ÖZGÜL FOBİ ve SOSYAL FOBİ
Fobilerle ilgili yakin zamanlarda yapilan
epidemiyolojik çalismalar, Birlesik Devletler'de en yaygin
görülen mental bozukluk olarak tesbit edilmistir. Populasyonun
yaklasik %5-10 u zaman zaman bu hastaliga yakalanmakta ve
bu problemlerle ugrasmaktadirlar. Daha az ilimli yaklasimlarda
bu oran, populasyonun %25 ve daha fazlasini içerdigi tahmin
edilmektedir. Sosyal fobide ortalama baslangiç yasi 19'dur
(Amies ve ark. 1983., Marks ve Gelder 1966) Özgül fobinin
hayvan tipinde baslangiç yasi 4.4 olarak bulunmustur. (Marks
1969) Fobilerle baglantili olan stress durumu (ki özellikle
mental bir bozukluk olarak kabul edilmemis ve taninmamis olan)
daha ciddi psikiyatrik komplikasyonlara neden olabilir. Bunlarin
arasinda diger anksiyete bozukluklari, majör depresif bozukluk,
madde kullanimi bozuklugu özellikle alkol kullanim bozuklugu
vardir. (Heimberg ve ark. 1990b)
Fobileri tanimanin altinda özellikle
basarisizlik ve çaresizlik vardir. Son zamanlarda yapilan
çalismalarda fobilerin genellikle tedaviye cevap verdikleri
bulunmustur. Bu tedaviler arasinda bilissel davranissal psikoterapiler
ve spesifik farmakoterapiler vardir. Farmakoterapide trisiklik
ilaçlar, MAOI leri ve b- adrenerjik reseptör antagonistleri
kullanilmaktadir.
Bir fobi, bilinçli bir sekilde korkulan
objeden aktiviteden ve durumdan kaçma sonucu ortaya çikan
irrasyonel bir korku durumudur. Beklentisel olarak ortaya
çikabilecek veya su anda olusabilecek fobik antiteler rahatsiz
sahista ciddi stress kaynagi meydana getirecektir. Böyle bir
sahis uç reaksiyonlarla taninabilir. Bununla birlikte, fobik
reaksiyon kisinin yasam içindeki fonksiyon kabiliyetlerinin
bozulmasi ile sonuçlanabilir.
Agorafobiye ilaveten DSM IV e diger
iki fobi çesidi, özgül ve sosyal fobi ilave edilmistir. Özgül
fobi DSM III da basit fobi olarak isimlendirilmistir. Sosyal
fobi ise, sosyal anksiyete bozuklugu olarak isimlendirilmistir.
Sosyal anksiyete bozuklugu, çesitli sosyal ortamlardaki sikinti
duyma veya utanilacak duruma düsmeden asiri korkma ile karakterizedir.
Bu ortamlar arasinda toplumsal konusmalara katilma, toplu
mekanlarda beklerken tuvalet hissi veya belirgin günlerde
konusma zorlugu vardir. Sosyal fobinin yaygin tipinde genellikle
kronik bir durum ve yetersizlik duygusu vardir. Bu durumdaki
kisi çogu sosyal etkinliklerden bir fobik kaçinma ile karakterizedir.
Sosyal fobinin bu tipini çekingen kisilik bozuklugundan ayirt
etmek oldukça güç olabilir.
Yukarida da bahsedildigi gibi, fobiler
en yaygin mental hastaliklardir. Fobik sahislarin büyük bir
kismi fobilerini tedavi ettirme için bir klinisyene gelmezler
veya onlar tibbi yardim talep etmek için müracaat ettiklerinde
de yanlis teshis ile karsilasirlar.
Özgül Fobi
Özgül fobi, sosyal fobiden daha yaygindir.
Özgül fobi kadinlar arasinda en yaygin görülen mental bozukluktur.
Ikincil olarak erkekler arasinda yayginligi vardir. Ikincil
olarak sadece madde lkullanim bozukluklari mevcuttur. Özgül
fobinin alti aylik prevelansi her yüz kiside % 5-10 civarindadir.
Ömür boyu prevalansi % 12.5 'tir. (Regier ve ark. 1988) Kadin
erkek orani ikiye birdir. Kan, enjeksiyon ve yara tipinde
bu oran bire birdir. (Eaten ve ark. 1991)
Baslangicin pik yasi, doga olaylari,
kan, enjeksiyon ve yara tipinde 5 ila 9 yaslari arasidir.
Baslangiç daha sonraki yaslarda da olabilir. Bunun tersi olarak,
durumsal tipte (mesela yükseklik korkusu) baslangiç yasi daha
yüksektir, ortalama 20'li yaslarin ortasidir. Agorafobinin
baslangiç yasi daha küçüktür. Korkulan objeler ve durumlar,
özgül fobide görünüm sikligina göre hayvanlar, yaralanma,
firtinalar,yükseklik, hastalik ve ölümdür. (Curtis ve Thyer
1983., Fyer ve ark. 1990., Himle ve ark. 1991., Ost 1987)
Sosyal Fobi
Sosyal fobinin alti aylik prevelans
çalismasi ortalama olarak yüz sahista %2-3 civarindadir. Epidemiyolojik
çalismalarda, kadinlar erkeklere göre bu bozukluga daha çok
yakalanmaktadirlar.Fakat klinik örneklerde bunun tersi de
gözlemlenmektedir. Bunun nedenleri bilinmemektedir.
