. yıldan beri Korsakov Psikozu olarak isimlendirilmektedir.)

UMUMÎ PSİKOPATOLOJİ (Azerbaycan Tıp Eğitiminde Psikiyatri -Psihiatriya-)

(RUH HASTALIKLARININ GENEL SEMPTAMATOLOJİSİ)

DUYU VE KAVRAMANIN BOZUKLUKLARI

Dış dünya hakkında bütün bilgileri insan duyu organları vasıtası ile elde eder. Duyu organları olarak belirttiğimiz organların faaliyetleri görme, işitme, koku, tad alma, dokunma şeklinde görülmektedir. Bu faaliyetler organizmanın içinde ve dış yüzeyinde bulunan umumî alıcı reseptörler vasıtası ile yürütülür. Cisim ve hadiselerin duyu organlarına tesiri neticesinde meydana gelen bu cisim yahut olaylar, ayrı ayrı hadiselerin birleşmesinden ibaret olan en basit psişik proçese duyu diyoruz.

Duyuları vasıtası ile insan soğuk, sıcak, aydınlık, karanlık, acı, tatlı, ağrı…. v.s. gibi duyuları hisseder. Duyu bizi kuşatan varlığın, genellikle bütün bildiklerimizin başlangıcının ilk aşamasıdır.

Duyu yapısının bozulması neticesinde sensorial patolojiler ortaya çıkar. Bunlara , basınç, gıdıklama; soğukluk ve birçok diğer hoşa gelmeyen hisler gibi duyuları dahil etmek mümkündür. Duyusal patolojiler genellikle sıkıntı verici ve devamlı olur. Bu duyular bedenin tüm sahalarında gözlenebilir.

Duyusal patolojiler bir takım durumlarda hipokondiak şikayetlerle birlikte ortaya çıkabilir. Bu belirtiler, hem somatik hem de ruh hastalıklarında, travmatik ensefalopatilerde, beynin damar hastalıklarında, nevrozlarda v.s. hastalıklarda karşılaşılabilir. Duyu reseptörlerinin bozukluklarına bağlı olarak, basit bir psikopatolojik belirti gibi ortaya çıkan hiperestesiler ve hipoestezilerde mevcuttur.

Hiperesteziya, bir takım duyuların yüksek miktarda keskin bir şekilde algılanmasından ibarettir. Bu tip bir rahatsızlığı olan birey adî bir lamba ışığını projektör gibi, ortamdaki eşyaların rengini çok parlak, ufak sesleri büyük gürültü gibi algılayabilir. Hiperesteziler, genellikle somatik hastalıklarda ve nevrozlarda ortaya çıkmaktadır. Bazı durumlarda da akıl hastalıklarının başlangıcında da bu durumları görmek mümkündür.

Hiposteziye, uyarıların zayıf olarak algılanmasıdır. Hipostezisi olan bir birey, bu durumda etraftaki eşya ve hadiseleri solgun, sesleri anlamsız, kokuları zayıf olarak idrak etmektedir. Bu durum küntleşmiş hastalarda ve depresyon durumunda sık sık ortaya çıkmaktadır.

Dahili organlarda ortaya çıkan bir çok patolojik durumlarla ilgili olarak; parastezilerden duyu bozukluklarını ayırmak gerekir. Parasteziler, duyu bozukluklarından farklı olarak, muhtelif dahili organlarda meydana çıkan patolojik yapılanmalar neticesinde ortaya çıkmaktadır.

Duyular temel olarak alınan karmaşık ve muhtelif yapılanmalara, kavrama diyoruz. Kavrama olduğunda cisimlerin hacim, renk ve diğer özellikleri tamamen uyum içinde ve denk olacaktır. Duyu organları vasıtası ile objektif bir cismin, merkezi sinir sisteminde, algılanmasına ‘Kavrama’ denir. Kavrama aktif bir fenomen olup diğer ruhsal fonksiyonlarla yakından alakalıdır. Mesela, insanın ruhsal durumuna bağlı olarak; ilgi alanları ve entellektüel durumu ile ilişkili şekilde civardaki eşya ve olaylar muhtelif şekillerde kavranabilir. Ressam seyrettiği tabiat manzarasını, yeşillikler arasından akıp giden dereyi sanatsal bir yaklaşımla inceleyip zevk duyarken, başka birisi aynı manzarayı seyrederken hiç bir hisduymadan seyredebilir. Veyahutta istirahat vakti dinlediği bir müzikten çok zevk alan birisi, bir başka zaman da aynı hazzı duymayabilir. Kavramalar bu şekilde değişebilmektedir.

Kavrama’nın bozuklukları 4 gruba bölünür:

1- Agnoziler

2- İllüzyonlar

3- Hallüsinasyonlar

4- Psikosensor bozukluklar

AGNOZİLER: “Gnozis” Yunan sözü olup, tanımak (idrak) “a” ise inkar manasına gelir; kelime olarak yani tanımanın bozulması demektir. Agnozi’ye duyu organlarının anatomik ve fizyolojik bozukluğu ile değil beyin korteksinin yüksek integratif bölümlerinin zedelenmesi neticesinde meydana gelir. Agnoziler bütün duyu organlarına ait olabilir.

Görme (optik) agnoziler nisbeten daha çok ortaya çıkmaktadır. Buna ‘Ruhî Körlük’ de denir. Böyle bir bozukluğu olan hasta, her hangi bir eşyayı bakmakla tanıyabilmiyor, lakin eşyaya eli ile dokunduğunda bu eşyayı düzgün olarak kavrayabiliyor. Meselâ, hasta herhangi bir şekle bakarken orada tasvir olunan hadisenin özelliklerinin anlayabilmiyor. Bazı harfleri tanıyamadığı için, yazıyı okuyamıyor, (aleksiyon), bazen not yazılarını (optik amuziya), rakamları, renkleri, bir sıra durumlarda ise hasta tarafından çok iyi bilineneşyalar sanki ilk defa görüyor gibi olmaktadır.

İllüzyon, Fransızca olup; aldatıcı tasavvur, yanılma veya yanılsama demektir. Başka şekilde ifade edilirse tahrif olunmuş veya bozulmuş kavramadır. Duyu organlarına bağlı olarak illüzyonlar beş gruba ayrılır. Bunlar görme, işitme, koku, tad ve taktil illüzyonlardır. Bazen illüzyonlar psiki olarak sağlam insanlarda da ortaya çıkabilir. Böyle durumlarda, olayı bir hastalık gibi değil, şu veya bu sebepten dolayı kavramanın zorlanma sonucunda veya fizikî hadiselerden dolayı ortaya çıkan patolojik olmayan illüzyonlar olarak kabul edilmelidir. Mesela kulağı ağır duyan veya gözü zayıf gören adamın ses ve eşyaları düzgün kavraması veyahutta içinde su bulunan bir kaba batırılan kaşığın kırılmış gibi görünüşü v.s. söylenebilir. İllüzyonlar bazen fizikî ve mânevî yorgunluk neticesinde de meydana çıkabilir.

Ruhsal bozukluklar sonucunda oluşan illüzyonlar meydana geldiğinde, hasta kendi hatasını düzeltebilmek iktidarında olmuyor. Yanlış kavrama bu durumlarda uzun müddetli devam edebilmektedir. İllüzyonlar düşünce bozuklukları ile ortaya çıkan hastalıklar döneminde (mesela, yüksek ateşle seyreden hastalıklar veya intoksikasyonlarda) daha çok karşımıza çıkmaktadır. Böyle zamanlarda illüzyonlar, aynı zamanda bir çok duyu organını da kapsayabilmektedir. Meselâ, hasta; hastahane personelini kendi akrabaları gibi görüyor, muhtelif alet ve cihazları acaib hayvanlara benzetebiliyor. Hastaların veya tıp personelinin birbiri ile yaptıkları sohbeti onun hakkında konuşuyorlar gibi algılıyor, mutfaktan gelen kokuyu insan etinin pişirilmesinden kaynaklanan kokuya benzetiyor v.s…. Duyu organlarına mahsus illüzyonlara ilave olarak, üç tür daha illüzyonlar mevcuttur. Bunlar affektif, verbal ve pareydolik.

Affektif (affektogen) illüzyonlar, duyguların, hissiyatın, güçlenmesi ile birlikte korku ile sıkıntı içinde bekleme dönemlerinde ortaya çıkmaktadır. Bu durumdaki bir hasta duvarda asılı olan paltoyu bir hırsıza, ağacın eğri budağını ona hücum etmeye hazırlanan zehirli bir yılana, pencere camından düşen gölgeyi bir caniye benzetebilir.

Verbal (latince verbalis-nutk, söz demektir.) İllüzyonlar oluştuğunda, hasta etrafındaki adamların normal sohbetleri, onun şahsına karşı yapılmış bir hakaret veya küfür olarak algılayabilir.

Pareydolik illüzyonlarda, etraftaki cisimlerin detayları, mesela duvarda asılmış bulunan bir halının nakışları ve muhtelif çizgileri, gökteki bulutları fantastik sahneleri hatırlatan hadiseler gibi algılanabilir. Bu çeşit illüzyonlar, delirium halinin (alkol psikozu) başlangıç safhalarında ortaya çıkabilir.

Hallüsinasyon (Hallücinatio)-Latin söz olup hayal görme (karabasma-sersemleme) demektir. Hasta bu dönemde, beynin kavrama merkezinde olmayan şeyleri hayalî olarak oluşturur. Yani objesiz kavramadır. İllüzyonlar gibi hallüsinasyonlarda duyu organlarına bağlı olarak beş çeşitte karşımıza çıkabilir. Bunlar görme, işitme, tad, koku ve taktil hallüsinasyonlardır. Hallusinasyonlar izole duyu organlarına münhasır olabildiği gibi, bunların birkaçı veya tamamını da kapsayabilir. Mesela hasta, bir dönemde koluna bir yılan dolandığını görebilir, onun nefesini işitir ve soğukluğunu hissedebilir.

İşitme hallüsinasyonlarında, hasta herhangi bir kişinin kendisini çağırdığını, tahkir ettiğini veya neler söylemesi gerektiğini telkin ettiğini işitebilir. Bazı hastalar ‘hiçbir mânâ ifade etmeyen sesler işitebilir. ‘Akoazm’ olarak isimlendirilen bu tip hallüsinasyonlar elementer işitme hallüsinasyonları değildir.

Verbal (konuşma) hallüsinasyonları muhtevası itibari ile muhtelif şekillerde ortaya çıkabilirler: Ayrı ayrı sözler, uzun uzadıya söylenen nutuklar v.s. Hastanın kendisi ve etrafındaki adamlar için tehlikeli olan imperativ (otoriter) hallüsinasyondur. Bunlar emredici karakterli olup, hastaları suç işlemeye sevk edebilir. Bu tip hallüsinasyonların tesiri altında bir hasta kadın, kendi evladını balta ile öldürebilir. Bir başka hasta iş yerinde yangın çıkarmış, işyerinin tüm gerekli evraklarını yakarak imha etmiştir. Bu tip hastalar acilen hastahanelere alınmalı ve kapalı koğuşlarda nezaret altında tutulmalıdır.

Görme hallüsinasyonları bazen sade olabilir. Mesela kıvılcım, parıltı, tütsü, çizgi v.s. şeklinde olabilir. Bunlara fotopsiya denir. Bazan ise karışık ve murekkep tipte olabilir. Bu durumda hastalar, objektif olarak mevcud olmayan hayvanlar, muhtelif insanlar, hadiseler (mesela kavga meydanını hatırlatan sahneler v.s.) gördüğünü söyleyebilir. Ağır ruhsal hastalığa tutulmuş bir hasta şöyle demiştir; ‘Karşıma üç nefer adam geliyor. Birinin elinde bıçak, diğerinde tabanca, üçüncüsünde ise balta vardır. Onların üçü de benim.’

Koku hallüsinasyonlarında olan hastalar, çoğunlukla burunlarına pis kokunun gelmesini (kokmuş et, keskin kokulu ilaç, v.s.) bildirmektedirler. Bazı durumlarda da hastalara günlerce yemek yemekten imtina etmektedirler. Bu yemeklere zehirli maddeler katıldığını ve yemeğin ölü etinden pişirildiğini söyleyebiliyorlar.

Taktil hallüsinasyonlarında hastalar bedenlerinin muhtelif bölgelerinde uyuşma, karıncalanma, gerilme, ağırlık, kaşınma gibi hislerin oluştuğunu, bedeninde böceklerin veya karıncaların gezdiğini söyleyebilmektedir. Bazı durumlarda bu böcekler sanki bedeni dişliyor, tırmalıyor ve rahatsızlık veriyor.

Taktil hallüsinasyonların visseral tipinde, hastalar dahili organlarında (yemek borusu, mide ve bağırsaklarında, eklemlerinde v.s.) diken, bıçak veya canlıların (arı, karınca, böcek, v.s…) olduğunu bildirmektedir.

Hallüsinasyonlar hangi duyu organına ait olmasından temel almayarak hakiki ve yalancı olmak üzere iki gruba ayrılır.

Hakiki hallüsinasyonların objektif (halusina tor obraz) kişinin dış muhitinde yerleşmiş olur. Mesela, ses duvarın arkasından, sokaktan, komşudan veya diğer odadan geliyordur.

Yalancı hallüsinasyonlar (pseudohallüsinasyonlar) daha karmaşık özelliklere haiz olup, sadece kavrama yetenekleri üzerinde değil, aynı zamanda düşünce yeteneklerini de kapsamaktadır. Bu zaman hallüsinasyonlar bedenin kendisinde yerleşmektedir. Bu durumlarda hasta sesi, kokuyu, acaib hayvanı bedenin içinde hisseder. Hastayla konuşulduğunda, seslerin beyninin içinden geldiğini söyler. Koku midesinden gelmektedir. Vahşi hayvanları ise ‘Beynimin gözü ile görüyorum’ demektedir. Pseudohallüsinasyonlar genellikle karışık psikopatolojik sendromlarda, psihi automatizm veya Kandinski Klerombo Sendromunu terkip bölümünü oluşturur. Ayrıca şizofreni hastalığının gelişme döneminde karşımıza çıkar. Pseudohallüsinasyonlarda hastalar, seslerin onları takip ettiğini, kendi arzuları dışında sanki kalbine sirayet ettiklerini belirtmektedirler. Aynı zamanda hasta kavranılan hadiselere ona zorla telkin olduğunu ifade ediyordur.

Hipnogojik hallüsinasyonlar, uyku ile uyanıklık arasında sersem bir vaziyette iken ortaya çıkan görme hallüsinasyonlarına denmektedir. Bu çeşit hallüsinasyonlar bazı karışık hatıraların veya sahnelerin canlanması şeklinde olabilir. (Hastalar sanki televizyon programlarındaki spikerin, programını izlemektedir.) Bazen ise bir takım insanlar onu korkutup, hücum ediyor. Hasta gözünü açtığı zaman tüm bu sahneler yok oluyor. Bir müddet sonra bu sahneler yine tekrarlıyor. Bazı durumlarda hipnogojik hallüsinasyonlar uykudan uyanma döneminde ortaya çıkarlar.

Fonksiyonel Hallüsinasyonlar, yukarda bahsedilen hallüsinasyonlardan farklı olarak, gerçek bir uyarana bağlı olarak ortaya çıkar. Uyaran faktör ortadan kalktıktan sonra, fonksiyonel hallüsinasyonda kaybolur. Mesela, trende yolculuk yapan bir şahıs, tekerlerin sesini işitir, bu seslerin yanında ona paralel olarak seslerde işitir. Bu paralel sesler genellikle kötü içerikli, onun şahsına hakaret dolu sözlerdir. Bu tip hallüsinasyonları, illüzyonlara benzetmek olabilir. Ancak, illüzyonlardan farklı olarak burada kişi hem trenin tekerlerinin sesini işitmekte, hem de onun şahsına yönelik hakaretvari sözleri de işitmektedir. Tekerleklerin sesi kesildiğinde, tren durduğunda, diğer seslerde otamatikman kesilmektedir. Böylelikle fonksiyonel hallüsinasyonlar öz karakterlerine göre illüzyonlardan ve yukarıda bahsedilen hallüsinasyonlardan farklılık arzetmektedir.

Cinsel Problemlerde Hipnoterapi

(Cinsel Problemlerde Hipnoterapi)Cinsel Problemlerde Hipnoterapi

I. GİRİŞ
A. BU KİTABI KİMLER KULLANABİLİR ?
B. BU KİTABI NASIL KULLANABİLİRSİNİZ?
II. HİPNOZ NEDİR?
A.HİPNOZUN SÖZLÜK VE MİTOLOJİK ANLAMLARI
B. Hİpnozun TABİATI
C. Beynİn sağ ve sol yarImkürelerİnİn fonk
D. Öğrenilebilir bir yöntem olarak hipnoz
E. Oto hipnoz (SELF HİPNOZ
F. GEREKSİZ GİZEMLİ (RİTÜALİSTİK) İNDÜKSİYON TEKNİK LERİ
G. DERİN TRANS GEREKLİ Mİ
H. HİPNOZUN TANIMI VE YAPISI
DUYGULARINIZA SERBESTÇE YOL VERiN
DOĞRU HEDEFE YÖNELMiŞ RÜYA
SiZi SARAN GERÇEKTEN SIYRILMA ve İç Dünyaya Açılma
ZiHiNSEL GERÇEKLERLE İLiŞKiYE GEÇME
I. Hipnoz hakkındaKi mistik ve abartılı düşüncelerİn İzahı
Kendimi ve Kontrolümü Kaybedeceğim Düş
Hafızamdaki Kötü Anılarla Temasa Geçeceğim, Onların Hakkında Düşünmesem İyi Olur
Hipnoza Girdikten Sonra Hipnozdan Çıkamayacağım
Hipnotizörün Elinde Oyuncak Olur muyum?
O Kadar Güçlüyüm ki; Beni Kimse Hipnotize Edemez
Korkarım Hipnotizma İrade Gücümü Zayıf
Hipnoz Dinime Aykırıdır
J. Hİpnozun Genel Tarİhİ
DİRİMSEL MAGNETİZMA
MESMERİZM
HİPNOZ
OLUMLU DÜŞÜNCE
III. HİPNOZ VE CİNSEL HAYAT
A. ERKEKTE ÜREME VE HORMONAL FONKSİYONLAR
B. KADINDA ÜREME VE HORMONAL FONK
C. CİNSEL FONKSİYON HASTALIKLARI
D. CİNSEL PROBLEMLERDE HİPNOTERAPİYE GENEL BİR BAKIŞ
E. CİNSEL ARZUNUN YOKLUĞUNDA HİPN. BAŞARI
F. KADINLARDAKİ CİNSEL ARZU YOKLUĞUNDA HİPNOZUN BAŞARISI
G. ERKEKLERDEKİ CİNSEL ARZU YOKLUĞUNDA HİPNOZUN BAŞARISI
H. KADINLARDA ORGAZM YOKLUĞUNDA HİPNOZUN BAŞARISI
I. ERKEKLERDE ORGAZM YOKLUĞUNDA HİPNOZUN BAŞARISI
İ. HER İKİ CİNSEL PARTNER İÇİN AYNI ANDA KULLANILAN HİPNOZUN BAŞARISI
J.CİNSEL SORUNLARI ÇÖZMEK İÇİN OTOHİPNOZUN KULLANILMASI
K. CİNSEL PROBLEMLERDE HİPNOTERAPİ’NİN EVRİMİNDEKİ SON BASAMAKLAR
IV. HİPNOZDA CİNSEL HAYAT(I)
A. TEMEL OTOHİPNOZ
B. DOĞAL Rİtmİk Solunum
C. BİLİMSEl Vücut Gevşemesİ
D.OLUMLU HAYAL KURMA
E. Oto telkİn
F. GERİ DÖNÜŞ
G. Temel OTOhİpnoz İÇİN HAZIRLIK
H. PRATİK YAPMA PROĞRAMI
TEMEL OTOHİPNOZ SENARYOSU
a.Faz I. Doğal Ritmik Solunum
b. faz II. bilimsel vücut gevşemesi
c.faz III. olumlu hayal kurma
d. faz IV. oto telkin
e. faz V. yeniden giriş
I. TEMEL OTOHİPNOZ ÇALIŞMASINDA FAZI VE FAZ II’YE ALTERNATİF YOLLAR

