Hipnotik İndüksiyon Uygulamaları

ÖĞRETİM UYGULAMALARI İÇİN ALTERNATİFLER

Dr. Corydon Hammond Ph.D.

 Utah Üniversitesi Tıp Okulu

Aşağıda net olarak belirtilen uygulamalar, eğitimcilerin değerlendirmesi için telkinsel seçenekler olarak sunulmuştur.  Sizin kullanacağınız uygulamalar doğal olarak dersin konusuna, mümkün olan zaman, değişik prosedürler ve tekniklerle sizin çalışma rahatlığınıza ve kişisel tecrübelerinize ilintili olacaktır.

İndüksiyon uygulamaları

Öğrenciler için değişik türde hipnotik indüksiyon modellemek faydalıdır.  Yazar genellikle göz sabitlemesi, artan rahatlama, katalepsi ve imgelem indüksiyonlarını göstermeye çalışır.  Direnci en aza indirgeme metodu olarak, daha önce hipnotize edilmiş birinin gönüllü olmak isteyip istemediğini sorabilirsiniz.  Bu tarzda gönüllüleri sormak genellikle istekli ve yetenekli süjeleri ortaya çıkartır. Başta sadece belirli sayıda indüksiyonu modellemek ve her biri için kullanılabilecek sözlerin yazılı olduğu kağıtları dağıtmak yardımcı olur.  Üç değişik eğitim görevlisinin kendi tekniklerini göstermesi faydalı olur, böylece öğrenciler stillerin farklılığını görebilir.  Bir sonraki derste ya da aradan sonra, öğrencileri küçük gruplar oluşturarak uygulama yapmaları için zaman tanınabilir.    Yazar yeni başlayan öğrencilere uygulamalarını göz sabitlemesi rahatlamanın arttırılması ve imgelem örnekler (kol düşmesi, göz açılması ve kapanmaması ve Chiasson indüksiyonu, bozuk para tekniği, sözsüz ve şaşırtıcı indüksiyon şeklinde önerilerde bulunur.  İndüksiyon teknikleri hakkında yayın dağıtılır ve süpervizyonu uygulama için daha fazla zaman tanınır.

Bir sonraki derse gelmeden önce, öğrencilere indüksiyon teknikleri hakkında çalışmaları tavsiye edilir.  Çocuklarla hipnoz çalışan bir uzmanının da katılımcılardan birinin çocuğu ile tekniği göstermesi faydalı olur.  Öğrencilerin kayıt cihazı getirerek uygulamayı ve modellemeleri kaydetmeleri önemlidir.

Uygulama ile ilintili olarak,  öğrenciler için dramatik bir denetimleme yaşatma paha biçilmezdir.  Yeni öğrenciler, ilgilerine rağmen, genellikle şüpheci bir yaklaşıma sahiptirler.  Hipnotik açıdan yetenekli bir gönüllü bulduğunuzda transı derinleştirmek ve eldiven anestezisi yapmak isteyebilirsiniz.  Hatta bunu bir tırnak törpüsü ya da iğne ile gösterebilirsiniz.  Yazar, genellikle katalepsi indüksiyonunu gösterir ardından da bu tekniğin detaylarını tartışır.  Daha sonra öğrencilerden yanlarındaki kişi ile birkaç dakikalığına uygulama yapmaları istenebilir.  (Katalepsi İndüksiyonu)  Tekniğin detaylarını özetleyen ve uygulama için gerekli olabilecek cümleleri içeren rehber dağıtılabilir.  Kaldırma indüksiyonu öğretirken de benzer bir prosedür uygulanabilir:  Uygulama, uygulamanın ilerlemesi; çalışmak için indüksiyon cümlelerinin özeti ve son olarak, öğrencilerin küçük gruplara ayrılarak bu indüksiyonun uygulanması.

Hipnotik Olgunun Uygulaması

Hipnotik olgunun üretimini gösteren videokasetler vardır.  Kişisel bir uygulama, esasında öğrenciler için daha ikna edicidir.   İyi bir süje değişik şekillerde seçilebilir: 1)Öğrencilere Harvard Hipnotik Yatkınlık Ölçeğini verip sonra da yüksek yatkın süjeleri (Puanları 11-12 arası olan) seçmek.  2) Harvard ölçeğini (muhtemelen de ardından Stanford Ölçek Form C’yi) psikoloji giriş sınıfına uygulamak ve sınıf uygulaması ve öğrenci deneyimlemeleri için yetenekli öğrencileri gönüllü olarak seçmek.) sınıftan herhangi bir testten geçmemiş gönüllülerle çalışmak ve yetenekli gözüken ile değişik hipnotik olguları çalışmak.  3) yatkın olduğu bilinen bir meslektaşı ya da sekreteri sınıfa getirerek uygulama.

Aşağıdaki hipnotik fenomenler yeni ve orta seviye öğrencilere göstermek için önemlidir; amnezi, eldiven anestezisi, otomatik hareketler ve kompülsiyonlar, gevşek katılık, hareket edememezlik, zaman çarpıtması, çocukluktaki güzel bir şeye yaş geriletmesi, uyanmadan transta gözlerini açmak ve muhtemel pozitif ve negatif halüsinasyonlar.

Gayri Resmi Grup Yatkınlık Testi

Sınıftaki daha yatkın kişileri belli edecek, ikna edebilir limitli bir deneyim içeren başka bir grup aktivitesidir.  Öğrencilerden gözlerini kapatmaları, kollarını omuz hizalarında öne doğru uzatmaları istenir.  Sol kollarına onu daha da hafifletecek uçan balonlar bağlandığını ve sağ koluna da ıslak kumla dolu ağır bir kova verildiğini hayal ettirin.  Bunları net olarak hayal etmelerini isteyin ve sağ kol daha da ağırlaşırken, sol kolun daha da hafiflediğini söyleyin. İki dakika sonra, sınıftan kollarını oldukları yerde uzatmalarını ve gözlerini açmalarını isteyin.  Birçok kişinin iki kolu arasında fark olacaktır.  Bu imgelemin hipnozda nasıl kullanıldığını göstermek için kullanılabilir.  Bir alternatif prosedür ve öğrencilerden avuçları birbirine bakar şekilde kollarını omuz hizalarında tutmaları istenir ve sonra da ellerini birbirine çeken iki mıknatıs olduğunu hayal etmeleri söylenir.

Sarkaç ile Ideomotor  sinyaller oluşturmanın uygulaması

Genel Ideomotor tekniklerinin uygulanmasından sonra, belirli sinyaller oluşturmak için sarkaç kullanma uygulaması öğrenciler için etkileyicidir.  Süjeye sınıfa ya da çalışma grubunda problemi hakkında hiçbir şey açıklamayacağını söyledikten sonra bir gönüllü seçilebilir.  Tekrar, diğer  öğrenciler etrafında toplanır ve böylece süjeyi net olarak görebilirler.  Süre: 5-10 dakika.

Alternatif İhtiyaç Tatmini Uygulaması

Genellikle, Ideomotor araştırması uygulaması yapılırken, süjenin problemi doğal olarak bilinçdışı ile işbirliği gösterebilir.  Diğer vakalarda, eğitmen bunu ayrı bir uygulama olarak göstermeyi de tercih edebilir.  Genellikle, yazar bu tür bir uygulama için 15-30 dakika ayırıyor.

Yaş Geriletme Uygulaması

Yaş geriletme, riski olmayan bir tekniktir.  Bu yüzden, kişisel yanılsama ve negatif deneyimlerin olasılığı sebebiyle, gerilemeyi geçmişteki güzel bir anı canlandırma ile sınırlandırılmalıdır.  Bir süjeye hipnozdan önce ilkokulunu  sevip sevmediği sorulabilir.  Eğer cevap olumluysa, birinci ya da ikinci sınıftaki anıları ile ilgili bilgi alın.  Hipnotik indüksiyonu takiben, hastanın bilinçdışına, ideomotor sinyaller aracılığı ile, birinci sınıftaki bir deneyimine gerilemenin uygun olup olmayacağını sorun.  Uygun bir cevaptan sonra, hasta sınıfına geriletilebilir ve etrafı hakkında bilgi toplanabilir; duvarlar, değişik sıralardaki arkadaşlarının isimleri, nesneler, öğretmenin adı.  Hipnozdan önce hatırlananlarla, gerileyince ortaya çıkanlar daha sonra karşılaştırılabilir.  Gözlemlenenler hakkında yorum ve sorular için iki- beş dakika izin verin.  Toplam gerekli zaman 30 dakikadır.

Olumlu Affect Köprüsü: Bir yaş geriletme uygulaması

Affect & Somatik köprü tekniği hakkındaki bir dersi takiben [ ders notu kısmına bakın], eğitimci bu tekniğin daha ileri bir uygulamasını olumlu bir süjeyle gerçekleştirmek isteyebilir.  Gönüllü süje kendini çok rahat, mutlu ve huzurlu hissettiği yakın zamandaki bir olaya geriletilebilir. Bu olumlu hisleri tekrar deneyimledikten sonra, hasta şu anki durumda ayrıştırılabilir ve olumlu hissin affect köprüsüne yaş geriletilir. “ Bu şekilde hissettiğin ilk zamana geri” tahmini gereken süre 20-30 dakikadır.

Dolaylı Yaş Geriletmenin Grup Uygulaması

Deneyimlerin gösterdiğine göre, bir grup ile yaş gerilemesi yaparken, kontrolün daha az olmasından dolayı dikkatli olunmalıdır.  Aslında yazar, öğrenciler için oldukça bilgilendirici ve eğlenceli olan hipermnezinin kısa bir uygulamasını başarılı bir şekilde kullanmıştır.  Kısa bir (3-5 dakika) indüksiyonu takiben aşağıdaki telkinler verilebilir: “ Çocukluğuna gerilemesi rahat olacaklar,  bilinçdışınızın sizi çocukluğunuzdaki mutlu anılara ve mutlu deneyimlere geri götürmesine izin verebilirsiniz…  Sadece kendine zamanda gerilemesi için izin vererek, daha genç ve daha genç yaşlara… bilinçdışın seni olumlu, mutlu anılara ve deneyimlere geri götürürken…  Ve tam olarak senin ne hatırlayacağından emin değilim.  Fakat muhtemelen eski bahçenin ya da oyuncaklarının mutlu anılarının keyfini  çıkartacaksın……..   Mutlu şeylerin olumlu anıları ve deneyimleri zihninde süzülürken, birkaç saniyeliğine tam gözükebilirler, sanki daha fazla zaman geçirmiş gibi.  Muhtemelen tatildeki ya da en iyi arkadaşlarınla olan mutlu zamanları hatırlayacaksın…  Ya da, ailenin bir araya geldiği zamanlara ait anılar olabilir, ya da bayram sabahlarına ya da küçüklerin büyüklerin ellerini öptüğü o bayram günlerine…. Ya da, bazı güzel doğum günülerine doğru….   Geri gidip gitmediğini merak ediyorum, ya da belki de en sevdiğin televizyon programını hatırlayacaksın….  Küçük yemek pişirme anıları olabilir ya da uyku  zamanı masalları ya da hikaye kitapları….    ya da saklambaç, misket, ya da futbol, evcilik oyunları, ya da çata pat sesleri…  Sadece imgelerin zihninde uçuşmasına  izin ver, mutlu imgeler, çok eski zamanda… belki pamuk şekeri ya da oyuncak silahlar ya da sek sek…. ve bu anılardan şu anki hayatında ihtiyacın olan özel bir şeyi hatırlayacak mısın merak ediyorum.  Belki bir bakış açısı ya da his ya da daha fazla ihtiyacın olan bir şeyin farkına varmak. Ve bu deneyimden onu alabilirsin.  İstediğin kadar zamanın var, sahip olduğumuz kısa zamanda, sonra kendi liderliğinde ve hızınla, kendine uyanması için izin ver, çok çok iyi hissederek.  Bu uygulamadan sonra, sınıf üyelerinin deneyimlerini paylaşmaları için 5-10 dakika süre tanıyın.  Bu uygulama olumlu bir his anlamında ve aynı zamanda öğrencileri hipnotik yaş geriletmenin gücü konusunda ikna etme konusunda, oldukça etkili bir araçtır.  Öğrencilerin hatırladıkları şeyler genellikle onların hoşuna gitmiştir, uzun süredir akıllarına gelmeyen şeyleri hatırlamışladır.

Ego güçlendirme telkinleri modelleme için grup indüksiyonu

Yazar, genellikle 5-10 dakikalık bir grup indüksiyonunu takiben, ego güçlendirme prosedürlerini kullanır.  Huzur yeri kendini bir grup uygulamasında iyi gösteren tekniktir.  Direkt telkinler önerilebilir, öğrencilerin hipnotik çalışmalara karşı artan güvenlerini hızlandırmak için şekillendirilmiştir.  Yazar, sıklıkla dolaylı ego güçlendirme prosedürünü kullanıyor.  Örneğin, süjeyi nasıl konuştuğunu ve okuduğunu hatırlaması için gayri resmi geriletilerek.  İlerleyen zamanlarda,öğrenciler daha önceden başarısız olduklarını düşündükleri konularda, şimdi daha başarılı olduklarını fark ederler.   ve yeni hipnotik yeteneklerini sayesinde geçmişteki zorlanmalarını hatırlamayacaklardır.  Ego güçlendirici metaforlar, grup indüksiyonunda kullanmak için uygundur.

İleri Düzey İndüksiyon Telkinlerinin Uygulanması

Yeni başlayan öğrencilerinkine ek olarak, orta seviye kurslar katalepsi ya da kaldırma indüksiyonlarını görmek (ders notu toplamak)    açısından faydalıdır.  Birçok öğrenci temel seviyede bu prosedürleri tam olarak öğrenmemiştir.  Bir önceki transı, indüksiyon tekniği olarak çağırmak; sorularla birincil indüksiyon uygulamak; Erickson’un direnç için çift taraflı indüksiyonu; ilerleyen anestezi indüksiyonu ve fazla sözel, interaktif bir hipnotik indüksiyon göstermek çok faydalıdır.

Derinleştirme Tekniklerinin Uygulanması

Hipnotik bir halde tüm indüksiyon tekniklerinin aynı zamanda derinleştirme tekniği olarak da kullanılabileceği öğrencilere açıklanmıştı.  Yazar aşağıdaki derinleştirme yöntemlerini modellemeyi  bazı uygulamaların içinde kullanmayı tercih ediyor:  sözelleştirme ve sesin kullanımı (ör., “daha derine” derken sesin alçaltılması);  bağımlı telkinler; vurgulu yönergelerin kullanımı; bölmeler; hasta motivasyonlarını ve ihtiyaçlarını serpiştirmek; aşağı hareketinin kullanımı (ör.merdiven, yürüyen merdiven, asansör); tekrar hızlı indüksiyon için post hipnotik bir ipucu; sessizlik aralıkları; nefes ve sayma teknikleri; ikili görevler ( aşırı yükleme);  görsel imgelem; eli hastanın omzuna koymak (verilen telkinlerle birlikte) ve nazikçe süjeyi daha da derine çekmek (nefes veriş sırasında); otomatik hareketlerin indüksiyonu; sözsüz ve çevresel uyaranların kullanımı (“hızlandırma ve yol göstermek”); katalepsi ve kaldırma.

Grup İndüksiyonları

Gruplar, indüksiyonları genellikle eğlenceli ve öğretici bulurlar.  Aslında, temel bir kursun ilerleyen bölümlerinde, kullanılmaları tavsiye edilir (orta düzey ve ileri düzey basamaklarda da).  Grup uygulamalarını eğitimin ilerleyen zamanlarında kullanma fikri, öğrencilerin deneyimledikçe çözülen korkularını ve şüpheciliklerini ortadan kaldırmak içindir.  Göz açma ve kapama taktiği, artan rahatlama, nefes ve sayma ve izin verici imgelem grup uygulamalarında oldukça kullanışlıdır.  Gruptaki öğrencilerin doğal yeteneklerindeki farklılık ve tercihlerinden dolayı, izin verici indüksiyon yaklaşımları genelde daha da hoş karşılanır.  Grup indüksiyonu sırasında kendi kendine hipnoza girmenin yöntemi için post hipnotik telkin verilebilir.

Hipnotik Yatkınlık Ölçeğinin Uygulanması

Daha fazla araştırma odaklı kurslarda, eğitmen gönüllü bir bireye Stanford Ölçeğini uygulamak isteyebilir.  Alternatif olarak, bütün sınıfa Harvard Grup Ölçeği uygulanabilir.

Ideomotor  Araştırmanın Uygulanması

A) Bu tekniği göstermek için bilinçdışı sinyallerin kurulmasına izin vermek isteyen bir gönüllü var mı diye sorun.  Süjeye sadece sinyallerin kurulacağından ve araştırma yapılmayacağından bahsedilinebilir.  Geri kalan öğrencilerden daha yakına gelmeleri istenir, böylece uygulamayı ve cevapları daha iyi gözlemleyebilirler.  Kısa bir uygulamadan sonra tekniğin cümleleri üzerinde tartışılabilir ve ders notu dağıtılabilir.  Gerekli süre:5-10 dakikadır.

B) Başka bir seçenek olarak, kişisel bir problemi ya da meseleyi araştırmak isteyen bir gönüllü var mı diye sorulabilir.    Doğal olarak, kişisel uygulamada eğitmenin de bilmediği problemin üstünü örttüğü bazı riskler olabilir.  Yazar bir gönüllüye ihtiyaç olacağını ve bu yüzden sınıf üyelerinin bu tür bir uygulamaya  gönüllü olmak isteyip istemediklerini sormayı tercih eder.  Daha sonra, bir aranın ardından, gönüllüler istenebilir.  Riski azaltmanın bir yolu, her gönüllüye halen izleyicilerin arasında otururken, araştırmak istedikleri problem hakkında biraz bilgi vermelerini istemektir.  Daha sonra eğitmen, altında yatan başka problemler olmayan sınırlı ve ilginç bir problemi seçebilir.  Bu tür bir uygulama sırasında, “ söylemek istemiyorum” için de bir sinyal kurduğunuzdan emin olun, ve bu sinyalin ne zaman isterse kullanılabileceğini ve grup  önünde açıklamak istemediği bir şeyde başvurulabileceğini belirtin.  Gerekli süre: 20-30 dakikadır.

Ego-Güçlendirme prosedürlerinin bireysel uygulaması

Öğrenciler, grup indüksiyonu kullanmaya ek olarak, ego-güçlendirme ve telkinler hakkındaki bireysel prosedürleri izlemekten çok keyif alıyorlar.  Bu yüzden biz genellikle bükülmüş bilek tekniğini sıklıkla gösteririz ve metaforik ve direkt telkinlerin kullanımını gösteririz.

Acı Dindirmeye Hipnotik Yaklaşımların Uygulanması

Hipnoz ve acı üzerinde ders verirken, istisnasız mutlaka ağrısı olan bir öğrenci gönüllü olacaktır.  Ağrısı olan biri ile uygulama yapmak genellikle izleyici için etkileyicidir.

Bireysel İmgelemin Değerini Uygulamak

Sınıfa gözlerini kapamalarını ve baş ağrıları  olduğu zamanı hatırlamalarını söyleyin.  Acılarının neye benzediğini hayal etmelerini isteyin, şekli, rengi, boyutları.  “Zihninizde acınızı sembolize eden bir imge yaratın.”  Bir dakika sonra, bu imgeyi kendilerini daha iyi hissetmek için nasıl değiştirebileceklerini sorun.  Bir dakika daha sonra, öğrencilerden gözlerini açmalarını ve deneyimlerini diğer arkadaşları ile paylaşmalarını isteyin.  Bu egzersiz hızlı bir şekilde imgelemin farklılığını gösterir ve onlara başka imgeler empoze etmektense kendi imgelerini yaratmanın önemini belirtir.  Ayrıca, tam bir hipnotik indüksiyon olmamasına rağmen ağrılarının geçtiğini söyleyen öğrenciler de çıkacaktır.

Dirençli bir Süje ile Hipnotik İndüksiyon

Orta ve ileri seviye kurslarda, daha  önceki denetimlemelerde hipnotik duruma gelemeyen bir öğrenci  ile eğitmenin çalışmasını gözlemlemek, öğrenciler için öğretici olacaktır.  Direncin sebeplerini araştırırken bir sarkaç kullanmak da faydalı olabilir.

Rüya ve Yaş İlerletme Uygulamak için Grup İndüksiyonu

Kurs içeriğinde indüklenmiş rüyalar ve yaş gerilemesi varsa grup üyelerine kişisel deneyim yaşatmak için grup çalışması yapılabilir.   Kişisel bir problem ya da sorunla ilgili rüyalar telkin edilebilir, rüyanın onlara çözümle ilgili içgörü  kazandıracağından bahsedilebilir.  Esasında,  yazarın deneyimlerine göre, indüklenmiş rüyalar oldukça zordur ve sınıfın sadece bir kısmı ilginç rüyalar görebilir.  İndüklenmiş rüyaları uygulamak için daha  derin bir trans gereklidir.

Aslında, bir çok öğrenci yaş ilerletme ya da zihinsel gözden geçirme prosedürlerini deneyimleyebilirler.  Yazar sıklıkla öğrencilerine ilerde sahip olmak istedikleri kişisel bir değeri ya da başarmak istedikleri bir şeye odaklanmalarını söyler.  Hipnoz sırasında öğrencilerden arzu ettikleri değerleri gösteren ya da başarmayı istedikleri bir model hayal etmeleri istenir.  Daha sonra, kendilerini istediklerini başardıkları zamanda ilerlerken hayal ederler.  Şunu hatırlatmamız gerekiyor ki ileri depresyonda olan öğrenciler sadece rahatlama kısmının keyfini çıkartmalı ve ilerleme kısmına katılmamalıdır.  Bu, depresyonda olan öğrencilerin geleceği çok olumsuz olarak yansıtmalarına ve daha da ümitsiz ve depresif olmalarına karşı bir önlemdir.