Sosyal fobinin baslangiç yasinin pik
yaptigi dönem 13-19 yaslari arasidir. Buna ragmen 5-35 yaslari
arasinda da baslayabilmektedir.
Etyoloji
Özgül fobi ve sosyal fobinin her ikisi
de tiplere sahiptir. Bu tiplerin kesin sebepleri birbirinden
farkli gibi görünmektedirler. Tiplerin hepsi bir grup altinda
toplanmis olmasina ragmen, bütün mental bozukluklarda oldugu
gibi heterojen bir nedensellige sahiptirler. Fobilerin patagonezi
baslangiçta anlasilmistir. Fobilerin patogenezinde bir tarafta
biyolojik ve genetik faktörlerin rolü varken, diger tarafta
çevresel olaylarin rolü mevcuttur. (Seligman 1971)
Kan, enjeksiyon, yara tipli özgül fobilere
yakalanan sahislarda, özellikle kuvvetli vazovagal reflekslere
sahiptirler. Fobik emosyonlarla baglantilidir.
Genel Prensipler
Davranissal Faktörler
1920 yilinda John B. Watson "Sartlanmada
Emosyonel Reaksiyonlar" isminde bir makale yayinladi.
Bu makalede, o , küçük Albert'le ilgili tecrübelerini nesretti.
Küçük Albert tavsanlardan ve siçanlardan korkan bir bebekti.
S. Freud'un küçük Hans olgusunda oldugu gibi , onun gelisiminin
tabi seyri içinde fobik semptomlara sahipti.
Küçük Albert, laboratuar hayvanlarinda
sartlanma cevabini basariyla temin eden iki psikologun bilimsel
deneyimlerinin direk sonuçlarinin zorlugunu ve sikintilarini
yasiyordu. Bu dogal gelisen bir fobi degildi.
Watson'un formulasyonuna göre, fobinin
olusumunu açiklamak için sartli refleksin klasik pavlovien
uyaran-cevap modelli uygulanmasi gerekiyordu. Böylece de,
anksiyete dogal korku verici uyaranla olusmaktaydi. Dogal
korku verici uyarani ikincil olarak ortaya çikarilan nötral
stimulus vasitasiyla olusturuluyordu. Böyle bir çalismada
iki stimulus eslestirilir ve basarili bir sekilde tekrarlanirsa,
nötral degere sahip uyaran bir müddet sonra anksiyete olusturan
bir uyaran haline dönüsmektedir. Bu sekilde anksiyete olusturmak
için, nötral bir uyaran sartli bir uyarana dönüstürülmüs olmaktadir.
Fobik semptomlarda, harici kuvvetler
harici uyaranlarla ortaya çikmazsa, yillar içinde semptomun
kayboldugunu görmekteyiz.
Kosulsuz uyaranin, periyodik olarak
tekrarlanmasi vasitasi ile o güçlendirilmemisse, klasik uyaran
cevap teorisinde, bir müdddet sonra sartli uyaran büyük oranda
potansiyel gücünü kaybeder.
Kosullu sartlandirma teorisi fenomenlerini
izah eden bir teori ortaya konmustur. Kosullu sartlandirma
teorisinde, anksiyete, aci verici, zarar verici etkilere karsi
organizmanin olusturdugu bir dürtüsel cevap seklindedir. Onun
rastgele olusan davranisinin gelisim seyrinde, organizma anksiyete
olusturan kaynaklardan kaçinmaya yönelik bir ögrenme süreci
içine girer. Bu kaçinma kaliplari, zamanin uzun periyotlari
içinde stabilleserek kalir. Bu durumda bireyler yapabilecekleri
aktivitelerden kaçinarak, bu durumu kalici hale getirirler.
Bu model insanlarin fobileri nedeniyle niçin kaçinma davranislari
sergiledigini bize izah eder.
Öyle kaçinma davranislari vardir ki,
hasta bu konularda fikse olmustur. Çünkü hasta fobik anksiyeteden
kaçinmak için bu sekilde kendisi için yararli kaçinma davranis
kaliplari olusturmustur.
Ögrenme teorisi, fobik semptomlarin
çok çesitli görünümlerini basit ve mantikli olarak izah etmeyi
saglar ve fobi ile iliskisini açiklar. Bu teori semptomlarin
yüzeysel anlamlarini izah etmede bize çok yararli bilgiler
sunmaktadir. Ancak bilinçaltinin kompleks psisik süreçlerini
ve semptom olusumunu izah etmede yetersiz kalmaktadir. Bu
süreçleri psikanalitik teori ile daha iyi anlayabiliriz. (Nemiah
1981)
Psikanalitik Faktörler
Sigmund Freud fobik nevrozun formülasyonunu
bize sunmustur. Sosyal ve özgül fobiyi analitik yaklasim tarzi
ile izah etmistir. (Freud 1895b[1894]/1962)
Freud'un hipotezine göre; anksiyetenin
major fonksiyonu egoya ulastirilmaya çalisan bir sinyal niteliginde
olmasidir. Bilinçdisina baskilanmis dürtülerin, bilince çikmak
için yaptigi baskinin ego tarafindan hissedilmesidir. Içten
gelen tehdit edici güçlere karsi, ego desarj mekanizmalarini
gelistirir, onlari bir düzene kor ve kuvvetlendirerek degistirir.