V. İNSAN CİNSELLİĞİ: ZEVK VE ACI (MUTLULUK VE STRESS)
A. İNSAN CİNSELLİK DEVİNİMİ
B. CİNSEL BOZUKLUKLAR
Arzu Aşaması
Tahrik Aşaması
Orgazm Aşaması
C. CİNSEL PROBLEMLERİN NEDENLERİ
* Organik Nedenler
D. CİNSEL HAYATTA OLUMSUZ DÜŞÜNCE ( CİNSELLİK VE DÜŞÜNCENİZ)
E. ORGANİK NEDENLERE BAĞLI OLUMSUZ CİNSEL DÜŞÜNCE
F. EŞLER ARASINDAKİ NEGATİF (OLUMSUZ) CİNSEL DÜŞÜNCE
İyi Eş Vakası
Strese Bağlı Bir Vaka Takdimi
Rollerin Değişmesi İle İlgili Bir Vaka Takdimi
G. ÖZEL PROB. BAĞLI OLUMSUZ CİNSEL DÜŞÜNCE
Ufak Boyluluk Problemi Üzerine Bir Vaka
Ekonomik Güçle İlgili Bir Vaka
Akademik Kariyer İle İlgili Bir Vaka
Arzu ve İsteğin Kaybolması İle İlgili Bir Vaka
Unutulmayan Etkili Anılarla İlgili Bir Vaka
H. İNANÇLAR HAKKINDA OLUMSUZ VE NEGATİF CİNSEL DÜŞÜNCELER
Üniversitede Aşırı Cinsellik Fantazileri İle İlgili Bir Vaka
Orgazma Ulaşamamak İle İlgili Bir Vaka
Günah Duygusu ile İlgili Bir Vaka
Karmakarışık Duyg. Yaşama İle İlgili
Cinsel Birlik. Korkma İle İlgili Bir Vaka
Bir Doktorun Çıkmazı
Vaginismus iİle İlgili Bir Vaka
I. KENDİ CİNSEL DÜŞÜNCENİZİ TEST EDİNİZ
VI. HİPNOZDA CİNSEL HAYAT (II)
A. CINSEL TEDAVİ İÇİN TEMEL OTOHİP. HAZIRLIK
B. PRATİK PROĞRAMI
C. NEGATİF DÜŞÜNCELERİ DEĞİŞTİRMEK İÇİN YÖNTEMLER
Çöpleri Yakma
Temiz Bir Mazi
Sanatkarlık
D. RAHATSIZ EDİCİ DÜŞÜNCELERİ BERTARAF ETMEK İÇİN YÖNTEMLER
Düşünce Filtresi
Sihirli Zaman Düğmesi
Elektrik Süpürgesi
Eğer Dünyayı Yönetseydiniz
Aynalarla Dolu Oda
Zevk Enstrümanı
VII. HİPNOZDA CİNSEL HAYAT (III)
A. CİNSEL BOZUKLUKLARDA TEMEL OTOHİPNOZ KULLANILMASI
B. ARZU EKSİKLİĞİ OLANLARDA TEDAVİ YÖNTEMİ
Arzuya Giriş (Erkek ve Kadınlar İçin)
Kristal Küre ( Erkek ve Kadınlar İçin)
İstek-Kontrol Misyonu (Erk. ve Kad. İçin)
C. TAHRİK PROBLEMLERİ OLANLARDA TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Aşk Güzeldir (Erkek ve Kadınlar İçin)
Film Seyretme (Erkek ve Kadınlar İçin)
Tahrikin Kontrolü İçin (Erk. ve Kad.İçin)
Arzulu Eşiniz (Sadece Kadınlar İçin)
D. HERHANGİBİR CİNSEL PROB. İÇİN YÖNTEMLER
Güzel Bir Aşk Sahnesi (Erkek ve Kadınlar İçin)
İç Duyguların Farkına Varma (Erkek ve Kadınlar İçin)
VIII. HİPNOZDA CİNSEL HAYAT (IV)
A.CİNSEL FANTAZİLERDE OTOHİPNOZUN ROLÜ
IX. HİPNOZDA CİNSEL HAYAT (V)
A. HİPNOTİK DENEMELERDE TEMEL OTOHİP. PAYI
Mary ve Joe’nun Arzuya Girişi
Sean ve Flo’nun İkinci Vücut Seyahatı
Alice ve Steve’ın Aşk İlaçları
Gwen ve Duare İçin Hoşlanım Apareyleri
X. HİPNOZDA CİNSEL HAYAT (VI)
A. HOLİSTİK AŞK İÇİN TEMEL OTOHİP. ADAPTASYON
B. CİNSELLİK VE MENTAL DÜŞÜNCENİZ
C. CİNSELLİK VE FİZİKSEL YAPINIZ
Bilimsel Gevşeme
Kültür Fizik Egzersizleri
Beslenme Alışkanlıkları
D. CİNSELLİK VE RUHSAL DÜNYANIZ
E. CİNSELLİK VE KİŞİLER ARASI İLİŞKİLERİNİZ
F. HOLİSTİK AŞK İÇİN HİPNOTERAPİNİN KULLANIMI
Savaş Sahnesi
Doktor Hayali
Sağlığınızın Görünümü
Ruhsal Yürüyüş
Zihinsel Düşüncenizin Sesi
Eşinize Mektup
Sizin En Zayıf Tarafınız

XI.EŞLER ARASINDAKİ UYUM
A. EŞLERİN ZEVK DUYGUSU
B. ÖZEL BİR HAFTA SONU
C. ÖZEL BİR GÜN
XII. HİPNOZUN DİĞER KULLANIM ALANLARI
A. HİPNOZUN TIPTA KULLANIMI
Hipnozun Anesteziolojide Kullanımı
Hipnozun Dermatolojide Kullanımı
Hipnozun Migrene Bağlı Başağr. Kullanımı
Uygarlığın Dört Belası ve Hipnoz
Hipnozun Doğmamış Bebeklerin Cinsiyetlerinin Tesbitinde Kullanılması
B. KÖTÜ ALIŞKANLIKLARIN TEDAVİSİNDE HİPNOZUN KULLANIMI
Oburluk
Sigara
Alkol
C. ÖĞRENMEDE HİPNOZUN KULLANIMI
D. SANATTAKİ YARAT. HİPNOZUN KULLANILMASI
E. ENDÜSTRİDE VE İŞ ALEMİNDE HİPNOZUN KULLANILMASI
F. SPORDA HİPNOZUN KULLANILMASI
XIII. SONUÇ
KONU İNDEKSİ
YAZAR İNDEKSİ
MEFHUMLARIN SÖZLÜK ANLAMLARI
XIV. MEDYADA SEKSÜEL SAPIKLIKLAR

Allerji ve Deri Hastalıklarında Hipnoterapi

ÖNSÖZ (Allerji ve Deri Hastalıklarında Hipnoterapi)alerjivederi

1975 yılında başladığımız insan psişiğindeki gezintilerimiz; hipnotik fenomen olgusuyla karşılaştığında, yepyeni ve esrarengiz bir dünyanın kapısının eşiğinde olduğumuzu farkettim. Bilinmeyene ve gizemli olana karşı duyduğumuz ihtiras seviyesindeki tecessüs; yıllarımızı peşine katarak bizleri 1993’lere getirdi.

18 yıllık bir gezinti boyunca çeşitli kilometre taşlarına ulaştık. Başlangıçta amatörce ve gençlik heyecanı ile girdiğimiz bu yol, bizi kendisine çekerek profesyonelce bir gelişim çizgisi izledi.

Tıp tahsilinin bize bahşettiği imkanları da değerlendirerek; soma ile psi arasındaki derin, anlamlı ve determinist ilişkiyi gördük. Kıymetli nörofizyolog Prof. Dr. Üner TAN’ın bizlere nöro fizyolojiyi sevdirmesi, çalışmalarımıza nörofizyolojik bir boyutta kazandırdı. Araştırmalarımızın bir çoğunu labaratuara taşıyıp, iyi bir gözlemci olmaya gayret ettik. Sonuçlarımızı tekrar tekrar irdeleyip, dünyadaki gelişmelerle doğrulamaya çalıştık.

Henüz tıp tahsilinde iken tanıştığım, merhum nöropsikiyatrist Prof. Dr. Recep DOKSAT Bey, bizlere bilinmeyen bir dünyanın kapılarını açıp sağlam referanslarla yol gösterdi. Psişik çalışmalardaki metodolojisi bizlere en kıymetli bir miras olarak kaldı.

İnsanın gizemli ve harikulade ruh dünyasındaki gezintilerimiz çoğaldıkça; hayretimiz, hayranlığımız ve bir o orandaki bilgisizliğimizin ve hiçliğimizin boyutlarını yaşadık. Bilinmeyen Dünyamızın araştırılmasında, psişik determinist kanunların bulunmasında, sonuçlarının tahlilinde hipnoz gibi kıymetli bir araştırma metodumuz vardı. Çağdaş psikolojinin kurucularının da; hemen hemen tamamının belirli bir seviyeye ulaşana kadar hipnozu kullanması, bu iddiamızın ne kadar doğru olduğunu göstermektedir.

Bu çerçevede insanın ruh dünyasına tuttuğumuz hipnoz projektörü aracılığı ile bir çok psikolojik olguyu mercek altında inceleme imkanını bulduk. İnsanın mental, motor ve kognitif gelişmesinin nörofizyolojik incelemesini yapabildik. Sonuçta psikosomatik tıbbı yakaladık.

Psikisomatik tıbbın o kadar küçümsenecek bir hadise olmadığını bizzat müşahade ettik. Meslek hayatımza atıldığımız günden beri, serbest hekim olarak çalışmanın verdiği avantajları da kullanarak; birçok vaka tahlili ve takibi yaptık. Sonuçlarını değerlendirdik.

İnsan somasının nasıl psişiğini etkileyip kişiyi mutlu veya mutsuz kıldığına tanık olduk ise; insan psişiğindeki dalgalanmaların bedensel fonksiyonlara verdiği arızaları da gözlemledik. İnsandaki enfeksiyon hastalıklarının, yaralanmaların, felçlerin, bedensel organik problemlerin insanı ciddi olarak üzdüğünü ve ruhsal yönden yıkıma sürüklediklerini müşahade ettik. Aynı şekilde psikolojik endişeler,stresli bir hayat, korkular, beklentiler, hayal kırıklıkları, çevresel olumsuzluklar da; insan bedeninde de aksülamel (yansıma) bulmaktadır. Terlemeler, çarpıntılar, baş ağrıları, kolitler, ishaller, kabızlıklar, mide ağrıları, yorgunluk hisleri hep bu çerçevede değerlendirilmelidir.

İşte insanın psişiğinde kopan fırtınalar, en belirgin olarak insan cildinde cevap bulmaktadır. Yıllardır merak ettiğim; “Deri ruhun aynasıdır.” veciz sözünün anlamın yeni yeni kavradım. Kıymetli dermatolog Doç. Dr. Özcan AŞÇIOĞLU ile yaptığımız sohbetler esnasında, bu sözün derinliklerine inmeye çalıştık. İnsan cildinin bu esrarengiz özelliği beni çok cezbetti.

Bu cazibe üzerine, psikosomatik tıbbın dermatoloji üzerine olan etkilerini araştırdım. Sonuçta tarif edemeyeceğimiz bambaşka bir ilişkinin ortasında kaldım. Yılların birikimi olan, bu bilgi erişiminden konuya hassasiyet duyanların da ulaşmasını arzuladım.

Bireysel yaptığımız çalışmaları, uluslararası güvenli referanslarla desteklemek ihtiyacını duydum. Bu nedenle yurt dışında yayımlanmış, özellikle allerji ve deri hastalıklarındaki hipnoterapi çalışmalarını araştırdım.

1985 yılında yayımladığımız “Gerçeğin Dirilişine Kapı HİPNOZ” kitabımızda incelediğimiz hipnotik fenomenlerin, psikosomatik tıbba ve dolayısıyla dermatolojiye nasıl yansıdığını gördük.

Yurt dışı çalışmaları arasında en ciddi olarak gördüğüm Dr. SCOTT’un çalışmalarını kendimize kaynak aldık. Dr. Micheal C. SCOTT bir dermatolog ve hipnologdur. 40 yıllık dermatolog ve hipnolog olarak yaptığı klinik çalışmalarını değerlendirmiş ve psikosomatik tıbba büyük katkıları olmuştur. Dr. SCOTT’un 1960’lı yıllarda yayınladığı “HİPNOTERAPİ” kitabı ve makaleleri bu çalışmamızın oluşmasında temel referans olmuş, kitabın bir çok bölümünden iktibaslar yapılmıştır.

Biz bu çalışmamızı HİPNOZ kitabımızın 2. cildinde bir bölüm olarak vermeyi düşünürken klinik uygulamalarımızda çok yararlı sonuçlarını gördüğümüzden tüm hekimlerimizin ve hastalarımızın yararına sunmayı ve genişletmeyi uygun bulduk.

Bu arada çalışmamızın bir çok yerinde eksiklikler hatalar olabilir. Türkiye’de ilk defa böyle bir çalışmayı yapmış olmanın verdiği çaresizlik yüzünden bizi mazur göreceğinize inanıyoruz. Eksikliklerimizin ve hatalarımızın yeni bakış açıları ve teklifleriniz ile kapatıp bizlere yardımcı olacağınıza inanıyoruz.

Bilimsel etkinliğe katkı olabilecek her türlü eleştiri, en kıymetli şekilde değerlendirilecek ve daha sonraki çalışmalarımızda yerini bulacaktır.

Muhabbetlerimizle…

Dr. TAHİR ÖZAKKAŞ
5.5.1993 İncesu/KAYSERİ

Gerçeğin Dirilişine Kapı HİPNOZ 2

İÇİNDEKİLER (Gerçeğin Dirilişine Kapı HİPNOZ 2)gercegindirilisi2

ÖNSÖZ

I.BÖLÜM

HİPNOZ HAKKINDA FİZYO LOJİK VE NEUROFİZYOLOJİK ÇALIŞMALAR

1.HAYVAN HİPNOZU

A.GİRİŞ

B. HAYVAN HİPNOZUNUN TARİHÇESİ

C. Hayvan Hİpnozunu Oluş turma Yöntemlerİ

D. HAYVAN HİPNOZUNDAKİ TRANSIN ÖZELLİKLERİ

D. a. MUSKÜLER DURUM:

D. b. KALBİN DURUMU

D.c. SOLUNUM:

D. d. ANALJEZİ:

D. e. GENEL REAKTİVASYON:

D. f. TRANSIN DERİNLİĞİ

D. g. TRANSA YATKINLIK KABİLİYETİ:

D. h. SÜRE:

D. ı. FİLOGENETİK DAĞILIM:

E. FENOMENLERİN İZAHI

E. a. BEYİN İNHİBİSYONU VE REFLEKS CEVABI

E. b. ÖLÜM TAKLİDİ:

E. c. UYKU:

E. d. HİPNOZ:

E. f. UZAYSAL ORYANTASYON BOZUKLUĞU:

E. g. KORKU FELCİ:

F. ÖZET

BU BÖLÜM İÇİN MÜRACAAT KAYNAKLARI

2.UYKU VE HİPNOZ

A. UYKU ESNASINDA BİLİNÇ MEKANİZMA VE AKTİVİTELERİNİ ORTAYA ÇIKARAN TEKNİKLER

A.a.-GİRİŞ

A.b.Hİpnoz Ve Uyku ArasIndakİ Fenomenolojİk Benzerlİkler

A. b. 1.TARiHÇE

A. c. Uyku – UyanIklIk Sİklusunun Özellİklerİ

A. c.1- Uyanıklık Durumu (Gözler Kapalı)

A. c .2. E E G’DE UYKU DEVRELERi

A. c. 2.1. Birinci Devre :

A. c. 2.2 İkinci Devre :

A. c. 2.3 Üçüncü ve Dördüncü Devre :

A. c. 2.4 Rem Devresi:

A. c. 2.5 Uykunun EEG İle Teşhis Edilmesi:

A. d. UYKU DEViNiMi

A. f. HiPNOZUN GELiŞiMi:

A. f. 1. HiPNOZUN ÖLÇÜMÜ:

A. f. 2. METODOLOJiK PROBLEMLER:

B. UYKU VE HİPNOZ ARASINDAKİ FİZYOLOJİK BENZERLİKLER

B. a. Uyku ve Hipnozda E E G Faktörü

B. b. EEG Alfa Aktivitesi Ve Hipnoz

B. b. 1. Hipnoza Yatkınlık Ve E E G Alfa Ritmi Arasındaki Bağlantı:

B. b. 2. Hipnoz Esnasında Alfa Ritmindeki Değişiklikler

B. b. 3. Alfa Aktivitesi Ve Hipnoz Arasındaki İlişkinin Sonucu

C- UYKUNUN HiPNOTiK MANi PÜLASYONU

C. a. HiPNOTiK RÜYALAR VE UYKU RÜYALARI

C. a..1. Hipnotik Olarak Oluşturulan Rüyalar.

C. a. 2. Hipnotik Yöntemle Rüya Muhtevasının Ortaya Çıkarılması

C. a. 3. Hipnotik ve Normal Uyku Rüyalarında REM

C. b. Hipnotik Teknik Vasıtası İle Uyku Fonksiyonlarına Tesir etmek

C. c. Uyku Alışkanlıklarının Değiştirilmesinde Bir Model Olarak Hipnozun Kullanılması

C. c. 1. Uyku Esnasında Verilen Telkinlere Cevaplar

C. c. 2. Hipnoza Yatkınlık ve Uykuya Cevap

C. c. 2.1. Cevap Sıklığı

C. c. 2.2 Verilen Cevabın Gecikme Süresi Ve Hipnoz:

C. c. 2.3. Hipnotik Performans Tipi ve Uyku Cevabı:

C. c. 2.4. Uyku Kalıpları, Hipnoz ve Uyku Cevabı

C. c. 2.5. Hipnoza Yatkınlık Ve Uyku Esnasında Cevap Verme Yeteneği;

D- Yukarıda Tartışılan Uyku Cevaplarının Tetkiki

E- HİPNOZ VE UYKUDA ÖĞRENME

E. a. Yöntem

E. b. Sonuçlar

F. ÖZET

BU BÖLÜM İÇİN MÜRACAAT KAYNAKLARI

3. YOGA VE HİPNOZ

A. GİRİŞ

B- YOGA VE YOGİ TERİMLERİ NİN ANLAMLARI

C- HİPNOTİK VE YOGİK TRANSIN KARŞILAŞTIRILMASI

C.a. Hipnotik ve Yogic Transla ilgili bazı problemler

C.b. Kişilerin hislerine bağlı açıkla malar

D- YOGİK VE HİPNOTİK FENOMENLER

BU BÖLÜM İÇİN MÜRACAAT KAYNAKLARI

4.HİPNOZ VE TELKİNLE OLUŞAN FİZYOLOJİK DEĞİ ŞİKLİKLER

A-DUYULARLA İLGİLİ YAPILAN ÇALIŞMALAR

A. a. Renk Körlüğü Çalışmaları

A. b. Total Körlük

A. c. Görsel Uyarı Eşiği ile İlgili Çalışmalar

A. d. Myopi ile İlgili Çalışmalar

A. e. Vestibüler Nistagmus ile İlgili Çalışmalar

A. f. ViSÜEL HALLÜSiNASYONLAR

A. g. Sağırlık ile ilgili yapılan çalış malar

A. h.HAYAL EDiLEN AĞRı DUYUSU

B- DOĞUM VE HAMİLELİK DÖNEMİNDEKİ RAHİM KASILMALARINI OLUŞTURULMASI VE ORTADAN KALDIRILMASI İLE İLGİLİ YAPILAN ÇALIŞMALAR

C- DOLAŞIM SİSTEMİ ÜZERİNE YAPILAN ÇALIŞMALAR

C.a. Vazomotor Fonksiyonlar Üzerine Hipnozun Etkisi

C.b. Kalp Atımının Hızlandırılıp Yavaşlatılması İle İlgili Çalışmalar

C.c. Kalbin Durdurulması İle İlgili Çalışmalar

C.d. Elektrokardiografi Değişiklikleri İle İlgili Çalışmalar

D- METABOLİK VE SİNDİRİM SİSTEMİ DEĞİŞİKLİKLERİ İLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR

D.a. Kan Glukoz Seviyesi İle İlgili Çalışmalar

D.b. Mide Fonksiyonları İle İlgili Çalışmalar

E- DERİNİN FONKSİYONLARI İLE İLGİLİ YAPILAN ÇALIŞMALAR

E.a. Uçukla (Herpes Simpleks Bülleri) İle İlgili Yapılan Çalışmalar

E.b. Herpes Virusuna Bağlı Olmayan Uçuklarla İlgili Çalışmalar

E.b. Siğillerle İlgili Yapılan Çalışmalar

E.c. İktiyozis İle İlgili Çalışmalar

E.d. Allerjik Deri Cevapları İle İlgili Yapılan Çalışmalar

E.e. Astım İle İlgili Yapılan Çalışmalar

F- SEKRESYON FONKSİYONLARI İLE İLGİLİ YAPILAN ÇALIŞMALAR

F.a. Salivasyon (Ağız Salgısı) İle İlgili Yapılan Çalışmalar

F.b. İdrar Atılımı İle İlgili Yapılan Çalışmalar:

G- SOĞUK STRESSÖRÜ İLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR

H- NARKOTİK İLAÇ BAĞIMLILIĞININ YOK EDİLMESİ VE ENGELLENMESİ İLE İLGİLİ YAPILAN ÇALIŞMALAR

I- EMOSYONEL CEVAPLARLA İLGİLİ YAPILAN ÇALIŞMALAR

BU BÖLÜM İÇİN MÜRACAAT KAYNAKLARI

II. BÖLÜM

TEDAVİ AMACI İLE İLGİLİ UYGULAMALAR

1.TEDAVİ OLARAK UYGULAMA ŞEKİLLERİ

A.GİRİŞ

B. UZATILMIŞ HİPNOZ SEANSLARI

C.DİREK, İNDİREK VE POST HİPNOTİK TELKİN

D.SEMPTOM DEĞİŞTİRME

E.SEMPTOM BASKILAMA

F.HİPNOANALİZ

G.HİPNODRAMA

H.hİPNOZUN tRAVMATİK hADİSELERİN ABREACTION’ UNDA KULLANILMASI

1.TEDAVİ OLARAK UYGULAMA ŞEKİLLERİ

A.GİRİŞ

B. UzatIlmIş Hİpnoz SeanslarI:

C.a. DİREK, İNDİREK VE POST HİPNOTİK TELKİN

C. a. 1. Direk Telkin

C. a. 2. İNDİREKT TELKİN

C.a. 3. Posthipnotik Telkin

D. SEMPTOM DEĞİŞTİRME

E. SEMPTOM BASKILAMA

F. HİPNOANALİZ

G. HİPNODRAMA

A. a. Hastayı ANLAMADA HİPNODRAMA’nın Kullanılması:

A. b. Hastalığı TEŞHİS’te Hipnodramanın Uygulanması:

A. c. Hastayı TEDAVİ’ de Hipnodramanın Uygulanması

H. HİPNOZUN TRAVMATİK HADİSELERİN ABREACTİON’ UNDA UYGULANMASI

BU BÖLÜM İÇİN MÜRACAAT KAYNAKLARI

2. AĞRININ KONTROLÜN DE HİPNOZUN KULLANIMI

A. HİPNOTİK AĞRI KONTROL MEKANİZMALARI

A. a. Giriş

B. HİPNOANESTEZİNİN GER ÇEKLİĞİ

C. HİPNOTİK OLARAK MEYDANA GETİRİLEN ANALJEZİNİN YAPISI

D. SONUÇLAR

BU BÖLÜM İÇİN MÜRACAAT KAYNAKLARI

3. ANESTEZİDE HİPNOZUN KULLANIMI

BU BÖLÜM İÇİN MÜRACAAT KAYNAKLARI

4. CERRAHİDE HİPNOZUN KULLANIMI

A. CERRAHİDE HİPNOZUN GENEL KULLANIMI

A.a. Ameliyat Öncesi Dönemde

A.b. Operasyon Boyunca

A.c. Operasyon Sonrası

B. HİPNOZUN CERRAHİDE KULLANIM ALANLARI

B.a. AKCiĞER ENFEKSiYONLU CERRAHi VAKALARı

B.b. CERRAHi ESNASıNDA HAREKETLERiN KONTROL EDiLEBiLMESi İÇiN HiPNOZUN UYGULANMASı

B.c. CERRAHi ESNASıNDA HASTANıN CEVABıNA İHTiYAÇ DUYULMASı HALiNDE HiPNOZUN UYGULANMASı

B.d. CERRAHi ESNASıNDA E E G KAYıTLARı TAKiP EDiLMEK İSTENDiĞiNDE HiPNOZUN KULLANıMı

B.e. OPERASYON SONRASı KONTROLDA HiPNOZUN KULLANıLMASı

B.f. YANıKLı HASTALARıN CERRAHi TEDAViSiNDE HiPNOZUN UYGULANMASı

BU BÖLÜM İÇİN MÜRACAAT KAYNAKLARI

5.ONKOLOJİDE HİPNOZUN KULLANIMI

METASTATİK GÖĞÜS KANSERİ OLAN KADINLAR ÜZERİNDE YAPILMIŞ BİR HİPNOTERAPİ ÇALIŞMASI ÖZETİ

A. GİRİŞ

B. METODLAR

B. a. Geri Plan:

B.b. ÇALıŞMA DÜZENi VE MUAMELE

B. c. ÖRNEK

C. PSİKOLOJİK OLARAK DESTEKLENEN GRUP

D. ÖLÇÜMLER

E. ANALİZLER

F. SONUÇLAR

G. TARTIŞMA

BU BÖLÜM İÇİN MÜRACAAT KAYNAKLARI

6.PSİKOSOMATİK KARDİAK PROBLEMLİ HASTALIKLARDA HİPNOZUN KULLANIMI

A. PSİKOSOMATİK KARDİOVASKÜLER BOZUKLUKLAR

B. ŞARTLANMANIN ROLÜ

C. ESANSİYEL HİPERTANSİ YON VE HİPNOTERAPİ

D. MİYOKARDİAL ENFARKTÜS TEN SONRA DAVRANIŞ TEDAVİSİ:

E. HİPNO-DAVRANIŞ TEDAVİSİ

F. ANGINA PEKTORİS DAVRA NIŞ MODİFİKASYONU:

G.HİPNORELAKSASYON TEDAVİSİ:

H. PSİKOJENİK KALB BOZUK LUKLARI

I. HİPNOTİK TEKNİKLER:

İ. ARİTMİLERDE VE KAROTİD SİNÜS SENDROMUNDA HİPNOTE RAPİ

J. KORONER HASTALIĞI

K. POSTMİYOKARDİAL ENFARKTÜS SENDROMU:

L. KONJESTİF KALB YETMEZ LİĞİ

L.a. STANDARDiZE EDiLMiŞ İMAJLAR:

M. SEKS VE POSTMİYOKARDİAL ENFARKTÜS SENDROMU

BU BÖLÜM İÇİN MÜRACAAT KAYNAKLARI

7. BESLENME BOZUKLUKLARINDA HİPNOZUN KULLANIMI

A. ANOREKSİA NERVOZA

A. a. SEMPTOMLAR

A.b. DAVRANıŞ MODiFiKASYON TEDAViSi

A.c. DAVRANıŞ MODiFiKASYONUNUN DEZAVANTAJLARı

A.d. HiPNOTERAPi

A.f. STANDARD İMAJLAR

A. g. TARTıŞMA

BU BÖLÜM İÇİN MÜRACAAT KAYNAKLARI

8. SİGARANIN TERKİNDE HİPNOZUN KULLANIMI

A. SİGARA VE HİPNOZ

B. ETKİLİ BİR TEDAVİ OLARAK HİPNOZ

C. TEKNİK

C. a. Uygulama Teknik ve Telkinleri:

D. SONUÇLAR

E. TİPİK VAKA HİKAYESİ

F. ÖZET

BU BÖLÜM İÇİN MÜRACAAT KAYNAKLARI

9. ÇOCUKLARDA (PEDİATRİ) HİPNOZUN KULLANIMI

A. GİRİŞ

B. TELKİNE YATKINLIK KABİLİ YETİ

C. TEDAVİ YÖNTEMİ OLARAK HİPNOZUN UYGULANMASI

D. ÇOCUKLARIN BAZI PROBLEM LERİNDE HİPNOZUN KULLANIL MASI

D.a. İDRAR KAÇıRMA (ENÜREZiS)

D. b. ANKSiYETE

D.c. KEKEMELiK VE KONUŞMA BOZUKLUĞU

D. e. TıRNAK YEME

D. f. PARMAK EMME

D. g.TiKLER

D. h. DiŞ GıCıRDATMASı

BU BÖLÜM İÇİN MÜRACAAT KAYNAKLARI

10. NÖROLOJİK PROBLEM LER VE REHABİLİTASYONUNDA HİPNOZUN KULLANIL MASI

A. GİRİŞ

B. AYIRICI TEŞHİSTE HİPNOZUN KULLANILMASI

C. KAYBEDİLEN FONKSİYONLARIN EN YÜKSEK KULLANIM ORANINA ERİŞİLEBİLMESİNDE HİPNOZUN KULLANIMI

D. NÖROLOJİK KAYNAKLI AĞRILARDA HİPNOZ UYGULAN MASI

E. NÖROLOJİK REHABİLİTASYONDA HİPNOZUN KULLANIMI

BU BÖLÜM İÇİN MÜRACAAT KAYNAKLARI

VI. SONUÇ

VI. SONUÇ

VII. İNDEKS

A -KONU

B -YAZAR

C -SÖZLÜK

VII. İNDEKS

A -KONU

B- YAZAR

C- SÖZLÜK

VIII. EKLER

EK ; 1 GÖRÜŞME VE PUANLAMA FORMU

EK ; 2 BETTS ZİHİNSEL IMGELEME ANKET FORMUNUN SYDNEY MODİFİKASYONU

EK ; 3 HİPNOZA CEVAP SIKLIĞI ARAŞTIRMA ANKETİ.

Gerçeğin Dirilişine Kapı HİPNOZ 1

ÇİNDEKİLER (Gerçeğin Dirilişine Kapı HİPNOZ 1)hipnoz 1

Prof.Dr. Recep DOKSAT’ın Takdim Yazısı

Prof.Dr. Ayhan SONGAR’ın Takdim Yazısı

Prof.Dr. Üner TAN’ın Takdim Yazısı

Yrd.Doç.Dr. Özcan AŞÇIOGLU’nun Takdim Yazisi

Teşekkür

Içindekiler (I. Cilt)

İçindekiler (II. Cilt)

ÖNSÖZ

  • I- HİPNOZA GlRMEDEN ÖNCE BAZI ÇALIŞMALAR HAKKINDA BlLGİ
  • II- TÜRK KAMUOYUNDAN BAZI BİLİM ADAMLARININ HlPNOZ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ
  • III- HlPNOZUN SÖZLÜK VE mitolojik ANLAMLARI
  • IV- HİPNOZ ÇEŞİTLERİ
    • A- HETERO HİPNOZ
      • 1- Ferdi Hipnoz
      • 2- Grup Hipnozu
      • 3- Kollektif Hipnoz
      • 4- Sosyal Hipnoz
    • B- OTO HİPNOZ
      • 1- Posthipnotik Telkine Dayalı Oto Hipnoz
      • 2- Oto Hipnozun Özel Usullerle Elde Edilmesi
    • C- ÖZEL HİPNOZ HALLERİ VE HİPNOZA BENZEYEN DURUMLAR
      • 1- Yol ve Direkşiyon Hipnozu
      • 2- Televizyon Hipnozu
      • 3- Annenin veya Değirmencinin Selektif Hipnozu
    • D- İLAÇLA HİPNOZ
  • V- KİRLİAN fotoğrafçiliği
    • A- GENEL BİLGİ
    • B- AURANIN ÖZELLİKLERİ
    • C- AURA VE FANTOM ETKİSİ
    • D- TIPTA KİRLİAN fotoğrafçiliği
    • E- KİRLİAN TEKNİĞİNİN SAKINCALARI
    • F- SONUÇ
  • VI- HİPNOTİZMANIN TARİHÇESİ
    • A- PREMESMER DÖNEMİ
    • B- MESMERİZM DÖNEMİ
    • C- POSTMESMERİK DÖNEM
      • 1- SUNİ UYURGEZERLİK DÖNEMİ
      • 2- Dr. JAMES BRAİD DÖNEMİ
      • 3- CHARCOT’UN HİSTERİ TEORİSİ DÖNEMİ (SALPETRİER EKOLÜ)
      • 4- LİEBEAULT VE BERNHEİM’İN TELKİN DÖNEMI (NANCY EKOLÜ)
      • 5- SALPETRİER EKOLÜNÜN SAVUNUCULARI PİERRE JANET VE BABİNSKİ
      • 6- SIGMUND FREUD
      • 7- PAVLOV’UN REFLEKSOLOJİK İZAHI
      • 8- SON DÖNEM
        • TÜRKlYE’DE HİPNOZ
        • HİPNOTlZMANIN GELİŞİM KRONOLOJİSl
        • a- Neospiritüalistlere Göre :
        • b- M.Yurdakök’ün verdiği kronoloji
  • VII- HİPNOTlZMA TEORİLERİ
    • A- PREMESMERİZM DÖNEMI TEORİLERİ
      • 1- Mistik Görüşler
      • 2- A.de Villineuye
      • 3- R. Bacon
      • 4- G. Agrippa
      • 5- Van Helmont
      • 6- Paracelce
      • 7- Wırding
      • 8- M.Ficin
      • 9- Pompanace
      • 10- İbn-i Sina
      • 11- Robert Fludd
      • 12- Kircher
      • 13- Robert Boyle
      • 14- Balthozar Gracian
      • 15- Maxwell
    • B- MESMERİZM DÖNEMİ TEORİLERİ
      • 1-FRANS ANTOİNE MESMER(1733-1815)
      • 2-DE PUYSEGUR (1751-1825)
      • 3- DELEUZE
      • 4-DU POTET (1796-1881)
      • 5-LAFONTAİNE
    • C- POSTMESMERİZM (MESMER SONRASI) DÖNEMİ TEORİLERİ
      • 1-ANİMİST GÖRÜŞLER
        • a- Dr. Braid.
      • 2-HİSTERİ GÖRÜŞÜ
        • a- Jean Martin Charcot
        • b- Pierre Janet
      • 3-TELKİNCİ HİPNOZ GÖRÜŞLERİ
        • a-Bernheim
        • b- Baudouin
      • 4- PAVLOVİEN (REFLEKSOLOJİK) GÖRÜŞ
      • 5- PSİKOANALİTİK GÖRÜŞ
      • 6- SPİRUTUALİST GÖRÜŞ
  • VIII- SİBERNETİK GÖRÜŞ AÇISINDAN HİPNOTİZMA HİPNOTİZMANIN OLUŞMASI İÇİN GEREKLİ KOLAYLAŞTIRICI FAKTÖRLER VE HİPNOZA HAZIRLIK
    • A- GİRİŞ
    • B- HİPNOTİZMANIN OLUŞMASI İÇİN GEREKLİ KOLAYLAŞTIRICI FAKTÖRLERİN SINIFLANDIRILMASI
    • I- GENEL FAKTÖRLER
      • 1- Süjenin Hipnoza Girme Sebebi
        • a-Hasta Olanlar
        • b-Merak Ederek Hipnotize Olmak İsteyen Grup
        • c- Bizim Araştirma istegimize Olumlu Cevap Verenler
        • d- Fikirlerimizi Çürütmek Amacıyla Hıpnotize Edilmek isteyen Grup
        • e- Bazı Yeteneklerini; artırmak Amacıyla Hipnotize Olmak isteyen Grup
      • 2- Süjeye Hipnoz Hakkında Yeterli Bilgi Verilmelidir
      • 3- Mayalama
        • e- Hava Akımı
        • f- İlgi Dağıtıcı Objelerin İzalesi
        • g- Odanın ve Aydınlatmanın Rengi
        • h- Odadaki Izleyici Sayısı
        • ı- Hipnoz Seansının Zamanlanması
        • t- HİPNOZA YATKINLIK TESTLERİ
          • Arkaya Düşürme Testi
          • Nokta Hareket Testi
          • Kağıt Kaybetme Testi
          • Renk Hallüsinasyon Testi
      • 5- Göz Kapaklarını Ağırlaştırma Testi
      • 6- Göz Kapaklarını Birbirine Yapıştırma Testi
      • 7- Chevreull’ün Rakkas Testi
      • 8- Yükselen Kol Testi
      • 9- Parmakları Kilitleme Testi
      • 10- Kol Düşürme Testi
      • 11- DiğerTestler
  • X- YARDIMCI HİPNOZ ALET VE DÜZENEKLERİ
  • XI- HİPNOTİZMA USULLERİ
    • 1- KENDİ USULÜMÜZ: BAKIŞLA TESBİT, SÖZLE TELKİN METODU
    • 2- DİĞER HİPNOTİZMA USULLERİ
      • A- Dr. BRAİD’İN USULLERİ
      • B- Dr. LİEBEAULT’UN USULÜ
      • C- Dr. BERNHEİM’İN USULÜ
      • D- B.C. JAGOT’UN USULLERİ
      • E- Dr. BERİLLON’UN USULÜ
      • F- Dr. BONNET’İN USULÜ
  • III- HİPNOZUN DEVRELERİ
  • I-GİRİŞ
  • II- KLASİK GÖRÜŞE GÖRE HİPNOZUN DEVRELERİ
    • A- LETARJİK DEVRE
    • B- KATALEPTİK DEVRE
    • C- SOMNAMBULİSTİK DEVRE
  • l- ÇEŞITLI MÜELLIFLERE GÖRE HIPNOZUN DEVRELERININ SINIF.
    • 1-SALPETRİER OKULU VE CHARCOT’UN SINIFLAMASI
    • 2- DR. PİTRES’İN SINIFLAMASI
    • 3- CHARLES RİCHET’İN SINIFLAMASI
    • 4- LİEBEAULT’UN SINIFLAMASI
    • 5- BERNHEİM’İN SINIFLAMASI
      • Iki Gözde Oluşturulan Negatif Renk Hallüsinasyonlari
      • Her Iki Gözde Farklı Oluştunılan Negatif Renk Hallüsinasyonlan
      • Bir Göz Normal Iken, Diğerinde Negatif Renk Hallüsinasyonları
      • Blr Göz Renk Halüsinasyonu Göriürken, Diğer Gözün Görmesinin Iptali (Göz Felci)
      • Her Iki Gözün Renk Görme Duyusunun Iptali
    • b- Pozitif Renk Hallüsinasyonları
      • Tek Gözde Oluşturulan Pozitif Renk Hallüsinasyonlari
      • Iki Gözde Oluşturulan Pozltif Renk Hallüsinasyonlari
      • Her iki Gözde Farklı Oluşturulan Pozitlf Renk Hallüslnasyonları
      • Bir Göz Normal Göriirken, Diğer Gözda Pozitif Renk Hallisinasyonları
    • 3- MANZARA GÖSTERME HALLÜSİNASYONLARI
      • a- Negatif Manzara Hallüsinasyonlan
      • b- Pozitif Manzara Hallüsinasyonları
    • 4- OBJE ( EŞYA) HALLÜSINASYONLARI
      • a- Negatif Eşya Hallüsinasyonlari
      • b- Pozitif Eşya Hallüsinasyonlari
    • 5- HESAP HALLÜSINASYONLARI
    • D- TAD HALLÜSİNASYONLARI
      • a- Negatif Tad Hallüslnasyonlan
        • ACI Negatif Tad Hallüsinasyonu
        • TATLI Negatif Tad Hallüsinasyonu
        • EKŞI Negatif Tad Hallüsinasyonu
        • TUZLU Negatif Tad Hallüsinasyonu
      • b- Pozitif Tad Hallüsinasyonları
        • ACI Pozitif Tad Hallüsinasyonu
        • TATLI Pozitif Tad Hallüsinasyonu
        • EKŞI Pozitif Tad Hallüsinasyonu
        • TUZLU Pozıtif Tad Hallüsinasyonu
        • ÖZEL ILAVE
    • E- KOKU HALLÜSİNASYONLARI
      • a- Negatif Koku Hallüsinasyonları
      • b- Pozitif Koku Hallüsinasyonları
    • 2- KATALEPSİ
    • 3-ANALJEZİ (: AĞRİYA DUYARSIZLIK)
    • 4-ANESTEZİ
    • 5- PARALİZİ (: FELÇ)
  • I- İNTRA HİPNOTİK TELKİNLE OLUŞAN FELÇLER (İ.H.T.O.F.)
  • II- POSTHİPNOTİK TELKİNLE OLUŞAN FELÇLER (P.H.T.O.F.)
    • A- Hipnozda Başlayip Devam Eden Felçler
    • B- Hipnoz Sonrası Tetik Mekanizması ile Oluşan Felçler
    • 6- AMNEZİ (UNUTMA)

ÖNSÖZ (Gerçeğin Dirilişine Kapı HİPNOZ 1)  

Araştırma ve inceleme zevkinin en güzel yanı, var olanın niteliğinin ve niceliğinin ortaya konmasıdır- Araştırıcıyı sarhoş bir durumda bırakıp kendine rameden bu araştırma cehdi, uykularını zehir etse bile; insana haz verici bir olaydır. insanların sadece bir organik parçadan ibaret olduğunu savunan ve interpersor ilişkileri bu anlayış üzerine oturtan çağımızın kafa yapısı artık insana mutluluk verememektedir. Henüz kendisini layık-ı vechile tanımayan insan, dış dünyaya egemen olmuştur. Çağırrıızın bu büyük çelişkisi insanı makine bir hayata hapsetmiş ve insan kalabalıklar içinde yalnız bir fert durumuna düşmüştür. Büyük bunalımlarve çelişkiler içinde kıvranan topluluktar; genellikle cemiyet tipi gruplar- Henüz cemaat hali bozulmamış gruplarda bu yalnızlık problemi bir ölçüye kadar halledilebilmiştir.

Çağımızın büyük bir problemi de ihtisaslaşma dallarının birbirinden habersiz olacak kadar artmış bulunmasıdır. Bu ihtısaslaşma alanlarına kus bakışı da olsa takim olabilecek bır ılirn anlayışı bekienmektedir. «İlimlerin ilmi» oiarak nitelendiri-len Sibernetik bu konuda gelecek vaad eden bir adımdır.

Yüzyılımızın diğer bir özelliğl de insanın kendisine ve iç dünyasına yönelik çalışmalardan korkulmasıdır. İnsan devamlı basite indirgenmek ıstenilmektedir. Halbuki nsanın otomatizmasının basite indirgenmesi mümkün değıldir. Medikal olarak insanda oluşabilecek herhangi bir aksaklık; sanki herhangi bir kompütür-deki telin koparak yerine lehimlenmesi gibi bir anlayışla tedavi edilmek istenmek-tedir. Olayın gerisinde yatan NIÇİN VE NEDEN sorularına kimse yanaşmak istememektedir. Halbuki insan bır kompütür değil, kompütürlere yön veren psişik ve organik varlığı ile meçhuller ülkesidir. İnsan yaratılanlann en sırlı hazınelerini barındıran korkunç bir mekanizmadır. Bu tesbitimizin bir yönüyle haklı olduğunu kitabımızı okuyan her ınsaf sahibi takdir edecektir. Kaldı ki; kitabımızın konusu Hipnoz, olayı sadece belirli bir perspektiften ele alıyor ve değerlendiriyor. Ya ele alamadıklanmız…

Gerçekler ve doğrular tarihte hiç bir zaman değişmemıştir, Ancak insanların gerçekleri ve doğrulan algılaması tarih boyunca çok değişik ofmuştur. Klasik fiziğin temel kanunlannı koyan Nevvton doğmadan önce de tizik kanunlan belirli bir gerçeklik üzerine fonksiyonlannı icra ediyordu; klasik fiziğxin bır çok prensibini sarsan ve savunuculannı şaşkına çeviren A. EİNSTEİN’in RÖLATİVİTE TEORİSİ ortaya atıldıkfan sonra da gerçekler aynı kanunlarla yöneltilmektedir.

Insanlığa birer peygamber edası ile yol gösteren pragmatist ve pozitivist felsefeler de bir nokta da tıkanmışlardır. Ancak insan, kafasında bir çok sualler ve problemlerle dolanmayı hiç bir zaman istememektedir. Kendi içerisinde bir man-tık’i bütün oluşturan her anlayış onun içın takip edilecek ve sıkıntılanndan arındıra- cak bir yoldur. Ta ki kendi içerisinde mantık’i bir bütün olduğunu iddia eden bu sisteme karşı bir başka perspektiften bakan anlayışın savaş açmasına kadar. Sonuçta savaş, deterministlerle indeterministler arasında bir mücadeleye dö-nüşmektedir. Klasik fizik ve onun kurduğu bütün ilimler ayaklarını determinizm sayesinde yere basarken; indeterminizmi savunan modern fizik anlayışı determi-nistlerin altındaki toprağı çekmişdir. Deterministler tabiat kanunlarının bir sebep sonuçilişkisi içerisinde çalıştığını iddia ederek; aynı şartlarda aynı deneylerin aynı sonuçlar doğuracağını kabul etmektedirler. İndeterministler ise, bu gerçekliğin bir noktaya kadar mümkün olacağını, aynı şartlar olarak belirtilen laboratuvar ortamındaki şartların hiç bir zaman aynı olmadığını ve değişken olduğunu söyle-mektedirler. Biz de bu konuda indeterministlere hak vermekteyiz.