Derin Trans Eğitimi ve Olgusunun Uygulaması

Öğrenciler aşırı isteksiz bir şekilde derin trans olgusunun uygulamasına karşıdırlar.  Yazar genellikle uzun indüksiyon uygular ve derinleştirme ve sonra şu sıraladıklarımızı gösterir: yaş geriletme , kompülsiyonlar, hastayı transtayken konuşması için eğitmek ve gözlerini açması ve transta kalması, pozitif ve negatif görsel halüsinasyonlar, tadsal ve işitsel halüsinasyonlar, zihinsel çarpıtmalar (ör. Resimdeki birinin yumuşakça onlarla konuşması ve bir resimdeki başka birinin ağlaması), zaman çarpıtması ( zaman içinde hızlanmak ve yavaşlamak) amnezi ve otomatik yazım.

Büyük Buluşmalar

Gerçek hastalarla olan çalışmaları gözlemlemek öğrenciler için oldukça etkileyicidir.  Orta ve ileri düzeylerde bazı uygulayıcıları kendi hastaları ile çalışmaları için davet edebilirsiniz.  Daha sonra, öğrenciler soru sorabilirler ve hastalar gittikten sonra yapılan iş üzerindeki mantık konuşulabilir.

Çiftlerde Hipnozun Uygulanması

Konulardan birisi çiftlerin hipnoterapisi olan ileri düzey kurslarda, öğrencilerden birisinden çift hipnoz uygulaması için eşini getirmesi istenebilir  Eşlerden biri sıklıkla öğrenci olan, önce hipnotize edilir.  Hipnotik durumu derinleştirdikten sonra, öğrenci halen transta iken eşini hipnotize etmesi istenir.  Her iki eşi de eğitmen ile iletişim halinde tutacak telkinler verilir ve eğitmen çiftlere birbirlerinin hipnotik seviyesini derinleştirmeleri için yönergeler verir.  Hipnoz sırasında birbirine çok adanmamış olan ilişkideki eşlerle çalışırken, eğitmenin dikkatli olması gerekir çünkü bu deneyimde duygu karışıklıkları olabilir.

Hipnozun Tanımı

HİPNOZUN SÖZLÜK VE MİTOLOJİK ANLAMLARI

Hypnos’e kelimesini ilk defa ingiliz doktor Braid kullanmıştır. Kendisine bu konuda yunan mitolojisi kaynaklık etmiştir.

Yunan mitolojisinde Hypnos kelimesi şu şekilde geçmektedir. ” Yunan mitolojisinin uyku tanrısı ‘HYPNOSE’ Gece’nin Oğlu ve Ölüm ‘ün (Thanatas) kardeşidir. (Resim) Kardeşi ile birlikte Hades’in ölüler diyarında yaşar.Kanatlı bir genç şeklinde tasvir edilen hypnos, yorgun insanların anılarına sihirli değneği ile değmek, karanlık kanatları ile yelpazelemek ya da bir boynuzdan, kişilerin üzerine uyku verici bir madde dökmek suretiyle onlara uyku verir. Thanatos’da kanatlı bir ruh halinde tasvir edildiğinden aynen hypnos’a benzer. Hypnos’un oğullarından biri ise, rüyalar tanrısı “Morheus” dur.

 hipnoz

Resim:Rüyalar tanrısı Morfeus’un babası Hypnos’un roma devrinden kalma bronz heykeli.

Hypnos’un tanrılar üzerinde dahi etkisi vardır. Homer’e göre Hypnos , Herav’ın ricası üzerine bir gece kuş şekline bürünerek, Zeus’u ida dağı üzerinde uyutmuştur.

Dr. Kriton Dinçmen tarafından yazılan “Psykhiatria ve Mythos” isimli eserinde ise Hypnos şu şekilde tanımlanmaktıdır: “Uyku ilahıdır Hypnos. Ölüm ilahı olan Thanatos ile beraber gece-Nyx’ ten babasız olarak doğmuştur.

İnsanların ve genellikle tüm yaratıkların fizyolojik işlevlerinin ayarlanmasında esas rolü oynayan “Cyrcadian Cyclus-24 saat tanzimi ” hadisesinde, uyku hypnos olayının temelini oluşturur. Fahrettin Kerim Hocanın “Uyku sinir sisteminin miarı ve mimarıdır.” sözü galiba bu konuda dünyü tıp literatüründe söylenmiş en manalı ifadedir.

Ana tanrıçalardan Hera,Çanakkale yöresindeki İda Dağında Zeus ile sevişmek ister.Galiba Zeus Hera’ya pek yüz vermemiş olacak ki, Hera, Hypnos’dan hatta ona cilveli Kharit’lerden birini peşkeş çekeceğine de söz verir- gelip Zeus’u uyutmasını rica eder. Zeus’da, yarı uykuda iken o sersemlik hali içinde “He” der.(Dinçmen)

Hypnos’un sözlüklerdeki anlamlarıda şu şekilde geçmektedir.

Hyp-no-sis / isim (çoğulu-ses) Bir şahıs tarafından diğer bir şahsın hareketlerini kontrol edebilir şekilde derin uykuya benzer bir duruma sokulması halidir.(Hornby)

Hypnos: Yunan mitolojisinde uyku tanrısı. Erebas ile Nyx’in (gece) oğlu, Thanatos ile birlikte, Memnon’u, Sarpedon’u veya destan kahramanlarını mezara yerleştirirken görür; Bazen ciddi ve tatlı, şakak ve omuzlarında kanatları olan bir delikanlıdır. (Helenistik bir heykel, Hypnosu uyutucu bir sıvıyı bir boynuzdan boşaltırken gösterir.) (Madrid Müzesi)

Hipnoz: İ. Fr. Hypnose Yun.

1. Psik: Sözle, bakışla telkin yapılarak meydana getirilen bir çeşit uyku hali . Bu halde uyuyan kimse (denek) uyutanın etki ve telkinlerine açık, fakat dış dünyanın başka etkilerine karşı kapalıdır. (Osmanlıcası Nevm-i Sınai; İngilizcesi Hypnosis)

2. Tıp: Mekanik, fiziksel veya ruhsal yollarla yahut kimyasal maddelerle sağlanan suni uyku. (Kimyasal maddelerle yapılan hypnosa genellikle narkoz adı verilir.)

Eşanlamlı : İpnoz.(Tuğlacı)

Hipnoz yanlış inanç, mistisizm ve ihmal tarafından sıklıkla gölgelenen ve tahrip edilen büyüleyici bir konudur. Eğlence ve zevk için yapılan hipnozun; hipnoterapiyle olan ilgisi, astroloji ya da astronomiyle olan ilgisinden daha fazla değildir. Hipnoz kelimesi pekçok kişinin aklına modası geçmiş önyargılar, tabular ve yanlış inanışlar getirir. Bazı hekimler özellikle az tecrübeli ya da tecrübesiz olanlar bunu hemen ayıplarlar.

Hipnoz çok eski bir sanattır, ilk defa hristiyanlığın ortaya çıkışından evvelki zamanlarda büyücülük, din ve tıp bir arada uygulanıyorken kullanılmıştır. Hipnozun bazı teorik yönleri hâlâ tartışmalıdır ve izah edilememiştir. Ancak hipnoz tıpta bu durumda olan tek konu değildir.

Hipnoterapi, psikoterapiye yön ve hız veren etkili bir multifonksiyonel tekniktir. Geçen yirmi yıl içerisinde hipnozun tıpta kıymetli bir tedavi yöntemi olduğu görüşü oldukça taratfar toplamıştır.

Hipnoza karşı batıl inançlarla ve kuşkuyla bakılan çağ, terapotik (tedavi) kıymetinin anlaşılmasıyla ortadan kalkıyor.

Bazı akıllıca seçilmiş vakalarda, başka hiçbir tedavi formu hipnoz gibi hızlı ve yararlı sonuçlar vermez.

Hem sadece destekleyici ya da şikayetlerin giderilmesi (semptomatik) amaçla, hem de hastalık sebebleri olan (etiyolojik faktör olan) bilinçaltı güdülerinin ve sorunlarının ortaya çıkarılması amacıyla kullanılan psikoterapide hipnoz, hekime hızlı ve etkili sonuçlar elde etmede çok kıymetli fayda sağlar.

Uzun bir süreden beri psikoterapistler zihinle vücudun ayrı olmadığını söylüyorlar. Hem sıhhatteyken hem de hastayken akıl ve vücut tek bir ünitedir. Herhangi bir bedensel (somatik) hastalığı pür somatik ya da herhangi bir psişik durumu tamamen psişik kabul etmek hatalıdır.

Akıl ve vücut öylesine içiçe ilişkili ünitelerdir ki, emosyonel bir refleks reaksiyon olmaksızın psişik bir değişiklik olmaz, bunun tersi, vücudu etkilemeden hiçbir psişik değişme meydana gelemez. Bundan dolayı organik ve fonksiyonel hastalıklar önemli ölçüde birbirinin üstüne biner.

Şiddetli ruhsal ve fiziksel unsurlar taşıyan kombine hastalıklarda en akılcı tedavi formu tıbbi veya cerahhi tedaviyle birlikte psikoterapidir.

Hekimler sadece organik problem ortadan kaldırıldı diye hastanın iyileştiğini düşünmemeli, mevcut olabilecek ilgili psikolojik semptomları da ortadan kaldırmaya gayret etmelidir. Hasta bir bütün olarak tedavi edilmelidir. Ayrı ayrı tedavi etmek için organik ve psişik kısımlara ayrılamaz. Ayrı değil tek bir yapı gibi tedavi edilmelidir. Fiziksel hastalığı ihmal ederek, psikoterapi yapmanın affedilmez bir hat a olduğunda da herkes birleşiyor. Fakat, hastalığın sadece fiziksel özellikleriyle ilgilenip emosyonel yönlerini ihmal etmek de aynı derecede hatalıdır. Böyle yapmak sıklıkla psikonevrozu derinleştirir.

İçeriden ya da dışarıdan gelen uyarılar şahsın psikolojik durumu ve davranış durumuyla sürekli bir karşılıklı ilişki halindedir.

Psikosomatik kavramı, şikayetlerin meydana gelmesinde ruh ve vücut fonksiyonları arasındaki ilişki demektir. Bazı hastalıklar, hastanın dıştan ve içten maruz kaldığı baskı ve gerginliklere karşı dinamik, sürekli değişen adaptasyonlar gibi incelenmeli ve tedavi edilmelidir.

Değişik durumlarda çeşitli psikoterapi metodları kullanılabilir. Fakat belki en hızlı ve yararlısı hipnoanalizi ihtiva eden hipnozdur.

Teorik olarak emosyonel komponentle ilgili olan herhangi bir rahatsızlıkta psikoterapi kullanılabilir. Bu, hem emosyonel bozukluğun hastalığın meydana gelmesinde bir faktör olduğu durumda, hem de sadece organik bozukluğun, bir sonucu olduğu durumda geçerlidir.

Sıradan hekimin, uzun süreli ilgili psikiatrik tedaviyi yapmaya zamanı yoktur. Fakat sempatik bir hekim kafasını ve kişiliğini kullanarak başka hiç bir şeye ihtiyaç duymadan birçok hastalığı teşhis ve tedavi edebilir. Birçok hastalığın tedavisinde psikoterapi vazgeçilmez bir yardımcıdır. Her hekim bunu elinden geldiği kadar yapmalıdır.

Hekimin kullandığı en önemli tedavi aracı bizzat kendisidir ve davranışları sıklıkla reçetelerinden daha etkilidir. Ustaca uygulanan psikoterapi, uygun geleneksel tedavi ile birlikte, yapıldığı hastaya çok şey sağlayabilir. Birçok rahatsızlıkta hipnoz tedavisiyle çok şey başarılabilir. İlk sebebin emosyonel olduğu vakalarda, hipnoterapiyle en iyi sonuçlar beklenebilir. Organik kompononterlerin baskın olduğu vakalarda umulan sonuçlar daha kötüdür.

Şikayetler ilk olarak psikolojik tabiatlı olduğu zaman, psikoanaliz teorik olarak daha mantıklı bir tedavi metodudur. Fakat tamamlanması için oldukça uzun zamana ihtiyaç duyulabilir.

Şikayetlerin tedavisi, hastayı daha fazla psikoterapiye razı eder, hem işinde hem de evinde çevresine uyumunu sağlar.

Hipnotik transtaki şahsın temel özelliği, telkine artmış cevap vermesidir. Hiç kimse telkine karşı tam bağışık olamaz. Herkese bir dereceye kadar telkin yapılabilir. Fakat telkine boyun eğme, yanlış olarak saflık gibi anlaşılmamalıdır. Bilinçli durumda bu ruh durumumuza, arzularımıza ve çevremize göre değişir. En büyük avantajlardan biri akılcılık, direnç, isteksizlik ya da bilinçli düşünceyle reddetme tarafından tedavi kazançların engellenmesi olmaksızın , bilinçaltı düşüncesini inceleme fırsatıdır. Hipnozun kullanılması, bilinçli durumda iyileşmeyi geciktirebilen önyargı, muhakeme ve emosyonel direnci ortadan kaldırır. Bu yüzden hipnoz dışı metodlara kıyasla tedavi için gereken zaman azalır.

Şikayetlerin ortadan kaldırılmasıyla ruhsal gerginlik azaltıldığı zaman arasıra görülmektedir ki, zihin daha sonra kendi yolunu normale geri döndürebiliyor. Ruhsal gerginlik, stress ve korku iyileşmeyi engeller ve hipnozla bunların ortadan kaldırılması doğal iyileşme eğilimini güçlendirir. Hastanın yavas yavaş hayatın stresslerine karşı uygun bir tavır almasını da sağlar.

Hipnoz esnasında bilinçaltı düşüncesini yeniden şekillendirme ya da yeniden eğitimin diğer bir metodu bir alışkanlığın yerine başka bir alışkanlığı koymaktır. Şikayet yatıştırmada; arzu edilmeyen mental ya da fiziksel bir davranışın yerine daha kabul edilebilir başka birisi konur. Örneğin kaşınmanın yerine fiziksel eksersiz yapma arzusu konabilir. Bununla beraber yerine konan semptom, yerine konulduğu semptomla aynı psikolojik büyüklük ve kıymette olmalıdır.

Bazı vakalarda direkt telkin ya da semptom yatıştırma yeterli olabilir, diğerlerinde analizin bir derecesini uygulamak gerekli görülür. Şahsın çevresiyle emosyonel ihtiyaçları arasında genellikle bir tezat vardır. Her birimiz karmaşık arzu ve uyarıları bir labirentiyiz. Baskılanmış korku, nefret, sevgi, öfke, anksiete, kıskançlık, suçluluk duygusu, hayal kırıklığı ya da bazı başka sıkıntılar bilinçten silinebilir, fakat bilinç altına işleyerek, fon ksiyonel bozukluklar olarak ortaya çıkan karışıklıklar yaratabilir.

Hipnoz, bu etkenleri ortaya çıkarmak ve anlamak ya da yeniden düzenlemek için yol gösteren, bilinç altına ulaşma vasıtasıdır. Emosyonel stres, bilinçaltı sorunları yüzünden arttığı zaman hasta bundan habersizdir. Bu yüzden ona karşı koyması mümkün değildir.

Bilinçaltına hapsedilmiş kötü olayların hatırlanması ve ifade edilmesi sıklıkla dramatik bir iyileşme sağlar. Baskılanmış bu kötü olaylara ve düşüncelere karşı hastanın bilinçli ilgisi bir ruhsal bozukluğu ve şikayeti tamamen ortadan kaldırabilir.

Bundan dolayı, hipnoz altında semptomlar şu yollarla tedavi edilebilir.

1) Direkt ya da indirekt telkin yoluyla,

2) Semptom yatıştırma yoluyla,

3) Altta yatan tezatlara bilinçli bir ilgi sağlama yoluyla,

4) Her üç tekniğin kombinasyonu yoluyla veya diğer teknikleri kullanma yoluyla.

Hipnoz yapma tekniği güç değildir ve çeşitli yollarla başarılabilir. Uygun kullanılan hipnozla bazı hastalıklar ortadan kalıdırılabilir. Birçok değişik hastalık iyileştirilebilir. Hipnoz, ruhsal gevşeme, ağrı kesici, uyuşturucu, yatıştırıcı ya da şikayet yok etme amacıyla kullanılabilir.

Hekimler hipnozun her derde deva bir ilaç olmadığını, fakat akıllıca seçilmiş vakalarda geleneksel tedaviye kıymetli bir yardımcı olduğunu anlayacaklardır.

Özel pratikte, bedensel hastalığı olan hastalar, psikosomatik ya da ruhsal şikayetleri olanlara kıyasla nadiren tedavide problem çıkarırlar. Son gruptaki güçlük, sıklıkla yalnız başına geleneksel tıbbi tedaviye olumlu cevabın korunmasında ortaya çıkar.

Çok kere bu talihsiz şahıslar bir hekimden ötekine, bir klinikten diğerine koşarlar ve sürekli hastalıklarının kafalarında olduğunu söylerler. Gerçekten, bu şahıslar çok üzgündürler ve ümitsizce yardım ihtiyacı içindedirler. Hipnoterapinin yardımıyla birçoğu daha normal ve iyi yaşama yoluna sokulabilir.

Bu teknikler hekimin koyduğu sınırlar içinde uygulanırsa ve hasta da uygunsa tek başına geleneksel tedaviden fayda görmemiş hastalara etkili olarak uygulanabilecektir. Bu yöntemle hastalara yardım etmekten duyduğum memnuniyet hekimlik sanatın bir uygulayıcısı olarak aldığım en büyük ödüldür. Hipnoterapiyi üstlenen bir hekim bu tekniği öğrenmekteki gayreti oranında ödüllendirilecektir. Kıymetli bir tedavi aracına sahip olacak tıp bilimine karşı yeni büyüleyici ve aydınlatıcı bir yaklaşım keşfedecektir.

Hipnozun Tabiatı

HİPNOZUN TABİATI

Genç ve güzel bayan hipnozitörün gözlerinin derinliklerine baktı, hipnozitörün gözlerinin parlaklığı ve tesir edici ışıkları, güzel bayanı hipnozitörün büyüsü altına götürdü.

Hipnozitör sessiz bir şekilde konuştu “Uykunuz geliyor… Göz kapaklarınızın ağırlaştığını hissediyorsunuz… Bütün vücudunuzu zayıf ve kuvvetsiz hissediyorsunuz… Şu andan itibaren benim emrimdesin… Sesim seni kontrol edecek. Emirlerimin hepsine itaat edeceksin…”

hipnozuntabiati

1930’lı yıllarda hipnoz sahne gösterilerinde kullanılıyordu ve şov malzemesi yapılıyordu. O zamanlarda kötü hipnozitörler menfaatleri doğrultusunda genç güzel kadınları kullanıyorlar, kendi isteklerini onlara zorla yaptırıyorlardı.

Kont Dracula da genç güzelleri, kanlarını emebilmek için hipnoz etmişti.

Bu gibi örneklerin yüzünden hipnoz olumsuz olarak ele alınıp, sihirli bir tılsım, şeytani hipnozcu ve isteksiz kurban imajlarına sebep oldu. Hakikaten hiçbir şey gerçek yolundan bu kadar saptırılamazdı.

Svengali bahanedir. Hipnozcunun gücü altında olmak saçmadır, yardımsız transta bulunmak gülünçtür. Son günlerde hipnoz, düşünmenin ve insan aklını kullanmanın doğal bir yolu olarak düşünülüyor ki; bu düşünme muhakemeden ve hayali bilimsellikten çok sanatçının düşüncesi gibidir. Bilim toplumunda hala bilim adamı, sanatçıdan çok itibar görür. Bu tür düşünce teşvik edilmelidir. Çünkü böyle düşünceler hipnozun tehlikeli ve doğal olmadığı düşüncesini yöneltiyor.

1950’li yıllarda T.R. Sarbin’in ve bu günlerde Dr. T.X Barber’in araştırmaları şunları göstermiştir;

Hipnoz, sağ beyin hemisfer aktivitesi ile ilişkilidir.

Hipnozun büyük bölümü insanların öğrenebileceği bir yetenektir.

Tüm hipnotik translar esasında oto (self) hipnozdur.

Hipnotik durumdan kişisel olarak yararlanmak için ritüalistik (gizemli) indüksiyon tekniklerine gerek yoktur.

Hipnozun nasıl bir fenomen olduğunu tecrübe etmek için kendinden geçmek ve derin transa girmek gereksiz bir davranıştır.

Hipnozun Yapısı

HİPNOZUN YAPISI

Yazmak, okumak, ata ve bisiklete binmek, araba sürmek, müzik aleti çalmak gibi bir çok hünerlerin üstesinden gelmiş durumdasınız.

Herkes bu marifetleri öylesine doğal hissedebilirki; siz bu marifetler hakkında düşünmek ihtiyacını bile hissetmeyceksiniz. Yani bu marifetleri keşfetmede yeteneğinizi engelleyecek herhangi bir kaza olmadan bunları düşünmek zorunda kalmayacaksınız. Böylece, bir çok sıradan yetenek göz önünde bulundurulmayacaktır. Artık her zaman düşünüp pratik yapacaksınız ve hipnozu çatal kulanıyor gibi öğreneceksiniz, tabiki onun olmasını isteyecek ve pratik yapacaksanız.

Birçok hünerler zihinle ilgilidir, örneğin telefon numarasını hatırlamak , bir dili anlamak, matematiksel hesapları yapmak gibi. Hipnozda zihinle ilgili bir hünerdir. Normal bir zeka ve yeterince güdü sahibi olan herkes hipnozu rahatça öğrenebilir.