Freud'a göre fobiler (uzun anksiyete
histerisi) çocukluk döneminde çözülememis ödipal sürecin üzerine
oturmus çatismalarin sonucudur. Çünkü, cinsel dürtüler, gençlik
döneminde kuvvetli ensest duygularla devam eder. Cinsel arzu
ve istekler, bir kastrasyon korku özelliklerinin sahip olan
anksiyete hissini alevlendirme egilimi gösterir.
Represyon savunmasi yetersiz olursa,
ego yardimci savunma düzeneklerini devreye sokar. Fobik hastalarda
birincil olarak gelisen savunma düzenegi yer degistirmelidir.
Kisideki cinsel çatismalar bu sekilde sahistan baska alanlara
yönlendirilmistir. Bu sekilde sanki sahis önemsiz gibi görünen
çatismalarin etkisi altindadir. Bu sekilde objelere, durumlara
karsi bir fobi gelisir.
Fobik obje veya durum, çatismanin primer
kaynagi ile direk bu baglantiya sahip olabilir. Böylece, içsel
çatisma sembolizasyon savunma düzenegi kullanilarak objeye
veya duruma dönüstürülmüs olur.
Daha da ilerisi, durum veya obje genellikle
kisinin ondan korunabilecegi seylerdir. Bu sekilde de kaçinma
savunma düzenegi ortaya çikar. Sahis bu sekilde ciddi anksiyeteden
korunmak için kaçabilir.
Freud fobik formasyonun teorik formülasyonunu
ilk defa meshur vakasi olan küçük Hans hikayesinde tartisti.
Bilindigi gibi Hans 5 yasinda olan ve atlardan korkan bir
çocuktu. (Freud 1909/1955)
Teoristler fobilerin kaynagini kastrasyon
anksiyetesine baglamis olmalarina ragmen, (Michels ve ark.
1985) yine psikanalist teorisyenler anksiyetenin daha baska
kaynaklari olabilecegini de ileri sürmüslerdir. Mesela agorafobide
ayrilma anksiyetesi temel rolü oynarken, eritrofobi (yüz kizarmasi)
ise süperego anksiyetesinin bir sonucudur.
Klinik gözlemler fobilerle baglantili
olan anksiyete olusumunun çesitli tipleri ve kaynaklari olabilecegini
göstermistir.
Fobiler, çevresel stressör etkenlerle,
yapisal genetik faktörlerin birbirleri arasindaki iliskiler
sonucunda ortaya çikmaktadir. Longitudinal çalismalar da,
fobilere yapisal olarak yatkinlik gösteren belirli tip çocuklarin
bulundugunu telkin etmektedirler. Çünkü, bu çocuklar, yabancilara
karsi davranissal bir inhibisyon gelistiren bilinen spesifik
bir özellikle dogmuslardir. Bu çerçevede, kronik olarak devam
eden çevresel stressörlerin bazi tiplerinde, yaratidilislarina
uygun olarak fobi ortaya çikmaktadir. Bu stressörler arasinda
aile bireylerinden birinin ölümü, aileden ayrilma daha büyük
kardesler tarafindan elestirilme ve utandirilma ve ev içinde
zorlama ve siddete maruz kalma bulunmaktadir. Bu sartlar çocuktaki
gizli olarak davranis bozuklugunu aktive edebilmektedir. Böylece
çocuk semptomatik bir hale dönüsmektedir.
Fobik Karsiti Davranis
Otto Fenichel, fobik anksiyete olgusunu,
inkar savunma düzenegi vasitasi ile tutum ve davranis kaliplarinin
saklanmis veya gizlenmis olabilecegini ileri sürdü. Bu durumda
da korkulan obje ve durumlarin korkunçlugunun veya onun korku
boyutunun inkar edilmesi söz konusudur. Bu fenomenin temelinde
durumun ters-yüz edilmesi vardir. Bu durumda dis çevrenin
pasif gözlemine karsi, korkuya galip gelmek ve ona gögüs germek
gibi aktif bir tesebbüs vardir.
Fobik karsiti hareket eden sahis, tehlikeki
durumlari arastirir ve onlara dogru korkusuzca saldirir. Potansiyel
olarak tehlikeli sporlara adanmislik veya müptela olmak, mesela
parasütle atlamak ve kayaliklara tirmanmak konturfobik davranislara
örnek olarak verilebilir. Bazi davranis kaliplari fobik anksiyeteye
sekonder olarak gelismis olabilir veya gerçekten tehlikeli
durumlarin inkari normal anlami olarak kullanilmis olabilir.
Çocuklarin oyunlari fobik karsiti ögeler tasiyabilir
Özgül Fobi
Özgül fobinin gelisimi, panik ve korku
duygulari olusturan spesifik durum ve objelerin bir araya
gelmesi sonucunda olusabilir. Bir birlesme için çesitli mekanizmalar
üzerine hipotezler olusturulmustur. Genelde, korku ve anksiyete
spesifik olmayan bir takim davranis kaliplarinin bir takim
olaylarla anlam kazanmasi sonucu ortaya çikar. Mesela spesifik
bir olgu olan otomobil kullanma eylemi, trafik kazasi gibi
emosyonel bir deneyim ile bir araya gelirse o zaman bir sartlanma
ortaya çikacaktir.
Bu durumda sahis sürekliligi devam
eden emosyonel bir baglantiya sahip olacaktir. Bu baglanti
otomobil kullanmak veya tasitlar ile korku veya anksiyete
arasinda olusacaktir. Emosyonel deneyim kendi kendine dis
bir uyarana karsi cevap olarak da olusabilmektedir. Dis bir
olayi bir trafik kazasi olarak belirtirken, içteki internal
bir olayida en yaygin sekilde panik atak olarak yasar.