Insan mantığı kabul etmiyor diye bazı gerçekleri inkar etmek ancak Fanatiklerin tavrıdır. Bugünkü mantık ilişkileri içerisinde kendine bir yer bulama-yan gerçekler, ileride belkide bayrak edilecek hakikatlardır. Bunu şöyle belirtmek isterim: Bir kaç yüzyıl önce çağın en büyük bilim adamına bir telsiz sistemi getirsek ve göstersek; mekanizmasını izah etmeye çalışsak, her halde bizi ilml anlayışımız için tebrik etmeyecektir. Aklından zoru olduğuna inandığı bu telsizciyi mantıksızlıkla suçlayacaktır. Günümüzdeki ilişkilerde aynı bu şekildedir. Bence ilimlerin en güzeli ve en heyecan vereni insan ilmidir. İnsanı anlama konusunda insan var olduğundan bu tarafa kafa yorulmuş, fikirler serdedilmiştir. Bir DNA’da 20.000 sayfalık kitap bilgisine eşdeğer bilgi taşıyan insan üzerine yapılan çalışmalar ne güzeldir. Fakat üzülerek beyan etmek zorunda kaldığım bir nokta vardır ki, o da insanı sadece sinir tellerinden ve küçük fabrikalardan müteşekkil bir otonom sistem olduğu gerçeğinin tek gerçek olarak algılanmasıdır. Bu motor sistemi idare eden ve çok komplike fonksiyonlara sahip bir psişik yapının inkar edilmesi veya fonksiyonunun basite irca edilmesidir.

Kitabımızın amacı insanın bu yönünün o kadar da basit olmadığını hatta her olayın merkezinde planlayıcı ve idareci olarak o fonksiyonun bulunduğunu gös-termekdir. Bir aracın aksı kırıldığında dünyanın en iyi şöförü aracı kullansa bile o araç hareket etmez. Ta ki o aracın aksı tamir edilip yerine konsun. İşte insandaki bir çok hastalıkta bu gerçeklik vardır. Ancak arabayı başlı başına bir varlık kabul eder de, o aracı kullanan sürücüyü ihmal edersek büyük hataya düşmüş oluruz. Çağımızın ilim anlayışı bu hata üzerindedir. Sürücü devamlı ihmal edilmektedir. Halbuki şürücü aracı istediği gibi kullanmakta, eli ve ayağı altındaki çeşitli vasita larla organizmaya hakim olmaktadır. Sürücünün yaptığı hatalar; ne kadar düzel-lirse düzeltilsin, sürücü ustalaşmadıkça veya belirli bir konuda ikna edilmedikçe tekrarlamak mecburiyetindedir.

İşte Hipnoz araç’tan daha çok sürücüyle ilgilenen bir metoddur. Bunun varlığını ve mekanizmasının böyle olduğunu takip edeceğiniz sayfalarda tüm çıplaklığı ve açıklığı ile göreceksiniz. İnsan normal sınırlar içinde belirli kalıpsal davranışlar gösterir. Organizmanın hayatiyetini devam ettirmesi için bu gerekli-dir. Birbiri arasında information (bilgi) iletişimi içerisinde olan hücrelerveorganlar ortak bir tavır alarak zararlı etkeni ortadan kaldırmak için işbirliği yaparlar. Bu ortak işbirliği ve karşılıklı komplike ilişkiler «Homeostasis» denilen belirli bir denge noktasında sürer gider. Organizma normalde bu kalıpsal davranışların dışına çıkamaz. «ULTRASTABİLİTE» (Üstün Denge) denilen durum; insanın nöronal ve hormonal dengesini sağlayan sistemdir. Vücudun herhangi bir parçasına yapıla-cak müdahele tüm organizmada belirli kalıpsal davranışlar doğurur. Bu sistem genellikle irade dışı veya otonom olarak işler. İşte Hipnoz olaya bu aşamada müdahele etmektedir.

Kitabın ismini «gerçeğın DİRİLİŞİNE KAPI» olarak koymamız ve bunu ilmî bir terim olan «ÜST ULTRASTABİUTE» ile de belirtmemiz boşuna değildir. Hipnozda mantıkî ilişkilerimiz alt üst olmaktadır. Ortaya yeni gerçeklerve doğrular çıkmaktadır. Daha önceden gerçek ve doğru olarak sarıldığımız bir çok şey varsayım olarak kalmakta ve ellerimiz arasında kaybolmaktadır. Sonuçta şu kanaate varıyoruz; hiç bir zaman mutlak olan gerçeği ve doğruyu yakalayamıyo-ruz, ancak algılarımızla doğru olarak kabul ettiğimiz varsayımlara inanıyoruz. Hayatın idamesi için de bu gereklidir inancındayım.

Prof. Dr. W. Ross ASHBY’ın belirttiği gibl: «însan belirli ölçüler içinde zorunlu olarak degişebilen sistemler dışında biltün «DENGE DURUMLARINI» degişti-rebilecek, ikinci bir «FEED-BA CK» düzenine sahip bulunmaktadır. Bu yeni denge durumuna «ÜST ULTRASTABÎLÎTE» yani en üstün denge noktası diyoruz.» Böyle yeni bir denge halinin insanda bulunması belki de geçici süre için gereklidir. İnsan davranışlarının ve organizmasının yönelik olduğu amaç: HAYATIN İDA-MESİDİR. Canlılığı bozacak hertürlü engel vücudun kapasitesi ölçüsünde engel-lenmeye çalışılır. Fakat bazı denge noktalarını aşmadıkça; organizma için lü-zumlu olan davranış kalıpları belirlı noktalardan sonra zarar verebilir. Bunu bir misalle izah edecek olursak: Ağrı insan organizmasının herhangı bir yerinde meydana gelen bir arızayı belirtir. 0 arıza bölgesi tedavi edilmedikçe ağrı devam ettiği gibi şiddetini de artırır. II. Dunya Harbi esnasında Japon askerleri arasında ve Japonyanın savaş bölgelerinde anestezik maddeler yetersiz kalmış. Fakat bu arada bir çok apandist, diş çekimleri, doğum olayları gibi durumlar ortaya çıkmış. Bunların ametiyat edilmesi zarureti ortadadır. Anestezik ilaçlar olmadan ameliyat yapmak ise bir cinayettir. 0 halde ne yapılmalıdır? Işte bu esnada vücut yeni bir üstdenge sistemine sokulabilir. 0 güne kadar hayatın idamesi ve canlılığın ko-runması için gerekli olan müdafaa sistemleri geçici olarak devreden çıkarılabilir. Japonyada bu yapılmıştır. Hastalar çeşitli tekniklerle hipnotize edilerek analjezi temin edilmiş ve sonra ameliyat edilmiştir. Bu durum organizma için «ÜST UST-ULTRABİLİTE»dir.

Bu yeni denge noktasının uzun süre devam ettirilmesi doğru değildir. Çünkü belirli noktalardan sonra organizmaya zarar vermeye başlar. Devreden çıkarılan organizmanın bazı müdafaa bariyerlerinden gelen bilgiler merkezde değerlendiri-lemediğinden ona uygun kalıpsal davranışlar anında alınamayacaktır. Veya olma-yan etkenlere karşı gereksiz cevaplar doğabilecektir. Bununla da ilgili bir misali burada Zikrederek olayın ne kadar ehemmiyetli olduğundan bahsetmek isterim. «Loyd Tuckey (1921) telkinin kalbin işleyişi üzerindeki tesirini belirtirken çok dikkate deger bir vak’a zikrediyor. Dr. Hack Tuke’in kör bir şahısta direkt telkinle degil fakat, endirekt telkin ve onu doğuran -heyecanla senkop (bayılma) tevlid ettigi bu hadisede, kör sujeye bacagında bir yara açıldıgı ve oradan durmamacasma kan kaybettigi telkin edilmiş ve bu esnada sanki kan akıyormuş hissini vermek için ılık su akıtılmştır. Ve bu senkop (bayılma) ölümle neticelenir. (Van PELT, 11 s:268) Görüldüğü gibi olayın boyutlarının ne kadar ciddi sonuçlar doğurduğu ortadadır.

Yukarda belirttiğimiz iki ekstrem uç; mantıklı kalıplarımız dışında cereyan eden vak’alardır. Başka bir kişinin yardımı ile oluşan hipnotizmanın sadece tıbb’i değil, hukukl, ahlakî, siyasî, asken ve sosyal bir çok sonuçları vardır. İnancımız odur ki; amacı canlılığın tehlikeye düştüğü belirli zamanlarda insanın kurtuluşu için gerekli bu «ÜST ULTRASTABİLİTE» durumu organizma içın bir SÜBAP vazifesi görmektedir. insanın var olmasından bu tarafa gerçek bu olduğu halde henüz yeni anlaşılan ve üzerinde çok titiz çalışmalar yapılan bu bilim dalının rast gele kullanılması doğru değildir. Çünkü bu yeni denge durumunda (üst ultrastabi-lite) organizmanın tüm müdafaa bariyerleri istenirse yok edilebilmektedir. Ve hipnotize edilen şahıs bir robot gibi kullanılabilmektedir. Kitabımızın birinci cildi tıp ağırlıklı olmakla birlikte ikinci cildi konunun daha çok başka zaviyelerden ele alınmasını sağlamaktadır. Olayın mekanizması bu olunca kişilerin beyinlerine hükmetmek, kişiliklerini ortadan kaldırmak: mümkün olabilmektedir.

İnsanoğluna tehlikelı anlar içın kullanılması amacıyıa verilen bu yetenek; kötü emelli kişilerin elinde korkunç bir silaha dönüşebilmektedir. Konunun bu yönü özellikle beyin yıkama, siyasi, hukuki, ahlaki, eğitim ve öğretim açısından incelenmesini diğer ciltte detaylı olarak yapacağız. Kitabı okuyanlara tavsiyem şudur ki; çocukça bir heyecan ve merak ile bilinçsizce denemelere girişmesinler. Elde uğraşılan varlık, bir insandır. İnsan ise meçhuller ülkesidir. Meseleyi Esrarlı göstermek istemiyorum. Ancak tıp doktoru olmayan ve psikiathk bilgisi yetersiz olanların bu alanda uğraşmasını doğru bulmamaktayım. Avrupada ve A.B.D. de çıkan kanunlarda bu yöndedir. Ülkemizde ise konunun henüz varlığı veya yokluğunun tartışılması yapılmaktadır. Avrupada 200 yıl önce yapılan bu tartışma henüz ülkemızde yenı başlamıştır.

Konunun ciddiyeti açısından bir literatür misalini burada anlatmak isterim. Psikıatrik kişiliğinden habersiz olunan bir öğretmene, sırt ağrılarını ortadan kal-dırmak amacıyla bir seans tertiplenmıştir. Hipnotizörün yaptığı bu seans çok başarılı geçmiş ve hastanın sırt ağrılar; tedavi edilmiştir. Fakat Nevrotik bir kişiliğe sahip olan öğretmen bu ağrıları yolu ile çatışmalarını boşaltmakta ve rahatlamak-tadır. Kendisine bu imkanı sağlayan kapı da Hipnoz seansı ile, hiçbir tedbir alınmadan kapatılınca hastamız derin bir depresyona girmiştir. Bir kaç gün son-rada kendisini 7. kat penceresinden atarak intihar etmiştir. (Amerikan Ansiklopedisi’ s.679-680) Büyük Türk mutasavvıf ve şairiYUNUS EMRE’nin dediği gibi «BİRBEN VAR BENDE, BENDEN İÇERÜ» Bu içimdeki BEN’i tanımlamak oldukça zor. Kitapta bunu bir parça anlatmaya çalıştım. Kitap ilmi bakış açısından ele alınıp herkesin anlayabıleceği asgari düzeyde yazılmaya çalışıldı. Amacımız konuyu gündeme getirmek; ülkemizde de ilmi bir çalışma ortamı sağlamaktır. İmkansızlıklar içinde yaptığım yarım yamalak çalışmaların destekli bir şekilde ve organizeli bir ekip halindeyapılmasını temin etmek gayemizdir. Eserimiz büyük bir iddia ile çıkma-maktadır. İçinde bazı eksizlikler olabilir Okuyucumuzun bizi mazur göreceğine inanıyoruz. Çalışmalarırnız ilmi bir tez değildir. Bir kısım literatür bilgisi ve birazda kendi tecrübelerimizden oluşmuş bir kitaptır. Kitabımız tartışmaya açıktır. Konular tartışıldıkça olgunluğa ulaşılacaktır.

Ayrıca bu kitabın temelini teşkil eden Prof.Dr. Recep Doksat beyin değerli eserinden çok büyük oranda istifade ettiğimi belirtmek isterim. Kitabımızın iyi bir şekilde çıkması için benden fazla titizlik ve gayret gösteren, elinden gelen yardımı esirgemeyen, Türkiye’de bu sahanın tek uzmanı Hocam Prof.Dr. Recep Doksat beyin yardım ve teşvikleri için ne kadar teşekkür etsem azdır. Gösterdiği ilmî hassasiyet ve disiplin, bundan sonraki çalışmalarımda da bana rehber olacaktır.

Ayrıca Prof.Dr. Ayhan Songar beyin kıymetli saatleri ve yoğun çalışmaları arasında bizlere de vakit ayırarak; kitabımızı redakte etmeleri, çalışmalarımızı teşvik etmeleri, bizlere kıymeti sonsuz olan büyük bir destek ve şevk sağlamıştır. Kendilerine ne kadar teşekkür etsek azdır.

Gıyabımızda bizlere destek olan ve yardımlarını esirge.meyen hocamız Prof.Dr. Turan Güven beylere de yardımlan için teşekkürler ederiz.

Burada önsöz kısmına son vermeden önce bana çalışma zevkı ve ilim cehdi yönünden misal teşkil eden hocam Nörofizyolog Prof. Dr. Üner TAN’ın Erzurum Tıp Fakültesindeki desteklerini ve teşviklerini unutamıyacağım. Kendisine büyük teşekkür borçluyum. Ayrıca her problemimde yanımda olan ve çalışmalarımı destekleyen Dermatolog Yrd. Doç. Dr. Özcan Aşçıoğlu ve Fizyolog Yrd. Doç. Dr. Mehmet Karatoy hocalarıma ve bana destek olan yardım eden diğer hocalarıma ve grup arkadaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim. Saygılarımla…

7/10/1984
Tahir ÖZAKKAŞ

TEŞEKKÜR (Gerçeğin Dirilişine Kapı HİPNOZ 1)

Biz, naçiz gayretlerimizle yontmaya çalıştığımız bir parça taşı istikbalde inşa edilecek muhkem yapılara bir küçük hediye olarak takdim ederken; çalışmalanmızın bu aşamaya kadar olan süresi içinde bir vefakarlık misali vererek kitabımızı titizlikle inceleyerek bir çok hatamızı düzeltmemizi sağlayan, ayrıca çok değerli destek, teşvik ve yardımlarından dolayı hocamız Nöro-Psikiyatrist Prof.Dr. Recep Doksat beye, yoğun idarî ve ilmî çalışmaları arasında bizlerin naçiz eserini inceleme lütfunda bulunan, bizleri teşvik eden ve destekleyen hocamız Nöro-Psıkiyatrist Prof.Dr. Ayhan Songar beylere başta olmak üzere, bana ilk ilmi heyecanı tattıran hocam Neurofizyolog Prof.Dr.Üner Tan’a, çalışmamızın sonuçlarının redaksiyonunu üstlenerek yardımlarını esirgemeyen Psikiatrist Yrd.Doç.Dr. Seher Sofuoğlu hocama, Laboratuar çalışmalarımda bana yardımcı olan Nörolog Yrd.Doç.Dr. Ali Ersoy ve Fizyolog Yrd.Doç.Dr. Mehmet Karatoy hocalarıma, çalışmalarımızda maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen Dermatolog Yrd.Doç.Dr. Özcan Aşçıoğlu ve Operatör Yrd.Doç.Dr. Nihat Bengisu hocalarıma, çalışmalarımızda desteklerini esirgemeyen Uz.Dr.Mustafa Küçükaydın, Uz.Dr.Fahrettin Keleştimur, Uz.Dr. Adnan Gerger, Uz.Dr.Yakup Genç, Uz.Dr. İbrahim Ketenci ve Ass.Dr. Kemal Tekten beylere çalışma arkadaşlarım Dr.Muhsin Katık, Dr. Ali Has, İnt.Dr. Bülent Gök, İnt.Dr. Doğan Uysal, Int.Dr. İsmail Hakkı Ocak, Stj. Dr. Ünsal Özgen, Stj. Dr. Mustafa Baysal, Stj.Dr. Zekeriya Beylem, Stj. Dr. Bahadır Erdem, Stj. Dr. A. Tevfik Ozan, Stj. Dr. Tülay Doğan, Stj. Dr. İncilay Çokaktaş, Stj. Dr. Gülhan Okur, Stj. Dr. Füsun İvegen, Stj. Dr. Ayşe Güler, Stj. Dr. Levent Akkaya, Stj. Dr. Namık Delibaş, Stj. Dr. Ahmet Akşehirli, Stj. Dr. Mehmet Eğinkaya, Stj. Dr. Alparslan Karakaş, Stj. Dr. BahadırArslan, Stj. Dr. Uğur Yıldız, Stj. Dr. Hüseyin Çağıl, Stj. Dr. Ahmet Bicik’e, film ve fotoğrafların çekiminde büyük emek vererek yardımlarını esirgemeyen Tevfik Elkovan, Nazmi Yeşilova, Şeref Utku, Erol Karabulut beylere, kapak çalışmalarını tamamlayan Abdullah Kılıç beye, grafik ve şemaların çizimini büyük bir titizlikle yapan Ahmet Sıvacı beye, baskı işlerinde tüm kolaylıkları sağlayarak eserin kısa sürede basılmasını temin eden Faruk Bahçeci beye ve matbaa personeline ve ayrıca kitabımızın hazırlanması esnasında yaptığımız literatürtaramalarında bize yardımcı olan E.Ü. Merkez Kütüphanesi Personeline, İstanbul Bayazid Devlet Kütüphanesi Müdürü ve Personeline, İ.Ü. Merkez veTıp Fakültesi Kütüphanesi personeline ve H.Ü. Merkez Kütüphanesi personeline ve Erzurum A.Ü. Merkez Kütüphanesi personeline teşekkürü vicdanî bir borç bilirim.

7/10/1984
Tahir ÖZAKKAŞ

TAKDİM (Gerçeğin Dirilişine Kapı HİPNOZ 1)

Hipnoz ve Hipnoterapi, bir metod; Hipnotizm ise bir teknikler ve teoriler mecmuası… Panayır hokkabazlarından sahne illüzyonistlerine kadar pek çok kişi hipnotizör olabilir, amma hipnoz fenomenini ilmî metodlarla inceleyip fikir ve tıp tarihi içinde yerine oturtarak değerlendirebilmeye kalkışma, hipnoz ilmi demek olan Hipnoloji’nin işidir ki Hipnolog olmak da herkesin harcı değildir. Siyasî ve sosyal ilimler tahsil ettikten sonra tıp ve hekimlik formasyonuna ihtiyaç duyup bunu da edinmeyi başaran sayın Tahir Özakkaş’ın Hipnoz kitabı, Türkiyemizde bir yeni hipnolog yetiştiğini müjdeliyor.

1962 yılında neşrettiğim “Tatbikati ve Nazahyatıile Hipnotizma» adlı kitabımdan ancak 23 yıl sonra ciddî ve muhtevalı bir başka eserin neşri hem sevindirici hem de düşündürücü, hatta üzücüdür. Sevindiricidir zira ilk gayretlerin boşa gitmediğini gösteriyor. Düşündürücüdür, zira 23 yıl tıp çevreleri bu konuda hep susmuşlardır.

Mevcut bilgilerden metodlu bir şekilde şüphe etmesini bilmeyenler hiç bir yenlliğin bulucusu olamazlar. Tahir özakkaş, kitabımda yazdığım hipnotik fenomenleri titiz bir şüphecilikle teker teker ele alıp bizzat inceleyerek teyidini araştırmıştır ki takdire değer.

Pupilla (hadeka)’nın ışıga refleksini telkinle ortadan kaldırabilmesi ve süjelerde ekmnezi hasıl ederek onlara rüyalarını hatırtatıp yaşatabilmesi şeklindeki tecrübeleri Hipnoz literatüründe rastlanmayan yenilikler meyanındadır. Müellefi takdirlerim, tebriklerim ve teşviklerimle okuyuculara da hararetle taysiye ederim.

Prof.Dr. Recep DOKSAT
Nöro-Psikiyatr Hipnolog Ist. Marmara Ün. Öğr. Üy.

Hipnoz’u bir takım özel metotlar kullanarak şuurluluk derecesinin değiştirilmesi diye tarif edebilirsiniz. Telkin, sinir sistemi için bir çeşit “Dış informasyon; bir nevi “uyaran” olduğuna göre hipnoz fizyolojik bir fenomendir ve incelenip araştırılması psikolojinin ve fizyolojinin sahasına girer. Hipnoz bu görüşü ile bir çeşit tedavi vasıtasıdır da… Freud’un psikanaliz öncesi dönemde histerik hastalıkları hipnozla tedavi ettiğini ve şuur altına nufuz edebilmek için hipnozu bir araç olarak kullandığını unutmayalım. Hipnoz öylesine fizyolojik bir hadısedir ki; onun vasıtası ile bazı organik fonksiyonları dahi tadil etmek mümkün olabilmektedir. Hipnoz bu vechesi ile resmî kabule mazhar olmuş ciddî ilim kitaplannın sayfaları arasına girmiştir.

Hipnoz, ayrıca parapsikolojik fenomenlerin araştırma vasıtası olarak da kullanılmaktadır. Her ne kadar “ortodoks” ilmin böyle şeyleri kabulü mümkün değilse de, hakikatlerin muannit şeyler olduğunu, onlara arkamızı dönmekle yok olmayacakları da kabul zarureti vardır. Bugün için sinir sistemini kabiliyet, hudud ve faaliyetlerinden ne kadarını bilebiliyoruz ki ?.. Bu bilgisizliğimizi hayretimizi, meraklarımızı ve ilmi tecessüsümüzü olduğü kadar müsamahamızı da artırmasını “gönül gözümüzü” açmasını temennı ederim. Şunu daima göz önünde tutmalıdır ki, hipnoz cinsin in psişik müdahale, tedavi ve araştırma metodlan insanların alakasını kolaylıkla celbedebileceği için şarlatanlığa son derece açık bulunmaktadır. Bu sebeble hipnoz gibi bir konuda yazılacak eserin çok ciddi bir referanslara dayanması, belli bir ilmî metodu takip etmesi ve asla katı gerçeklerden ayrılmaması lazımdır. Bu sebeble elinizdeki kitabı pek beğendiğimi, bu konuda elde mevcut çok hudutlu literatürlere bir yenisini ekleyen ciddî bir eser olarak candan tebrik ve takdir ettiğimi ifade etmek isterim.