Kişilerin hipnoz yeteneğini karşılaştırmak için bir çok dereceler geliştirildi. Örneğin birinin hipnotik kapasitesi gözlerinin başının arkasına doğru çevirmesi ile karşılaştırılabilir. Diğer bir karşılaştırma ise kişiye kolunu belirli bir seviyeye kaldırılması telkininde bulunulduğu zaman kişinin kolu helyum balona takılmış gibi yükselir. Konu ile ilgili detaylı bilgi diğer kitaplarımızda mevcuttur.

hipnozunyapisi1

Hipnotik fenomenlerin hepsinin olmasa bile, çoğunun günlük hayatta arasıra görüldüğünü ve onları herkesin tekrar tekrar yaşadığını hatırlamakta fayda vardır. Bilinçli beklenti duyusal uyaranlar yaratabilir veya miktarlarını artırabilir. Dövülen çocuk elin vuruşunu gerçek temastan önce hisseder, dişçi sandalyesinde kıvranan şahıs, dönen matkabın dişine temasından önce ağrı duyar. Aksine derin konsantrasyon duyusal uyaranları azaltabilir veya yok edebilir. Radyo ve televizyonu farketmeyecek kadar düşünceye dalabilirsiniz.

Kendisini tamamen yarışa vermiş bir atlet, müsabaka bitene kadar ağrılı bir yaranın farkına varmayabilir. Ağrılı bir ayak siğili olan genç bayan, kendisini büyüleyen erkek arkadaşının kollarında neşeyle dans ederken lezyonun hiç farkında değildir, ancak aynı lezyon çalışırken dayanılmaz derecede ağrılıdır. Bu sebeple, bilinçli düşünceler duyusal uyaranların şiddetini etkileyebilir, fakat hipnotik durumdaki bilinçaltına yönelik düşünceler ve telkinler kadar etkili olamaz.

Aksine, hipnoz sırasında telkinle şikayetler meydana getirilebilir, hemen ortadan kaldırılabilir. Hipnozdaki bir şahıs uygun telkinlerle bilinçaltının güçlü kaynaklarıyla bağlantı kurabilir ve normal bilinçli durumda imkansız olan ruhsal ve fiziksel başarılar gösterebilir. Hasta uzak geçmişte saklı olayları yeniden yaşayabilir veya kasların ve organların gücü üstünde şaşırtıcı hareketler yapabilir.

Kalp ve solunum hızları, kan basıncı, bağırsak hareketler, terleme, mide sekresyonu, mizac değişiklikleri, deri sıcaklığı, menstrüel siklus vs. gibi bazı fizyolojik aktiviteler, doğrudan veya dolaylı telkinle değiştirilebilir. Reaksiyonun kesin şekli hasta hipnozdayken mevcut ruh durumu veya yaklaşım şekline bağlıdır. Örneğin, korku kendisini öfkeden daha değişik şekilde açığa vurur. Bazan, bir analizin yapıldığı esnada, hasta ard arda değişik ruh durumları gösterebilir. Bu, hipnotik durumun dinamik yapısını iyice gösteriyor.

Bir şahıs hipnotik transtayken bilinçaltı hassaslaşır ve etkilenerek harekete geçirilebilir. Hemen göze çarpan temel özellik, şahsın telkine karşı artmış cevabıdır. Hipnoterapinin başarısı hipnoterapistin mantıklı telkinler yapmadaki ustalığına ve yeteneğine bağlıdır. Hastanın bir otomat olmadığı daima akılda tutulmalı ve emirle yöneltilmemelidir.

Hipnotik telkin iki yolla çalışır, şikayetler meydana getirilebilir veya kaybedilebilir. Hemen göze çarpan temel özellik, şahsın telkine karşı artmış cevabıdır. Hipnoterapinin başarısı hipnoterapistin mantıklı telkinler yapmadaki ustalığına ve yeteneğine bağlıdır. Deneğin bir otomat olmadığı daima akılda tutulmalı ve emirle yönetilmemelidir.

Hipnotik telkin iki yolla çalışır, semptomlar meydana getirebilir veya kaybedilebilir. Hipnoz sonrası uygulanmak üzere verilen telkinle normal bir denekte kaşıntı meydana getirilebilmesi ilginçtir. Hasta hipnotik transta bir telkin yapıldığında apaçık hatırlar ve çok saçma olmasına rağmen, hasta genellikle gerçekten kendisinde kaşıntı olduğunu ve kaşınmaya mecbur kaldığını büyük bir hayretle görür.

hipnozunyapisi2

 Yaptığı fenomenleri hipnozun nasıl ve niçin meydana getirdiğini çok az izah edebilmekteyiz. Birçok teoriler teklif edildi ancak hiçbiri genel kabul görmedi. Birçok psikolojik faktörler işe karışır ve fizyolojik faktörlerin önemli bir rol oynadığı (Muhtemelen bazı kortikal beyin değişiklikleri olduğu) konusunda pekçok kanıt vardır.

Kanıtlar, hipnozun subkortikal aktiviteyi ve diğer korteks sahalarında bağımsız olarak çalışabilen bazı korteks sahalarını ilgilendirdiğini gösteriyor.

Hipnozun Tarihçesi

HİPNOZUN TARİHİ

Hipnoz eski bir sanattır, ilk olarak, kutsal kitaplardan önce, büyü, din ve tıp bir ve aynı olduğu zamanlarda dînî ayinlerde kullanıldı.

Mısır’da kabile rahiplerinin başarılı tedaviler yaptığı uyku tapınakları vardı. Eski Yunanistan’da tıp tanrıları tapınaklarında hayaller gösterilirdi ve şifalar meydana getirilirdi. Hipnotik anestezi; çivili yatakların üzerine rahatça uzanan veya kızarmış kömürlerin üzerinde yalınayak yürüyen Hint fakirleri tarafından yüzyıllardan beri uygulanmaktadır. Eskiden transın kutsal olduğuna inanılırdı. İlk Hristiyan inanışına göre, hipnoz büyücülüğün bir şekli olarak değerlendirildi. Fakat onsekizinci yüzyılın sonuna doğru, neticede faydalı bir tedavi vasıtası olarak tarif ve kabul edildi.

1779’da “canlı magnetizm” (animal magnetizm) teorisini ileri süren Viyanalı Dr. Franz Mesmer bir bakıma modern hipnoterapinin babası kabul edilebilir. Dr. Mesmer, hipnozun hipnotistten hastaya doğru akan bir magnetizm şekli olduğuna inandı. Bu magnetizma akışının yöneltilmesiyle hastalıkların tedavi edilebileceğini iddia etti. Birçok faydalı sonuçlar göstermesine rağmen, Mesmer’in teorileri Viyanalı meslektaşları tarafından kabul edilmedi. Bu muhalif yaklaşımlardan bıkan Mesmer 1778’de Paris’te çalışmaya başladı ve Fransız soyluluları arasında “Mesmeric” tedavileri hızla popüler yaptı. Hipnozu etkili bir tedavi vasıtası olarak kullandı, fakat aynı zamanda Marie Anteinette’in sarayındaki halkı eğlendiren bir vaudeville oyuncusu oldu. Mesmer’in etkili usulü ve mistik çevresi onun tedavilerini üzerine düşülen bir merak konusu yaptı. Tedavilerinin Fransız Akademisi tarafından incelenmesi yolundaki isteği dikkate alınmadı. Daha sonra, Fransız Hükümeti tarafından teşkil edilen (Benjamin Franklin’in de içinde bulunduğu) bir komisyon onun çalışmalarını incelemek istediği zaman bir sorgulamaya razı olmayı reddetti. Yüzlerce başarılı tedavisine rağmen, komisyon Mesmer’in bir sahtekar olduğunu bildirdi. Mesmer’in yaptığı inkar edilemez birçok tedaviler, öteki bütün tedavi usüllerinin başarısız olduğu ispatlanmış vakalardı, fakat onun eleştirenlere göre, Mesmer’in teorilerinin akla yakın olmadığı gözden uzak tutulmamalıydı. Bir komite üyesi daha fazla araştırma isteyen küçük bir ropor düzenledi fakat dikkate alınmadı. Bu olayla Mesmer itibardan düştü, Paris’ten ayrıldı ve 1815’de anlaşılmadan öldü. Mesmer’in öğrencileri onun tekniklerini değiştirerek gözden geçirerek teorilerini canlı tuttular ve bunlara “Mesmerism” ismi verildi.

Mesmer, diğer tıbbi tedavilere cevap vermeyen bazı hastaların tedavisinde hipnozun faydasını ve etkisini başarıyla gösterdi. Kabul edilebilir bir tıbbi işlem olarak hipnozun tedavide kullanımının temellerini attı.

 Hipnoz tarihi

1841’de, İngiltere’de çalışan İskoçyalı bir hekim, Dr. James Braid, Mesmer ve onun takipçilerinin mistik iddialarını reddetti. Çok şüpheci biri olarak, Mesmer’in tıbbi tedavi iddialarının bilimsel anlayışa yönelik bir hakaret gibi görerek kabul etmedi. Merakını yenemeyen Dr. Braid birkaç mesmerism gösterisine katıldı ve magnetizma teorisini ciddiye almamasına rağmen, transa benzer durumun birçok hastaya faydalı olduğunu gördü. Tecrübesiyle, gözleri zorlamak ve yormak için bir deyneği, onun üstüne ve önüne tespit edilmiş parlak bir cisme baktırarak trans benzeri bir durumun meydana getirilebildiğine inandı. İlkin, gözlerin parlak bir cisim üzerine tesbit edilmesinin transı meydana getirdiğine inandı. Fakat daha sonra onun sadece bir dikkat çekme vasıtası olduğunu, hipnozu meydana getirici bir özelliği olmadığını anladı. Braid, böylece (Mesmeric) etkinin magnetizmle ilgisi olmadığını fakat bütünüyle subjektif olduğunu gösterdi. Sekonder bir bilincin varlığını kabul etti ve magnetistlerin fantastik teorilerini ayıklayarak hipnozun bilimsel bir temelini formüle etti. Yunancada uyku anlamına gelen “Hypnos”dan hypnosis kelimesini türetti. Braid’in tedavi raporları saçma olarak damgalandı ve Britanya Tıp Birliği önünde bu konuda konuşmak isteği geri çevrildi.

Mesleki ününü İngiltere’de hipnoza deste sağlamak için sonuçsuz bir teşebbüse harcadı ve bu çabaları sebebiyle tıp çevrelerince bir sahte doktor ve şarlatan olarak nitelendirildi.

Hindistan’da, Calcutta’da çalışan bir İngiliz cerrahı Dr. James Esdaile ile 1840’dan 1845’e kadar hipnoanesteziyle operasyon yaptı. Bu, anestetik ajanların keşfinden önceydi, bağıran ve çırpınan cerrahi hastalarının operasyon masasına kayışla bağlandığı zamandaydı. Esdaile, hipnozu binlerce küçük ve büyük operasyonda başarıyla anestezi için kullandı. Hastaları tarafından takdir edilmesine rağmen, kıskanç arkadaşları onu bir şarlatan olarak nitelediler. Gözden düşerek İngiltere’ye döndü ve Britanya Tıp Derneği tarafından cerrahlık yapmaktan menedildi.

Sahasında en ünlü olan nörolojist Jean Charcot, hipnozu bir tedavi tekniği olmaktan ziyade, histeri için bir tanı kriteri olarak değerlendirdi. Hipnotizma işlemi sırasında aktive olan görünmez bir sıvının işlemdeki etkili ajan olduğuna inandı.

Bir Fransız hekimi, Liebeault, Braid’in çalışmalarını öğrendi ve hipnozla mükemmel sonuçlar elde etmeyi de başardı. Bütün zamanını hipnoterapiye vakfetti ve onun gelişiminde birçok önemli katkılarda bulundu. Braid gibi, o da, hiphotik transın meydana getirilmesinde primer faktörün magnetism değil telkin olduğuna inandı.

hipnoztarihi2

Liebeault, yine aynı şekilde saldırıya uğradı ve meslektaşı Bernheim adlı bir Fransız tarafından sahte bir doktor olarak adlandırıldı. Resim: James Braid’in 1843’de İngiltere’de yayınladığı kitabının kapak baskısı. Resim :James Braid’in “MESMERİSM” hakkında 1842 yılında yayınladığı kitabının kapağı. Profesör Bernheim, onun siyatik ağrısı çeken hastalarından birini Liebeault tedavi ettiği zaman tepki gösterdi. Onun tam bir şarlatan olduğunu göstermek niyetiyle Liebeault’a gitti. Fakat aksine, gözledikleriyle o kadar ilgilendi ki hemen hipnoz çalışmasına girişti. 1886’da Bernheim; “Telkin Tedavileri” adlı bu konudaki şaheserlerden birini yayınladı. Fransa’nın en ünlü hekimlerinden biri olarak onun hipnoterapiye ahlaki bir işlem gibi kabul etmesi, önemli ölçüde faydalı etki yaptı. Bernheim mevcut induksiyon tekniklerini geliştirdi ve onun etkisiyle hipnoz sonunda bilim adamlarınca önemli ölçüde desteklendi. Bilim adamları, hipnotistlerin bazı gizli güçler taşıdıklarını iddia etmediklerine inandırıldılar. Bernheim ve Libeault, nancy hipnotizma okulunu kurdular. Öncelikle onların çabalarından dolayı hipnoz bütün Avrupa’da hekimler ve psikologlar tarafından büyük ölçüde kabul edildi. Liebeaut ve Bernheim’in başarıları hipnozu kıymetli bir terapotik ajan olarak tanıttı ve başkalarını onu kullanmaya teşvik etti. Osgood, Stadelmanın, Charpentier, Farez, Grossman ve Backman hipnozu deri hastalıklarında başarıyla kullandılar ve Avrupa’nın heryerinde, hipnoz gittikçe artan öneme sahip bir tedavi metodu oldu.

Tahmin edilebileceği gibi aşırı gayretkeşlik yüzünden bu süre zarfında birçok dayanaktan yoksun tedavi iddiaları ortaya atıldı. Ondokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru Beruer, hipnoterapi tekniğini basit telkin durumunun ötesine götürdü ve daha ileri ve etkili hipnoanaliz tekniğini başlattı. Breur, semptomların doğrudan doğruya ortadan kaldırılması yerine, onların sebebini bulmanın önemini vurguladı. Breuer ve Freud 1895’de içinde histerik semptomların geçmişte baskılanmış olaylar yüzünden geliştiğini iddia etttikleri (Studien Ueber Hysteria) adlı kitaplarını yayınladılar. Bilinç seviyesine çıkması represyon tarafından önlenen geçmişteki hoşa gitmeyen bir olay somatik hastalıklara dönüşebilirdi. Hipnoz vasıtasıyla baskılanan olayın bilinç seviyesine çıkması (Abreaksiyon veya katarsis yoluyla) semptomlara dönüşen konversiyonu kaldırdı. Resim James Braid’in 1846 yılında Londra’da yayınladığı “Düşüncenin İnsan Vucudu Üzerindeki Gücü” isimli kitabının kapağı. Liebeault ve Bernheim’in ünleri Viyana’ya ulaştı, Sigmund Freud’un o kadar ilgisini çekti ki Fransa’yı ziyaret etti.

Daha sonra Freud, hipnotik trans meydana getirmede etkili olamadığını öğrendi ve kendi psikoanaliz tekniği için hipnozu bütünüyle bıraktı. Hipnozla histeri için kalıcı şifalar sağlamadaki başarısızlığı ve semptomların kişinin psişik hayatında bir fonksiyon gördüğünü vurgulaması hipnozun hızlı ilerlemesini durdurdu. Bu sahadaki ilk çabalarında daha sonraki psikoanalitik teorileriyle birleştirdiği bilginin büyük kısmını kazandıran vasıta hipnoz olmasına rağmen, Freud çalışmalarında hipnozu kullanmaktan vazgeçti. Amerika’daki en ünlü hipnotist, 1862’de Mary Baker Eddy’i nörotik bir hastalıktan kurtaran Phineas Quinby sonuçlarının telkin ürünü olduğuna kuvvetle inandı, fakat Mrs. Eddy onun, inanç, din ve mistizm’in karışımı olduğu kanaatindeydi. Sonuçta Hristiyanlık ilmi (Kilisesini) kurdu. Hristiyanlık İlmi’nin faydalı etkilerinden sorumlu faktörler hipnoz ve telkindi. İkinci Dünya Savaşı sırasında ve savaş sonrasında günümüze kadar olan dönemde, hipnozun çok kıymetli bir psikoterapi formu olarak tarif edilmesi ve kullanılmasında hızlanma vardı.

Bu, birkaçının ismi, Dr. Erickson, Dr. Weitzen Hoffer, Dr. Gorton, Dr. Pattie, Dr. Schilder, Dr. Rosen, Dr. Schneck, Dr. Heron ve Dr. Lecron olan pekçok önemli hipnoterapistin büyük katkılarıyla gerçekleşti. Yüzyıl önce hipnoz, eter ve kloroformun keşfinden önce bir ağrı kesici olarak popularite kazandı. Freud’un psikoanalizi populer yapmasına kadar, altmış yıl önce psikoterapiye yerleşmekteydi. Birinci Dünya Savaşı’nda fonksiyonel bozukluklardan etkilenen kurban sayısının fazla olması ve psikiatristlerin yeterli fayda sağlayamamaları hızlı ve kısa bir tedavi formuna ihtiyaç doğurdu. Hipnoz bir direkt semptom yok etme ve baskılanan olayları açığa çıkarma metodu olarak yeniden canlandı. Resim : 1855 yılında James Braid tarafından yayınlanan kitabın kapak resmi. Britanya Tıp Birliği 1955’de Medikal Hipnoz üzerine mükemmel, takdire değer bir rapor yayınladı. Amerikan Tıp Birliği Yönetim Kurulu 1958’de Medikal Hipnozu onayladı. Hipnoz hastanın bilinçli katılımıyla iyileştirici etki yapmaya uğraşır. Hipnozun tarihini gözden geçirdiğimizde olağandışı iddiaların ilk araştırmacıların sık rastlanan bir kusuru olduğunu görüyoruz. Şurası açıktır ki, öncü bir araştırmacının hayatı nadiren memnuniyet verici geçer. Şiddetli baskılara karşı bıkmadan araştırmalarını sürdüren bu adamlara büyük minnet borcumuz vardır.

Hipnoz Seansının Özellikleri

HİPNOTİK SEANSIN ÖZELLİKLERİ

Hastanın ilk kez hipnoz için etkilenmesi hemen hemen onun kendisini etkilemesi kadar önemlidir. Hatta bu esas olmamasına rağmen çevredeki uyarıcılar minumum derecede olmalıdır. Şahsı hipnotik transa teşvik için hipnozun doğasını rahatça açıklayabilirim.

Kişinin hipnoz hakkındaki her yanlış bilgisinden kişiyi arındırmak gereklidir. Hastaların çoğu hipnoz seansı esnasında şuurlarının kaybolacağını sanırlar. Bu yanlış bir düşüncedir. Onlar açıkça şaşkınlık, dalgınlık, ofis gürültüsü veya buna benzer şeylerin dışında olacaklar, bunları algılamayacaklar fakat onlar trans anında neler olduğunu şiddetli bir şekilde bileceklerdir.

Hastalığın başlangıcına neden olan belli başlı problemlerin ve hastanın hastalığının tartışılması esnasında; sahısa karşı müşfik ve sempatik bir yaklaşım tarzı kullanmak gerekli bir hususdur. Hastanın gözlerine direk bir şekilde bakmaya muktedir olmak; muhtemel problemleri aşmada doktora yardım edecektir.

Kullanılan konuşma dili hastanın idrak alanı içerisinde olmalıdır. Eğer hastaya yararlı olacaksa, onu rahat ettirecekse veya hastalığın sebebini öğrenmede yardımcı olacaksa kullandığımız dil şaşmaz bir tarzda olmalıdır. Kişinin psikolojik yapısını, kişisel kalıbını, fiziksel ve zihin istidadını anlamak çok önemlidir. Bazı hastalara mantıksız öneriler onların ahlaki davranışlarına zıt düşmemek şartıyla telkin edilip onların güvenlerini yeniden kazanılması sağlanmalıdır. Düşüncelililik, nezaket ve itibar zorunludur. Aynı zamanda ona onunla birlikte çalışmadan ne beklediğim hakkında bilgi veririm.

Herhangi bir eğilime karşı kaçınmasını ve uzak durmasını, ne dediğini veya niçin dediğini; ona analiz ettirme, öğretme, sonuca varmak için gereklidir. Doktor trans esnasında sadece bir yol göstericidir; bu nedenle hastanın arzu ettiği herhangi bir zamanda, transın sonuçlandırılması arzu ediliyorsa hasta üzerindeki baskıdan vazgeçilmelidir.

Hipnoz ona katılan kişinin, katılmayı kabul etmediği müddetçe mümkün olmayan ve oluşmayan bir fenomendir. Hipnoz, hasta ile doktor arasında olan ortak bir çalışmadır.

hipnozseansi1
Hipnozun amacı; kişinin kendisini kişisel olarak kontrol etme kapasitesinin yükselmek ve hastayı daha fazla hipnoterapiste bağlamamaktır. Hipnozun derinliğini artırarak ilerlemeyi temin etmek için belirli bir dereceye kadar anksiyete gereklidir; bu nedenle tüm hastalardaki anksiyeteyi dağıtmaya hipnoz esnasında teşebbüs etmeyerek, bu durumun normal ve gerekli olduğunu kabul ederiz. Kişi kendi sorunlarını çözmeyi öğrendiği zaman ve buna bağlı olarak duygusu açısından kişiliği geliştiği zaman en iyi sonuç elde edilir. Hergünkü yaşadığı hayatın çatışmalarından habersiz olabilen normal dışı şahıslar sonuçta; anksiyete, depresyon, saldırganlık ve hayal kırıklığı gibi tabloları beklemelidirler. Ona problemelerden kaçınması tavsiye edilmemeli fakat çözmesi için cesaret verilmeli ve hergünkü yaşamında karşılaştığı sorunlarla kavga etme rolü öğretilmelidir.