Herhangi bir sahis bir PA tekrar hiç
yasamamis olabilir ve PB'u teshis kriterlerini karsilamamis
olabilir. Böyle bir sahis otomobil kullanmakla ilgili genel
bir korkuya sahip olabilir. Araba sürerken PA'a sahip olmakla
ilgili ifade edilmis bir korkusu da olmayabilir.
Fobik emosyonlar ve fobik objeler arasindaki
baglantilarin diger mekanizmalari modelleme sistemini içerir.
Modelleme''e göre de bir sahis digerlerinin (mesela ailesinin)
reaksiyonunu gözlemler ve bilgiyi transfer eder. Artik bu
sahis bazi spesifik objelerin (mesela yilanlarin) tehlikeleri
hakkinda görüslere ve düsüncelere sahiptir.
Genetik Faktörler
Özgül fobi aile içerisinde yaygin olarak
görülme egilimindedir. Kan, enjeksiyon, yara tipi özgül fobiler
aile içinde yüksek bir egilime sahiptir. (Fyer ve ark. 1990)
Ikiz ve evlat edinme çalismalari bizlere
yeteri kadar bilgi vermemistir.
Sosyal Fobi
Bazi çalismalarda, davranissal inhibisyon
içerikli kaliplarda karakterize bazi çocuklarda mümkün gözlenen
özellikler rapor edilmistir. Bu özellikler PB'a sahip ailelerin
çocuklarinda belirgin olarak yaygin olabilmektedir ve çocugun
ileri yaslara dogru gelisim çizgisinde ciddi çekingenlikler
gelistirebildigi tesbit edilmistir. En azindan, sosyal fobili
sahislarin bazilarinda çocukluk döneminde davranissal inhibisyon
gösterilmis olabilir. Belki bu özellikle baglantili olarak,
(biyolojik bir temeli de düsündürüyor) psikolojik bazi verilerin
üzerine bu rahatsizlik bina edilmis olabilir. SF li sahsin
ailesinde, bir grup olarak, daha az bakim, daha çok dislama
ve çocuklari üzerinde diger ailelere nazaran daha fazla korumaci
bir tavir sergiledikleri tesbit edilebilir.
Bazi SF arastirmalarinda, boyun egmek
özelliginden hakim olmaya dogru olusan bir spektrumda tercih
özelliginin bulundugu bildirilmistir. Hayvanlar arasindada
ayni özellikler görülmektedir. Mesela, baskin insanlar çenelerini
havaya kaldirarak yürüme egilimindedirler ve gözleri ile tesbit
yaparlar. Çekingen insanlar ise çenelerini düsürme ve gözlerini
kaçirarak yürüme egilimindedirler.
Nörokimyasal Faktörler
SF nin tedavisinde farmakoterapinin
basarisi, SF in iki tipi ile ilgili olarak iki spesifik nöro
kimyasal hipotez dogurmustur. Özellikle, b-adrenerjik antagonistlerin
(mesela, propranol) kullanildigi performans fobisi için (mesela,
toplum içinde konusmama) adrenerjik teori gelitirilmistir.
Performans fobisi hastalar daha fazla NE ve E salgilamaktadirlar.
Her ikisi de ( NE, E ) merkezi ve periferik olarak salinmaktadir.
Diger normal bireylerde bu durum söz konusu degildir veya
bu tip hastalar, adrenerjik uyarinin normal seviyesine karsi
hassas olabilmektedirler. MAOI'leri ile yapilan gözlemlerde,
genellesmis sosyal fobinin tedavisinde trisiklik ilaçlardan
daha yararli bulunmustur. Bu durum preklinik verilerle birlestirildiginde,
hastaligin patogenezi ile baglantili olarak dopaminerjik aktivite
hipotezlerine bazi arastirmacilari götürmüstür. (Liebowitz
ve ark. 1984b)
Genetik Faktörler
Sosyal fobili sahislarin birinci dereceden
akrabalari, mental hastaligi olmayan sahislarin birinci dereceden
akrabalarindan, sosyal fobiye yakalanma riski yaklasik üç
kat daha fazladir.(Kendler ve ark. 1992b)
Bazi çalismalarda monozigot ikizlerin,
dizigot ikizlere göre hastalik konusunda daha fazla konkordans
içerdikleri tahmin edilmistir.
Teshis
Özgül Fobi
Özgül fobinin DSM III-R deki ismi basit
fobi idi. Bu isim ICD 10 daki degisiklikle birlikte DSM IV
de degistirildi.
Birkaç ilave degisiklik , özgül fobinin
kriterlerinde DSM III-R ile DSM-IV arasinda yapilmistir. (Tablo
9)
Tablo 9: 300.29 Spesifik Fobi (Tipleri:
Hayvan Tipi, Dogal Çevre Tipi, Kan-enjeksiyon-Yara Tipi, Durumsal
Tip, Diger Tip.)
A. Özgül bir nesne ya da durumun (örn.
uçakla seyahat etme, yükse yerler, hayvanlar, enjeksiyon yapilmasi,
kan görme ) varligi ya da böyle bir durumla karsilasacak olma
beklentisi ile baslayan, asiri ya da anlamsiz, belirgin ve
sürekli korku.