Prof. Dr. Ayhan SONGAR
Cerrah Paşa Tıp Fak. Psikiyatri Anabilim Dalı Bşk.

Çok Değerli Öğrencim Dr. Tahir Özakkaş,
Öğrencilik yıllanrında nezaketin, dürüstlüğün ve çalışkanlığın yanında araştırma heyecanının da farkındaydım. Ancak, Palandöken dağlarının eteğinde Nörofizyoloji gibi her yönü ile çok güç olan bir araştırma sahasında uluslararası platformda düşünülmekte olan bilimsel sorulara karınca kararınca yanıt aramaya çalışan bir bilim adamından böylesine etkilendiğinin farkında değildim.

İncelemek üzere göndermek nezaketinde bulunduğun Hipnoz kitabının ön baskısı için çok teşekkür ederim. Gerçekte böyle bir kitapta hiç beklemediğim bir sürpriz ile karşılaştım.O zaman sizi hoca olarak etkileyebilmiş olduğuma daha çok inandım. Zira bu kitapta fizyolojik mekanizmalar ağırlıkta bulunuyor; hipnoz gibi az bilinen ve araştırılması güç bir konuya fizyolojik gerçeklere uygun olarak, hatta çağdaş bilimin en önemli katkılarından biri olan sibernetik teoriye dayanarak büyük bir ustalıkla müsbet bilim kurallarının ışığı altında önemli bir yaklaşım sağlamış bulunuyorsunuz. Burada yönettiğim hipnoz seminerlerinde de hipnozun tamamen fizyolojik bir olay olduğunu devamlı yinelemişimdir. Kitabınızda bu hipotezi tamamen destekleyen ayrıntılı açıklamalar mevcuttur. Fizyolojik mekanizmalar yanında, hipnozun tarihsel gelişmesi, hipnoz ile ilgili diğer konular, hipnoz yöntemleri ve değerli araştırmalarınız da bu kitapta ayrıntılı ve açık olarak belirtilmiştir. Kitabınız bu özellik-leri ile uzun yıllar sürdürülen çetin fakat başarılı çalışmalarınızın sonuçlarını yansıtmaktadır. Sizi yürekten kutlar, böylesine değerli çalışmalarınızın devamını dilerim.

31 Ocak 1985, Erzurum
Prof.Dr. Üner TAN
Atatürk Ünv. Tıp Fak. Fizyoloji Anabilim Dalı Bşk.
ERZURUM

Bu kitabın bu hale gelene kadarki aşamalarından çok yakından haberdarım. Tahir Özakkaş’ın bütün imkansızlıklara rağmen üniversite bünyesinde yaptığı ilmî disiplin içerisindeki çalışmalarını takdirle karşılamamak mümkün değildir.

Olayları yakından görüp, yaşadıktan ve konuya karşı eğilimimizden sonra şunu anladım ki önümüzde korkunç bir bilinmezlik uçurumu vardır. Bu bilinmezlik uçurumunun amansız yollarında yol almaya çalışan yazar önümüze çok güzel ve sabırlı bir çalışmanın ürünü olan bu kitabı getlrmiş-tir. Kaynak olabilecek nitelikte ve geniş bir araştırma zeminine oturtul-muş bu kitabı her doktor arkadaşıma ve konuyu merak eden tiim ilgililere tavsiye ederim. Konunun gündeme gelerek,üniversiteler bünyesinde tar-tışılması yazarının en büyük arzusudur. Dilerim arzusu kısa sürede gerçekleşir.

Konuya bir dermatoloğ olarak yaklaşırsak; dermatolojik bir çok has-talıkta şayet iyi bir teşhis konup vakalar iyi seçilirse hipnozun yapacağı çok şey vardır. Fakat olayın boyutları nereye kadar ulaşmaktadır, şimdilik bu kısım meçhuldur.

Kıtabın bu cildi hipnotik fenomenleri tanımlamaktadır. Yazar olayın medikal yönünü 2. cildde ele alacağını bildirmektedir. Bir tıp doktoru ve dermatolog olarak bizlere çok şey kazandıracağına emin olduğumuz 2. cildi de sabırsızlıkla bekliyoruz.

Bizi dünyadaki ilmî gelişmelerden haberdar eden yazara yeni çalışmalarında başarılar dilerim.

Doç.Dr. Özcan Aşçioğlu
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi
Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi

Hipnoz Derneği Tüzüğü

HİPNOZ DERNEĞİ TÜZÜĞÜ

         Derneğin Adı ve Merkezi

         Madde 1– Derneğin Adı: “Hipnoz Derneği” dir.

               Derneğin Amacı ve Bu Amacı Gerçekleştirmek İçin Dernekçe Sürdürülecek Çalışma Konuları ve Biçimleri İle Faaliyet Alanı

         Madde 2-Dernek, Psikoterapi ve hipnoterapi faaliyetlerinin etkinleştirilmesi ve geliştirilmesini sağlamak ve bu konuda çalışmalar  yapan  kişi ve kuruluşlara destek vermek amacı ile kurulmuştur.

         Dernekçe Sürdürülecek Çalışma Konuları ve Biçimleri

1-Faaliyetlerin etkinleştirilmesi ve geliştirilmesi için araştırmalar yapmak,

2-Kurs, seminer, konferans ve panel gibi eğitim çalışmaları düzenlemek,

3-Amacın gerçekleştirilmesi için gerekli olan her türlü bilgi, belge, doküman ve yayınları temin etmek, dokümantasyon merkezi oluşturmak, çalışmalarını duyurmak için amaçları doğrultusunda gazete, dergi, kitap gibi yayınlar ile üyelerine dağıtmak üzere çalışma ve bilgilendirme bültenleri çıkarmak,

4-Amacın gerçekleştirilmesi için  sağlıklı bir çalışma ortamını sağlamak, her türlü teknik araç ve gereci, demirbaş ve kırtasiye malzemelerini temin etmek,

5-Gerekli izinler alınmak şartıyla yardım toplama faaliyetlerinde bulunmak ve yurt içinden ve yurt dışından bağış kabul etmek,

6-Tüzük amaçlarının gerçekleştirilmesi için ihtiyaç duyduğu gelirleri temin etmek amacıyla iktisadi, ticari ve sanayi işletmeler  kurmak ve işletmek,

7-Üyelerinin yararlanmaları ve boş zamanlarını değerlendirebilmeleri için lokal açmak, sosyal ve kültürel tesisler kurmak ve bunları tefriş etmek,

8-Üyeleri arasında beşeri münasebetlerin geliştirilmesi ve devam ettirilmesi için yemekli toplantılar, konser, balo, tiyatro, sergi, spor, gezi ve eğlenceli etkinlikler vb. düzenlemek veya üyelerinin bu tür etkinliklerden yararlanmalarını sağlamak,

9-Dernek faaliyetleri için ihtiyaç duyulan taşınır, taşınmaz mal satın almak, satmak, kiralamak, kiraya vermek ve taşınmazlar üzerinde ayni hak tesis etmek,

10-Amacın gerçekleştirilmesi için gerek görülmesi durumunda vakıf kurmak, federasyon kurmak veya  kurulu bir federasyona katılmak, Gerekli izin alınarak derneklerin izinle kurabileceği tesisleri kurmak,

11-Uluslararası faaliyette bulunmak, yurt dışındaki dernek veya kuruluşlara üye olmak ve bu kuruluşlarla proje bazında  ortak  çalışmalar yapmak veya yardımlaşmak,

12-Amacın gerçekleştirilmesi için gerek görülmesi halinde, 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun hükümleri saklı kalmak üzere, kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanlarına giren konularda ortak projeler yürütmek,

13-Dernek üyelerinin yiyecek, giyecek gibi zaruri ihtiyaç maddelerini ve diğer mal ve hizmetlerle kısa vadeli kredi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sandık kurmak,

14-Gerekli görülen yerlerde dernek faaliyetlerini yürütmek amacıyla temsilcilik açmak,

15-Derneğin amacı ile ilgisi bulunan ve kanunlarla yasaklanmayan alanlarda, diğer derneklerle veya vakıf, sendika ve benzeri sivil toplum kuruluşlarıyla ortak bir amacı gerçekleştirmek için plâtformlar oluşturmak,

Derneğin Faaliyet Alanı

Dernek, Tıp ve Psikoloji alanında faaliyet gösterir.

Üye Olma Hakkı ve Üyelik İşlemleri

         Madde 3– Fiil ehliyetine sahip bulunan ve derneğin amaç ve ilkelerini benimseyerek bu doğrultuda çalışmayı kabul eden ve Mevzuatın öngördüğü koşullarını taşıyan hekim,diş hekimi psikologlar, psikolojik danışmanlar ve bu alanların üniversite öğrencileri, psikoloji yüksek lisans öğrencileri (yönetim kurulu kararı ile) , derneğe üye olma hakkına sahiptir. Ancak, yabancı gerçek kişilerin üye olabilmesi için Türkiye’de yerleşme hakkına sahip olması da gerekir. Onursal üyelik için bu koşul aranmaz.

         Dernek başkanlığına yazılı olarak yapılacak üyelik başvurusu, dernek yönetim kurulunca en çok otuz gün içinde üyeliğe kabul veya isteğin reddi şeklinde karara bağlanır ve sonuç yazıyla başvuru sahibine bildirilir. Başvurusu kabul edilen üye, bu amaçla tutulacak deftere kaydedilir.

         Derneğin asıl üyeleri, derneğin  kurucuları ile müracaatları üzerine yönetim kurulunca üyeliğe kabul edilen kişilerdir.

         Derneğe maddi ve manevi bakımdan önemli destek sağlamış bulunanlar yönetim kurulu kararı ile onursal üye olarak kabul edilebilir.

         Üyelikten Çıkma

         Madde 4– Her üye yazılı olarak bildirmek kaydıyla, dernekten çıkma hakkına sahiptir.

         Üyenin istifa dilekçesi yönetim kuruluna ulaştığı anda çıkış işlemleri sonuçlanmış sayılır. Üyelikten ayrılma, üyenin derneğe olan birikmiş borçlarını sona erdirmez.

         Üyelikten Çıkarılma

         Madde 5-Dernek üyeliğinden çıkarılmayı gerektiren haller.

         1-Dernek tüzüğüne aykırı davranışlarda bulunmak,

         2-Verilen görevlerden sürekli kaçınmak,

         3-Yazılı ikazlara rağmen üyelik aidatını altı ay içinde ödememek,

         4-Dernek organlarınca verilen kararlara uymamak.

         5-Üye olma şartlarını kaybetmiş olmak,

Yukarıda sayılan durumlardan birinin tespiti halinde yönetim kurulu kararı ile üyelikten çıkarılır.

         Dernekten çıkan veya çıkarılanlar, üye kayıt defterinden silinir ve dernek malvarlığında hak iddia edemez.

         Dernek  Organları

         Madde 6-Derneğin organları aşağıda gösterilmiştir.

         1-Genel kurul,

         2-Yönetim kurulu,

         3-Denetim kurulu,

         Dernek Genel Kurulunun Kuruluş Şekli, Toplanma Zamanı ve Çağrı ve Toplantı Usulü

Madde 7-Genel kurul, derneğin en yetkili karar organı olup; derneğe kayıtlı üyelerden oluşur.

         Genel kurul;

1-Bu tüzükte belli edilen zamanda olağan,

         2-Yönetim veya denetim kurulunun gerekli gördüğü hallerde veya dernek üyelerinden beşte birinin yazılı isteği üzerine otuz gün içinde olağanüstü toplanır.

         Olağan genel kurul, 3 yılda bir, Aralık ayı içersinde, yönetim kurulunca belirlenecek gün yer ve saatte toplanır.

Genel kurul toplantıya yönetim kurulunca çağrılır.

Yönetim kurulu, genel kurulu toplantıya çağırmazsa; üyelerden birinin başvurusu üzerine sulh hakimi, üç üyeyi genel kurulu toplantıya çağırmakla görevlendirir.

Çağrı Usulü

Yönetim kurulu, dernek tüzüğüne göre genel kurula katılma hakkı bulunan üyelerin listesini düzenler. Genel kurula katılma hakkı bulunan üyeler, en az onbeş gün önceden, günü, saati, yeri ve gündemi bir gazetede ilan edilmek veya yazılı yada elektronik posta ile bildirilmek suretiyle toplantıya çağrılır. Bu çağrıda, çoğunluk sağlanamaması sebebiyle toplantı yapılamazsa, ikinci toplantının hangi gün, saat ve yerde yapılacağı da belirtilir. İlk toplantı ile ikinci toplantı arasındaki süre yedi günden az, altmış günden fazla olamaz.

Toplantı, çoğunluk sağlanamaması sebebinin dışında başka bir nedenle geri bırakılırsa, bu durum geri bırakma sebepleri de belirtilmek suretiyle, ilk toplantı için yapılan çağrı usulüne uygun olarak üyelere duyurulur. İkinci toplantının geri bırakma tarihinden itibaren en geç altı ay içinde yapılması zorunludur. Üyeler ikinci toplantıya, birinci fıkrada belirtilen esaslara göre yeniden çağrılır.

Genel kurul toplantısı bir defadan fazla geri bırakılamaz.

Toplantı Usulü

Genel kurul, katılma hakkı bulunan üyelerin salt çoğunluğunun, tüzük değişikliği ve derneğin feshi hallerinde ise üçte ikisinin katılımıyla toplanır; çoğunluğun sağlanamaması sebebiyle toplantının ertelenmesi durumunda ikinci toplantıda çoğunluk aranmaz. Ancak, bu toplantıya katılan üye sayısı, yönetim ve denetim kurulları üye tam sayısının iki katından az olamaz.

Genel kurula katılma hakkı bulunan üyelerin listesi toplantı yerinde hazır bulundurulur. Toplantı yerine girecek üyelerin resmi makamlarca verilmiş kimlik belgeleri, yönetim kurulu üyeleri veya yönetim kurulunca görevlendirilecek görevliler tarafından kontrol edilir. Üyeler, yönetim kurulunca düzenlenen listedeki adları karşısına imza koyarak toplantı yerine girerler.

Toplantı yeter sayısı sağlanmışsa durum bir tutanakla tespit edilir  ve toplantı  yönetim kurulu başkanı veya görevlendireceği yönetim kurulu üyelerinden biri tarafından  açılır. Toplantı yeter sayısı sağlanamaması halinde de yönetim kurulunca bir tutanak düzenlenir.

Açılıştan sonra, toplantıyı yönetmek üzere bir başkan ve yeteri kadar başkan vekili ile yazman seçilerek divan heyeti oluşturulur.

Dernek organlarının seçimi için yapılacak oylamalarda, oy kullanan üyelerin divan heyetine kimliklerini göstermeleri ve hazırun listesindeki isimlerinin karşılarını imzalamaları zorunludur.

Toplantının yönetimi ve güvenliğinin sağlanması divan başkanına aittir.

Genel kurulda, yalnızca gündemde yer alan maddeler görüşülür. Ancak toplantıda hazır bulunan üyelerin onda biri tarafından görüşülmesi yazılı olarak istenen konuların gündeme alınması zorunludur.

Genel kurulda her üyenin bir oy hakkı vardır; üye oyunu şahsen kullanmak zorundadır. Onursal üyeler genel kurul toplantılarına katılabilir ancak oy kullanamazlar. Tüzel kişinin üye olması halinde, tüzel kişinin yönetim kurulu başkanı veya temsille görevlendireceği kişi oy kullanır

Toplantıda görüşülen konular ve alınan kararlar bir tutanağa yazılır ve divan başkanı ile yazmanlar tarafından birlikte imzalanır.  Toplantı sonunda, tutanak ve diğer belgeler yönetim kurulu başkanına teslim edilir. Yönetim kurulu başkanı bu belgelerin korunmasından ve yeni seçilen yönetim kuruluna yedi gün içinde teslim etmekten sorumludur.

Genel Kurulun Oy kullanma ve Karar Alma Usul ve Şekilleri

Madde 8-Genel kurulda, aksine karar alınmamışsa, yönetim ve denetim kurulu üyelerin seçimleri ve diğer konulardaki kararlar açık olarak oylanır. Gizli oylar, toplantı başkanı tarafından mühürlenmiş kağıtların veya oy pusulalarının üyeler tarafından gereği yapıldıktan sonra içi boş bir kaba atılması ile toplanan ve oy vermenin bitiminden sonra açık dökümü yapılarak belirlenen oylardır.

Açık oylamada,  genel kurul başkanının belirteceği yöntem uygulanır.

Genel kurul kararları, toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğuyla alınır. Şu kadar ki, tüzük değişikliği ve derneğin feshi kararları, ancak toplantıya katılan üyelerin üçte iki çoğunluğuyla alınabilir.

Toplantısız veya Çağrısız Alınan Kararlar

Bütün üyelerin bir araya gelmeksizin yazılı katılımıyla alınan kararlar ile dernek üyelerinin tamamının bu tüzükte yazılı çağrı usulüne uymaksızın bir araya gelerek aldığı kararlar geçerlidir.  Bu şekilde karar alınması olağan toplantı yerine geçmez.

Genel Kurulun Görev ve Yetkileri

Madde 9-Aşağıda yazılı hususlar genel kurulca görüşülüp karara bağlanır.

         1-Dernek organlarının seçilmesi,

         2-Dernek tüzüğünün değiştirilmesi,

         3-Yönetim ve denetim kurulları raporlarının görüşülmesi ve yönetim kurulunun ibrası,

         4-Yönetim kurulunca hazırlanan bütçenin görüşülüp aynen veya değiştirilerek kabul edilmesi,

         5-Dernek için gerekli olan taşınmaz malların satın alınması veya mevcut taşınmaz malların satılması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesi,

         6-Yönetim kurulunca dernek çalışmaları ile ilgili olarak hazırlanacak yöneltmelikleri inceleyip aynen veya değiştirilerek onaylanması,

         7-Dernek yönetim ve denetim kurullarının kamu görevlisi olmayan başkan ve üyelerine verilecek ücret ile her türlü ödenek, yolluk ve tazminatlar ile dernek hizmetleri için görevlendirilecek üyelere verilecek gündelik ve yolluk miktarlarının tespit edilmesi,

         8-Derneğin federasyona katılması ve ayrılmasının kararlaştırılması ve bu hususta yönetim kuruluna yetki verilmesi,

         9-Derneğin uluslar arası faaliyette bulunması, yurt dışındaki dernek ve kuruluşlara üye olarak katılması veya ayrılması,

         10-Derneğin vakıf kurması,

         11-Derneğin fesih edilmesi,

         12-Yönetim kurulunun diğer önerilerinin incelenip  karara bağlanması,

13-Mevzuatta genel kurulca yapılması belirtilen diğer görevlerin yerine getirilmesi,

Genel kurul,  derneğin diğer organlarını denetler ve onları haklı sebeplerle her zaman görevden alabilir.

Genel kurul, üyeliğe kabul ve üyelikten çıkarma hakkında son kararı verir. Derneğin en yetkili organı olarak derneğin diğer bir organına verilmemiş olan işleri görür ve yetkileri kullanır.

         Yönetim Kurulunun Teşkili, Görev  ve Yetkileri

         Madde 10-Yönetim kurulu, 7 asıl ve 7 yedek üye olarak genel kurulca seçilir.

Yönetim kurulu, seçimden sonraki ilk toplantısında bir kararla görev bölüşümü yaparak başkan, başkan yardımcısı, sekreter, sayman ve üye’yi belirler.

         Yönetim kurulu, tüm üyelerin haber edilmesi şartıyla her zaman toplantıya çağrılabilir. Üye tamsayısının yarısından bir fazlasının hazır bulunması ile toplanır. Kararlar, toplantıya katılan üye tam sayısının salt çoğunluğu ile alınır.

         Yönetim kurulu asıl üyeliğinde istifa veya başka sebeplerden dolayı boşalma olduğu taktirde genel kurulda aldığı oy çokluğu sırasına göre yedek üyelerin göreve çağrılması mecburidir.

         Yönetim Kurulunun Görev ve Yetkileri

         Yönetim kurulu aşağıdaki hususları yerine getirir.

         1-Derneği temsil etmek veya bu hususta kendi üyelerinden bir veya birkaçına yetki vermek,

         2-Gelir ve gider hesaplarına ilişkin  işlemleri yapmak ve gelecek döneme ait bütçeyi hazırlayarak genel kurula sunmak,

         3-Derneğin çalışmaları ile ilgili yönetmelikleri hazırlayarak genel kurul onayına sunmak

         4-Genel kurulun verdiği yetki ile taşınmaz mal satın almak, derneğe ait taşınır ve taşınmaz malları satmak, bina veya tesis inşa ettirmek, kira sözleşmesi yapmak, dernek lehine rehin ipotek veya ayni haklar tesis ettirmek,

         5-Gerekli görülen yerlerde temsilcilik açılmasını sağlamak

         6-Genel kurulda alınan kararları uygulamak,

         7-Her faaliyet yılı sonunda derneğin işletme hesabı tablosu veya bilanço ve gelir tablosu ile yönetim kurulu çalışmalarını açıklayan raporunu düzenlemek, toplandığında genel kurula sunmak,

         8- Bütçenin uygulanmasını sağlamak,

         9-Derneğe üye alınması veya üyelikten çıkarılma hususlarında karar vermek.

         10-Derneğin amacını gerçekleştirmek için her çeşit kararı almak ve uygulamak,

11-Mevzuatın kendisine verdiği diğer görevleri  yapmak ve yetkileri kullanmak,

         Denetim Kurulunun Teşkili, Görev ve Yetkileri

         Madde 11-Denetim kurulu, üç asıl ve üç yedek üye olarak genel kurulca seçilir.

         Denetim kurulu asıl üyeliğinde istifa veya başka sebeplerden dolayı boşalma olduğu taktirde genel kurulda aldığı oy çokluğu sırasına göre yedek üyelerin göreve çağrılması mecburidir.