Hastaların çoğu, özellikle hipnoterapiyi talep ederek ona başvururlar. Bazıları hipnoza kendisine yardım eden bir arkadaş gibi kabul ederek onu uygular. Diğer bir grup ta değişik ve yeni şeylere olan ilgilerinden dolayı hipnoza başvururlar. Bunların son ümidi olarak başarısız da olsa bir kaç kez hipnoz görüşmesi denenir. Hipnoz için herkes uygun bir aday değildir. Bunların çoğu çok yararlı bir şekilde hipnotik tedaviden fayda görecek kişiler değillerdir.

Tecrübeyle birlikte hastanın geçmişinde, fiziksel muayenesinde ve davranışı gibi etmenlerde bilgi alırken zorlanabilirsiniz ki bunun hipnoza faydalı olacağı veya olmayacağı kesin değildir. İyi bir rahatlama durumu için hastanın hipnozu gerçekten isteyip istememesi durumlarında azimkar olarak zor problemlerle karşılaşabilirsiniz ki hasta bundan bahseder ya da gerçekten hasta bir nedenle bahsetmeyebilir ki hastaya kabul ettirmek veya ettirmemek bu görüşme esnasında olur.

Genellikle ilk görüşme esnasında hastanın hipnoterapiyi istemesinin spesifik nedenini; hasta bilinçli ve kasdi olarak gizli tutmuş olsa bile siz gerçek nedeni belirleyebilirsiniz. Hasta o esnada kurtulmayı umduğu psikolojik problemlere sahiptir; fakat hasta bu problemleri tartışmayı gönülsüz kabul eder. Bu durumda kendisi için daha az önemli bazı durumlar için hipnoterapiyi ister.

Hastanın tedavi metodlarını araştırmasındaki doğru motivasyonları, hipnoz hakkında anlaya gelebileceği detaylı bir araştırma aracılığı ile kazanır. Sonuçta inandığı hipnoz yöntemi ona göre onun olmasına inandığı tedavi değişikliklerini gerçekleştirebilir ve böylece kendi alışkanlıkları ile ilgili olarak değişeceğini umduğu şeyler bir kere de başarılacaktır. Hastanın anlattığı dertler ve problemler ile, hastanın tedaviden beklentileri arasındaki insicamsızlık ve uyumsuzluk, hastanın sakladığı ve gizli tuttuğu önemli bilgiler için bir ipucudur. Siz özel olarak tutarlı bir şekilde bir durumu not etmelisiniz. Fakat ilk seansta problemlerin tamamını çözmek ve soruları açıklamak gereksizdir.

Hipnoz kişiler arası ilişkinin bir sonucudur. Hipnoz yapabilme yeteneği ve derin hipnoza ulaşmak hipnotizörün yeteneğiyle doğrudan orantılıdır. Eğer hasta başarılmasını istiyorsa genellikle bu durumlarda hipnoz daha başarılıdır.

Hipnoz hakkındaki sorular hastadan istenmeli veya rica edip sormasını sağlamalı. Ön hazırlık sohbetine her açık gerginlik ya da rahatsızlıklarında her gayret ya da mücadele için girişim, hastanın psikolojisinde olumlu gelişmeler sağlamalı ya da hastanın durumunu düzeltmeli.

Yanlış anlamayı ortadan kaldırmak çok önemlidir ve bu tedavinin başlangıcında başarıya ulaşmak için çok yararlıdır. Bir seansta tam bir tedavinin başarılabileceğine inanmak çok önemli bir kriterdir. Ancak bu nadiren mümkün olur. Hastaların çoğu hipnoz esnasında derin bir şekilde bilinçsiz bir durumda kalacağını zanneder. Bu şekilde yanlış anlamalar bir liste halinde uzatılabilir.

Ben hastalarıma ilk seansı uygulamadan önce hazırladığım bu kitapçığı okumalarını tavsiye ederim. Bu kitabın içindeki bilgilerin bir kısmı direk olarak hastalarıma hitap ederken , bir kısmıda uygulayıcılara hitap etmektedir. Ancak bu bölümlerin tamamından da hastalarımın alacağı çok şey vardır.Aşağıda soru cevap olarak verdiğim bilgiler genellikle hastalarımın kafalarında oluşan şeylerdir.

2. SEANSIN SONA ERDİRİLMESİ

Bu noktanın özenli olmamasına rağmen transdan çıkmanın tamamen sizin kontrolünüzde olmadığının, (önemli olan) hatırlanması gereken unsur olduğuna inanırım. Birçok test kitabı kişilerin hipnozun normal seyrinde derhal hipnozdan çıkması gerektiğini vurgular ki bu her olay için gerçekleştirilemez. Eğer hipnozdan çıktıktan sonra sorulsa birçok kişi canlı bir şekilde hipnozun trans durumunu detaylı bir şekilde hatırlayabilir. Eğer onlara soru sormaya 15-20 dakika gecikirseniz muhtemelen onların hatırlamalarında daha çok bir karışıklık ve çarpaşıklık olacaktır. İlk sorulardaki meydana çıkarılacak olan şeyler hasta hipnozda iken yaşamış olduğu şeylerdir ve trans durumu birden bire sona ermez. Benzer olaylarda hatırlanmaya çalışılan şeyler genellikle geceye ait olaylardır.

Hastanın başarılı bir şekilde hipnozdan çıkması genellikle hipnozun derinliği tarafından tayin edilir ki; daha derin durumlarda hastanın uyandırılması daha uzun olacaktır.

Hastanın evvelki uyandırılışında yine de tedavi edici olmayan sınırlı önerilerin önceden kaldırılmış olmasından emin olun. Bunları kapsayan kurallar hipnotik indüksiyon dersinde verilmelidir. Uyandırılan hasta; ancak bir elini veya ayağını haraket ettirebilecektir. Örneğin bu olmuştur. Hasta uyanacak ve ellerini ayıramayacaktır. Hastanın uyandırılmasında tedavi boyunca telkinlerinizden faydalanacaksınız. Uyandırma şu şekilde yapılmalıdır. “10’dan 1’e doğru geriye sayacağım. Benim her saymamla birlikte etrafında olanların daha çok farkında olmaya başlayacaksın. Bir sayısında gözlerini açacaksın ve tamamen uyanacaksın, zihnen çok rahat ve zinde olacaksın, kendini çok rahat hissedeceksin ve hoşa gider bir şekilde dinlenmiş olacaksın. Şimdi saymaya başlıyorum ve son derece rahat hipnotik durumdan çıkacaksın. 10-9-8-(On-dokuz-sekiz) uyanmaya başlıyorsun. 7-6-5- daha, daha çok uyanıyorsun, 4,3 oldukça daha fazla uyanıyorsun. 2 Tamamen kendine geleceksin. 1 gözler açık ve tamamen uyandın.

Eğer hasta hafif transta (Light State) ise doktor saymaya beşten (5) başlayabilir.

Hipnozdan uyandırılmaya mukavemet eden hastayla pek nadir olarak karşılaşacaksınız ve genellikle telkinlerin tekrarlanmasıyla hastayı yeniden tedavi etme ihtiyacı duyacaksınız. Bazen hasta ilk transı herhangi bir zorluk olmaksızın tamamlar fakat ikinci transından sonra önemli zorluklarla karşılaşacaksınız. Bu hastalar önemli olan şeyleri ve transdaki hoşnutluğu öğrenmişlerdir. Transdaki tatmin oluş hazzı bilinçli ya da bilinç altındaki kişiliğe ihtiyaç duyar. Bu kişiler trans halinden çıkmaya mukavemet gösterirler. Karşı koyarlar. çünkü bu durum çok hoşlarına gider ve bu durumdan ayrılmak istemezler.

hipnozseansi2Bazı hastalar bilinçli olarak şunu öteden beri söylerler. “Problemlerim hipnoz esnasında o kadar az miktardaydı ki, buna bağlı olarak transda kalmayı tercih ederim.” “Uyanmak istemedim. Bu hipnozda başka bir kişi olmak gibi birşey” “O kadar rahat ve huzur içindeydim ki hipnozda kalmaya çalışdım” vb.

Bazı hastalar yıllardır sahip oldukları tahammül edilmez şikayetleri olan moral çötüntüsü, sancı ya da şiddetli kaşıntılarının trans halinde kaybolduğunu görürler. Hastalar bilerek ya da bilmeyerek trans halini yapılarının müsade ettiği sürece sürdürmeye çalışırlar. Bazıları ise gerçekten çekinirler.

Hastanın uyanmamasında hiçbir tehlike yoktur. Hatta bu çok az bir ihtimaldir ki; doktor seansı idare ederken umulmadık bir şekilde ayrıldığında oluşur. Bu durumda hasta ya transı kendiliğinden sona erdirecektir, ya da uyanacağı normal bir uykuya dalacaktır. Hastanın işbirliği olmadan hasta makul olmayan periyotda trans halinde tutulamaz ve bu nedenle hasta kesin olmayan bir sürenin sonunda trans halinden çıkarılır. Hipnotik transın sonucunda hastanın bir veya iki dakika rahatsız edilmeden sakin bir şekilde uyanmasına müsade edilmelidir.

3.Sonraki Seanslar

Sonraki gelişmelerin ilk başında önceki seanslarda ne gibi ilerlemeler olduğu öğrenilir ve hastanın yararına olan değişiklikler kabul edilebilir. Hastanın evvelki transda farkında olmadığı bazı durumlar açığa çıkabilir. Bu davranışdaki önceden sahip olmadığı hareketlerinin amacındaki değişiklik, onun davranışlarını doğrudan değiştirir. Bu bilgiyle birlikte seans akımı için öneriler kararlaştırılabilir. Fakat hastanın kabiliyetine bağlı olarak ilerlemez. Bazan ilk seansdan sonra direk hipnotik telkinler (tedavi amacıyla verilen) birkaç saat sonra yok olabilir ya da ihtimalen 24 ile 48 saat arasında yok olabilir. Fakat her tekrar seansdan sonraki süre ve tesir oldukça uzun sürer ve hastayı hipnotize etmek gittikçe kolaylaşır.

Genellikle hastanın hali belli bir kapsam içerisinde gelişecektir. Bu kapsam; hasta hipnoterapinin etkisi kaybolacağı düşüncesine önceden sahip olmuş olabilir. Bazen kişinin karışık duygularını hesaba katmama daha çok ilerlemeyi engelleyecektir ve belki de sonuç bu durumun kötüleşmesidir ve hasta tavsiye edilen tedavinin tavsiyeye uygunluğu hakkında bir şüpheye mağlup olabilir.

Hasta bazen ilk bilinç altının öğrenilişinde mükemmel dürtülere sahiptir ve sonradan etkili bir şekilde (bilinçaltı olarak) her derin transa girişinde direnç gösterir. Bu direnci genellikle hastanın sahip olduğu önemli semptomların savunma değerlerinin kaybedeceği zaman ve onu kaybetmenin etkisinden kendisini korumak için karşı koyacağı zaman oluşur. Hasta himaye ettiği şeyin kendisinden, kendisi istemediği halde alınmasından korkuya düşer. Bu durumda hekim çok dikkatli olmalıdır. Hastanın direnç mekanizmalarını analitiik metodlarla iyi keşfetmelidir. Uzun vadeli bir plan yaparak; bilinç-blinçaltı uyumsuzluklarını gidermeye çalışmalıdır. Semptomun lkişiye verdiği marjinal doyumu göz önüne alarak; geçici bir semptom değiştirme metodunu kullanabilir.

III. ve IV. seansdaki hastalar bilinçli olarak veya bilinçsiz olarak hipnoterapi için bahsedecekleri şeyleri kendilerinin kişisel amaçlarından daha faydalı olan objektif gerçekleri, kendilerinin gerçek nedenlerinden dolayı baskı altında tutabilirler. Bu olgular tartışıldığı zaman gerçek faydalı nedenlerin ne olacağı konusu yanlış anlamlardan uzak tutulacaktır.

Hastanın durumundaki değişiklik tavırlar ya da faydalı sonuçlar; indüksiyon tekniğinde de bir değişikliği gerektirebilir, ya da psikoterapideki diğer şekillerin birini gerektirebilir. Bu tür bir bakış için gerekli olan uyumluluk, her seansta en küçük bir etkiyle başarmak için gereklidir.

Hipnoz Hastasının Özellikleri

HİPNOZ HASTASININ ÖZELLİKLERİ

Hipnoz adaylarını seçerken hastanın değerlendirilmesi önemlidir. Benim kanaatime göre gelecek hastaların uygun olup, olmadıklarına karar vermek için kullanılacak kriterler şunlardır:

A. Yaş

  B. Hipnoza ve hekime inanç ve şifa bekleme

  C. Motivasyon

  D. Konsantre olma kabiliyeti

  E. Hayal gücü

A – YAŞ: on ila yirmi yaşları arasında veya yirmi yaşların ilk yıllarında olan hastaların diğer yaş gruplarına nazaran hipnotik duruma daha kolay ve hızlı girdiği görülmektedir. Spesifik yaş sınfı olmamasına rağmen, yedi ila altmış yaş arasındakiler en iyi hipnotize olmaktadırlar. Hipnoz, yüksek hayal güçleri sebebiyle yedi yaştan daha küçükler üzerinde bile etkilidir. Çocuklarda hipnoz genellikle son derece basit bir işlemdir. Çocukların yaklaşık yüzde 100 ü hipnotize edilebilir. Teknik, adultler için tasarlanandan biraz farklıdır. Pratikte, çocukların hafif bir transa girdikleri ve onları hipnotize etmek için gerekli tekniği minimal olduğu görülecektir. Bu konuda iki ana kural şudur:

a) Çocuğun güvenini kazanınız.

b) Ne yapacağını ona anlatınız.

Yazarlar arasında erkeklerin mi yoksa kadınların mı hipnoza karşı daha hassas oldukları konusunda farklı fikirleri vardır. Fikirlerin çoğu kadınların erkeklere nazaran daha iyi denekler olduğu şeklindedir. Bu durum, muhtemelen toplumumuzdaki kadınların daha bağımlı cinsiyet olmalarına ve bundan dolayı, hipnotik indüksiyon sırasında verilen telkinlere daha az direnç göstermelerine bağlıdır.

B – HİPNOZA VE HEKİME İNANÇ VE ŞİFA BEKLEME: Hipnoza karşı beslenen inancın bilinçli olması şart değildir. En iyi sonuçların birçoğu şöyle diyen hastalarda meydana geldi. “Beni hipnotize edebileceğinize inanmıyorum.” Bu pek çok insan için, gece tek başına bir mezarlıktan geçmeye benzer, hiçbirimiz hayaletlere inanmasak da, orada kimseyle karşılaşmayı istemeyiz.

Hipnoz hakkındaki batıl inançlar ve hipnotistin gücüyle ilgili yanlış fikirler çoğu kez, hastanın hassasiyetini arttırıcı yönde etki eder. Bazan batıl inançlar ve yanlış fikirler hastayı engelleyecek özelliktedir. Fakat bu durum hekimle ilk konuşmada ortadan kalkabilir. Birçok yanlış fikirler, filmde, sahnede, televizyon veya radyoda hipnozun son derece dramatik sunulmasından kaynaklanmaktadır.

Bilinçaltı inancı hipnoz için elzemdir, bilinçli inanç ise arzu edilir. Şifa beklemek için inanç olmalıdır. Bazı hastalar, ancak öteki bütün tedavi türlerini denedikten ve pekçok hekimi ziyaret ettikten sonra hipnoza başvururlar. Bu hastalar tedavi metoduna inanmış olmalarından ziyade, onun, kendilerinin son umudu olduğuna inandıkları için, hipnotik tedaviye başvururlar. Bununla beraber, büyük kısmı, ilk seanslarında hipnoza iyice inanırlar.

Hasta, bir hipnetorepist olarak, hekimine güvenmelidir. Onun karar ve fikirlerine saygı duymalıdır. Bir hekimden yıllarca eski usul tedavi almış bir hasta, hipnoterapi için, cevap vermeyen birine nazaran daha iyi bir aday olacaktır.

Bazı hastalar rahatsızlıklarının psikojenik kısmını sorun kabul etmezler. Şayet bunlar iyi hipnotik denekler olurlarsa, iyileşme mükemmeldir. Ancak psikoterapiye karşı direnç meydana gelirse, iyileşme için daha dikkatli olunmalıdır. Tedavi süresinin uzatılması gerekebilir. Şahıs şifa bulacağını beklemelidir. Beklemek, arzu etmeyle aynı şey değildir. Uykusuz biri uyuyabilmeyi arzu eder, fakat, genellikle, bir başka uykusuz geceyi bekler.

C – ARZU VE YÖNELİM: Hastanın, inanç kazanmak için samimi bir motivasyonu olmalıdır. Bu belki de en önemli ön şattır. Bazan, hasta hipnotik tedaviyi ve terapisti kendi savunma sistemine yönelik bir tehlike gibi görür. Bu durum doğal olarak hastanın gururunu ve güvenlik hissini arttırır ve hasta tabii ki, mevcut davranış şeklinde ısrar ederek herhangi bir bozma veya değişikliğe karşı direnir.

Şifa sağlamak için, hastanın yeterli arzu ve yönelimi olmalıdır. Ağır ruhsal bozukluğu olan hastaların motivasyonu çok azdır. Hipnotik indüksiyon temininde, direnci önlemek için sadece hasta motivasyonunun değil, aynı zamada hekim motivasyonun da önemli olduğu düşünülebilir. Bunun karşılıklı bir ilişki olduğunu ve samimi olmazsa, hekimin dirence sebep olabileceğini akıldan çıkarmayınız.

Bazan, bir merak konusu olarak, hipnotize olmanın heyecanını yaşamak için veya sadece ne olduğunu görmek için hipnozu denemeyi arzu edenler hipnotik tedavilere başvururlar. Farkına varılırsa, böyle gruplar kabul edilmemelidir. Üçüncü seanstan sonra, iyileşme motivasyonu eksikliğinin hekimden saklanması güçtür.

Hasta konsantre olabilecek kadar, ruhsal kapasite taşımalıdır. Zeka seviyesi düşük şahıslardaki sonuçlar kötüdür. Çoğunlukla, daha zeki ve daha iyi eğitim görmüş bir şahıs, daha iyi denektir. En azından vasat bir zeka arzu edilir. Eğitim görmüş olma, hekimle hasta arasındaki ilişkiyi kolaylaştırdığı ve açıklığa kavuşturduğu için arzu edilir. Eğitim hastanın şikayetlerini, yaklaşımlarını ve arzularını daha açık tarif etmesini sağlar.

Normal şahıslarla kıyaslandığında, en iyi hastalar zeki olanlardır. Psikotikler, gerizekalılar ve bazı psikonörotiklerin hipnotize edilmesi güç, hatta imkansız olabilir. Fiziksel rahatsızlıkların, sinirsel orijinli olma ihtimalini düşünebilen bir hasta, kendisine böyle bir ihtimalin tartışılarak izah edilmesi gereken hastaya nazaran çok daha iyi cevap verecektir. Böyle düşünen hastalar, bu düşüncelerini hemen, genellikle de şikayetlerini anlatırken açığa vuracaklardır. Normal düşünce miktarından daha fazlasına sahip olan hastalar, birkaç tane bitmemiş veya memnun edici olmayan analize tabi tutulmuş veya psikoloji sahasında çok okumuş olabilirler. Çoğunlukla, böyle bir hasta, daha çok şey istemeyi ve daha çok eleştirmeyi öğrenecektir ve tedaviye ortalama bir hastadan daha az cevap verecektir.

D – KONSANTRE OLMA KABİLİYETİ: Hasta ilişki kurmaya istekli olmalıdır. Bu özellik, şüpheciler ve psikolojik bir dengesizliği olanlar dışında herkes tarafından gösterilir. Kooperasyon kurma kaabiliyetini azaltabilen korkular, şüphe, endişeler, ilk hipnotik seanstan önceki tartışmada ortadan kaldırılmalıdır.

Hastanın en önemli katkılarından biri, konsantre olma ve dikkatini toplama kaabiliyetidir. İnsanların çoğu konsantre olabilir, fakat, bazan, kişilik yapısı veya öteki faktörler sebebiyle, hipnotik indüksiyon için gerekli birkaç saniye süresince bile dikkatini tek bir düşünceye yöneltemeyen bir şahıs müracaat edebilir. Vaktin sınırlı olması bu tip bir hastanın herhangi bir hekim tarafından kabul edilmesini önleyebilir.

E – HAYAL GÜCÜ: Hastalarımızda engin bir hayal gücünü aramalıyız. Hayal gücü geniş; yer, zaman ve kişi bileşimlerinin çeşitli karışımlarını hayalinde kurabilen hastalar, indüksiyon tekniğinin başarıya ulaşmasında çok etkilidir. Bu tip hastalar tedaviden de büyük yarar görür.

Otohipnoz

KENDİ KENDİNİ HİPNOZ (OTO HİPNOZ)

Bir kişinin kendi kendini hipnoz edemiyeceğine dair eski bir inanç vardır ve bu hipnoanaliz için de geçerlidir. Hipnoanaliz gıdıklama veya gıcıklanmaya benzer. Kişinin kendi kendini hipnoanaliz etmesi oldukça zordur.