B. Fobik uyaranla karsilasma hemen
her zaman birden baslayan bir anksiyete tepkisi dogurur, bu
da durumu bagli ya da durumsal olarak yatkinlik gösterilen
bir Panik Atagi biçimini alabilir. Not:Çocuklarda anksiyete,
aglama, huysuzluk gösterme, donaalma, sikica sarilma olarak
disavurulabilir.
C. Kisi, korkusunun asiri ya da anlamsiz
oldugunu bilir. Not: Çocuklarda bu özellik bulunmayabilir.
D. Fobik durum(lar)dan kaçinilir ya
da yogun anksiyete ya da sikintiyla bun(lar)a katlanilir.
E. Kaçinma, ansiyöz beklenti ya da
korkulan durum(lar)da sikinti duyma, kisinin olagan günlük
islerini, mesleki (ya da egitimle ilgili) islevselligini,
toplumsal etkinlilerini ya da iliskilerini bozar ya da fobi
olacagina iliskin belirgin bir sikinti vardir.
F. 18 yainin altindaki kisilerde süresi
en az 6 aydir.
G. Özgül bir nesne ya da duruma eslik
eden anksiyete, Panik Ataklari ya da fobik kaçinma, Obsesif-Kompulsif
Bozukluk (örn. bulasma ile ilgili obsesyonu olan birinin kir
ve pislikten kaçinmasi), Posttravmatik Stres Bozuklugu (örn.
agir bir stres etkenine eslik eden uyaranlardan kaçinma),
Ayrilma Anksiyetesi Bozuklugu(örn. okula gitmekten kaçinma),
Sosyal Fobi (örn. utanacak olma korkusu yüzünden toplumsal
durumlardan kaçinma), Agorafobi ile birlikte Panik Bozuklugu
Öyküsü Olmaksizin Agorafobi gibi baska bir mental bozuklukla
daha iyi açiklanamaz.
Tipini belirtiniz:
Hayvan Tipi: Korkuyu hayvanlar ya da
böcekler baslatiyorsa. Bu alt tip genellikle çocuklukta baslar.
Dogal Çevre Tipi: Korkuyu, firtina,
yüksek yerler ya da su gibi dogal çevredeki nesneler baslatiyorsa.
Bu alt tip genellikle çocuklukta baslar.
Kan- Enjeksiyon-Yara Tipi: Korkuyu,
kan, yara görme ya da enjeksiyon, diger bin invaziv tibbi
islem yapilmasi baslatiyorsa. Bu alt tip ileri dercede aileseldir
ve çogu zaman güçlü bir vazovagal tepki ile belirlidir.
Durumsal Tip: Korkuyu, toplu tasima
araçlarinda bulunma, tüneller, köprüler, asansörler, uçakla
uçma, araba kullanma ya da kapali yerler gibi özgül bir durum
baslatiyorsa. Bu alt tipin baslangiç yasi dagilimi iki kez
doruga ulasir; birinci doruk çocuklukta, diger doruk yirmili
yaslarin ortalarinda olur. Bu alt tip, cinsiyetler arasi oran,
bozi ailelerde çok daha fazla görülme ve baslangiç yasi özellikleri
ile Agorafobi ile Birlikte Panik Bozukluguna benzerlik göstermektedir.
Diger Tip: Korkuyu diger uyaranlar
baslatiyorsa. Bu uyaranlar, korkmaya ya da solugun kesilmesine,
kusmaya ya da bir hastaliga yakalanmaya yol açabilecek durumlardan
kaçinmaya neden olabilir; "bosluk" fobisi (yani
kisi duvarlardan ya da diger fiziksel destek kaynaklarindan
uzak durursa asagi düsecek olmaktan korkar) ve çocuklarin
yüksek seslerden ya da özel giysili masal kahramanlarindan
korkmasi.
Kriter A ve B, fobik uyaranla karsilasmanin bir PA'la sonuçlanacagi
düsüncesine izin vererek yeni kelimelerle ifade edilmektedir.
Bunun tersi yönünden PB ise, özgül fobide panik atak özgül
fobik uyarana bagli olarak durumsal bir sekilde bulunabilir
denmistir.
Fobinin özgül içerigi ve iliskinin
siddeti (sirada beklemek veya beklememek gibi), uyaran ile
PA arasinda bir baglanti bulunmasi ihtiyacini da gerektirmektedir.
Çünkü özgül fobi ile ilgili literatür
taramasinda çesitli baglantilarin bulundugu tesbit edilmistir.
Bu baglantilar arasinda;
Baslangiç yasinin çesitliligi
Cinsiyetlerin Orani
Aile hikayeleri
Fizyolojik cevaplar vardir
DSM IV özgül fobinin farkli tiplerini
tanimlamistir. Bunlar, hayvan tipi, dogal çevre tipi (firtinalar),
kan-enjeksiyon yara tipi, durumsal tip (mesela, otomobiller)
ve diger tipler (özgül fobinin dört tipinin disindaki tipler).
Elde edilen verilere göre dogal çevre
tipi en yaygin olarak 10 yasin altindaki çocuklarda görülmektedir.
Durumsal tip ise 20 yasindan önce görülmektedir.
Kan-enjeksiyon-yara tipi ise, bütün
fobilerde yaygin olarak görülen tasikardiden sonra ortaya
çikan bradikardi ve hipotansiyon ile digerlerinden farklilasmistir.
Kan-enjeksiyon-yara tipi özgül fobili
bir ailenin tamami veya üyelerinin çogu ayni rahatsizliga
bulasmis gibi görünmektedir.