         Denetim Kurulunun Görev ve Yetkileri

Denetim kurulu; derneğin, tüzüğünde gösterilen amaç ve amacın gerçekleştirilmesi için sürdürüleceği belirtilen çalışma konuları doğrultusunda faaliyet gösterip göstermediğini, defter, hesap ve kayıtların mevzuata ve dernek tüzüğüne uygun olarak tutulup tutulmadığını, dernek tüzüğünde tespit edilen esas ve usullere göre ve bir yılı geçmeyen aralıklarla denetler ve denetim sonuçlarını bir rapor halinde yönetim kuruluna ve toplandığında genel kurula sunar.

Denetim kurulu;gerektiğinde genel kurulu toplantıya çağırır.

Derneğin Gelir Kaynakları

         Madde 12-Derneğin gelir kaynakları aşağıda sayılmıştır.

         1-Üye Aidatı: Üyelerden giriş ödentisi olarak  150 YTL, aylık olarak ta 15 YTL aidat alınır. Bu miktarları artırmaya veya eksiltmeye genel kurul yetkilidir.

         2-Gerçek ve tüzel kişilerin kendi isteği ile derneğe yaptıkları bağış ve yardımlar.

3-Dernek tarafından tertiplenen çay ve yemekli toplantı, gezi ve eğlence, temsil, konser, spor yarışması ve konferans gibi faaliyetlerden sağlanan gelirler,

4-Derneğin mal varlığından elde edilen gelirler,

5-Yardım toplama hakkındaki mevzuat hükümlerine uygun olarak toplanacak bağış ve yardımlar.

6-Derneğin, amacını gerçekleştirmek için ihtiyaç duyduğu geliri temin etmek amacıyla giriştiği ticari faaliyetlerden elde edilen kazançlar.

7-Diğer gelirler.

         Derneğin Defter Tutma Esas ve Usulleri ve Tutulacak Defterler

  Madde 13-Defter tutma esasları;

Dernekte, işletme hesabı esasına göre defter tutulur. Ancak, yıllık brüt gelirin 2005 yılı için 500 Bin YTL’yi aşması durumunda takip eden hesap döneminden başlayarak bilanço esasına göre defter tutulur.

Bilanço esasına geçilmesi durumunda, üst üste iki hesap döneminde yukarıda belirtilen haddin altına düşülürse, takip eden yıldan itibaren işletme hesabı esasına dönülebilir.

Yukarıda belirtilen hadde bağlı kalmaksızın yönetim kurulu kararı ile bilanço esasına göre defter tutulabilir.

Derneğin ticari işletmesi açılması durumunda, bu ticari işletme için, ayrıca Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre defter tutulur.

Kayıt Usulü

Derneğin defter ve kayıtları Dernekler Yönetmeliğinde belirtilen usul ve esasa uygun olarak tutulur.

Tutulacak Defterler

Dernekte, aşağıda yazılı defterler tutulur.

a)İşletme hesabı esasında tutulacak defterler ve uyulacak esaslar aşağıdaki gibidir:

1-Karar Defteri: Yönetim kurulu kararları tarih ve numara sırasıyla bu deftere yazılır ve kararların altı toplantıya katılan üyelerce imzalanır.

2-Üye Kayıt Defteri: Derneğe üye olarak girenlerin kimlik bilgileri, derneğe giriş ve çıkış tarihleri bu deftere işlenir. Üyelerin ödedikleri giriş ve yıllık aidat miktarları bu deftere işlenebilir.

3-Evrak Kayıt Defteri: Gelen ve  giden evraklar, tarih ve sıra numarası ile bu deftere kaydedilir. Gelen evrakın asılları ve giden evrakın kopyaları dosyalanır. Elektronik posta yoluyla gelen veya giden evraklar çıktısı alınmak suretiyle saklanır.

4-Demirbaş Defteri: Derneğe ait demirbaşların edinme tarihi ve şekli ile kullanıldıkları veya verildikleri yerler ve kullanım sürelerini dolduranların kayıttan düşürülmesi bu deftere işlenir.

5-İşletme Hesabı Defteri: Dernek adına alınan gelirler ve yapılan giderler açık ve düzenli olarak bu deftere işlenir.

6-Alındı Belgesi Kayıt Defteri: Alındı belgelerinin seri ve sıra numaraları, bu belgeleri alan ve iade edelerin adı, soyadı ve imzaları ile aldıkları ve iade ettikleri tarihler bu deftere işlenir.

b)Bilanço esasında tutulacak defterler ve uyulacak esaslar aşağıdaki gibidir:

1-(a) bendinin 1, 2, 3 ve 6 ncı alt bentlerinde kayıtlı defterler bilanço esasında defter tutulması durumunda da  tutulur.

2-Yevmiye Defteri, Büyük Defter ve Envanter Defteri: Bu defterlerin tutulma usulü ile kayıt şekli Vergi Usul Kanunu ile bu Kanununun Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden yayımlanan Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri esaslarına göre yapılır.

Defterlerin Tasdiki

Dernekte, tutulması zorunlu olan defterler kullanmaya başlamadan önce il dernekler müdürlüğüne veya notere tasdik ettirilir. Bu defterlerin kullanılmasına sayfaları bitene kadar devam edilir ve defterlerin ara tasdiki yapılmaz. Ancak, bilanço esasına göre tutulan defterler ile form veya sürekli form yapraklı defterlerin, kullanılacağı yıldan önce gelen son ayda, her yıl yeniden tasdik ettirilmesi zorunludur.

Gelir Tablosu ve Bilanço Düzenlenmesi

İşletme hesabı esasına göre kayıt tutulması durumunda yıl sonlarında (31 Aralık) (Dernekler Yönetmeliği EK-16’da belirtilen) “İşletme Hesabı Tablosu” düzenlenir. Bilanço esasına göre defter tutulması durumunda ise, yıl sonlarında (31 Aralık), Maliye Bakanlığınca yayımlanan Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerini esas alarak bilanço ve gelir tablosu düzenlenir.

         Derneğin Gelir ve Gider İşlemleri

Madde 14-Gelir ve gider belgeleri;

Dernek gelirleri, (Dernekler Yönetmeliği EK- 17’de örneği bulunan) “Alındı Belgesi” ile tahsil edilir. Dernek gelirlerinin bankalar aracılığı ile tahsili halinde banka tarafından düzenlenen dekont veya hesap özeti gibi belgeler alındı belgesi yerine geçer.

Dernek giderleri ise fatura, perakende satış fişi, serbest meslek makbuzu gibi harcama belgeleri ile yapılır. Ancak derneğin, Gelir Vergisi Kanununun 94’üncü maddesi kapsamında bulunan ödemeleri için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre gider pusulası, bu kapsamda da bulunmayan ödemeleri için (Dernekler Yönetmeliği EK-13’te örneği bulunan) “Gider Makbuzu” düzenlenir.

Dernek tarafından kişi, kurum veya kuruluşlara yapılacak bedelsiz mal ve hizmet teslimleri (Dernekler Yönetmeliği EK-14’te örneği bulunan) “Ayni Yardım Teslim Belgesi” ile yapılır. Kişi, kurum veya kuruluşlar tarafından derneğe yapılacak bedelsiz mal ve hizmet teslimleri ise (Dernekler Yönetmeliği EK-15’te örneği bulunan) “Ayni Bağış Alındı Belgesi” ile kabul edilir.

Alındı Belgeleri

Dernek gelirlerinin tahsilinde kullanılacak “Alındı Belgeleri” (Dernekler Yönetmeliği EK- 17’de gösterilen biçim ve ebatta) yönetim kurulu kararıyla, matbaaya bastırılır.

Alındı belgelerinin bastırılması ve kontrolü, matbaadan teslim alınması, deftere kaydedilmesi, eski ve yeni saymanlar arasında devir teslimi ve alındı belgesi ile dernek adına gelir tahsil edecek kişi veya kişiler tarafından bu alındı belgelerinin kullanımına ve toplanılan gelirlerin teslimine ilişkin hususlarda Dernekler Yönetmeliğinin ilgili hükümlerine göre hareket edilir.

Yetki Belgesi

Dernek adına gelir tahsil edecek kişi veya kişiler, yetki süresi de belirtilmek suretiyle, yönetim kurulu kararı ile tespit edilir. Gelir tahsil edecek kişilerin açık kimliği, imzası ve fotoğraflarını ihtiva eden (Dernekler Yönetmeliği EK- 19’da örneği bulunan) “Yetki Belgesi “ dernek tarafından üç nüsha olarak düzenlenerek, dernek yönetim kurulu başkanınca onaylanır. Yetki belgelerinin birer sureti dernekler birimlerine verilir. Yetki belgesi ile ilgili değişiklikler yönetim kurulu başkanınca, onbeş gün içerisinde dernekler birimine bildirilir.

Dernek adına gelir tahsil edecek kişiler, ancak adlarına düzenlenen yetki belgelerinin bir suretinin dernekler birimine verilmesinden itibaren gelir tahsil etmeye başlayabilirler.

Yetki belgesinin kullanımı, yenilenmesi, iadesi ve sair hususlarda Dernekler Yönetmeliğinin ilgili hükümlerine göre hareket edilir.

Gelir ve Gider Belgelerinin Saklama Süresi;

Defterler hariç olmak üzere, dernek tarafından kullanılan alındı belgeleri, harcama belgeleri ve diğer belgeler özel kanunlarda belirtilen süreler saklı kalmak üzere, kaydedildikleri defterlerdeki sayı ve tarih düzenine uygun olarak 5 yıl süreyle saklanır.

Beyanname Verilmesi

Madde 15-Derneğin, bir önceki yıla ait faaliyetleri ile gelir ve gider işlemlerinin yıl sonu itibarıyla sonuçlarına ilişkin (Dernekler Yönetmeliği EK-21’de sunulan) “Dernek Beyannamesi” dernek yönetim kurulu tarafından doldurarak, her takvim yılının ilk dört ayı içinde dernek başkanı tarafından mahallin mülki idare amirliğine verilir.

Bildirim Yükümlülüğü

Madde 16-Mülki amirliğe yapılacak bildirimler;

Genel Kurul Sonuç Bildirimi

Olağan veya olağanüstü genel kurul toplantılarını izleyen otuz gün içinde, yönetim ve denetim kurulları ile diğer organlara seçilen asıl ve yedek üyeleri içeren (Dernekler Yönetmeliği EK-3’ te sunulan)  “Genel Kurul Sonuç Bildirimi” ve ekleri yönetim kurulu başkanı tarafından mülki idare amirliğine bildirilir:

         Genel kurul sonuç bildirimine;

1-Divan başkanı, başkan yardımcıları ve yazman tarafından imzalanmış genel kurul toplantı tutanağı örneği,

2-Tüzük değişikliği yapılmışsa, tüzüğün değişen maddelerinin yeni ve eski şekli ile dernek tüzüğünün son şeklinin her sayfası yönetim kurulunca imzalanmış örneği.

Eklenir.

Taşınmazların Bildirilmesi

Derneğin edindiği taşınmazlar tapuya tescilinden itibaren otuz gün içinde (Dernekler Yönetmeliği EK-26’da sunulan) “Taşınmaz Mal Bildirimi”ni doldurmak suretiyle mülki idare amirliğine bildirilir.

Yurtdışından Yardım Alma Bildirimi

Dernek tarafından, yurtdışından yardım alınacak olması durumunda yardım alınmadan önce (Dernekler Yönetmeliği EK-4’te belirtilen) “Yurtdışından Yardım Alma Bildirimi” iki nüsha olarak doldurup mülki idare amirliğine bildirimde bulunurlar.

Bildirim formuna, yurt dışından yardım alınması hususunda alınmış yönetim kurulu kararı örneği, varsa bu konuda düzenlenen protokol, sözleşme ve benzeri belgeler ile yardımın aktarıldığı hesaba ilişkin dekont, ekstra ve benzeri belgenin bir örneği de eklenir.

Nakdi yardımların bankalar aracılığıyla alınması ve kullanılmadan önce bildirim şartının yerine getirilmesi zorunludur.

Kamu Kurum ve Kuruluşları İle Birlikte Yürütülen Ortak Projelerle ilgili Bildirim

Derneğin görev alanına ilişkin konularda kamu kurum ve kuruluşları ile yürüttüğü ortak projelerle ilgili olarak yapılan protokol ve projenin örneği (Dernekler Yönetmeliği EK- 23’de gösterilen) “Proje Bildirimi”ne eklenerek, protokol tarihini izleyen bir ay içinde dernek merkezinin bulunduğu yerin valiliğine verilir.

Değişikliklerin Bildirilmesi

Derneğin yerleşim yerinde meydana gelen değişiklik (Dernekler Yönetmeliği EK-24’te belirtilen) “Yerleşim Yeri Değişiklik Bildirimi”; genel kurul toplantısı dışında dernek organlarında meydana gelen değişiklikler (Dernekler Yönetmeliği EK-25’te belirtilen) “Dernek Organlarındaki Değişiklik Bildirimi” doldurulmak suretiyle, değişikliği izleyen otuz gün içinde mülki idare amirliğine bildirilir.

Dernek tüzüğünde yapılan değişiklikler de tüzük değişikliğinin yapıldığı genel kurul toplantısını izleyen otuz gün içinde, genel kurul sonuç bildirimi ekinde mülki idare amirliğine bildirilir.

Derneğin İç Denetimi

  Madde 17-Dernekte genel kurul, yönetim kurulu veya denetim kurulu tarafından iç denetim yapılabileceği gibi, bağımsız denetim kuruluşlarına da denetim yaptırılabilir. Genel kurul, yönetim kurulu veya bağımsız denetim kuruluşlarınca denetim yapılmış olması, denetim kurulunun yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Denetim kurulu tarafından en geç yılda bir defa derneğin denetimi gerçekleştirilir. Genel kurul veya yönetim kurulu, gerek görülen hallerde denetim yapabilir veya bağımsız denetim kuruluşlarına denetim yaptırabilir.

Derneğin Borçlanma Usulleri 

Madde 18-Dernek amacını gerçekleştirmek ve faaliyetlerini yürütebilmek için ihtiyaç duyulması halinde yönetim kurulu kararı ile borçlanma yapabilir. Bu borçlanma kredili mal ve hizmet alımı konularında olabileceği gibi nakit olarak ta yapılabilir. Ancak bu borçlanma, derneğin gelir kaynakları ile karşılanamayacak miktarlarda ve derneği  ödeme güçlüğüne düşürecek nitelikte yapılamaz.

         Tüzüğün Ne Şekilde Değiştirileceği

         Madde 19-Tüzük değişikliği genel kurul kararı ile yapılabilir.

Genel kurulda tüzük değişikliği yapılabilmesi için genel kurula katılma hakkı bulunan üyelerin 2/3 çoğunluğu aranır. Çoğunluğun sağlanamaması sebebiyle toplantının ertelenmesi durumunda ikinci toplantıda çoğunluk aranmaz. Ancak, bu toplantıya katılan üye sayısı, yönetim ve denetim kurulları üye tam sayısının iki katından az olamaz.

         Tüzük değişikliği için gerekli olan karar çoğunluğu toplantıya katılan ve oy kullanma hakkı bulunan üyelerin oylarının 2/3’ü’dür. Genel kurulda  tüzük değişikliği oylaması açık olarak yapılır.

         Derneğin  Feshi ve  Mal Varlığının  Tasfiye   Şekli

         Madde 20-Genel kurul, her zaman derneğin feshine karar verebilir.

Genel kurulda fesih konusunun görüşülebilmesi için genel kurula katılma hakkı bulunan üyelerin 2/3 çoğunluğu aranır. Çoğunluğun sağlanamaması sebebiyle toplantının ertelenmesi durumunda ikinci toplantıda çoğunluk aranmaz. Ancak, bu toplantıya katılan üye sayısı, yönetim ve denetim kurulları üye tam sayısının iki katından az olamaz.

Fesih kararının alınabilmesi için gerekli olan karar çoğunluğu toplantıya katılan ve oy kullanma hakkı bulunan üyelerin oylarının 2/3’ü’dür. Genel kurulda  fesih kararı oylaması açık olarak yapılır.

Tasfiye İşlemleri

Genel kurulca fesih kararı verildiğinde, derneğin para, mal ve haklarının tasfiyesi son yönetim kurulu üyelerinden oluşan tasfiye kurulunca yapılır. Bu işlemlere, feshe ilişkin genel kurul kararının alındığı veya kendiliğinden sona erme halinin kesinleştiği tarihten itibaren başlanır. Tasfiye süresi içinde bütün işlemlerde dernek adında “Tasfiye Halinde Psikoterapi ve Hipnoz Derneği” ibaresi kullanılır.

Tasfiye kurulu, mevzuata uygun olarak derneğin para, mal ve haklarının tasfiyesi işlemlerini baştan sonuna kadar tamamlamakla görevli ve yetkilidir. Bu kurul, önce derneğin hesaplarını inceler. İnceleme esnasında derneğe ait defterler, alındı belgeleri, harcama belgeleri, tapu ve banka kayıtları ile diğer belgelerinin tespiti yapılarak varlık ve yükümlülükleri bir tutanağa bağlanır. Tasfiye işlemeleri sırasında derneğin alacaklılarına çağrıda bulunulur ve varsa malları paraya çevrilerek alacaklılara ödenir. Derneğin alacaklı olması durumunda alacaklar tahsil edilir. Alacakların tahsil edilmesi ve borçların ödenmesinden sonra kalan tüm  para,  mal ve hakları, genel kurulda belirlenen yere devredilir. Genel kurulda, devredilecek yer belirlenmemişse derneğin bulunduğu ildeki amacına en yakın ve fesih edildiği tarihte en fazla üyeye sahip derneğe devredilir.

Tasfiyeye ilişkin tüm işlemler tasfiye tutanağında gösterilir ve tasfiye işlemleri, mülki idare amirliklerince haklı bir nedene dayanılarak verilen ek süreler hariç üç ay içinde tamamlanır.

Derneğin para, mal ve haklarının tasfiye ve intikal işlemlerinin tamamlanmasını müteakip tasfiye kurulu tarafından durumun yedi gün içinde bir yazı ile dernek merkezinin bulunduğu yerin mülki idare amirliğine bildirilmesi ve bu yazıya tasfiye tutanağının da eklenmesi zorunludur.

Derneğin defter ve belgelerini tasfiye kurulu sıfatıyla son yönetim kurulu üyeleri saklamakla görevlidir. Bu görev, bir yönetim kurulu üyesine de verilebilir. Bu defter ve belgelerin saklanma süresi beş yıldır.

         Hüküm Eksikliği

         Madde 21-Bu tüzükte belirtilmemiş hususlarda  Dernekler Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve bu Kanunlara atfen çıkartılmış olan Dernekler Yönetmeliği ve ilgili diğer mevzuatın dernekler hakkındaki hükümleri uygulanır.

   Geçici Yönetim Kurulu

Kuruculardan

1-Başkan : Tahir Özakkaş

2- Başkan Yardımcısı : Mehmet Tekneci

3- Sayman : Sami Taylak

4-Genel Sekreter: Nevhan Varol

5- Üye : Ahmet Çorak

Bu tüzük 21 (Yirmibir) maddeden ibarettir.

Hipnoz Edilebilirlik Ölçekleri

Hipnoz Edilebilirlik Ölçekleri

Dr. Corydon Hammond, Ph.D.

Utah Üniversitesi, Tıp Okulu

Hipnotik hali deneyimlemek bir sürekli dizi üzerindedir ve ya hep ya hiç durumu değildir.  İnsanların değişik hipnotik fenomenleri deneyimlemek için hipnotik yeteneklere sahip (bireysel farklılık) olduklarını düşünebiliriz.  İnsanların çoğu “ hipnotize edilebilir” ancak biz hipnozda yapabileceklerimiz açısından radikal olarak farklıyızdır.  Hipnotik yatkınlık şunları içerir:  1) ideomotor olgu; 2)bilişsel yetenekler (imgelem, rüyalar, yaş gerileme ve hipermenezi); 3) duyumsal dışlama ve inkar (analjezi, negatif halüsinasyon);  4) gerçeğin bilişsel-algısal çarpıtması (pozitif halüsinasyonlar, hiperesthesias, anlamın değişmesi) ve 5) post-hipnotik telkinler (amnezi, post hipnotik telkinlere yanıt vermek).  Hipnotik yatkınlığı nesnelleştirmek ve ölçmek için hipnotik yatkınlık ölçekleri bir yöntemdir.

Avantajları:  Hipnotik yatkınlık ölçekleri içinde süjeleri hipnotize edilmiş ve hipnotize edilmeye kapasitesi var şeklinde sınıflandıran araştırmalar kullanışlı olmuştur.  Ölçekler aynı zamanda, araştırmada karşılaştırmak için kullanışlı standardize edilmiş indüksiyon prosedürleri de sağlarlar.  Bir ölçek aynı zamanda klinik ortamda bir teşhis test setine (örn;MMPI ile birlikte) eklenerek ön görüşme aracı olarak da kullanılabilir.  Bir ağrı kliniğinde ya da zihinsel sağlık kliniğinde, örneğin, her ne kadar teşhis etmese bile, bu tedavi modeline yüksek oranda yatkın olanları ayırt edecektir.

Dezavantajları:  Hipnotik yatkınlık ölçekleri standardize edilmiş, oldukça direktif ve doğası gereği otoriter bir indüksiyon prosedürü içermektedir.  Bazı “düşük yatkınlıktaki” bireyler kişiselleştirilmiş daha endirekt bir prosedüre daha da uyumlu ya da izin verici olabilirler.  Bu tür hastalar standardize edilmiş bir prosedüre cevap vermekte başarısız olduklarında, hipnozun faydalı olacağına dair inançlarını yitirebilirler.  Dahası, son yüzyıldaki araştırmalar gösteriyor ki; süjelerin hipnoza cevap verirliği onları kullanılacak olan bilişsel stratejiler hakkında eğitmekle arttırılabilir.  Dahası, bu tür ölçekler tarafından ölçülen hipnotik yatkınlık seviyesi, hipnotik tedaviye olan cevabın tam bir tahmincisi değildir.  Standardize edilmiş ölçekler hipnotik yatkınlığın sabit özellik olduğu varsayımına dayanır.  Esasında, cevap verebilirlik hipnoz hakkındaki inançlardan, beklentilerden,  motivasyondan, ve hipnotist ile olan ilişkiden etkilenebilir.