Yine de rahatlama, anestezi ve sınırlı diğer durumlar için self hipnoz uygulanabilir ve de sürekli durumlar için de self hipnozu tavsiye etmeyi düşünebilirsiniz. En etkili olacak olanı, hasta tamamen kendinde olmaya yakın olmalı ve hasta genel hipnoz hakkında adamakıllı bilgi sahibi olmalı. Eğer hasta transta iken telkinler verilirse, self hipnozu öğrenme daha kolay olacaktır. Hastanın düzenli seansları esnasında yararlı olana paralel bir metod seçimi yapılacaktır. Sizin tavsiye ettiğiniz önerilerin takviyesi için hasta self hipnozu kullanabilir.

Bir hipnotik transda telkinle hastaya “Sen benim seninle olduğumu ve sana yaptığım gibi sana hipnoz için verdiğim önerileri düşünerek kendi kendini hipnotize edeceksin. Sana vermiş olduğum ve senin kendi kendine verebileceğin aynı uyanma telkinlerini verebileceksin ki self hipnozdan uyanmama korkusuna sahip olmana gerek kalmasın. İlave olarak sizin otomatikman uyanabilmeniz için biri sizin yanınızda olmalı ya da başka bir kişi hipnotik durum esnasında size gereklidir.”

otohipnoz

Self hipnozu başarmak için kullanılan daha az yaygın yollar veya metodlar vardır. Bunlar, kasetçalar ile hastayı hipnotize ederek tedavi etmek, tedavi edici öneriler veya telkinler ve kendi yönteminizle uyanmak gibi çeşitli metodları içerisine alır. Hipnoz sonrasında hasta kaset çalacak ve daha sonraki hayali durumlarda hasta kendi kendine hipnotik duruma girebilecektir. Yazılı telkinlerle ve aynı yolun uygulanmasıyla bu başarılmıştır.

Aşağıdaki örnek Cinsel Problemlerde Hipnoterapi adlı kitabımızdan alınmıştır.

A. TEMEL OTOHİPNOZ

Cinsel Problemlerde Hipnoterapi’de birinci basamak, temel self-hipnozun öğrenilmesidir. Temel self-hipnozu iyice öğrenmenizden sonra, onu kendi spesifik cinsel ihtiyaçlarınıza nasıl adapte edeceğinizi bölüm altı ve yedide göreceksiniz.
Temel otohipnoz beş fazdan oluşur:

1. Doğal ritmik solunum.

2. Bilimsel vücut gevşemesi.

3. Olumlu hayal kurma.

4. Oto-telkin.

5. ‘Reentry’ (Geri Dönüş)

B. DOĞAL RİTMİK SOLUNUM

Doğal ritmik solunum, vücudunuzu kendi solunum ritmini bulmaya bırakmanızı mümkün kılar. Derin derin nefes almak için, kendinizi zorlamanıza gerek yoktur. Sadece, kendinizi uyuyan bir bebeğin rahatlığı ve sükunetiyle nefes almaya bırakın.

Fizyolojik olarak, doğal ritmik solunumun, vücudun gevşemiş bir durumda kalmasına yardım ederek, sempatik sinir sistemi fonksiyonu azaltma eğilimi vardır. Sinir sisteminizin sempatik bölümü, vücudunuzun kendi normal kapasitesinin üstünde zorlanmasından sorumludur. Stress veya tehlike zamanlarında, tehlikeyi karşılaması gereken bütün organlar aktive edilir. Sempatik sistem kalp hızını artırır, her vuruşta daha fazla kan pompalanmasına sebep olur. Göz pupillerinizi genişletir, görme duyarlılığınızı artırır. İlave adrenalin yapılır ve bu da, karaciğerinizi daha fazla glikoz üretmesi için uyarır. Stresi karşılamak için ihtiyaç duyulmayan organlara (mide gibi) giden kan azaltılır. Buna, tehlikeye cevap olarak, vücudun savaşması veya kaçması denir, çünkü, vücut tehlikeyle yüzyüze gelme veya ondan kaçma yoluyla hayatta kalmanın yolunu arar. Bu savaşma veya kaçma durumunda kalma, vücudun yıpranmasına ve hırpalanmasına yol açar. Doğal ritmik solunum, vücudunuzu rahatlatmaya yardım etmek ve normal fonksiyonuna geri döndürmek için bir yoldur.

Sürekli ve düzenli solunum yoluyla, sempatik sinir sisteminin rahatlatılması, psikolojik faydalar da sağlar. Rahatlık hissini artırır, sinirliliği yatıştırır, düşünce mekaniğinde rahatlama yapar ve iyilik hissini uyandırır. Basitçe doğal ritmik solunum, parasempatik sinir sistemini aktive ederek bütün vücudun stresten uzak fonksiyonunu sağlar.

Bu solunum tipinin faydalarını, modern bilim adamları gibi, eski yoga filozofları da biliyorlardı. Doğal ritmik solunum, fiziki aktiviteden uzaklaşmanıza izin verir, böylece zihni hipnotik tecrübe için hazırlar.

C. BİLİMSEL VÜCUT GEVŞEMESİ

‘Relaksasyon Cevabı’ adlı eserinde Dr. Herbert Benson, basit gevşeme (iskelet kası gerginliğinde azalma) ile, relaksasyon cevabı (sempatik sinir sistemi aktivitesinde azalma) arasındaki farkı belirtmektedir. Bilimsel vücut gevşemesi her ikisini de kapsar. Doğal solunum yoluyla, eş zamanlı olarak, kas gerginliğini azaltmaya ve sempatik sinir sistemi akitivitesini yavaşlatmaya çalışır. “Bilimsel” adını alır, çünkü, eksternal işaretleri gözleyerek ve ölçerek, vücudun ne zaman gevşediğini tespit etmek mümkündür. Bu eksternal belirtiler, yavaşlamış bir solunum hızı, yüz kaslarının gevşemesi, letarjik bir vücut postürü ve bilekten hafifçe kaldırıldığı zaman, elde ve parmaklarda balmumu yumuşaklığıdır. Bu durumu, bir içecek alma, televizyon seyretme veya sigara içme gibi yalancı gevşeme adı verilen daha sun’i vasıtalardan ayırt etmek için de ‘bilimsel gevşeme’ ismi verilmiştir.

Deneysel çalışmalar, bilimsel vücut gevşemesinin değişik yollarla sağlanabileceğini göstermiştir. Harvard Üniversitesinde bir fizyolog olan ve gevşemenin hastalığı önleyebileceği şeklindeki inancı sebebiyle bu yüzyılın başlarında relaksasyon üzerine araştırma yapan Edmund Jacobson, rezidüel gerginliğin (hissedemediğimiz kas gerginliği) sıklıkla hastalığın başlatıcısı olduğu sonucuna vardı. Sadece bir kası germe düşüncesiyle bile, kasla elektriksel reaksiyonun başlayacağını keşfetti. Daha sonra, Jacobson, bir kası gevşetme düşüncesinin bilimsel relaksasyon yapabileceği sonucuna vardı. Bilimsel relaksasyonu meydana getirmek için bir teknik olarak progressif relaksasyonu teklif etti. Ancak, onun metodu o kadar karmaşıktı ve o kadar çok pratik yapmayı gerektiriyordu ki, asla popüler olamadı.

Yıllar boyunca, bilimsel vücut relaksasyonunu sağlamak için, başka metodlar geliştirildi. 1920’lerde, Almanya’da otojenik eğitim tasarlandı ve psikiatrist J.H. Schultz tarafında geliştirildi. Vizüel imajı kas gevşemesiyle kombine etmesine rağmen bu metod çok uzundu ve zaman tüketiciydi. Bilimsel vücut gevşemesini temin etmek için meditasyon da kullanılmıştır. Biofeedback, relaksasyon sağlamak için, vücut-zihin iletişimini kullanmanın daha modern ve ileri bir metodudur.

Bilimsel vücut gevşemesini sağlamak için, temel self-hipnozun 4 fazında basit bir teknik teklif edilmektedir. Bu tekniğin avantajları çoktur. Bir kere öğrenilince, mevcut alternatif metodları kullanarak kısaltılabilir. Herhangi bir yerde yapılabilir ve özel bir ekipman gerektirmez. Bu relaksasyon durumunu sağlayınca, zihninizi berraklaştırabilecek ve onu kendi telkinlerinize açık hale getirebileceksiniz.

D. OLUMLU HAYAL KURMA

Aklınızın kontrolü elinizdedir. Onu kullanarak, analiz ve değerlendirme yapabilirsiniz, olaylara objektif gözle bakabilirsiniz. Tecrübe edebilir, yeniden yaşayabilir, kafanızda canlandırabilirsiniz. Birincisi, mantık ve fikir yoluyla gerçekçi düşünmedir. Sonuncu, hayal gücünü ve deneysel düşünceyi kullanarak hayal kurmadır. Cinsel Problemlerde Hipnoterapi’nin en önemli noktası olan olumlu hayal kurma, hayal gücünün, olumlu zihinsel tabloları yaratmak için esnek biçimde kullanılmasıdır. Olumlu hayal kurma gerçekleştiği zaman, zihni ve vücudu tam olarak etkiler. Uygun olarak gerçekleştirilirse böyle hayaller, bütün hislerinizi etkileyecek kadar canlı ve gerçektirler. Zihninizdeki imajları koklayabilir, işitebilir, tadına bakabilir ve hissedebilirsiniz.

Bu nasıl başarılır? Birinci basamak vücudun tam olarak gevşemesini temin etmektir, öyle ki zihin böyle hayalleri kurmak için serbest kalacaktır. Temel self-hipnozun doğal ritmik solunum ve bilimsel vücut gevşemesi fazlarından geçmenizin sebebi budur. Kalifornia Büyük Tıp Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Kroger ve Dr. Fezler’e göre, daha sonra duyusal hatırlama yoluyla canlı olarak hayal kurabilir. Dr. Kroger ve Dr. Fezler bir kere yaşamış bir duygunun, her zaman hatırlanacağını ve hissedildiği zamanı hatırlama yoluyla, o duygunun yeniden yaşanabileceğini iddia ediyorlar. Farzedin ki kendinizin plajda dinlenirken hayal ediyorsunuz. Kafanızda tuzun kokusunu canlandırabilirsiniz. Bunu, kendikendinize ‘Tuz kokusu duyuyorum’ diye tekrarlayarak değil, fakat kokuyu duyduğunuz anı yeniden yaşayarak yapabilirsiniz.

Dr. Barbara Hariton’un öncü çalışması gibi birçok çalışmalar, olumlu hayal kurmanın, cinsel zevkin temel bir parçası olduğunu göstermiştir. Çünkü, olumlu hayal kurma, aşktan uzaklaşmaya yol açan olumsuz yaklaşımları etkisiz hale getirir ve zihni daha çok cinsel zevk verecek olan ototelkine açar. Cinsel Problemlerde Hipnoterapi cinsel zevki artırmak için olumlu hayal kurmayı öğrenmenizi sağlayacaktır.

E. OTOTELKİN

Hipnoz altındaki oto telkinler, hayatınızda, tutum alma, düşünme, hissetme veya cevap verme yolunuzu değiştirmeye yöneliktir. Dr. Kroger ve Dr. Fezler oto-telkinlerin 3 kural tarafından yönetildiğini ifade etmektedirler.

1. Konsantre Dikkat Kuralı:

Kabul edilebilir bir zihinsel imaj üzerinde aşırı konsontrasyon sıklıkla imajın gerçekleşmesine yol açar. Fakat, bu durum, sadece, ferdin imajı estetik ve ahlaki yönlerden kabul edilebilir bulması halinde husule gelebilir. Bütünüyle zihinsel bir telkinin etkisi olmayacaktır. Yani, ejekulasyon problemleri olan bir adam, sadece, kendi kendisine basitçe, “Ejekulasyon refleksimi kontrol edebilirim” diyerek ilerleme sağlayamaz. Bunun yerine, kendisini her ayrıntısından zevk aldığı ve kendiliğinden ejekulasyonunu kontrol ettiği bir cinsel sahnede canlı olarak hayal etmelidir.

2. Ters Etkiler Kuralı:

Sadece daha fazla çaba gösterdiğinizde hatırlamak daha güç olur. Örneğin bir ismi veya anahtarlarınızı koyduğunuz yeri hatırlamayı denediğinizi düşünün. Hatırlamanın en etkili yolunun, hafızanızdaki şartlara, sahnelere ve yerlere giderek bütünüyle hayati hatırlama olduğunu belki de biliyorsunuzdur.

3. Baskın Etki Kuralı:

Kuvvetli bir his, zayıf bir hissin yerini alır. Bu yüzden olumlu hisleri kuvvetlendirmek gerekir. Bu, Cinsel Problemlerde Hipnoterapi programındaki olumlu oto-telkinlerin önemini vurgulamaktadır. Olumlu oto-telkinler kafanızdan olumsuz düşünceleri atmanıza yardım eder. Pekçok kimse, cinsel zevki azaltan olumsuz cinsel düşüncelere sahip oldruğundan, maksimum cinsel zevk almak istiyorlarsa, olumlu oto-telkinleri kullanarak bu düşünceleri atmaları kendileri için önemlidir.

F. GERİ DÖNÜŞ

Geri Dönüş, zihnin, hipnozik durumdan gerçeğe dönmesidir. Geri dönüş, zihniniz karışmadan tedrici olarak ve sakin bir şekilde her zamanki dünyaya geri dönmenize izin verir. Geri dönüş yoluyla, hipnotik durumdan sakin, dinlenmiş ve rahatlamış olarak çıkacaksınız.

Artık, temel self-hipnozun beş fazı arasındaki ilişkiyi anlıyorsunuz. Temel otohipnoz için hazırlanmaya başlayabilirsiniz.

G. TEMEL SELF-HİPNOZ İÇİN HAZIRLIK

Önce hipnoz hakkında genel bir fikir edinmek için, aşağıdaki temel otohipnoz senaryosunu baştanbaşa okuyun. Self-hipnozu öğrenmeniz için ideal yol, senaryoyu bir teybe okumak veya tanıdığınız birinden bunu yapmasını istemektir. Yavaş yavaş okurken yumuşak yatıştırıcı bir ses kullanmalısınız. Bir kere teybe kaydettikten sonra, arzu ettiğiniz zaman geri alabilir ve çalışabilirsiniz. Senaryoyu uygulamaya öylesine alışacaksınız ki, artık teybe ihtiyacınız kalmayacak. Şayet senaryoyu teybe kaydetmek mümkün değilse, onu ve muhtevasını zihninizde canlandıracak kadar çok okumalısınız.

Temel otohipnoz senaryosuyla rahatladığınız zaman, self hipnoza uygun, en önemlisi trafik, telefon ve konuşma gibi dış gürültülerden uzak bir çevre bulun. Işıklar loş olmalı, giysileriniz gevşek ve rahat olmalıdır. Sizi en az rahatsız eden ve en fazla rahatlatan bir çevre bulmayı deneyebilirsiniz.

oto hipnozRahat bir sandalyeye oturun. Yatmaktan ziyade, oturmanız gerekir. Çünkü, bu yeni usulü öğrenmek için yeterince uyanık bulunmalısınız. Bilimsel vücut gevşemesini sağlamak için yatarsanız uyuyabilirsiniz. Yatmaktan ziyade oturma yoluyla, kendi kendinize hipnozun aktif bir işlem olduğu mesajını verirsiniz. Bu durum size, kontrol altında olduğunuz ve kendi hayatınızı iyileştirmek için birşeyler yaptığınız hissini verir. Self-hipnozdaki ustalığınız arttıkça, böyle ayrıntılı hazırlıklara gerek duymayacaksınız.

H. PRATİK YAPMA PROGRAMI

Bu eksersizin faydalı etkileri sizi şaşırtacaktır. Ancak, başlangıçta işe yaramadığı görülürse, cesaretiniz kırılmasın. Otohipnoz, pratik yapmayı ve hastanın iyice öğrenmesini gerektiren bir ustalıktır. Eksersizi sürdürün, çok geçmeden bu tecrübeden size fayda ve zevk sağlayacak başarılar elde edeceksiniz.

Yeni bir mahareti öğrenmek için herkesin farklı miktarda zamana ihtiyacı olduğundan, bu mahareti ne zaman iyice öğrendiğinize kendiniz karar vereceksiniz. Bu işlem size yürümek kadar doğal gelene dek, günde yaklaşık yarım saat temel otohipnoz pratiği yapmalısınız. Bu mahareti rahatça gösterebildiğinizi hissettiğiniz zaman, bölüm altıdan ona kadar ayrıntılı olarak verilen cinsel problemlerde hipnoterapi’nin, sonraki kısımlarına geçmek için hazır olacaksınız.

1. TEMEL OTOHİPNOZ SENARYOSU

Not: Aşağıdaki bölümde her üç periyodda talimatı gördüğünüz zaman kısa bir süre durun.

a- Faz I – Doğal Ritmik Solunum

Gözlerinizi kapatın ve vücudunuzu soluk almaya bırakın… Dikkatinizi vücudunuzun doğal solunum ritmi üzerinde toplayın… Sadece soluk alıp vermeniz üzerinde konsantre olun, bütün diğer düşünceleri uzaklaştırın… Aklınıza rahatsız edici düşünceler gelecektir, fakat bırakın onları açık pencereden geçen rüzgar gibi zihninizden gitsinler… Her nefes alışta daha çok ve daha çok gevşediğinizi hissedin… Nefes alın… Verin… Alın… Verin… İşte böyle… Şimdi, her nefes alışta vücudunuzun rahat, sakin ve gevşemiş olduğunu, ve gerginlikten uzak olduğunuzu hayal edin… Gevşek biçimde nefes alın… Gerginlikten uzak nefes alın… Gevşek biçimde nefes alın… Gerginlikten uzak nefes alın… Nefes alın… Verin… Alın… Bir dakika veya daha fazla süreyle böyle nefes alıp vermeye devam edin…
(Kısa bir süre durun.)

b- Faz II-Bilimsel Vücut Gevşemesi

Şimdi, kaslarınızı gevşetmeye başlayın… Sağ ayak kaslarınızın gevşemesine izin verin… Her nefes alışta ayağınızın serbest, rahat ve gevşek olduğunu hissediyorsunuz… Nefes alın… Verin… Alın… Verin… Gevşekliğin sağ baldırınıza yayılmasına izin verin… Sağ baldırınız ısınıyor, ağırlaşıyor ve gevşiyor… Nefes alın… Verin… Sıcaklık sağ uyluğunuza yayılıyor… Sağ bacağınız bütünüyle gevşemiş durumda… İyilik ve sıcaklık hissini sağ bacağınızda toplayın… Gevşek biçimde nefes alın… Gerginlikten uzak nefes alın… Şimdi sol ayağınızı gevşetin… Rahatlık veren gevşemenin sol ayağınıza yerleştiğini hissedin… Nefes alın… Verin… Alın… Verin… Gevşemenin sol baldırınıza yayılmasına izin verin… İşte böyle… Nefes alın… Verin…. Gevşemenin sol uyluğunuza yayılmasına izin verin. Sol bacağınız bütünüyle gevşemiş, ısınmış ve ağırlaşmış durumda… Gevşeme hissini bacaklarınızda toplayın… Bacaklarınızın serbest ve gevşemiş olduğunu hissediyorsunuz… Bir süre bacaklarınızdaki gevşeme hissinin zevkini tadın…
(Kısa bir süre durun.)

Şimdi, bırakın gevşeklik kalçalarınıza ve pelvik bölgenize yayılsın. Bu organlarınız rahatlıyor… Gevşek biçimde nefes alın… Gerginlikten uzak nefes alın… Kalçalarınız bütünüyle bir rahatlık durumuna giriyor… Nefes alın… Verin… Alın… Verin… Bacaklarınız, kalçalarınız ve pelvik sahanız üzerindeki gevşemeye dikkatinizi verin…
(Kısa bir süre durun.)

Belinizin ve karnınızın daha çok ve daha çok gevşediğini hissedebiliyorsunuz… Her nefes alışta beliniz ve karnınız ağırlaşıyor ve daha çok gevşiyor… Nefes alın… Verin.. Alın… Verin… Gevşek biçimde nefes alın… Gerginlikten uzak nefes alın… Şimdi daha derin bir gevşeme hissi sırtınıza yayılıyor… Sırtınızdaki her kas gevşiyor, yumuşuyor, serbestleşiyor ve çok rahatlıyor… Her nefes alış gevşemeyi biraz daha artırıyor… Dikkatinizi bacaklarınız ve vücudunuzun üst kısmı üzerindeki derin rahatlama hissi üzerinde toplayın…
(Kısa bir süre durun.)

Gevşemeye bağlı olan rahatlığın sağ elinize yayılmasına izin verin… Sağ eliniz çok gevşek ve yumuşak durumda… Nefes alın… Verin… Alın… Verin… Sağ elinizden sağ kolunuza doğru sıcaklık yayılıyor… Şimdi kolunuz bir kukla kolu gibi gevşemiş durumda. Sağ kolunuzdaki serbestlik, sıcaklık ve gevşeklik hisleri üzerinde dikkatinizi toplayın… Nefes alın.. Verin… Alın… Verin… Şimdi sol kolunuzun daha çok ve daha çok gevşemesine izin verin… Eliniz yumuşak ve gevşek durumda… Sıcak hisler parmaklarınıza ve elinize yayılıyor.. Nefes alın… Verin… Alın… Verin…. Sıcaklık ve ağırlık sol elinizden sol kolunuza yayılıyor… Sol kolunuzun gevşediğini hissedin… Ayaklarınız, bacaklarınız, pelvisiniz, karnınız ve kollarınızdaki serbestliğe ve gevşemeye dikkatinizi verin… O kadar gevşemiş durumdasınız ki… Her nefes alışınızda, vücudunuz daha derin bir gevşeme durumuna giriyor… İşte böyle nefes alın… Verin… Alın… Verin… Vücudunuza yayılan rahatlığın zevkini tadın…
(Kısa bir süre durun.)