Özgül fobinin özel bir tipide bosluk
fobisidir. Bu hastalar yaslanabilecekleri veya dayanabilecekleri
bir destek yanlarinda olmadiginda düsüceklerinden korkarlar.
Onun için bir duvar veya sandalye ararlar.
Bu hastalarin sag hemisferlerinde anormal
bir fonksiyon bozuklugu tesbit edilebilir. Viziospatial bölgede
bir lezyon bulunabilir.
Sosyal Fobi
DSM IV de sosyal fobi için teshis kriterleri
DSM III R dan degistirilerek hazirlanmistir. (Tablo 10)
Tablo 10: 300.23 Sosyal Fobi (Dar veya
Yaygin)
A. Tanimadik insanlarla karsilastigi
ya da baskalarinin gözünün üzerinde olabilecegi, bir ya da
birden fazla toplumsal ya da bir eylemi gerçeklestirdigi durumdan
belirgin ve sürekli bir korku duyma. Kisi, küçük duruma düsecegi
ya da utanç duyacagi bir biçimde davranacagindan korkar (
ya da anksiyete belirtileri gösterir). Not: Çocuklarda, tanidik
kisilerle yasina uygun toplumsal iliskilere girebilme becerisi
olmali ve anksiyete, sadece eriskinlerle olan etkilesimlerinde
degil, yasitlariyla karsilastigi ortamlarda da ortaya çikmalidir.
B. Korkulan toplumsal durumla karsilasma
hemen her zaman anksiyete dogurur, bu da duruma bagli ya da
durumsal olarak yatkinlik gösterilen bir panik atagi biçimini
alabilir. Not: Çocuklarda anksiyete, aglama, huysuzluk gösterme,
donakalma ya da tanidik olmayan insanlarin oldugu toplumsal
durumlardan uzak durma olarak disavurulabilir.
C. Kisi, korkusunun asiri ya da anlasiz
oldugunu bilir. Not: Çocuklarda bir özellik bulunmayabilir.
D. Korkulan toplumsal ya da bir eylemin
gerçeklestirildigi durumlardan kaçinilir ya da yogun anksiyete
ya da sikintiyla bunlara katlanilir.
E. Kaçinma, anksiyöz beklenti ya da
korkulan toplumsal ya da bir eylemin gerçeklestirildigi durumlarda
sikinti duyma, kisinin olagan günlük islerini, mesleki (ya
da egitimle ilgili) islevselligini, toplumsal etkinliklerini
ya da iliskilerini bozar ya da fobi olacagina iliskin belirgin
bir sikinti vardir.
F. 18 yasinin altindaki kisilerde süresi
en az 6 aydir.
G. korku ya da kaçinma bir maddenin
(örn. kötüyekullanilabilen bir ilaç, tedavi için kullanilan
bir ilaç) ya da genel bir tibbi bir durumun dogrudan fizyolojik
etkilerine bagli degildir ve baska bir mental bozuklukla dapa
iyi açiklanamaz (örn. Agorafobi ile ya da Olmadan Panik Bozuklugu,
Ayrilma Anksiyetesi Bozuklugu, Vücut Dismorfik Bozuklugu,
Yaygin bir Gelisimsel Bozukluk ya da Sizoid Kisilik Bozuklugu).
H. Genel bir tibbi durum ya da basak
bir mental bozukluk varsa bile A tani ölçütünde sözü edilen
korku bununla iliskisizdir, örn. korku, Kekemelek, Parkinson
hastaligindaki titreme ya da Anoreksiya Nervoza ya da Bulimia
Nervozadaki yemek yeme davranisi ile iliskili degildir.
Varsa Belirtiniz:
Yaygin: Korkular çogu toplumsal durumu
kapsiyorsa ( örn. söylesileri baslatma ve sürdürme, küçük
topluluklara katilma, karsi cinsle çikma, üstleriyle konusma,
partilere gitme). Not: Çekingen Kisilik Bozuklugu ek tanisini
koymayi da düsününüz.
Çünkü SF, PA'larla bagintilidir. DSM IV ün B ve F tani kriterleri
tekrardan düzenlenmistir.
DSM IV SF'e yaygin tipi de ilave etmektedir.
Yaygin tip klinik seyir, prognoz ve tedaviye cevap için kullanilabilir.
DSM IV'de G maddesinde psikiyatrik
ve tibbi nedenlere bagli ortaya çikan korku ya da kaçinma
davranislarini dislamaktadir.
Klinik Belirtiler
Fobiler, spesifik durum veya obje ile
karsilastiklarinda ciddi anksiyete hissinin yasanmasi ile
karakterizedirler veya bu sikinti, durum ve objeyle beklentisel
bir yüzlesme olabilme ihtimalin de ortaya çikabilir.
DSM IV, sosyal ve özgül fobili hastalarda
sikça meydana gelebilecek muhtemel panik ataklar üzerine de
vurgu yapar. Fakat, bu panik ataklar ilki belki hariç tutulmak
kaydi ile beklenmedik bir sekilde ortaya çikmistir. Fobik
uyaranla yüzyüze kalma veya beklentisel olarak onun beklenmesi
panik ataga egilimli sahislarda panik atagin daima degismez
bir sekilde sonuçlarini ortaya çikarir.