Hipnotik Yatkınlık Harvard Grup Skalası, Form A

Bu ölçek 1962 yılında basılmış, bireylere ya da gruplara kasetten, ya da süjelere direkt olarak okuyarak uygulanabilir.  Prosedür bir saat sürmektedir, bu süre süjelerin kendi kendilerine doldurdukları öznel raporu da içermektedir (kendilerini puanlıyorlar). Puanlar 0-12 arasında değişiyor.  İçerdiği on iki madde şu şekilde( dokuz tanesi bireysel olarak uygulanan Stanford SHSS:A ‘dan alınmış):  baş düşmesi, el alçaltılması,  kol sabitlenmesi, parmak kitlenmesi, kol katılığı, ellerin birlikte hareket etmesi, sözel engellenme, iletişimsel engellenme, bir sineğin vızıldaması halüsinasyonu, göz katalepsi, post hipnotik telkin ve post hipnotik amnezi.  Puanlar, bireysel uygulanan ölçeklerle oldukça yüksek değerde tutarlılık göstermiştir. Güvenirlik  ,83.  Yayımcı:  Consulting Psychologists Pres, 577, College Avenue, Palo Alto, CA 94306

Stanford Hipnotik Yatkınlık Ölçeği, Form A ve B

Bu ölçekler, 1959 yılında yayınlanmıştır ve klinik kullanımdan ziyade araştırma amacı taşımaktadır.  Bireysel olarak kullanılıyor ve göz sabitleme indüksiyonu kullanıyor.  Puanlar 0-12 arasındadır.  İçerdiği maddeler; Harvard Grup Skalasında bahsedilen maddelere ve bunlara ek olarak baş düşmesi yerine bedensel eğilmedir.  Güvenilirlik ,83.  Test süresi 50 dakikadır.  Bütün Stanford ölçekleri gözlemlenebilir hipnotik hareketleri ölçmektedir, sübjektif deneyimleri değil.  Yayımlayıcı:  Consulting Psychologists Pres, 577, College Avenue, Palo Alto, CA 94306

Stanford Hipnotik Yatkınlık Ölçeği, Form C

Bu formda ölçülen olguların çeşidi arttırılmış (motor vurgudan daha iyi bir fantezi örneklemlerine ve bilişsel çarpıtma maddelerine geçildi) ve form daha da zorlaşan maddeler içermektedir.  Göz kapatmak indüksiyonu çıkartıldı, araştırmacıya hangi indüksiyon tekniği gerekliyse onu kullanma imkanı tanıdı.  İndüksiyonu tepkiyi ölçmekten ziyade, telkinlere verilen tepkiyi ve derinliği ölçüyor.  Bireysel olarak kullanılıyor ve Form A ya da Form B’den sonra kullanılabilmektedir.  Madde içerikleri; el alçaltma, elleri hareket ettirerek birbirinden ayırmak, sivrisinek halüsinasyonu, tad halüsinasyonu, kol katılığı, rüya yaş gerilemesi, kol sabitliği, anozmi, ses halüsinasyonu, negatif görsel halüsinasyon, post-hipnotik amnezi.  Güvenilirlik ,85.  Uzunluğu ve oluşumu klinik kullanımını zorlaştırıyor.  Yayımcı: Consulting Psychologists Pres, 577, College Avenue, Palo Alto, CA 94306

Stanford Hipnotik Yatkınlık Profil Ölçeği

Değişik hipnotik yetenekleri ölçmek için dizayn edilmiştir.  Tek bir yatkınlık puanına yığılmaktansa, (6 ana genel kategoride) bireyin ayrımsal hipnotik özelliklerini belirlemek için kullanılmaktadır.  Ölçekler çok bilişsel odaklıdır.  İki form vardır ancak yapısal olarak birbirlerine paralel değildir, birbirlerinin tamamlayıcıları olarak gözükebilirler.  Form I’deki maddeler: el analjezi, müzik halüsinasyonu, anozmi, yemeğin geri çağrılması, ışık halüsinasyonu, rüya,  agnozi (ev), aritmetik yetersizlik ve post hipnotik sözel kompülsiyon.  Form II’deki maddeler:  sıcak halüsinasyonu, bir yaş gününe gerileme, saatin kayıp kolu, rüya, agnozi (makaslar), kişilik değişimi ve post hipnotik otomatik yazma. 

Kısıtlamalar:  Daha önce başka bir ölçek ile test edilmeli ve hipnotik cevap verebilirliliğin yüksek Yayımcı: Consulting Psychologists Pres, 577, College Avenue, Palo Alto, CA 94306

Çocuklar ve Yetişkinler için Stanford Hipnotik Yatkınlık Ölçeği:

Stanford Ölçeklerinin daha kısa bir versiyonu.  25 dakika sürüyor.  Klinik ortamlarda kullanımı için.  Bireysel olarak veriliyor ve içeriği; elleri birlikte hareket ettirmek, rüya, yaş geriletme, post hipnotik telkin ve amnezi.  Çocuklar için olan(6-16 yaş); klinik ölçeğin içeriği, el alçaltma, kol katılığı, görsel ve işitsel halüsinasyonlar (TV), rüya, yaş gerilemesi ve psikohipnotik cevap. 4-8 yaşları arasındaki çocuklar için de aynı maddeleri içeren bir versiyonu mevcuttur.  Yetişkin versiyonu; E.R. Hilgard ve J.R. Hilgars, Hypnosis in the reliefed of pain. Los Altos CA: William Kaufman, 1975, s.209-221.  Yetişkin ve çocuk ölçekleri de W.E. Edmonston  The Induction of Hypnosis New York: Wiley ,1986 s.344-355’te bulunabilir.

Çocukların Hipnotik Yatkınlığı Ölçeği

Bu uzun, bireysel uygulanan 22 maddelik bir ölçektir. 12 maddesi SHSS:A dan alıntıdır.  Diğer on maddenin içeriği: televizyon halüsinasyonu, soğuk halüsinasyonu, anestezi, tad halüsinasyonu, parfüm halüsinasyonu, görsel tavşan halüsinasyonu, yaş gerilemesi, rüya ve post hipnotik telkin. 5-16 yaş arasındaki çocuklar için dizayn edilmiştir.  Güvenilirlik ,92dir.  Yayımcı:  Psychologists Pres, 577, College Avenue, Palo Alto, CA 94306

Hipnotik indüksiyon profili

Bu ölçek klinik ortamlarda kullanmak için dizayn edilmiş altı maddelik bir ölçektir.  Sadece 5-10 dakika almaktadır.  Geçerlik ,76dır ancak malzeme değişkendir bu yüzden güvenirliğinde bazı engeller vardır.  SHSS:A ile korelasyonu sadece 22-32 arasındadır.

Yayımcı: Psychologists Pres, 577, College Avenue, Palo Alto, CA 94306

Barber Telkin edilebilirlik ölçeği: 

Sekiz maddelik bir ölçektir (0-3 arasında puanlarla 0-24 arasında toplam bir puan alınabilir).  Maddeler: kol alçaltma, kol sabitleme, el kilitleme, susama halüsinasyonu, sözel engelleme, vücut hareketsizliği, post hipnotik benzeri cevap ve seçici anamnez.  Çok otoriterdir.  Hipnotik indüksiyonla ya da indüksiyonsuz kullanmak üzere tasarlanmıştır ve olgunun katı hipnotik indüksiyon olmadan verilebileceğini göstermek için dizayn edilmiştir.  Bir kopyası W.E. Edmonston, Hipnoz İndüksiyonu. New York : John Wiley 1986 s. 369-374.

Yaratıcı Hayal Ölçeği

Bu ölçek bireysel ya da grup olarak uygulanabilir ve klinik ya da araştırma amaçları için uygulanabilir.  Barber’in ölçeğinden daha az tehdit edici ve daha izin vericidir.  Doğasından bayağı bilişseldir ve temel olarak hayal etme kapasitesini mi yoksa telkine olan tepkiyi mi ölçtüğü tartışılmıştır.  10 madde içermektedir; kol ağırlığı, el kaldırma, parmak anestezisi, su halüsinasyonu, işitsel, tadsal halüsinasyon, zaman çarpıtması, yaş gerilemesi ve zihin-vücut rahatlaması.  Kendi puanlaması (0-4) de dahil olmak üzere 0-40 arasında değişen bir puan alır. Güvenilirlik ,82. Ölçek indüksiyon prosedürünü ölçmez.  Bir kopyası .E. Edmonston, Hipnoz İndüksiyonu. New York : John Wiley 1986 s. 374-381 bulunabilir.

Wexler- Alman Dolaylı Hipnotik Yatkınlık Ölçeği

Bu ölçek, Stanford hipnotik yatkınlık ölçeği Form A’nın ve Harvard grup ölçeğinin bir uyarlamasıdır.  Kendi kendini puanlama ölçeği (toplam puan 0-12 arasında) ve bireysel ya da gruplara uygulanabilir.  Direkt dil yerine dolaylı dil kullanılır, otoriter bir dil.  Güvenilirlik verisi belli değildir. (Harvard grup araştırması ile yapılan karşılaştırmada bazı bireylerin direkt telkinli yaklaşıma daha yatkın olduğunu ve bazılarının en iyi dolaylı telkine cevap verdiği belirtilmiştir ve bu da normal bir dağılım gibi gözüküyor.

Trans ve Tedavi, Spiegel e Spiegel, Washington; APA Yayınları, 1987

HIP METNİ

İndüksiyon

Kolların sandalyenin kolçağında dinlenirken ve ayakların yukarıdayken mümkün olduğunca rahatla.  Sol kola dokunun.

Yukarı odaklanmak: Şimdi bana doğru bak.  Başını bu konumda tutarken kaşlarına doğru yukarı bak- şimdi de kafanın tepesine doğru.

Göz- yuvarlanması:  Yukarı bakmaya devam ederken, göz kapaklarını yavaşça kapat. Tamam… Kapat.. Kapat.. Kapat.. Kapat.

Göz kapaklarını kapalı tut ve yukarı bakmaya devam et.  Derin bir nefes al, tut… Şimdi, nefes ver, gözlerinin dinlenmesine gözlerini kapalı tutarken izin ver ve vücudunun uçmasına izin ver.  Bir süzülme hissi hayal et, aşağı sandalyeye doğru bir süzülme…  Mutlu bir şey olacak ve bu süzülme ile ilgili hoş bir duygu.

Kol kaldırma Yönergeleri:  Sen bu süzülme üzerine odaklanırken, ben senin sol koluna ve eline odaklanacağım.  Bir süre içinde sol elinin orta parmağına dokunacağım.  Bunu yaptıktan sonra, o parmakta hareket duyumları geliştireceksin.  Sonra, hareketler yayılacak, sol elinin hafif hissetmesine sebep olacaktır, ve sen ona yukarı doğru süzülmesine izin vereceksin. Hazır mısın?  Parmağa ve kola dokunun.  Önce bir parmak, sonra öteki.  Bu sonsuz hareketler gelişirken, elin hafif  bir konuma süzülecek.  Bileği işaretleyin..  Elinin bir balon gibi hissetmesine izin ver.  Gitmesine izin ver.  Ona yukarı doğru süzülmesine izin verme gücün var. İşte böyle.  Ona yardım et.  Sadece süzülmesine izin ver.  Şimdi kolunu bu şekilde yerleştireceğim böyle…Kolu, doğal, rahat bir şekilde yerleştirin, dirsek kolçakta dinlensin, kolu yönlendirin) ve bu halde kalmasına izin ver. 

Post hipnotik Yönergeler

Esasında, ben sana gözlerini açma sinyalini verdikten sonra bile o konumda kalmaya devam edecek.  Gözlerin açıldığında ve ben elini aşağı koyduğumda bile, şimdi olduğu yere geri süzülecek.  Bu duygu hakkında enteresan bir şey bulacaksın.  Sonra, ben senin sol bileğine dokunduğum zaman kendi her zamanki hissin ve kontrolün geri dönecek.  Gelecekte  oto hipnoz için her kendine sinyal verdiğinde birden başlayıp sayarken gözlerin yukarı kayacak, ve 3’e gelince göz kapakların kapanacak ve çok rahat dinlenmiş bir transta hissedeceksin.  Bu deneyimi her sefer ve her sefer daha fazla kolay bulacaksın.  Şimdi geri saymaya başlayacağım.  İki denince gözlerin tekrar yukarı kayacak, göz kapakların kapalı halde.  Bir denince çok yavaşça açılmalarına izin ver.  Tamam, bu durumda kal ve şu an sol kolunda ve elinde ne tür fiziksel hisler olduğunu tanımla.

Post hipnotik Test

Gıdıklanma:  Rahat mı? Herhangi bir gıdıklanma hissinin farkında mısın?

Disosiasyon:  Sol elin, sanki sağ elin gibi vücudunun bir parçası değilmiş gibi hissediyor mu?  (Sol elin, sağ elinin bileğine bağlılığını hissettiği gibi bir bağlılık hissediyor mu? Bir fark var mı?

Kaldırma:  Şimdi şunu fark et.  Sol elin sandalyeye dokunana kadar alçalt ve bir tepki bekle.  5-10 saniye bekle.

            Birinci koşullanma:  Şimdi başını döndür.  Sol eline bak ve ne olacağını seyret (5-10 saniye bekleyin)

            İkinci koşullanma:  Sol eline konsantre olurken, onun büyük hafif bir balon olduğunu hayal et (5-10 saniye bekleyin)

            Üçüncü koşullanma:  Şimdi, onu bir balon olarak hayal ederken sanki bir balonmuş gibi hareket etmesine izin ver.   İşte böyle, onun hakkında büyük düşün.  (5-10 saniye bekleyin)

            Dördüncü koşullanma:  Bu bir aktör olmak için şansın.  Elini bir balon gibi düşün ve sanki bir balonmuş gibi düşün.  İşte böyle, şimdi oraya çıkmasına izin ver.  Devam et ve onu yukarı koy.  Onu kandır.

Kontrol ayrımı:  Yukarı konumda dururken,karşılaştırma için sağ elini kaldır.  Şimdi sağ kolunu aşağı koy.  Sağ elindeki, sol eline kıyasla, hislerin farklılığından haberdar mısın?  Örneğin, biri ötekinden daha ağır mı?  Kollarını kontrol etme hissinde herhangi bir değişiklik hissediyor musun?

      Eğer evetse,  hangi kolunda daha fazla kontrol hissettin?

     Eğer hayırsa,  şimdi bir daha deneyelim.  Kolu sandalyeye geri koyun ve soruyu tekrarlayın, kolun bir balon gibi yükselmesine izin ver.  Eğer tekrar hayır derse, yukarı kısmı tekrarlayın.

Sonlanma:  Şuna dikkat et.  sonlanma sinyali ver.  Sıkı bir yumruk yap (Bileği tutun, kolu alçaltın ve yumruğu açın, dirseği gitmesine izin verin, ön kola dokunun, sonra bileten parmaklara kadar).  Önceden iki kol arasında bir kontrol farkı vardı.  Bu farklılık hala var mı, yoksa kayboluyor mu?  (sonu vurgulamak için sert basın)  Eğer hayırsa,  birkaç yumruk yap.  İşte böyle.  Yumruğunu aç ve elini aşağı koy.  Şimdi, aynı anda iki elinle birden yumruk yap.  Kollarının önünü yukarı kaldır birkaç kere ve bana onları kontrol etmede aynı hissi yaşayınca haber ver.

Amnezi:  Gördüğün kadarıyla kontrolde ilintili bir farklılık var.  Bunun nedeniyle ilgili hiçbir fikrin var mı?  Benim söylediğim ya da yaptığım herhangi bir şey buna sebep olabilir mi?

Süzülme Hissi:  Daha önce sol kolun yukarı gittiğinde, herhangi bir fiziksel his algılandın mı sanki bir hafiflik, süzülme hissi ya da zıplama gibi, sol kolunda ya da sol elinde?  Bu tür benzer hislerin vücudunun herhangi bir yerinde ; ör. Kafa, boyun, göğüs, karın, kalça, bacak ya da başka herhangi bir yerinde bu histen haberdar oldun mu yoksa sadece sol kolunda ya da sol elinde mi?

İndüksiyon Puanı                                             Profil Sınıfı

Yüksek            14-16                                           Intact  ER|

Orta                 10-13                                                       LEV|   > 0

Düşük                6-9                                                         CD|

Yok                   0-5                 

__________________                                         Hafif            LEV =0

ER= göz kayması                                                 Decrement   CD=0

LEV= leviasyon                                                   Özel sıfır      ER=0

CD= kontrol ayrımı                                                                   CD> 0

                                                                              Increment LEV > Erin 1,5 üstünde

Hipnotik İndüksiyon Profili

Değerlendirme Formu

İsim ______________________________________________  Tarih _________________

Yaş _____________ Sıra Başlangıç _____________Önceki __________Zaman ______

Süjenin konumu   Sandalye-tabure   Koltuk  Sandalye    Ayakta

Madde

A              Yukarı odaklanmak                                               0   –   1   –   2   –   3   –   4  

B                                                              Yuvarlanma           0   –   1   –   2   –   3   –   4  

C                                                              Squint                    0   –   1   –   2   –   3   –   4  

D             Göz-yuvarlanma İşareti( yuvarlanma /)      0   –   1   –   2   –   3   –   4  

E  ___ (x1/2)      S. Kol  Kaldırma Yönerge                         0   –   1   –   2   –   3   –   4  

F             Rahat ____________  Gıdıklanma _____

G____    Disosiasyon                                                    0   –                                         –   1   –   2

H____      Kaldırma                  koşullama yok                                                   3   –   4

                 (post indüksiyon)      1.ci koşullanma                                       2   –   3       

                                                   2.ci koşullanma                              1   –   2             

                                                   3.cü koşullanma                             1  

                                                   4.cü koşullanma                         0-

I___      Kontrol ayrımı                                                  0   –                                        –   1   –   2

J___     Sonlandırma                                                               0   –                                        –   1   –   2

K__     Amneziden Sonlandırma                                            0   –                                        –   1   –   2

            ya da No-test                                   

L___   Süzülme Hissi                                                     0   –                                        –   1   –   2

Özet

________ İndüksiyon Puanı                           Profil Seviyesi  0   –   1   –   2   –   3   –   4   –   5

                         ___ Hafif                  ____ Sıfır                ____ Intact

_____ Dakikalar          ____ Decrement       _____  Özel Sıfır      ____ Increment

Hipnoterapi

Hipnoterapi

Harold B. Crasilneck 

Texas Üniversitesi, Sağlık Birimleri Merkezi  

Hipnoz, bizim esas olarak hastanın bilinçdışı süreçleri ile ilgilendiğimiz, bilincin değişmiş bir halidir.  Hipnoz suni bir hal olarak tanımlanabilir, esasında uykuyu her zaman anımsatmamaktadır, uykudan fizyolojik olarak farklıdır. Bu farklılık ise normal bir durumda indüklenmiş belirli duyumsal, motor ya da zihin anormallikleri sonucunda arttırılmış yatkınlıktır. 

Eğitimli insanlar bile bunun yeni bir yöntem olup olmadığını soruyor.  Tarihçesi uzun ve ilginçtir.

 

A.  Franz Mesmer:  1734- hayvan manyetizması kavramını sundu.  Teorisini gezegenlerin birbirini etkilediği üzerine kurdu ve evrensel sıvı diye adlandırdığı şey aracılığı ile vücutların her yaşayan şeyi etkilediğini söyledi.  Mesmer insan vücudu ile temas eden iki mıknatısın, iyileştirici manyetik sıvı hassasiyetine göre, vücutta sıvının dolanması ve vücudun dünya ile olan uyumunu yenileyerek iyileştireceğini iddia ediyordu.  Çok fazla iyileştirme vakaları-  Viyana, ancak evinden ayrılmak için zorlanmıştır.

 

Fransa –  1778  –  Paris  –  halen popüler olmaya devam

 

Braquet – Yine birçok iyileştirme vakası.

 

Tekrar soruşturma:  1784

 

Lavoisir, Ben Franklin, Gullotin – sırrını açıklamayı ret etti.

 

Tarih sahnesinden silindi.

 

B.     Braid:  İngiliz cerrah- 1794-1860-  Grekçe uyku anlamına gelen Hypnosis terimini icat etti.

 

C.     John Elliotson:  1791-1868-  dahi öğretmen ve eğitici.  Londra Üniversitesi Tıp Okulunun ilk profesörüydü.  İngiltere’ye steteskopu getiren ilk kişidir- Londra’nın en yetenekli hekimi varsayılırdı- hipnoza ilgi duymaya başlayınca meslektaşları tarafından eleştirildi.

 

D.    Esdaile:  1880-  Hindistan’da tıp okudu – 300 büyük ameliyatı ve binlerce küçük ameliyatları oldu.  Buluşlarını bildirdi, bir kısmı kabul edildi.

 

Liebault:  1823- 1904-  Fransız kasaba doktoru- Tüm uygulamalarında hipnozla çalışmıştır. 

 

Charcot:  1825-1893-  Fransa – Nörotik semptomların kaldırılmasında hipnozla çalıştı.

 

Freud: 1836-1939-  Hipnoza ilgi duymaya başladı ve bir süre için terapilerinin vazgeçilmez bir parçasıydı.  Daha sonra kullanımını kaldırdı çünkü;

(1)    Her hastayı hipnotize edemiyordu.

(2)    Anlamlı olan nörotik semptomları gelişigüzel bir şekilde kaldırmanın tehlikeli olabileceğini hissetti.

(3)    Hipnozun kullanımına ilintili inanılmaz bir psikoseksüel enerji olduğunu hissetti.

(4)    Psikanaliz-  daha sonraki yazılarında belirli durumlarda hipnozun yer alabileceğinden bahsetti. 

 

Kimyasal anestezinin keşfedilmesi ve psikiyatrlar tarafından ret edilmesi ile hipnoz çok nadir kullanılmıştır.  Kaynaklarda çok az veri bulunmaktadır.