Şimdi, boynunuzu ve omuzlarınızı gevşetin. Her nefes alışınızda, masaj yapan sihirli ve mahir ellerin gerginliği uzaklaştırdığını hayal edin… O kadar gevşemiş ve rahatlamış durumdasınız ki… Kendinizi omuzlarınızdan büyük yükler kaldırılmış gibi hissediyorsunuz… Omuzlarınız sıcak, serbest ve gevşemiş durumda… Boynunuza ve omuzlarınıza ustaca yapılan masaja dikkat edin… Gevşemiş biçimde nefes alın… Gerginlikten uzak nefes alın… Nefes alın… Verin… Şimdi ağzınızı açın ve ağız kaslarınızı gevşetin… İşte böyle… Ağzınızın etrafındaki kaslar, iyice gevşemiş durumda… Çeneniz gevşemiş durumda ve dişleriniz birbirine dokunmuyor… Nefes alın… Verin… Alın… Verin… Gevşeme bütün yüzünüze yayılıyor… Sanki gözleriniz yuvalarında yüzüyorlarmış gibi hissediyorsunuz… Her yeni nefes alışta, daha çok gevşemiş durumdalar… Göz kapaklarınız ağırlaşmış ve gevşemiş durumda… Gerginlik yüzünüzden uzaklaşıyor… Nefes alın… Verin… Alın… Verin… Şakaklarınız ve alnınız o kadar gevşemiş durumda ki… Gevşeme hissi, başınızdan ayak parmaklarınıza kadar, vücudunuzun her kısmına doluyor… Gevşemenin bütün vücudunuzu dolaştığını hissedin… Sanki gevşeme kan dolaşımınızdan akıyor… Gevşek biçimde nefes alın… Gerginlikten uzak nefes alın… Bütün vücudunuzun son derece rahatladığını hissediyorsunuz. Bütün vücudunuzdaki sıcaklık, ağırlık ve gevşemenin zevkini tadın…
(Kısa bir süre durun.)

c. Faz III – Olumlu Hayal Kurma

Pekala, şimdi kendinizi on basamaklı bir merdivenin en tepesinde buluyorsunuz… Merdiven güzel, hoş bir yere iniyor… Bütünüyle rahatlayabileceğiniz bir yere… Belki de daha önce orada bulundunuz… Burası emniyetli, çok güzel bir yer… Basamakları indikçe bu çok güzel yere biraz daha yaklaşıyorsunuz… Onuncu basamağı iniyorsunuz… O kadar gevşek durumdasınız ki… Nefes alın… Verin… Alın… Verin… Şimdi dokuzuncu basamağı iniyorsunuz… Her basamakla birlikte daha çok gevşiyorsunuz… Nefes alın… Verin… Alın… Verin… Yedinci ve altıncı basamakları iniyorsunuz… Bu çok güzel yeri gittikçe daha açık olarak görmeye başlıyorsunuz… Beşinci basamağı iniyorsunuz… Nefes alın… Verin… Alın… Verin… Gittikçe daha çok ve daha çok rahatlıyorsunuz… Dördüncü basamağı yavaşça inin… Üçüncü basamağı… Şimdi ikinci basamağı… Şimdi birinci basamağı… Şimdi çok güzel bir yerdesiniz…İçinizi huzur ve mutluluk doldurdu…Sizin özel yerinizde huzur ve mutluluk mevcut…Etrafınıza bakınınız…Ne gördüğünüzün farkında olunuz…Ne hissettiğinizin farkında olunuz..Duyguların farkında olunuz…Sesleri dinleyiniz…Hislerinize yol vererek mutluluğu tadınız…Kendinizi huzur ve saadet içerisinde hissediniz…Kendinizi mükemmel,sakin ve emniyette hissediniz…Derin derin soluk alınız…Soluğunuzu yavaşça bırakınız…Derin derin soluk alınız…Yavaşça bırakınız…Spesifik yerinizin konforuna ve rahatlığına dikkat ediniz…
(Konuyu hülasa etmek için bir süre ara veriniz.)

d. Faz IV- Oto Telkin

Şimdi size zevk verici ve mutluluk dağıtıcı bir ortamda iken,bu hisleri arzu ettiğiniz herhangi bir zamanda geri çağırabileceğinizi söyleyiniz… (On saniye ara veriniz.) Faydalı,muktedir ve muhabbet dolu bir hisle kendi kendinize telkin yapınız…Yine zihninizde aynı hislerle bu düşünceleri mümkün olduğu kadar tekrarlayınız…
(On saniye ara veriniz.)

e. Faz V-Geri Dönüş

Şimdi yavaş bir şekilde merdivenlerden ineceksiniz…Çok yavaş bir şekilde yürüyünüz…Her basamağı geçtikçe zihninizde hayal ettiğiniz arzu ve isteklerinize ulaşacaksınız…En son basamağa ulaştığınız zaman kendinizi enerji dolu ve çok zinde bir şekilde gevşemiş olduğunuzu hissedeceksiniz…Dinlenmiş bir şekilde olduğunuzu hissedeceksiniz… Vücudunuzun ve zihninizin daha güçlü olduğunu hissedeceksiniz… Şimdi yavaş yavaş basamakları tırmanmaya başlayınız…Şimdi birinci basamağa çıkınız…Artık geri dönüyorsunuz… Şimdi ikinci basamağa çıkınız…Sıra üçüncü basamakta…Kendinizi daha zinde ve gevşemiş hissediyorsunuz… Dördüncü ve beşinci basamakları çıkınız…Soluk alınız…Veriniz… Alınız… Veriniz…Zihninizdeki isteklerden vazgeçmeye başlayınız…Şimdi altıncı basamağa çıkınız…Nefes alınız… Veriniz…Alınız…Veriniz…Şimdi yedinci basamağa doğru hareket ediniz…Şimdi sekizinci basamağa çıkınız… Düşüncelerinizi ve bakışlarınızı odanın içine yoğunlaştırınız…Artık yolculuğunuzun sonuna ulaşıyorsunuz…Birkaç adım sonra tam bir canlılık ve zindelik içinde olacaksınız…Nihayet onuncu basamağa ulaştınız..Nefes alınız…Veriniz…Alınız…Veriniz…. Artık onuncu basamaktasınız ve gözlerinizi açabilirsiniz…
Bu şekilde bir dakika bekleyiniz ve kendinizi etrafınıza adapte ediniz…

Sizlerin çoğu, böyle bir pratik uygulamadan sonra süratli bir şekilde birinci ve ikinci fazlara erişebilirsiniz.Eğer öngörülen süreden daha kısa bir süre içerisinde yukarıdaki yöntemlerle bilimsel gevşeme durumuna erişebiliyorsanız birinci ve ikinci fazdan sonra gelen aşamalara geçmek için çalışma yapabilirsiniz.Bu aşamaları geçtikten sonra doğrudan dördüncü ve beşinci fazlar üzerinde çalışınız.

İ. TEMEL OTOHİPNOZ ÇALIŞMASININ BİRİNCİ VE İKİNCİ FAZLARINA ALTERNATİF UYGULAMALAR

1. Rahat bir şekilde oturunuz ve gözlerinizi kapatınız.Düşüncenizi ve konsantrasyonunuzu nefes alıp vermeniz üzerine yoğunlaştırınız… Şimdi sizin etrafınızı saran ve sizi rehavete sokan bir ışık huzmesi içerisinde olduğunuzu hayal ediniz…Rahatlamaya ve gevşemeye yukarıdan başlayarak yavaş yavaş aşağı doğru ininiz…Rehavet duygusu ve gevşeme hissi her hücrenize ve her kasınıza ulaşana kadar gayret ediniz…Bu rehavet duygusunun etkisi ile kendinizi iyi, emniyette ve hoş hissedeceksiniz…Bu duyguların her hücrenize ve her sinir lifinize ulaşabilmesi ,bu duyguların daha da derinliğine hissedilebilmesi için ruhi engelleri kaldırınız…Bu derinliğini hissediş içerisinde vücudunuzda damarlarınızda dolanan kanın dolaştığını hissetmeye çalışınız… Solunumunuz daha da yavaşlayarak rehavet duygusununu tüm benliğinizi sardığını hissediniz…Her nefes alışınız ile birlikte vücudunuzun her santiminin daha da gevşediğini hissediniz…Saniyelerin her tik takı sizi daha derin bir rehavete götürecektir…Şimdi kendinizi daha huzurlu bir ortamda hissedeceksiniz…

2. Nefesinizi içerinizde tutmaya gayret ediniz ve havanın ciğerlernizin en ücra köşesine kadar doldurduğunu hayal ediniz..Her nefes alışınız ile karnınızın nasıl yükseldiğini ve alçaldığını görmeye çalışınız.. Bir elinizi veya iki elinizi birden karnınızın üzerine yerleştiriniz…Ve nefesinizin ritmik hareketlerini takip etmeye çalışınız…Şimdi rehavet ve gevşeme kelimeleri üzerinde düşününüz…Gevşeme ve rehavet kelimelerinin sakin ve tatlı bir sesle işitildiğini hayal ediniz…Gevşeme ve rehavet kelimelerinin vücudunuzun her hücresince emildiğini tahayyül ediniz…Tüm bunların üzerinde gerçekten gevşeyiniz…Bu şekilde rahat,huzurlu,gevşemiş ,ağırlığını kaybetmiş ve sakin bir şekilde rehavete eriştiğinizi hissediniz…Şu anda vücudunuz sanki bir kukla gibi oldu…

3. Nefesiniz üzerine yoğunlaşınız…Aldığnız her nefes sizi daha da gevşetmekte,rahatlatmakta ve huzura sokmaktadır…Şu anda yumruklarınızı sıkabildiğiniz kadar sıkmaya başlayınız..Şimdi de onları gevşetiniz…Şimdi de elleriniz aracılığı ile gevşeme duygusunun tamamen yayıldığını hissediniz…Şu anda da omuzlarınızı boynunuza doğru itiniz ve onları sıkabildiğiniz kadar sıkınız…Şimdide kaslarınıza gevşemeleri için izin veriniz..Şimdi de vücudunuzun tüm diğer parçalarını önce gerdiriniz,ardından gevşetmeye devam ediniz…Bu durumda tüm vücudunuzun gevşediğini,rehavete erdiğini ve sükuna ulaştığını hissedeceksiniz.

Hipnozun Yan Etkileri

HİPNOZUN YAN ETKİLERİ

Tıbbi denetim altında uygun kullanıldığı takdirde hipnoterapinin çok az kontrendikasyonları ve zararlı yan etkileri vardır. Karşılaşılan kişilerle, arasındaki ilişkilerde hiçbir zararlı etki ve bozukluk yoktur.
Psikiatristler prepsikotik ve psikotik hastalarda hipnozu denerler. Bu bir kısım psikiatrisler için oldukça heyecan vericidir. Hipnoterapi ile hızlanan bir psikozun gerçek bir sebebinin olmadığı bildirilmiştir.
hipnozun yan etkileriBu istisnaların dışında hipnotizmayı arzu eden hastalarda, hipnotizmanın hiçbir zorluk yaratmayacağından eminim. Hipnozla ilgili uygunsuz sonuçlar matematiksel olarak rutin yapılan cerrahi girişimler sırasındaki mental kondüsyonun canlılığındaki tetik mekanizmasından daha önemsizdir. Operasyonda karar verilen faktörler hazırdır ve yalnız uygun bir açıklama gereklidir. Dr. Erıchson “Çeşitli zamanlarda, yüzlerce konuda yapılan hipnotizmalarda, şahsî yapılan deneylerin hiçbirinde hipnozun zararlı etkisinin gözlenmediğini” bildirmiştir.
Radyoterapi gibi hipnozun da tehlikesi kullanımında değil, suistimal edilmesindedir.
Hiçbir doktor, her durum için ve her hastada hipnozu tavsiye etmemelidir. Hipnoz dikkatle seçilen durumlarda diğer tedavilerden daha etkili olduğu yerlerde kullanılır. Sağlam kliniksel hüküm koyulan vakalarda uygulanmalıdır.
Hipnozun bazı şekilleri hala anlaşılmadığından geri kalan ve açıklanmayan tek alan değildir. Psikodinamikde oryantasyon, hipnoterapinin başarılı olması için sabit olan bir unsurdur. Ve hipnoz bireye özgü değilse kötü muamele görebilir.

Hipnozun Uygulanmaması Gereken Haller

Hipnozun Uygulanmaması Gereken Haller
HİPNOZUN KONTRENDİKASYONLARI YAN ETKİLERİ VE SINIRLARI

Tıbbi denetim altında uygun kullanıldığı takdirde hipnoterapinin çok az kontrendikasyonları ve zararlı yan etkileri vardır. Karşılaşılan kişilerle, arasındaki ilişkilerde hiçbir zararlı etki ve bozukluk yoktur.
Psikiatristler prepsikotik ve psikotik hastalarda hipnozu denerler. Bu bir kısım psikiatrisler için oldukça heyecan vericidir. Hipnoterapi ile hızlanan bir psikozun gerçek bir sebebinin olmadığı bildirilmiştir.
Bu istisnaların dışında hipnotizmayı arzu eden hastalarda, hipnotizmanın hiçbir zorluk yaratmayacağından eminim. Hipnozla ilgili uygunsuz sonuçlar matematiksel olarak rutin yapılan cerrahi girişimler sırasındaki mental kondüsyonun canlılığındaki tetik mekanizmasından daha önemsizdir. Operasyonda karar verilen faktörler hazırdır ve yalnız uygun bir açıklama gereklidir. Dr. Erıchson “Çeşitli zamanlarda, yüzlerce konuda yapılan hipnotizmalarda, şahsî yapılan deneylerin hiçbirinde hipnozun zararlı etkisinin gözlenmediğini” bildirmiştir.
Radyoterapi gibi hipnozun da tehlikesi kullanımında değil, suistimal edilmesindedir.
Hiçbir doktor, her durum için ve her hastada hipnozu tavsiye etmemelidir. Hipnoz dikkatle seçilen durumlarda diğer tedavilerden daha etkili olduğu yerlerde kullanılır. Sağlam kliniksel hüküm koyulan vakalarda uygulanmalıdır.
Hipnozun bazı şekilleri hala anlaşılmadığından geri kalan ve açıklanmayan tek alan değildir. Psikodinamikde oryantasyon, hipnoterapinin başarılı olması için sabit olan bir unsurdur. Ve hipnoz bireye özgü değilse kötü muamele görebilir.
Bir kişiyi hipnoz yardımıyla bir suça yönlendirebilmenin mümkün olup olmadığı sorusu tıbbi görüş açısından tamamen akademiktir. Böyle bir durumun olabileceğini kabul etsek bile, hekimin moral yapısı ve tedavinin amaçları hipnotik durumun böyle bir kullanımını imkansız kılar.
Bununla birlikte hipnoz sırasında böyle bir duruma yönlendirilmiş kişide uyanıklık sırasında bu durumun gerçekleşebilmesi gayet düşük olasılıktadır. Çok az vakada kişiyi kendi isteği ve moral yapısının tersine olarak antisosyal veya kendisine zarar verici davranışlara doğru etkilemek mümkün olabilir. Bu kişiler şüphesiz ki uyanıklık durumlarında da alışılagelmiş moral durumlarına ve ilgilerine zıd aktivitelere doğru uygun tartışmalarla ikna edilmektedirler.
Trans sırasındaki kişiler deneysel amaçlarla kullanıldıklarını kolaylıkla fark edebilirler.Eğer hipnotistin dürüstlüğüne karşı tam bir inançları varsa kendilerini tehlikeli olabilecek bir rolü bile büyük bir samimiyetle oynayabilirler. Bununla birlikte bunun da nereye kadar uzanacağının bir sınırı vardır.
Doktor Woolberg böyle bir olgusunu anlatmaktadır. Doktor Wolberg hipnoz sırasında hastasına biraz sonra kendisi bir doktorun ziyarete geleceğini ve bu doktorun tüm insanları öldürmeyi planladığını, bunun içinde bir virüs geliştirdiğini söyler. Bu durumda yapılması gereken şeyin mutlaka bu zararı vermeden önce bu adamı öldürmek ve insanlığı bu beladan kurtarmak oldruğunu belirtir. Daha sonra hastasına bu doktor arkadaşı ziyarete geldiği zaman kendilerine çay ikram etmesini ve bu sırada bu kötü doktorun çay bardağına şekerlikte göstermiş olduğ X işaretiyle işaretli potasyum siyanürlü şekerlerden koyarak vermesini tenbih eder. Hasta da bunu büyük bir samimiyetle yerine getirir. Doktora birşey olmadığını gördüklerinde Dr.Wolberg hastasına olasılıkla bir hata yaptıklarını bu kez işi daha sağlama almaları gerektiğini söyler ve üzerinde potasyum siyanür yazılı iki kapsülü vererek kbu kapsülleri doktorun çayına koymasını söyler. Hasta bu sırada birden trans durumundan çıkar. Çünkü hastaya göre ilk deneme bir oyun niteliğindedir; oysa ikinci kapsüllerin içinde potasyum siyanür bulunması olasılığı çok fazladır.
Yapay olarak oluşturulmuş dissosiyatif durumlardaki deneyler Dr. Wolberg’e göstkermiştir ki kriminal kişilik özellikleri olan hastalarda bile denek hatalı olduğunu kavradığı impulslarını inhibe edebilmektedir. Bununla birlikte suça eğilimli kişiler hipnozun etkisi altında kalarak suç işlediklerini belirtip kurtulabilecekleri düşüncesi ile böyle bir fırsat yakaladıklarını kabul ederler ve suça sürüklenebilirler. Bu nedenle de hipnozun diplomasız ve meslek dışı kişiler tarafından yapılması suçtur.
Bilgili ellerde hipnozun hiçbir zararlı etkisi yoktur, fakat eğer bilgisiz kişiler tarafından ve hastadaki dinamikler anlaşılmaksızın semptomun ortadan kaldırılması işlemine girişilir ise nevrotik kişi bundan ters olarak etkilenebilir. Nevrotik kişinin zaten kişiler arası ilişkile – rinde bir sürü ciddi problemi vardır. Kişilere güvenemez ve sürekli olarak kendi motivasyonları hakkında şüpheleri vardır. Başından uygun olmayan trans denemesi geçirmiş ise akut olarak bozulabilir ve güvensizlik ve gücenikliligi daha da artar.
Hipnoz şimdiye kadar büyük oranda eğitilmemiş hipnotistler ve şarlatanlar tarafından uygulanılmıştır. Özellikle şarlatanlar popüler gazeteler ve radyo tarafından hipnozun en çarpıcı yönlerini sergilemeye yüreklendirilmişlerdir. Sonuç olarak hipnoz hak etmediği bir takım uygunsuz ön yargılarla lekelenmiştir.
Hekimlik mesleği bu durumda tamamen suçsuz olarak kabul edilemez; çünkü hekimler hipnoza sahip çıkmamışlar ve hipnozun kullanım alanlarını ve sınırlarını belirlememişlerdir. Hipnozun eylence amacıyla kullanmasını yasaklayıcı ivedi yasal tedbirlere gereksinim vardır ve hipnozun kullanımı eğitilmiş ve ehliyetli kişilere bırakılmalıdır.
Hipnoz hünerli kişiler tarafından kullanıldığı zaman bile bir takım komplikasyonlar oluşur. Hipnoz sonrasında kısa süren göz kararması, mide bulanması ve baş ağrıları yaygındır. Bazen spontan trans durumları kendiliğinden oluşabilir ve hasta bu sırada hiçbir neden yokken dissosiye beden algıları yaşıyabilir. Kendiliğinden ortaya çıkan bu trans durumları ve histerik fenomenler hipnoz sırasında bunların bir daha ortaya çıkmıyacağı kesin bir şekilde telkin edilerek önlenebilir.
Otoriteryen bir telkinle semptomu ortadan kaldırılan hastanın hekimine ne kadar bağlanacağı ise bir diğer sorudur. Teorik olarak bir bağımlılık ve sonlandırılamaz bir bağlılığın ortaya çıkabileceği düşünülebilir. Fakat pratikde hipnozun diğer psikoterapilerden daha fazla bir bağımlılık oluşturmadığı da bilinir. Hastanın bağımlı olup olmayacağı tekniğin kullanılmasından ziyade hastanın buna gereksiniminin olup olmadığına bağlıdır. Bir terapiste karşı bağımlılık gereksinimi olan hastalarda direktif olmayan pasif yaklaşımların ön planda düşünülmesi uygun olacaktır.
Hipnoza karşı tavrını bireyin temel karakter yapısı belirliyecektir. Kompulsiv bir şekilde bağımlılığı olan bir kişinin bağımlılık geliştirmek için hipnoza gereksinimi yoktur. Hipnoza karşı da diğer kişiler arası ilişkilerinde olduğu gibi tavır takınacaktır. Hipnozun kişiyi çocuklaştırdığı, iradesini zayıflattığı veya kişiyi diğer terapötik tekniklerden daha çok bağımlı bir hale getirdiği konusunda hiçbir kanıt yoktur. Kişinin sürekli olarak kendisini hipnotize edenin etkisi altında kalacağı ve bu etki alktığında istemediği birtakım şeyleri yapmaya zorlanacağı korkusu için hiçbir haklı neden yoktur.
Ender olarak bazı dengesiz ve histerik kişiler kendilerindeki arzuları yansıtarak hipnotisti seksüel tasallutla suçlayabilirler. Bu tür suçlamalar çok ender olmakla birlikte hatırda tutulmalı ve hastanın cinsel fantazilerinin güçlü bir rol oynadığı durumlarda bunlar hastaya derindeki motivasyonel paternler olarak açıklanılmalıdır. Hipnozun herkesin kafasında sembolik bir cinsel fenomen olduğunu kanıtlıyacak hiçbir olgu yoktur. Gerçekde çok ender görülen bu tür olgularda eğer hasta tüm yakın ilişkileri seksüel olarak görmüyor ise bu olguyu da bu şekilde kavraması için hiç bir neden yoktur. Hastanın hipnoz sırasındaki cinsel fantkazilerini eyleme dönüştüreceği konusunda hiç bir gerçek tehlike söz konusu değildir.
Hastanın tehlikeli olabilecek telkinlere yanıt verme yeteneğinin sınırlı oluşu terapötik olarak yararlı telkinler için de söz konusudur. Hipnozun psişik, somatik ve viseral fonksiyonlar üzerindeki dramatik etkisi hipnoz öğrencilerini hipnoza aşırı bir değer vermeye yönlendirebilir. Geçmişte hipnoz hakkında rastlanılan ümit kırıklıklarının büyük çoğunluğu da birçok nevrotik semptomların sujjesyon ile ortadan kaldırılmasında başarısızlığın ortaya çıkmış olmasındandır.
Hastayı dayanılmaz anksiyetesinden kurtaran birçok nevrotik semptomu aynı zamanda onda uygun olmayan bir dengeyi de oluşturmuştur. Nevrozun etkinliğini azalttığını hissederek hekime başvuran hastalar esasen ikili bir motivasyonla kendilerinin bütün kişiler arası ilişkilerini yapılandırırlar ve terapötik ilişkiye karşı da ne şekilde davranacaklarını koşullandırırlar.
Bireyin bu ikili motivasyonel sistemine uymayan değişiklikeri oluşturmaya çabalamak tepkiyle karşılanacaktır. Yeterli bir şekilde motive istenci olmayan bir birey transa sokulmuşsa ve bu sırada semptomlarından vaz geçmeye veya hastalığına karşı tavırlarını değiştirmeye, veya değişik bir hayat felsefesi edinmeye, veya diğer kişilerle daha kafadengi bir duruma gelmeye, veya önemli bilinç dışı çatışmalarını tanımaya zorlanırsa yanıt vermekte başarısız olur.
Transda mucizevi hiçbir şey yoktur. Birçok değerleri vardır; fakat bireyin mevcut motivasyonları ve değişebilme kapasitesi yönünden sınırları da vardır. Terapötik başarısızlıklar diğer birçokları gibi hipnozda da ortaya çıkar.
Dr. Wolberg burada bir hekim hastasını nakletmektedir. Bu hekim hasta ailesinin desteği ile New York’da tıp fakültesini bitirmiştir ve gene ailesinin isteği ile New York’ta serbest hekimlik yapabilmek için bord sınavına girecektir. Ancak sınava hazırlamak için ne zaman kitabı açsa zihni dağılmakta ve okuduğundan hiçbir şey anlayamamaktadır. Sonunda Dr. Wolberg’e gelir ve kendisini hipnotize ederek bu sorununun üstesinden gelebilmesine yardımcı olmasını ister. Dr. Wolberg’in bu konudaki yardım çabaları hep sonuçsuz kalır; çünkü hekim hastanın sevdiği kız New York’un dışında bir şehirde oturmaktadır ve temelde bu hekim de sevdiği kızın bulunduğu şehirde serbest hekimlik yapmak istemektedir. Fakat öte yandan ailesine olan borçluk duyguları bu düşüncesini açıkça ortaya koymasını engellemektedir. Tedavinin başarısız kalmasının nedeni de bu motivasyonun anlaşılamaması ve hastanın temelde hiç de istemediği bir duruma zorlanmasıdır. Dr. Wolberg bunu hekim hastası sınavı kazanamadıktan ve daha sonra sevdiği kızın bulunduğu şehirdeki sınavı kazanıp orada serbest hekimlik yapmaya başladıktan sonra anlamıştır. Bu vaka hipnotik tedavide hastanın motivasyonunun çok iyi anlaşılmasının ne kadar gerekli olduğunu göstermesi açısından önemlidir.
Gene Dr. Wolberg’in bir hastası hipnoz için baş vurmuştur ve tedavinin sonucunda elindeki listede belirttiği amaçları kazanmak istemektedir. Bu listede şunlar yazılıdır: birincisi! “her zaman güçlü olacaksın, özellikle kadınlara karşı” ikincisi”her zaman berrak düşüneceksin, alçak ve düzgün bir ses tonuyla etkileyici bir şekilde konuşacaksın! üçüncüsü “gece saat birde kalkacaksın ve sabah saat yedide tamamen dinlenmiş bir şekilde uyanacaksın”; dördüncüsü “bütün engellere karşı hayatta başarılı olacaksın”. Bu kişi bu amaçları çok uzun süren psikanalitik tedavide kazanamamıştı ve sonuçta kendisine hipnozun yararlı olabileceğini düşünüyordu.
Birçok kişinin, hipnozun birçok şeyi mucizevi bir şekilde düzelttiği ve sihirli gücü olduğu gibi yanlış beklentileri vardır. Hipnotiste 70 yaşında empotan yakınması olan erkek hastadan 6 yaşında, geri zekalılığı olan ve hiçbir zaman yürümeyi ve konuşmayı öğrenememiş bulunan çocuğun annesine kadar birçok kişi baş vurabilir.
Hipnozdaki başarısızlıklar iki grupda incelenebilir: Transın oluşmasında başarısız kalınanlar ve terapötik bir amacın oluşmasında başarısız kalınanlar.
Trans oluşturmakta başarısızlıklar çok şükür iyi tekniklerin uygulanmasıyla enderdir. Kişiler arası ilişkilerden korkanlarda ve özellikle zarar verici veya tehlikeli olduğu zannedilen bir otoriteye yenilme korkusu olanlarda direnç gelişebilir ve bu direnç hipnotik durumun elde edilmesini önler. Burada hipnotistin kişiliği ve deneyimi belirleyici faktör olabilir ve eğer rezistanslar uygun bir şekilde ele alınır ise trans sağlanabilir.
Burada Dr. Wolberg tarafından bir örnek verilmiştir. Bu örnekte homoseksüel dürtülerini kontrol edebilmede kendisine kontrol yeteneği kazanmak isteyen birisi hipnoz için baş vurmuştur. Hipnotik seans sırasında hasta yumruklarını ve dişlerini sıkmış ve hemen hemen kavgaya hazır bir postür almıştır. Biraz sonra da öfkeli kir şekilde yerinden kalkarak “yapamıyorum, kendimi bırakamıyorum” diye bağırmıştır. Daha sonra da orgazm olduğunu ve kendisine tamamen sahip olabilecek bir üstün güce yenilmek istiyormuş gibi hissettiğini söylemiştir. Bu hasta hipnoza kendi nevrozu çerçevesinde sımsıkı sarılmış ve kendisini hipnotize eden doktor kendisine sanki direnemediği bir aşıkmış gibi gelmiştir. Telkinlere karşı hem yenilme hem de direnmeyi arzu ederek bir trans durumuna gerçekten girdiğini sandığı sırada panik duygusu yaşamıştır.
Transın oluşabilmesi için uygun bir hipnotize edilebilme motivasyonu gereklidir. Bu motivasyon mherkeste varmış gibi görünür, fakat bazen özellikle duygusal problemi olanlarda bulunmayabilir. Hipnotize olmaya karşı direnen bir kişiyi hipnotize etmek genellikle mümkün değildir; ya hipnotistin emirlerine itaat etmeyi istemelidir ve transa girer ya da kendi iradesine karşı bir takım duyguları olmalıdır ve hipnotistin emirlerine direnemez. Bilinç dışı bir hipnotizma edilme motivasyonu, bilinçli hipnoza direnme arzusundan daha güçlü olabilir. Hipnoza girmeye karşı savaşan bir çok kişi vardır, fakat bu kişiler buna rağmen telkinler başladıktan sonra uyanık kalamazlar.
Trans endüksiyonundaki başarısızlıklar, hekimin hastanın hipnotize edilme isteğine karşı olan etmenleri tanıması ile en az düzeye indirilebilir. Eğer hekim tutum ve tavırları ile güven telkin edebilirse, hastanın hipnoz hakkındaki hatalı ön yargılarını ortadan kaldırabilirse, hastadaki iyi olmaya yönelik sağlıklı impulsları eyleme geçirebilirse ve hastayı sağlığına hipnozun yadımıyla kavuşabileceğine ikna ederse, veya bazı hırslarını veya amaçlarını tatmin ederse hipnoz korkusunun üstesinden gelmek olasıdır.