Fobili hastalar, fobik uyarandan kaçinmaya
çalisirlar. Bazi hastalar anksiyete uyaran durumlardan kaçinmak
için büyük problemlerin içine girerler. Mesela, fobik bir
hasta uçaga binmek yerine bir otobüsle seyahati tercih etmeye
mecbur kalabilir. Çünkü hasta fobi olan bir uçak ile temas
kurmaktan kaçinmaya çalismaktadir. Fobik uyarandan kaçmanin
belki de diger bir yolu, çogu fobik hastada oldugu gibi madde
kullanimi bozukluguna yönelmesi, özellikle alkol kullanim
bozuklugu olusturmasidir. Herseyin üzerinde, sosyal fobili
hastalarin üçte biri major depressif bozukluga sahiptirler.
Mental durum muayenesindeki major bulgular,
spesifik durum, aktivite veya objeye bagli olarak hissedilen
korkunun ego distonik ve irrasyonel olmasidir.
Hastalar, fobik uyaranla temas kurmaktan
nasil kaçindiklarini tanimlayabilirler. Depresyon, yaygin
olarak mental durum muayenesinde tesbit edilen ve fobik hastalarin
yaklasik üçte birinde gözlenebilen bir durumdur.
Ayirici Tani
Özgül fobi ve sosyal fobiyi normal
çekingenlik ve uygun korkudan ayirtetmek gerekir. DSM IV,
hastanin fonksiyonlarinin kabiliyetini bozan semptomlarin
uygun olup olmadigini ayirabilmesine yardim eder. Panik ataklarda
çarpinti, gögüs agrisi ve basinç hissi daha fazla görülürken,
SF'de terleme, yüz kizarmasi ve agiz kurumasi daha sik görülmektedir.
(Amies ve ark. 1983., Reich ve ark. 1988)
Fobi gelistirebilecek olan psikiyatri
disi tibbi durumlar, madde kullanimini (özellikle hallüsinasyonlar
ve sempatomimetikler) M.S.S. i tümörleri ve serebrovasküler
hastaliklari içermektedir. Bu örneklerde fobik semptomlarda
fiziksel, nörolojik ve mental durum muayenesi üzerinde ilave
subjektif bulgular yoklugu tesbit edilir.
Sizofreni de, özgül ve SF in her ikisinden
de ayirici tanisi yapilmalidir. Sizofrenik hastalarda psikozlarin
bir parçasi olarak fobik semptomlara sahip olabilirler. Fobik
hastalar korkularinin anlamsiz oldugunu idrak ederler. Ayrica
sizofreni de görülen diger psikotik semptomlar ve bizar hezeyanlar
yoktur.
Özgül ve sosyal fobinin ayirici tanisinda
klinisyenler PB'u, agorafobi ve çekimser kisilik bozuklugu
üzerinde durmalidirlar. DSM IV bu durumlarda PB, Agorafobi,
SF ve özgül fobinin ayirici tanisinda bireysel vakalarin zor
olabilecegi ve klinisyenin bu durumlarda klinik becerisini
kullanmasini tavsiye etmistir. PB'u ve atipik depresyonu da
bulunan hastalarda MAOI'leri daha yararli bulunmaktadir. (Liebowitz
ve ark. 1985b)
Genellikle, özgül fobili veya yaygin
olmus sosyal fobilerde, fobik stimulusla karsilasir karsilasmaz
ortaya çikan anksiyeteye egilim vardir. Daha da ilerisi, onlarin
anksiyete veya panikleri belirli durumlarla sinirlandirilmistir
ve genelde, hastalar fobik stimulusla karsilasmadigi veya
beklentisel bir uyaranin olusmadigi durumlarda anormal bir
anksiyeteye girmezler.
Agorafobik bir hasta ekseriya anksiyete
uyaran durumda diger bir sahsin bulunmasi ile teselli bulur
ve yatisir. SF li sahis ise, diger insanlarin bulunmasi ile
daha çok anksiyete içine girer.
PB da ve agorafobide solunum düzensizlikleri,
bas dönmesi, bogulma hissi ve ölüm korkusu hissederken, SF
li sahislarda ise kizarmak, utanmak, kas segirmeleri ve dikkatle
incelenmeye bagli semptomlari tasir.
Çekimser kisilik bozuklugu ile SF in
ayirici tanisi zor olabilir ve ilave görüsmeler ve psikiyatrik
anamnez gerektirir.
Özgül Fobi
Özgül fobinin ayirici tanisinda diger
hastaliklarda gözönünde bulundurulmalidir. Bunlar arasinda
hipokondriazis OKB, ve paranoid kisilik bozuklugu bulunur.
Hipokondriazisde bir hastaliga sahip
olmaktan korkulurken, özgül fobide hastaliga yakalanmis olmaktan
duyulan bir korku vardir.
OKB'lu bazi hastalarda açik davranislar
varken, özgül fobinin davranislari müphemdir, karisiktir.
Mesela, OKB'lu bir hasta, biçaklardan kaçinabilir. Çünkü bu
hastalar çocuklarinin öldürebilecekleri ile ilgili kompulsif
bir düsünceye sahiptirler. Özgül fobili hastalarda ise kendi
kendilerini kesme korkusu nedeni ile biçaklardan kaçinirlar.
Paranoid kisilik bozuklugu özgül fobiden
ayristirilmalidir. Paranoid kisilik bozuklugundaki hastalarin
genellesmis bir korkulari vardir.
Sosyal Fobi
Sosyal fobi iki ilave hastaliktan ayirici
tani yapilmalidir. Bunlar major depressif bozukluk ve sizoid
kisilik bozuklugudur. Sosyal uyaranlardan kaçmak, depresyonun
bir semptomudur.