 

      II. Dünya savaşından yirmi yıl önce- dağınık kayıtlar

 

      II. Dünya savaşı sırasında

 

           Reaksiyon konversiyon

           Akut Reaksiyon

 

Mükemmel toplulukların kurulması- her üye için sicil talep edilerek.  Şimdi AMA, APA, ADA tarafından kabul ediliyor.  Ulusal ve uluslar arası konferanslar… burada olmasının üç sebebi:

 

(1)      mükemmel öğretme yöntemi

(2)      araştırmacıya başka türde deneyimlenebilecek bazı araştırmaları yapma imkanı sunuyor

(3)      terapötik avantajları

  Hipnoz neden oluşur:

1.      Fizyolojik teoriler

2.      Psikolojik Teoriler

 

Bazı fizyolojik teorilerin içerikleri şu şekildedir;

 

Bennett,  örneğin,  cerebral lobların beyaz maddesinde erteleme olduğunda, geri kalan kısımların aşırı aktive olduğu fikri üzerinde durmuştu.

 

Heidenhain:  Beyindeki gangliyon hücrelerinin  inhibe edilmesi sonucunda transın ortaya çıktığını düşündü.

 

McDugall:  Dış dünyadan çekilen istemli dikkatin vaso-motor sistemin üzerindeki güce odaklanması, normal bilinçte mümkün olmayan değişikliklere yol açtığına inanıyordu.

 

Pavlov:  Hipnozun bir uyku hali olduğunda ısrar etti çünkü ikisi de cerebral yarı kürede yayılan inhibe alanlarına bağlıydı.

 

Kubie ve Margolin:  Hipnozun fizyolojik bir uyku-hali olduğunu düşündüler.VAKA ÖYKÜSÜ

 

Bazı Psikolojik Teoriler

  1. Şartlı tepki
  2. Telkin edilebilirlik hali, birçok yazar hipnozun abartılmış telkin edilebilirlik hali olduğuna inanıyor.  Hull.
  3. Gerileme:  anne ya da baba çocuğu uyku benzeri bir  getirerek sakinleştirmesi.

 

Role-playing- Barber- ben bunu tamamen ret ediyorum.

 

Hilgard-  laboratuar ve klinik problemler aynı değildir.  Muhtemelen laboratuardaki biraz role playing klinik çalışmada ortaya çıkmıyordur. 

 

Muhtemelen bir kombinasyon

 

Hipnozun çalışmasını ne sağlar:

 

A.    Normal I.Q.

B.     Bilinçdışı motivasyon

1.      Kekemelik

2.      Sigara içmek

 

Hasta ne kadar rahatsızsa, o kadar iyi cevap verir. 

 

Acı motive edici bir faktör olarak çalışır.

 

Hipnozun Basamakları:

 

1.      Hafif

2.      Orta

3.      Derin

4.      Somnambulistik

 

Daha iyi bir kelimeyi kullanmama uyarısı yapılmalıdır.  Eğer uyarı yapılarak gerekli önlem alınmışsa tehlikeler en az seviyededir. 

Psikiyatrik görüntüleme

 

1.      Anlamı olan nörotik semptomların gelişigüzel bir şekilde ortadan kaldırılması – hiçbir zaman hasta için anlamı olan nörotik semptomu parçalamayın.  VAKA ÖYKÜSÜ

2.      Organik bir acının gelişigüzel ortadan kaldırılması  semptomları gölgeleyebilir.  VAKA ÖYKÜSÜ

3.      Sahne Hipnozcuları  VAKA ÖYKÜSÜ

  

Terapötik Konular

 

1.      Termal yaralanma

A.    Acı

B.     Sık anestezi

C.     Alınan gıda

D.    Egzersiz ve yürüyüş

E.     Psikolojik problemler

 

2.      Öldürücü kanser  VAKA ÖYKÜSÜ

3.      Lösemi  VAKA ÖYKÜSÜ

4.      Kadın doğum ve jinekoloji  VAKA ÖYKÜSÜ

5.      Psikoseksüel problemler: psikogenik, iktidarsızlık, cinsel soğukluk  VAKA ÖYKÜSÜ

6.      Alışkanlıklar  VAKA ÖYKÜSÜ

Sigara içmek (boş alışkanlık)

Obezite

Tırnak yemek

Konuşma bozuklukları

 

Bazı psikiyatrik uygulamaları:

 

1.      Fonksiyonel ve organik problemler arasındaki teşhis farklılıklarına yardım etmek.  VAKA ÖYKÜSÜ

2.      Bastırılmış materyali almaya yardımcı olmak VAKA ÖYKÜSÜ

3.      Semptom değiştirme ve semptom giderme VAKA ÖYKÜSÜ

4.      Hipnoanaliz

5.      Psikosomatik problemler

 

Hipnoz bir genel çare (her derde deva) değildir.

 

Herkes hipnotize edilemez.

 

Ergenler özellikle iyi süjelerdir.

 

Başarısızlıklar:

 

1.      Hasta

2.      Terapist

  

Uygun hasta ile indüklendiğinde çok harika bir yöntem olabilir.

 

SORULAR ve CEVAPLAR

 

Birkaç öğrenci ile hipnoz gösterisi aşağıdakileri tasvir edecektir:

1.      Hipnozun kademeleri

2.      Psiko-fizyolojik değişiklikler

3.      Depresyon

4.      Yaş geriletme

5.      Amnezi

6.      Oto-hipnoz

 SORULAR ve CEVAPLAR

Hipnoz Hakkındaki Yanlış Anlaşılmalar ve Korkular

Hipnoz Hakkındaki Yanlış Anlaşılmalar ve Korkular

Hastayı Eğitmek ve Hazırlamak

D. Corydon Hammond, Ph.D.

 Utah Üniversitesi Tıp Okulu

Hastayı ikna etmek için önemli fikirler

1.      Genellikle kontrolün kaybedilmesi, iradenin teslim edilmesi ve baskılanma korkuları ile sıklıkla karşılaşılır.  Hipnozun saflık ya da iradesizlik olmadığı konusunda hastanın güvenini tazeleyin.  Kendi özgür iradenizi kaybetmiyorsunuz ve hipnoz altındayken değerlerinizi ve etik yapınıza karşı gelecek bir şeyler yaptırılamazsınız.  Benzer şekilde, isteğiniz dışında herhangi bir şeyi açıklatılamazsınız.  Size dayatılan bir şey değildir, ancak kendi kendinize sizin yaptığınız bir şeydir.  Başkası size sadece rehber olarak yardımcı olabilir.  Bu yüzden, bu bir takım çabasıdır, savaşın zihinsel sürüklenmesi değil.

2.      Hipnoz hakkındaki bir diğer efsane ise bilincin kaybolması ve amnezi geçirilmesidir.  Hastalardan çok az bir oranı bu stereotipe uyar çünkü çok derin seviyede hipnoza girerler.  İnsanların çoğunluğu, genelde olan her şeyi hatırlarlar.  Ve bu kabul edilebilir çünkü biz hipnoz yapmayı istediğimizin çoğunluğunu orta derecede transa alabiliyoruz ve orta derece transta her şeyi hatırlayabiliyorsunuz.

3.      Hipnozun tanımı

A)      İçsel bir emilme, yoğunlaşma ve dikkatin odaklanmışlık hali.  Büyüteç metaforu – güneşin ışığı odaklandığı zaman daha da güçlüdürler.  Zihnimiz yoğunlaştığında ve odaklandığında, zihnimizin gücünü daha da kuvvetli kullanabiliyoruz.

B)       Hipnoz hayal gücümüzü kullandığımız bir odaklanmışlık durumudur.  İmgelemin güçlü örnekleri verin.

C)       Günlük Trans Kavramı:  Herkesin transı defalarca deneyimlediğini ancak bunun hipnoz olarak adlandırılmadığını vurgulayın.  Örnekler: 1.  Farkında olmadan araba kullanmak, çok fazla yoğunlaşmışızdır ve değişik bir bilinç seviyesi, bizim bilinçdışı zihnimiz, kontrolü ele almıştır.  2. Televizyon ya da bir filme kendini kaptırmak.  3. İçine çekici bir kitap okumak.

D)      Bilinçli zihin ile bilinçdışı zihin arasındaki farkı belirtin.

4.      Hastayı “sadece hayal gücünüzü kullanın ve size olanları hayal edin” şeklinde cesaretlendirin.  Bazı şeylerin olması için çok fazla çalışmayın ve olan şeyleri de durdurmaya çalışmayın.  Bir takım şeylere sadece olmak istedikleri gibi gözüktüklerinde, olmaları için izin verin.

5.      Yetişkin Hipnotik Yetenekleri Kavramı :  Trans deneyimleri oldukça kişiseldir.  Bazı insanlar değişik fenomenlerin hepsinde yeteneklidir, ancak çoğumuz bazılarında kusursuzdur ve bazılarında iyiyizdir ve bir ya da iki fenomeni deneyimlemekte başarısız olabiliriz.  Bu kavram performans endişesini düşürür, özellikle de telkin edilen hiçbir şeyi deneyimleyemeyen hastalarda.  Saygı kavramını vurgulayın, bu kavrama göre sonradan onların fikirlerini alacağınızı ve hipnozu onlara göre biçimlendireceğinizi belirtin.  “Şimdi, eğer hipnozu nasıl daha iyi yapabileceğim konusunda bir hissin varsa, beni haberdar et ve bana bildir.”

6.      Hipnozu şu an geçerli problemden ayırın:  Hızlı bir önlem gerektiren bir durum yoksa, “ bugün senin problemin üzerine odaklanmayacağız” şeklinde vurgulayın.  Sana sadece hipnozu deneyimlemen için izin vereceğiz ve ne kadar güzel olduğunu görmen için, bana hipnotik yeteneklerini ayarlamam için izin vermen için, böylece hipnozu size göre ayarlayabiliriz.  Hasta problem üzerinden gitmeye direnecekse bile, hipnoza girmeye direnmeyecektir.

HİPNOZ OLGUSU  

D. Corydon Hammond, Ph.D.

Utah Üniversitesi Tıp Okulu

1.      Katalepsi:  Kasların istem dışı esnekliği, öyle ki inhibe edilmiş bir yorgunluk ile uzuvlar konumlandığı yerde kalıyor.

Amaçlar:  Hipnoza tepkiselliği ölçmek, trans onaylama, indüksiyon ve derinleştirme, anestezi yardımcı olmak.

2.      Amnezi:  Kendiliğinden ya da telkinle olabilecek zihnin inhibe edilmesi ya da çarpıtılması.  Kendiliğinden ani bir amnezi derin trans durumu telkin eder.  Amnezinin süresi tahmin edilemez.  Amnezi bilinçli “sorgulamayı” azaltarak post hipnotik telkinlerin meydana çıkmasına yardım eder.

3.      Disosiasyon:  Mevcut çevreden uzaklaşmak, rüya görmeye benzer, kendini vücudunun dışında bir şey yaparken görüyorsun.  Disosiasyon , artmış bir derinlik sağlamak, acı azaltmada, bilinçdışı hipnotik keşif amaçları için “otomatik yazma” kullanmakta faydalıdır.

4.      Analjezi & Anestezi:  Analjezi ışıktaki ayar düğmesini aşağı döndürmek gibidir ve irkilme tepkisi, ürkme ya da yüz ekşitme eksikliği olan daha fazla acı ile özdeşleşmiştir.  Tahminlere göre %70-%90 gibi bir seviyeye kadar analjezi oluşturulabiliyor ve muhtemelen %20 tam anestezi oluşturabiliyor.  Bu olgu acı kontrolü için kullanışlıdır, iltihabı azaltmak, daha da hızlık iyileşme sağlamak ve trans onaylama için kullanılır.

5.      Hyperesthesia:  Dokunmaya karşı aşırı hassasiyet.

6.      Ideosensor aktiviteler:  Bu, beynin herhangi bir duyumsal biçim üzerine tepki geliştirme kapasitesine denir; işitsel, görsel, tadsal, kokusal, dokunsal.

7.      Sonmanbulism:  Bu, hipnozun en derin seviyelerinden birisidir ve transta olup gözlerinizin açık olmasına denir.

8.      Halüsinasyon:  Negatif halüsinasyon, olmayan bir uyaranı hissetmeye ya da görmeye denir.  Keskin bir koku ile (anozmi) negatif halüsinasyonu muhtemelen süjelerin %25-%35inde yaratılabilir.  Pozitif halüsinasyon orada olan bir şeyi açıklamaktadır.  Bütün beş duyuda halüsinasyon olabilir.  Tat ve koku halüsinasyonu en kolay olanlarıdır, görsel en zorudur (Hilgard araştırma grubunda sadece %3’ü bunu hayal etmeyi başarmıştır) ve işitsel de hayal etmek için ikinci zor olandır.

9.      Hypermnsesia:  Zihnin anımsamak için arttırılmış kapasitesine denir.

10.  Yaş gerilemesi:  A) Yeniden canlandırmak:  Tam bir gerileme ya da geçmiş olayın yeniden yaşanması, ses ve yazı çocukça olmaktadır.   B) Kısmi gerileme:  Hasta bir seviyeye kadar hipnozu uygulayandan ve kendi yetişkin kimliğinden haberdardır, ve böylece geçmiş olaylara bir yetişkin bakış açısını uygulayama kapasitesine sahiptir.

11.  İdeomotor Aktivite & Ideomotor Keşif:  Bu, kasların ani olarak düşüncelere ve fikirlere cevap vermesinin istem dışı kapasitesine denir.  Örneğin, parmakları deneyimlemek ya da uzuvların süzülmesi ve kendi kendilerine hareket ediyor gibi gözükmesi.  Ideomotor keşif istem dışı parmak işaretlerini kullanarak bilinçdışının hızla gözlemlenmesi yöntemidir.  Bu işaretler aynı zamanda içsel süreçler bittiğinde terapiste işaret vermek için de kullanılabilir (örn, hissizlik olup olmadığını anlamak için)

12.  Yaş İlerlemesi:  Zamanda geleceğe doğru sözde-yönelimlidir, bazı süjelere gelecek hakkında bir fantezi ya da zihinsel tekrar olarak gözükebilir  ancak yetenekli hipnotik süjeler bunu oldukça gerçekçi hissedebilir.  Amaçlar:  hikayeyi gizleme ve güven oluşturmak, teşhis olarak hastanın gelecek bir durumda nasıl davranacağını saptamak ve bazı durumlarda “ iyileşme” için hangi tedavinin olacağını saptamak.

13.  Zaman çarpıtması:  A) Zaman genişlemesi:  Zamanın çok yavaş gittiğine dair sübjektif bir his ile iki dakika yirmi dakika gibi gözükebilir.  Günlük örnek – karlı bir günde bir vasıta beklemek ya da çok yavaş ilerleyen bir sırada beklemek.  B) Zaman çekilmesi:  Huzur verici bir aktivite sırasında ya da telkinle, on dakika bir dakika gibi geçebilir.  Amaçlar: sporda, ağrı ve migrende, etiyolojik faktörlerin gözden geçirilmesinde ve hastayı bilincin daha değişik bir seviyesinde olduğuna dair ikna etmek için trans onaylamada.

14.  Kişisel İlişkilerini Kesmek:  Telkin ile bir insan geçici olarak kendi kimliklerini unutabilir ve geçmişteki travmatik deneyimlerini tıpkı objektif bir istihbarat şeklinde görebilir ya da başka bir insanın kimliğini kendi üzerine olarak onunla kimlikleşebilir.

15.  İndüklenmiş Rüya:  Hipnoz gece görülen rüyanın içeriğini etkileyebilir ve “rüyalar” hipnotik bir durumda oluşturulabilir.  Amaçlar: sebeplerin ve çatışmaların keşfi ve belli edilmesi, çözümleri ve iç görüyü belirlemek.  Uykusuzluk ya da fizyolojik rahatsızlıklara (örn, ülser rahatsızlığı ya da prematüre doğum) müdahale ederken hipnotik bir halde kavrayış yeteneği araştırılabilir

Terapötik Metaforları Oluşturmada Uygulama

Terapötik Metaforları Oluşturmada Uygulama

D.Corydon Hammond, Ph.D.

 Utah Üniversitesi Tıp Fakültesi

Öğrenciler genellikle metafor oluşturmak hakkında düşündüklerinde kendilerini yetersiz hissederler.  Ancak ne zaman metaforik seçenekleri küçük bir grupta,  gözden geçirme şansları olursa o zaman kendi yeteneklerine olan güvenleri artıyor.  Bu yüzden, öğrencilere ders anlatıldıktan ve metaforların değişik örnekleri sunulduktan sonra, onlara metafor oluşturmada bir deneyim sağlanır:

Aşağıdaki egzersizin bir çalışma grubu ortamında ya da sınıfta üç saatlik bir sürede uygulama deneyiminde kullanılır.  Sınıf 5-7 kişilik küçük gruplara bölünür.  Her gruba 4 farklı konu verilir ve konunun metaforik imkanları hakkında beyin fırtınası yapmaları istenir.

Her bir konuda 15 dakika harcamaları istenir ve en az bir üye sekreter olarak görev alır ve yaratıcı fikirleri yazar.  Sekreter çok okunaklı yazmalıdır ki bu fikirler sonra diğer sınıf üyeleri ile paylaşılacaktır.

Bir saat sonunda, her gruptan dört başlıktan birini seçmesi ve onun için tam bir metafor yaratması istenir.  Bu metaforu zihinde belirli bir hasta ve o hastanın bir problemini tutarak yapmaları söylenir.  Öğrenciler kelime oyunları, serpiştirme teknikleri ve virgülleri nereye koyduklarına dikkat etmeleri istenir; nerede duraklama var, nerede çift anlam var, konusunda cesaretlendirilir.

Küçük gruplar bir saat müddet verilir, ve de bir mola için zaman,  burada da metaforlar cilalanabilir.  Daha sonra, bu sınıf tekrar birleştirilir.  Her grubun sekreteri beyin fırtınası sırasında bu dört konu hakkında çıkan metaforik seçenekleri paylaşırlar.  Daha sonra, sekreterlerin metaforları tek tek sınıfa sunması istenir.  Sekreterlerin notları toplanır ve metaforlar kopyalanır ve metaforik seçenekler bütün sınıfa dağıtılır.

Aşağıdaki başlıklardan bazıları sıklıkla verilmektedir çünkü hastalarla sıklıkla karşılaşılan ilgilileri temsil etmektedir;  bisiklet sürmek, tekne ile açılmak, bowling oynamak, kart oynamak, yemek pişirmek, müzikal bir enstrüman, resim yapmak, golf oynamak, teniz oynamak, kayak yapmak, senfoni konserleri, yüzmek, tenis oynamak, dikiş dikmek, buz pateni yapmak ya da paten kaymak, dalış yapmak, televizyon seyretmek, yeni yerlere seyahat etmek ya da yabancı bir ülkeye ve futbol.  Bazen yazar hayatı yansıtan konular verecektir.  Örneğin; kırık bir kol ya da bacak, bir köpeğin ölümü, sevilen birinin ölümü, en iyi arkadaşının taşınması, çocukken bir ayrışma battaniyesine sahip olmak, randevularda garip hissetmek, yaşına göre çok kısa ya da uzun olmak, inanılmaz derecede hasta olmak.

Yukarıda tanımlanan bütün potansiyel başlıklar yazarın “Checklist for Utilizing Life Experiences, Interests and Values” kitabında  bulunan ilgilerin ve deneyimlerin bir parçasıdır. [bir kopyasını ders notları kısmında bulabilirsiniz. Ed.]

Öğrencilere şu vurgulanır:  ilgi alanları ve yaşam deneyimleri sadece metaforik olarak kullanılmaz, ancak o basitçe olay hastanın ilgi alanı ile ilintili metaforik tümce ve kavram kullanmak, genellikle iletişim oluşturacaktır ve hastanın düşünce tarzına etki edecektir.  Örneğin,  her fırsatta balığa giden bir hasta ile çalışırken girişi takılmak…. Şeklinde kullanılabilir

Bir küçük grup tarafından beyin fırtınası yapılan bazı metaforik alternatifler aşağıda bu sürecin daha net gösterilmesi için verilmiştir.

GELİŞİMSEL PROBLEMLER İÇİN METAFOR OLUŞTURMAK İÇİN PRATİK EGZERSİZ

Aşağıdaki egzersiz Barker’ın (1985) metafor oluşturmayı öğretmek için kullandığı yaklaşımdan bir  örnektir.

Jeanette K. 13 yaşında ve oldukça hızlı gelişmeye başladı, hem fiziksel hem de aile ve ev dışında ilgilerini geliştirmeye başladı.  Ailesinin üç çocuğundan en büyük olanı.  Jeanne ve ebeveynleri arasında son altı aydır ya da o kadar bir sürede gitgide artan çatışma sahneleri oluşuyordu.  Bay ve Bayan K. O kadar çok endişeliydiler ki ve daha önceleri iyi davranan çocuklarının dediklerine göre “kontrol edilemez hale” gelmesinden şikayetçiydiler.  Endişeleri “kızlarının yanlış kalabalık ile birlikte olması ve bu yüzden uyuşturucuya başlayabileceği şeklinde ancak onunla her konuşma çabaları Jeanette tarafından bir problem olmadığı gerekçesi ile ret edilmiş.  O da bu sebepten dolayı sinirleniyor, ve onları evi terk etmekle suçluyor.

Aileler yerel bir aile koruma servisinde danışmanlık alıyorlar.  Danışman Bay ve Bayan K’ya ergenin normal gelişim süreci hakkında bir anlayış vermeyi amaçlıyor ve onlara çocuklarına bu aşamada nasıl yardımcı olacaklarına dair yardımcı oluyor.  Jeanette katılmayı ret etti, ancak durum karmaşıklaşmaya devam etti.  Onlara ne söylenirse söylensin ailesi sorunun halen :Jeanette’te olduğuna inanıyor ve onunla ciddi anlamda bir şeyin yanlış olduğuna inanıyorlar.

Bu ailesel gelişim problemine bir metaforik yaklaşım tasarlayın öyle ki, problemi ebeveyn/çocuk ilişkisinin zorluğu olarak yeniden çerçevelendirsin ve hem Jeanette hem de ailesi bu ikilemi çözümlemek için yollar göstersin.

Kaynak:  Barker, P. (1985)  Psikoterapide metaforları kullanmak.  New York: Brunner/Mazel, s88-89.  Yayıncının izni ile basılmıştır.