Doğaldır ki uygun bir tekniğin kullanılması zorunludur. Sayısız hipnotik teknik vardır. Bunlardan bazıları bazı bireylerde başarılı olurken diğerleri de diğer bazı bireylerde başarılı olur. Güven telkin eden, hastaya hipnoz yardımıyla çok şeyler elde edileceğini fakat çok az şey kaybedeceğini hissettiren, onun dikkatini bir uyaran üzerinde yoğunlaştırabilmesine olanak sağlayan veya monoton ve ritmik olarak yineleyen sınırlı sayıdaki uyarıların kullanıldığı bir teknik en başarılısıdır.
Trans endüksüyonuna karşı en yaygın dirençler şunlardır: hipnotistin otoritesine karşı koyma arzusu, kişinin irade gücünü veya bağımsızlığını kaybedeceği korkusu, kendisinin üstün ve hipnotistten daha güçlü olduğunu kanıtlama arzusu, hipnoz görevini yerine getirmede başarısız olacağı korkusu. Bu dirençli kişilik problemlerinin gösterileridir ve semptomlar olarak tedavi edilmelidirler. Dirençlerin doğasını önlemeye çalışmalı ve bunlar üzerine eğilmelidir.
Tekniği hastanın karakter yapısına göre uydurmak sabır ve yetenek gerektirir. Bazen transı derinleştirmek için hastanın dirençlerinden yararlanmak da olasıdır. Bunlar birlikte çok sık olarak bu yöntemin uygulanması tedavi amaçlarına ters düşebillecek bir takım karışıklıklara neden olabilir. Hastanın direncinin çok belirgin olduğu durumlarda trans endüksüyonundan vaz geçmek ve hastanın işbirliğini ve aktif katılımını istemek genellikle temeldir.
Burada doktor Wolberg hastanın dirençlerini analiz etmeden onları kırma girişiminin nasıl güçlükler ortaya çıkarabileceğini bir örnekle göstermektedir. Bu hasta iki yıllık başarısız bir psikoterapi denemesinden sonra kendisine gönderilmiştir. Bu hasta kompulsiv bir kişiydi, yeteneklerini çok fazla abarttığı ve her türlü yaklaşıma karşı, karşı koyucu bir tavır takındığı, aşırı bir gururu sürdürdüğü insanlardan kopuk bir sistem oluşturmuştu. Psikoterapi nevrotik yapısına karşı bir tehdit oluşturmuştu ve kendisini hekime karşı burnu yukarda ve düşmanca tavırlarla savunmuştu ve bu durum kendisine yararlı olacak türde bir transferansın oluşmasına engel olmuştu.
Tedavi ilerledikçe gittikçe fürüstre olmuştu ve sonuçta psikanalistine kendisini hipnotizma etmesi için ısrar etmişti. Ancak hipnoz yardımı ile güçlüklerinin üstesinden gelebileceğini sanıyordu. Analisti onu bir çok hipnotiste göndermişti. Bütün hipnoz girişimleri başarısız olmuştu. Çünkü hasta endüksüyon prosesine karşı direniyordu ve sonuçta hipnotize edilemediği için yoğun bir hayal ve ümit kırıklığı yaşamıştı.
Sonuçta Dr. Wolberg’e gelen bu hastanın ilk sözü “iddiaya girerim ki beni hipnotize edemiyeceksiniz” olmuştu. Sonra kibirli bir şekilde gülümsemiş ve mesleklerinde çok başarılı olduğu söylenen dört hipnotistin kendisini hipnotize etmede başarısız kaldığını söylemişti; onların hekim birisiyle hiçkimsenin kendisini hipnotize edemiyeceğine ilişkin kendi kendisiyle bahse girdiğini söyleyerek meydan okumuştu. Dr.Wolberg’ kendisine “öbürleri başarısız olmuş olabilirler ama bakarsınız ben başarılı olabilirim” demesi üzerine de bundan emin olmadığını, ancak sodyum amitalin hipnozda yardımcı rolü olduğunu duyduğunu ve eğer bunu kullanırsa başarılı olabileceğini söylemişti. Eğer Dr. Wolberg kendisini üç kapsül bu ilaçtan verirse belki direncini kırabilirdi. Bunun üzerine Dr. Wolberg hastaya sodyum amital olduklarını söylediği üç adet plesabo kapsülü vermişti. Hasta “onlar sodyum amital değil mi? şimdi onları almalımıyım?” diye sormuştu. Dr. Wolberg’de kendisine, bazı güçlü sedatiflerin hipnozu kolaylaştırdığı konusunda hem fikir olduğunu söylemiş ve bu ilaçların karşı direncini kırabileceğini söylemişti.
Hasta ilaçları aldıktan çok kısa bir süre sonra uyuklama hissinden yakınmaya başlamıştı. Bunun üzerine Dr. Wolberg trans endüksüyonuna başladı ve hastayı derin bir hipnotik duruma koydu. Hasta uyandığı zaman pek neşeliydi fakat çok kısa bir süre sonra yoğun bir anksiyete atağı geçirdi. Çarpıntı, nefes alma güçlüğü ve sanki duvarlar onu kapatıyormuş hissi vardır. Hasta bu ilaçları aldığı için ne olursa olsun hipnotize edilebileceğine inanmıştı ve kendisini gevşetmiş ve dikkatini belirli bir noktaya toplamış sonuçta da transa girmişti. Ama daha sonra geçici bile olsa defanslarının yıkıldığı korkusu kendisinde paniğe yol açmıştı.
Daha sonra hastanın hekimi anksiyete atağının bir hafta boyunca sürdüğünü Dr. Wolberg’e söyledi. Bu yaşantının hasta için çok yararlı olduğuna inanıyordu. Çünkü böylelikle hasta ilk defa diğer insanlarla yakın olmanın kendisine nasıl bir anksiyete yarattığını fark etmiş oluyordu. Bu olay, böyle bir durumda bile olsa hastanın dirençlerinin kırılmasının nasıl bir anksiyeteye yol açtığını göstermektedir.
Eger hipnoz başarılmış ise terapötik başarısızlıklar diğer tür psikoterapilerdeki başarısızlık nedenleri ile tamamen aynı koşullar altında oluşabilir.
Başarısızlığın en sık rastlanan nedeni hipnoz için yetersiz veya çarpık bir motivasyondur. Daha önce de belirtildiği gibi hipnoz birçok kişi tarafından sanki herşeyin üstesinden gelen bir yöntemmiş gibi algılanır ve bu nedenle bazı hastalar mucizevi bir takım beklentilerle tedaviye gelmek eğilimi gösterebilirler. Kompulsiyon nevrozları özellikle bu nedenle hipnotik yöntemlere tutkundurlar, majik bir araç olarak arzu ederler.
Bazı durumlarda hipnozda sembolik olarak doyum bulan bu çarpık motivasyonlar çok kısa bir süre sonra bazı rahatsız edici semptomlarla hastayı bir sona getirirler. Dr. Wolberg bunu da bir örnekle anlatmaktadır. Hastanın birisi kendisine saf hipnozu öğrenmek için baş vurmuştur ve amacı kendisinde deri anastezisi oluşturabilmektir. Bu özel isteği için gerekçe olarak şunları göstermektedir: Dağ başında bir otomobil kazası geçirebilir ve yardım gelinceye kadar ızdırabını dindirebilmek için bu yöntemden yararlanacaktır. Bu istek hastanın kesinlikle farkında olmadığı sorusunak, daha önce ufak tefek bir takım promlemleri olduğu, bunlardan birisinin nişanlısıyla ilgili olduğu, ama bu arada bir psikiyatristten psikoterapi gördüğü ve tedaviden yararlandığı, şu anda hiçbir terapötik yardıma ihtiyacı olmadığı yanıtını vermiştir. Hasta self hipnoz tekniklerini çok kısa bir sürede öğrenmiştir. Ancak hipnoz tedavisi boyunca rüya oluşturulması ve diğer hipnoanalitik tekniklerin kullanılması sırasında hastanın insanlardan uzak yaşamayı bir karekter defansı olarak geliştirdiği ortaya çıkmıştır.
Görünürde kendisinden memnun ve kendine güvenen bir kişidir; ancak birisiyle yakın bir arkadaşlık ilişkisine başladığını anladığı zaman bu ilişkiyi kendine özgü yöntemlerle sonlandırmaktadır. Son bir kaç ay içerisinde hayatında ilk kez bir kadına aşık olmuştur ve bu duygu kendisini rahatsız etmiştir. Bu duygudan kaçıp kurtulmak istemiş fakat ne yaptıysa başaramamıştır. Bu sırada kendisini ve duygularını kontrol edebilmek için kafasında bir plan geliştirmiştir. Self hipnoz yardımıyla kendisine ve duygularına eğemen olabilecektir. Ancak bu duygular ve yapılan plan tamamen bilinçdışıdır. Deri anestezisi öğrenme arzusu sadece dokunma duyusunu değil aynı zamanda bu duygularında kontrol edebilmesine yarayacaktır. Hastaya hipnoz sırasında bu gerçekler söylenmiş ve uyandığı zaman bunları hatırlaması istenmiştir. Ancak bu konuşmasının çok az bir etkisi olmuştur ve hemen hemen hiç kaydedilmemiştir. Daha sonra da uyanıklık döneminde hasta bu konuya ilgili tam bir amnezi geliştirmiştir. Sonuçta vücudunun çeşitli yerlerdinde, istediği zaman anastezi oluşturabilmeyi öğrenmiştir. Bundan birkaç ay sonra Dr. Wolberg’e telefon etmiş ve hipnozun kendisini yeni bir insan haline getirdiğini ve artık nişanlısının yanında kendisini huzursuz hissetmediğini söylemiştir. Ancak bu sırada birden bire self hipnozu niçin öğrenmek istediğini anlamıştır. Bundan kısa bir süre sonra da Dr. Wolberg ile psikoterapiye başlamıştır.
Hipnoz için diğer yetersiz motivasyonlar arasında mazohistik doyum elde edebilmek için omnipoten bir otoriteye boyun eğme duygusu olabilir. Bu koşullar altında psikoterapi genellikle başarısızlıkla sonlanır. Homoseksüel ilgilerinde fürüstüre olan birçok pasif homoseksüel hipnozu güçlü bir otoriteye karşı hem savaşmak hemde yenilmek için isteyebilir. Bu kişilerin bu isteklerinin altında homoseksüelliklerini kontrol etmek için hipnozun yardımını isteme arzusu varsa bile, eğer nevrotik motivasyonları anlaşılmaz ve analize edilmezse doyurucu bir tedavi sonucunun elde edilmesi tamamen önlenebilir. Eğer bu türde motivasyon varsa, bunun hasta ile hasta uyanıkken tartışılması ve tedavinin eğer hasta istiyorsa bu daha akılcı yola sokulması gerekir. Eğer hasta bunu reddetmişse hipnoterapi problemlerine yardımcı olmak yerine onları arttırabilir.
Bazı kişiler de hipnozu, diğer psikoterapiler çok uzun sürdüğünü ve bunun için yeterli sabırları olmadığı gerekçesiyle tercih edebilirler. Hipnozun terapötik prosödürü sıklıkla kısalttığı doğrudur; fakat kişinin derin çatışmaları ve başarılı bir uyumu engelleyen kişiler arası ilişkilerinde bozuklukları üzerinde gerektiği gibi uyumu engelleyen kişiler arası ilişkilerinde bozuklukları üzerinde gerektiği gibi çalışılmaksızın ona hayatta başarılı bir işlev yeteneği sağladığı yanlıştır. Kişinin nevrozunun üstesinden gelebilmek için sabırsız olması gayet anlaşılabilir bir gerekçedir; bununla birlikte bireyin hayatla diğer kişilerle işlevsel ilişkilerini tamamen düzeltmeyi amaçlayan psikoterapiler için zaman, mutlaka gereklidir. Eğer hasta tedavinin zaman alacağını anlamamışsa hipnozdan imkansızı umma eğilimi gösterir ve arzularının gerçekleşmediğini görünce de kendisini suçlayabilir ve hastalığına karşı tamamen umutksuz bir tutum geliştirebilir. Hekimin kde hipnozun yalnız başına kişiliğin bazı yönlerini düzeltemiyebileceğini anlaması zorunludur. Kendine güven ve tuttuğunu koparma yeteneği gibi bazı komponentlerin kazanılması tedavide öğrenilkenlerin gerçek hayatta uygulamaya konulmasını gerektirebilir ve bu da khatırı ksayılır bir zaman alar.
Terapötik başarısızlıkların nedenini tamamen anlayabilmek için terapötik başarıdan neyin kasdedildiğini anlamak gereklidir. Tedavide başarı bizim belirlenmiş bir amacı elde ettiğimizi gösterir. Şurası muhakkak ki terapötik başarısızlıklar terapötik başarılarda olduğu gibi önceden planlanmış terapötik amacın kazanılmaması durumunda söz konusu olabilir. Önce bu amaç tasarlandıktan sonra sonuçlarımızın bu amaca uygun olup olmadığını ve bunun bir başarı mı yoksa bir başarısızlık mı olduğuna daha sonra karar verebiliriz. Eğer elimizde yeterli zaman veya motivasyon yoksa, ya da azalmış bir “ego” gücü varsa, yalnızca kişiyi sakat bırakan bir semptomun ortadan kaldırılması gibi belirli bir hedefi elde edebileceğimize karar verebiliriz. Bu belirlediğimiz amaç açısından tedavinin başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte ne gerçekten kişinin kişilik yapısını etkilediğimizi, ne de konun temel nevrotik kalıplarını düzelttigimizi söyleyemiyeceğimizi itiraf etmemiz gerekir. Böylece bir diğer görüş açısından tedavimizi bir başarısızlık olarak kabul etmemiz gerekir.
Örneğin nevrotik bir hasta hipnoterapiye sadece uykusuzluk yakınması ve bu semptomunun düzeltilmesi için gelmiş olabilir. Tedavinin sonunda direk telkinlerle bu semptomu düzelmiş olabilir. Bununla birlikte kişinin nevrotik yapısı dokunulmamış olarak kalacaktır. Bununla birlikte kişinin nevrotik yapısı dokunulmamaş olarak kalaacaktır ve bu kişi kişiler arası ilişkilerindeki bozukluktan ve kendisini kısıtlı bırakan nevrotik yapısından muzdarip olmaya devam edecektir. Bu durumda hastanın uykusuzluğunun düzeltilmesinden bir terapötik başarı olarak söz etmeye hakkımız varmıdır? Eğer hedefimiz uykusuzluk semptomunun düzeltilmesi ise o zaman onu tedavi ettiğimizi söylemeye hakkımız vardır. Bununla birlikte eğer amacımız o kişiyi toplumda işlevlerini sağlıklı bir şekilde yerine getiren bir birey durumuna getirmek ise, o zaman çabalarımızın bir başarısızlık olarak kabul edileceğini itiraf etmemiz gerekir.
Gene Dr. Wolberg’in bir hastası Dr. Wolberg’e şu amaçla hipnoz için baş vurmuştur: Hasta psikopat ve alkoliktir, alkol aldığı sırada karşılıksız çekler imzalamaktadır. Hasta hipnozla kendisine öyle bir şey yapılmasını istemektedir ki bunun sonucunda içki içtiği halde karşılıksız çek imzalamaya karşı sağ kolunda bir spastik paralizi oluşması koşullandırılmıştır. Ancak bu hasta bir süre sonra sol kolu ile imza atmasını ögrenmiş ve gene içkili olduğu sırada sol eli ile imzalayarak birçok karşılıksız çek vermiştir.
Tedavide yeterli bir hedefin tarifi, mutlaka derin bir ideal olarak kabul edip çabaladığımız şeyin, kişinin hayatla olan ilişkilerinde tam bir rehabilitasyon sağlamak olduğu gerçeğini hesaba almalıdır. Bu dürtüleri grup değerleriyle uyum içinde doyurmak ve gereksinimleri mevcut kaynaklar ve çevresel fırsatlar doğrultusunda gidermek önemli bir amaçtır. Hasta diğer kişilerle üretken ve uyumlu bir şekilde ilişkiye girebilme kapasitesi elde etmelidir. Otorite ile olan ilişkilerinde, korku ve öfke olmaksızın, kendisini yardımcı bir rolde gördüğü ilişkiler kurabilmelidir ve bazı durumlarda da liderilk vasıflarını elinde tutabilmelidir. Kendisini streslere ve früstrayanlara karşı çocuksu tipte savunmalar veya fantaziler ortaya çıkarmaksızın, kendisini yardımcı bir rolde gördüğü ilişkiler kurabilmelidir ve bazı durumlarda da liderlik vasıflarını elinde tutabilmelidir. Kendisini streslere ve früstrasyonlara karşı çocuksu tipte savunmalar veya fantazilker ortaya çıkarmaksızın adapte edebilme yeteneği geliştirmelidir. Bu makul ölçülerde olduğunda, veya grup yararı için gerekli olduğunda, veya impulslarını hak ha – line getirmenin sonuçları, sağlayacağı rahatlıktan daha çok zarara neden olacak ise bireyin anksiyete göstermeksizin bir miktar deprivasyona tahammül edebilme yeteneğine sahip olması gerekliligini kapsar. Geçmişiyle yüz yüze gelebilme ve şu andaki mevcut sıkıntılarını çocukluk yaşantılarından ayırt edebilme kapasitesiyle birlikte bir birey olarak kendisi hakkında sağlıklı bilgileri olmalıdır. Yeteneklerinin sınırlarını bilmeli ve bu sınırlar içinde kalarak kendisini gerçekleştirebilmek yeteneğine sahip olmalıdır. Diğer amaçlar kendine güven , tuttuğunu koparıcılık, özgürlük duygusu, spontanite ve self toleransdır.
Görüldüğü gibi bu hedefler çok üst düzeydedir ve birçok vakada elde edilemiyebilir. Bunun birçok nedeni vardır. Başarısızlık için temel nedenlerden birisi kişinin motivasyonunun eksikliğidir. Problemlerinin üzerine eğilme gereksinimi yoktur, hayatla ve kişilerle yetersiz bir uyum yapmaktan doyumludur, veya kendisinin bu amaçları elde edebilmesini sağlıyabilecek olan teknikle çalışmaya karşı isteksizdir. Bir diğer neden de, bireyin ego yapısı o kadar zayıftır ki derindeki problemlerini anlamasına neden olabilecek olan olayların yarattığı anksiyetelere dayanabilecek güçte değildir. Bu problemler onu diğer kişilere bağlayan ve yaşayabilmesine, deneyim sahibi olabilmesine yarayan unsurlardır. Bu durum şizoid, çok bağımlı veya kuzak karakterlerde söz konusudur.Bu kişilerde yakın ilişkiler öyle bir anksiyeteyi eyleme geçirirler ki, bu anksiyete bu kişilerin güçlüklerinin daha yeterli bir çözümü üzerinde çalışacak elverişli gücü kullanabilmelerini olanaksızlaştırır. Üçüncü neden de bireyin nevrozu sayesinde elde etmiş olduğu sekonder kazançlar sıkıntısını bastıracak kadar çok olabilir. Bir dördüncü neden ise tedavinin yanlış yönlendirilmesidir. Bu da terapistin otoriteryen bir yaklaşımla sonuç alabileceğini zannetmesi ve hastayı öylediklerini kabullenmesi için zorlaması, da bazı durumlarda aantajı vardır; özellikle sınırlı bazı amaçların elde edilmesinin söz konusu olduğu kısa süreli psikoterapilerde yarralı olabilir fakat bu durum tam bir iyileşme elde edilmesini bloke edebilir.
Hasta tedaviye her zaman aktif yardım istediği bir problemle gelir, Hasta diğer doktorlarla ilişkilerinde olduğu gibi kendisinin doktora yalnızca problemlerini söylemek mecburiyetinde olduğunu zanneder. Hekim onun bu güçlüklerini ortadan kaldıracaktır ya da ona nasıl iyi olabileceğini söyleyecektir. Bu düşüncede çok büyük bir yanlış anlamanın tohumları yatmaktadır; çünkü terapistten gelen yönlendirmeleri ve telkinleri olduğu gibi kabul etmek hastanın iyileşmesini bloke edebilir. Hekimlerin en çok istedikleri amaç hastayı yalnızca kendi kaynaklarını kullanarak güçlü, yeterli tuttuğunu koparan bir kişi, üretken bir hayata yönelme çabalarından kendi seçimlerini ve kararlarını kendisinin yapabileceği bir noktaya getirmektir. Hasta bu güne kadar bunların hiçbirisini gerçekleştirememiştir. Kendi yetersizlik duygularının bir sonucu olan güçlüklerinin büyük bir çoğunluğu otoriteden aşırı isteklerde bulunmak, bağımlılık ve düşmanca tutumlardır. Eğer terapist tedavi boyunca hastaya sürekli telkinler veriyor ve kendisini bir lider durumunda görerek kendi moral yargılarını hastanın düşüncelerine ve eylemlerine tutmaya çalışıyorsa, bu hastayı çocuklaştıracaktır ve hasta hiçbir zaman kendi değerlerini kendisi formüle eden bir kişi olma yolunda çabalama fırsatını bulamıyacaktır. Kısıtlanma veya destek görme gereksinimlerini güçlendirmeye devam edecektir ve hiçbir zaman otoritenin eğemenliğinden kendisini kurtaramıyacaktır.
Hipnotik seansın kendi geleneksel oluşumu, hastanın terapistin otoriteryen isteklerine uymasını gerektiren bir rol oynar. Bir hasta bir hekime hipnoz için geldiğinde hemen bir pasif rolü benimser. Kendisinin kolayca telkin edilinebilir bir duruma konacağını, yönlendirileceğini ve majik bir gücün kendisini sağlığa veya başarıya götüreceğini farzeder. Kendisine telkinler verileceği ve boyun eğici bir ilişkiye gireceği gerçeğinin kesinliği tedavi edici amacı sınırlar.
Görünüşte hekimlerin çok büyük bir zıtlıklar karşı karşıya oldukları, hipnozun oluşmasının hastayı pasiviteye sürüklediği ve bir çocuk ana-baba ilişkisindekine benzer telkinlerin verildiği söylenecektir. Öyleyse hekimin emredici bir otoriter olduğu hipnozdan hastanın tam bir iyileşme amacını elde etmesi nasıl mümkün olacaktır?
Bu itirazlar geçerlidir ve Dr. Wolberg’in fikrine göre hipnotik tedavi geleneksel bir tarzda sürdürüldüğü sürece hasta ne kendisini otoriteden kurtarabilecek, ne de karakter yapısında büyük bir değişiklik elde edebilecektir. Kişiliğin gelişmesi ve bağımsız, tuttuğunu koparan bir birey olabilme yeteneği hastanın kendi problemleri üzerinde bizzat kendi kaynakları ve güçlükleriyle çalışabildiği bir tedavi yaşantısının elde edilmesiyle mümkün olacaktır. Bu nedenle hipnotik seansın oluşturulması artık hastanın kendisini pasif bir duruma koymadığı ve kendisini ruh sağlığına doğru yönlendiren omnipoten hipnotistin telkinlerini beklemediği bir noktaya modifiye edilmelidir. Tam bir kişilik rehabilitasyonun söz konusu olduğu tedavideki kesin amacın elde edilebilmesi, hastanın terapistin yönlendirmelerine ve telkinlerine bağlanabileceği bilgisinin terk edilmesine bağlıdır. Aksi halde tedavide başarısızlıklar kaçınılmaz olacaktır.
Hipnozun geleneksel anlamda kullanılmasının çocuk ebebeyn ilişkisini yeniden canlandırması ve hastanın kişiliğinin gelişmesini engellemesi hem hipnoz oluşturmak için uygulanan teknikleri, hemde hipnoz sırasında uygulanan teknikleri değiştirmeyi zorunlu kılar. Olağan yöntemde hasta hipnozun oluşması sırasında kendisine yöneltilen telkinlere yanıt verir. Gittikçe daha uykulu bir hale gelir ve sonunda bir trans durumuna girer. Daha sonra kendisine yapılan telkinlere hem kendi serbest iradesiyle böyle yapmak istediği için, hem de bu telkinlere direnmede kendisini güçsüz bir kişinin gücü altına koyar ve kendisinden rıza göstermesi beklendiği için buna rıza gösterir.
Hastayı bu beklentiden kurtarmak için hipnoz oluşturma yönteminde yapılacak temel değişiklikler birkaç türlü olabilir. Metodlardan birisi telkinlerin hastanın kendisinin de hipnoz oluşması projesine aktif katıldığını hissetmesini sağlayacak şekilde verilmesidir. El kalkması yöntemi bu hususta en büyük yardımı yapacaktır ve başka türlü olduğunda başarısızlıkla sonlanacak birçok durumda başarıyı sağlıyacaktır. Dahası, hastayı bu konuda kendisinin de aktif katılımı olduğunu farz edebileceği bir yönde hazırlamış olmasıdır. Hasta transa girme tekniğini öğrendikçe bu işi için yönlendirme hastaya transfer edilebilir. Hastaya eğer çok arzu ediyor ise kendisine belirli bir emrin verilmesiyle kendiliğinden transa girebileceği ve bazı testleri kendi çabası ile kendi kendisine telkinler vererek elde edebileceği söylenir. Hasta kendi kendine düş görme, otomatik yazı yazma veya bir emir üzerine kendisine yapılan post hipnotik telkinleri yerine getirme testlerini gerçekleştirebilir. Bunun sonucunda hasta eylemleri kendi kendisine yerine getirme kapasitesi ve kendi problemlerini çözebilerek ego gelişmesini arttırıcı bir etki kazanır ve daha güçlü bir kişiden yardım isteme gereksiniminde olduğu duygularından kendisini kurtarmaya başlar.
Gerçi terapötik seansın bu şekilde oluşturulması tam bir kişilik rehabilitasyonunun amaçlandığı durumlarda tedavide minimum bir başarısızlığa yol açarsa da, bu tür bir tedaviyi başaramıyacak birçok kişinin olduğu da hatırda tutulmalıdır. Problemleri çok fazla, ego yapıları çok zayıf motivasyonları çok yetersiz olanlar vardır ve bunlar kendilerinden karar vermeleri ve kendi kendilerini yönlendirecekleri bir doğrultuda gelişmeleri istendiğinde kırgınlık gösterirler ve tedavi projesine katılmayı reddederler. Bu durumda daha yetersiz, fakat nevrotik karekter yapısı karşısında semptomatik bir rahatlamayı gerçekleştirebilecek türde bir tedaviye geçilerek tam bir iyileştirme amacını terk etmek gerekir.
Bu türdeki bir tedavide amaç aşağı yukarı destekleyicidir. Egoyu, gerçekleştirilemiyen gereksinimleri alabildiğince sağlıyarak, veya hastaya olabildiğince rahat etmesi için nevrotik defansları ile birlikte yaşayabileceği bu duruma getirecek yönlendirmeleri ve telkinleri vererek olabildiğince stabil bir hale getirmektir.
Buna bir örnek bir yakının ölümüne ya da ayrılığına karşı depresyon ve anksiyete ile yanıt veren, bütün hayatı boyunca bağımlılıkların yardımıyla işlev gören immatür personelitedir ve böyle bir kişi tedaviye bir kollaps durumu içinde gelir. Bu koşullarda hipnozu yapan terapist hastanın bugüne kadar bağlanmış bulunduğu bireyin yerine geçen bir otorite rolünü oynadığını farz eder, Hasta ile umutsuzca nevrotik tipte bir ilişkiye girer ve bu ilişkide hastanın gerçekleşmesini istediği gereksinimlerini sağlar. Bu durumda anksiyete, gerilim ve diğer semptomlar yok olmak zorundadır. Semptomatik rahatlamaya karşın, temelde hastanın tedavi öncesindeki aynı nevrotik kişi olduğunu hatırda tutmak önemlidir. Burada hasta yalnızca nevrotik gereksinimlerini doyurduğu yeni bir ilişki içine germiştir. Eğer tedavide amaç semptomların rahatlatılması veya anksiyetenin yok edilmesi ise bu sonucu tedavide başarı olarak kabul edebiliriz. Bununla birlikte kendimizi başarının kalitesi hakkında aldatmamalıyız çünkü burada birey gerçekte temel problemlerini çözmemiştir.
Yalnızca otoriteryen yaklaşıma duyarlı olan bazı bireylerde vardır. Burada otoritatif emirlerle semptomların terk edilmesi, anksiyetenin yok olmaya zorlanması veya yaşama karşı tavırlarının değiştirilmesine ikna ile hipnozun geleneksel kullanımı semptom rahatlatması biçiminde bir başarıya yol açabilir.
Hipnotik seansın aşırı otoriteryen bir biçimde yönetilmesi ile birçok başarıların elde edildiği bildirilmiştir. Burada Dr. Wolberg gene iki hastasını örnek olarak vermektedir. Bunlardan birisi yıllardan beri tedavi edilemeyen histerik afonisi olan bir hastadır ve sürekli olarak konuşmaya zorlandığı birkaç oturumdan sonra birden bire konuşmaya başlamıştır. Aynı hasta beş yıl boyunca bir daha histerik afoni geliştirmemiştir. Diğer vaka ise bir alkolik hastadır ve koşullandırma tedavisi, şok tedavisi ve psikoterapi ile içki içmekten vaz geçmiştir ve hemen hemen iki yıl boyuncada içmeden kalabilmiştir.
Bununla birlikte birçok olguda hastaya semptomlarını terk etmesi konusunda yapılan otoritatif emirler tam bir başarısızlıkla sonlanacaktır. Direk ataklar yerine semptomların aldatmaca yolu ile ortadan kaldırılabileceği bir değişik teknik bazen başarılı olabilir. Burada Dr. Wolberg gene bir hastasını nakletmektedir. Bu hasta hayatını trompet çalarak kazanan bir kişidir ve son zamanlarda ne zaman trampeti ağzına götürse çene kaslarında spazm oluşmaktadır ve bu durumu iki yıldan beri sürmektedir. Kişi evde yemek yerken ağzına bir çatal kaşığı götürdüğü zaman da çene kentlenmesi gene ortaya çıkamaktadır. Hastanın semptomunun sembolik doğası aşikar görünmektedir. Fakat hastanın bu konuda, kesinlikle bir iç görüsü yoktur ve ne anlamı konusunda bir şey bilmektedir ne de doğasının doktor tarafından görülmesini istemektedir. Roschach Testi rijit karakterolojik defanslar ile aşırı bir şekilde kısıtlanmış bir kişilik ve manifest ego zayıflığını işaret etmiştir. Hasta üç hafta içinde tedavi olmayı arzu etmektedir. Çünkü bir yerde çalışmak için bir kontrat yapmıştır ve hayatını kazanabilmesi için çalışması zorunludur.
Derin hipnoz altında hastanın trompetini çalması konusunda yapılan girişim boşta kalmıştır ve bunun üzerine Dr. Wolberg hastaya ne zaman trompetini çalacak olur ise çene kaslarının spazmı yerine sol ayağında bir spazm olacağını telkin etmiştir. Amaç spazmı sembolik değerleri ile birlikte daha az kapasitesi olan bir vücut bölümüne transfer etmektir. Bu aldatmadan sonra hasta trompetini çalabilmiştir ve trompetini çalarken de uyanmıştır. Hasta uyanır uyanmaz sandelyeden sevinç içinde fırlamış fakat sol ayağında bir kramp olduğunu görmüştür. Bununla birlikte konuşmaya başladıktan sonra kramp kaybolmuştur. Hasta coşkulu bir şekilde trompetini ağzına götürmüştür fakat bu sırada sol bacağında gene bir kramp olmuştur. Krampın canını sıktığını söylemiş fakat kendisini çalmaktan ala koymadığınada sevinmiştir. Hasta orada kaldığı süre içinde bu koşulla refleks güçlendirilmiştir ve daha sonra da hasta çalışmasını bu şekilde sürdürmüştür.
Yetersiz motivasyonu veya şüphesi ego gücü olan birey – lerden tam bir kişilik rehabilitasyonu amacını elde etmesi beklenemez. Burada hastanın mevcut kaynaklarının tam kapasite ile kullanımı sağlanarak hastanın mevcut olan nevrozuna uyum yapması ve hastalığa yatkınlıkların en az düzeye indirilmesi beklenilebilecek herşeydir. Hipnoz zayıf olan egonun mevcut basınç ile baş etmede yürüklendirilmesinde yardımcı olabilir. Bununla birlikte hastalıkta yinelenmeler beklenmelidir çünkü hasta bu tip bir tedavi yardımıyla yaşamın stressleri ile matür ve realistik bir biçimde baş etmesine izin verecek boyutta bir yeterliliği elde etmemiştir. İşte bu nedenle semptomları yok etme veya bireyin tavırlarını değiştirmeye iknada aracı olarak kullanılan hipnoterapi yalnızca geçici başarı sağlamaya mahkumdur. Hipnotist otoriteryen gücü ile kendisini otomatik olarak etkisi altına alan hipnoza tümden güvendiği sürece kendisinin tedavi edici etkinliği hocaların sağladığı tedaviden daha uzun süreli olmayacaktır.
Semptomların doğrudan ya da aldatmaca yolu ile ortadan kaldırılması o semptomun önemi anlaşılmadıkça ve telafi edici bazı olanaklar sağlanmadıkça genellikle tavsiye edilmez. Elimizde semptomun ortadan kaldırılmasından başka kullanabileceğimiz bir tedavinin olmadığı durumlarda, hastaya o semptomu ile sembolik olarak benzer önemi olan ve kendisini kaldırılacak olan semptomdan daha az enkapsite edecek olan bir miktar telafi edici bir diğer semptom verilmesidir. Örneğin bir hastada bir kol paralizisi ortaya çıkmışsa ve bu paralizi ebeveynlerine karşı düşmanca tavırları olan ve kendisini onları öldürme impulslarından alıkoymak amacı ile enkapasite hale getirmiş olan bir hastada paraliziyi artadan kaldırma girişimleri çok yoğun bir anlaşılmışsa hastaya tüm konunun yerine bir küçük parmağının paralize olması telkin edilerek ve bu aldatmaca hastaya kabul ettirilerek anksiyete belki önlenebilir. Dr.Wolberg otoritatif telkinlerle semptomunun ortadan kaldırılması sonucu yoğun anksiyete durumlarına girmiş birçok hasta ve bir keresindede psikotik duruma girmiş ve hastası olduğunu bildirmektedir.
Bu sınırlarına karşın telkin edici hipnozun tedavi edici sahada bir yeri vardır. Her zaman amacın kısmi olduğunu kabul etmek ve hastanın kapasitelerinin tümü ile işlev görmesini beklemek temeldir. Yapılması gereken şey hastanın uygun motivasyonlar elde etmesinde olası bütün girişimleri yaparak rehberlik etmek daha akılcı bir tedaviyi kabul edebilmesi için egosunu daha stabil bir duruma yükseltmektir.