Sizoid kisilik bozuklugunda, sosyalizasyon
istenmez , sosyal olmaktan korkulmaz, bu durumda kisiye kaçingan
sosyal davranislara götürür.
Klinik Seyir ve Prognoz
SF ve özgül fobinin klinik seyri ve
prognozuyla ile ilgili detayli bilgiler yoktur. Çünkü bu hastaliklar
son yillarda göreceli olarak önemli mental hastaliklar kategorisine
alinmistir. Fobilerin farmakoterapiler ve özgül psikoterapiler
ile tedavi ile bilgilerden sonra klinik seyir ve prognoz hakkinda
ancak bilgi sahibi olunabilecektir. Maalesef ileri tedavi
stratejileri için kontrollü çalismalar yoktur.
Fobik bozukluklar, daha önceden kabul
edilen daha çok morbiditeye sahiptir. Fobik davranisin derecesi
ile ilgili olarak, sahsin fonksiyon kabiliyeti ile yakindan
iliskilidir. Bu tip sahislar ekonomik olarak baskalarina bagimli
olabilir. Mesela adultler bu durumdadir ve bu ekonomik bagimlilik
onlarin sosyal hayatlarinda beklentisel basarilarini, toplumla
iliskilerini ve okul performanslarini çesitli derecelerde
bozmaktadir.
Madde kullanim bozukluguna bagli olarak
da, prognoz ve klinik seyir degisiklikler arzetmektedir.
Tedavi
Içgörü Yönelimli Psikoterapi
Psikanalizin gelisiminin baslangiç
dönemlerinde ve dinamik yönelimli psikoterapide, teorisyenler
fobik nevrozun tedavisinin ancak bu metodlarla yapilmasi gerektigine
inanirlardi. Çünkü bu bozuklugun kaynaginda ödipal çatismanin
yattigini düsünmekteydiler.
Son zamanlarda, hernasilsa, terapistler
kabul ettiler ki, bilinçdisi çatismalarin analizi ve açiga
çikarilma gelismeleri sürecinde, hastalar süratli bir sekilde
fobik semptomlarindan kurtulmaktadirlar.
Herseyin üzerinde fobik uyarandan kaçinmaya
devam etmek suretiyle, anksiyetelerini hastalar belirli derecede
disari da birakabilmektedirler.
Freud ve Sandor Ferenczi'in her ikisi
de bu durumu kabul etmislerdir. Yapilanmis olan bu semptomlar
analiz süreci içerisinde gelisirse, terapistler analitik rollerinin
ötesine geçmeli ve aktif bir sekilde fobik hastalarini zorlamali
ve içgörü ile sonuçlanan anksiyete tecrübelerini ve fobik
durumlarin disini arastirmaya sevketmelidir. O zaman, psikiyatristler
genellikle terapistin rolünün derecesinin boyutlarini tartismislardir.
Çünkü terapist basarili sekilde fobik anksiyeteyi tedavi etmeyi
istemektedir.
Psikodinamik içgörü yönelimli psikoterapi
tekniginin temel özelligi, olayin yalniz basina fobik semptom
üzerine oturmamis olmasidir. Fakat bu tedavi yönteminde tedavi
metodunun kullanimi ile yasam kaliplari hastanin ego yapisini
pozitif bildirimleri üzerine de yapilanmistir. (Gabbard 1990)
Içgörü yönelimli tedavi hastanin fobisinin
kaynagini anlamasina yardimci olur. Ayrica elde edilen sekonder
kazançlar, direncin rolünü ve anksiyete olusturan uyaranlarla
birlikte saglikli yasam yollarinin arastirilmasini hastaya
gösterir.
Diger Terapiler
Hipnoz, destekleyici tedavi ve aile
tedavisi fobilerin tedavisinde yararli olabilir. Hipnoz, fobik
objenin tehlikesiz oldugu ile ilgili terapistin telkinlerini
güçlendirmesinde kullanilmistir. Ayrica otohipnoz ile fobik
objenin olusturdugu olumsuz duygular ortaya çiktiginda relaksasyon
metodunun kullanarak düsüncesini degistirebilir.
Destekleyici psikoterapi ve aile terapisi
tadavi esnasinda fobik objeye karsi aktif bir sekilde karsi
gelmek isteyen hastanin yardim istegine genellikle yardimci
olmaktadir. Bu terapi yönteminde sadece, hastanin tedavisine
ailenin yardimini ortaya çikarmaya yönelik bir aile terapisi
yapilmayip ailenin de hastanin problemlerinin tabiatini anlamasina
yardimci olunmaktadir.
Özgül Fobi
Özgül fobi için en yaygin olarak kullanilan
tedavi yöntemi, Ekspojure (yüzlestirme) tedavisidir. Bu tedavi
Joseph Wolpe tarafindan gelistirilen davranis terapisinin
bir tipidir. Terapist hastayi duyarsizlastirir. Bu asamali
bir sekilde uygulanir ve fobik uyaranla kendi kendine yüzlesmesi
saglanir. Terapist hastasina anksiyete ile basetmenin çesitli
tekniklerini ögretir. Bunlar arasinda relaksasyon yöntemleri,
solunumun kontrol edilmesi durumlarina karsi bilissel yaklasimlari
içerir.
Bilissel yaklasimlar, güvenlik içerisinde
durumun realizasyonu ile kuvvet kazanmayi içerir. Basarili
davranissal terapinin temel anahtarlari sunlardir:
1-Hastanin tedavi için kesin kararli
olmasi
2-Problemleri ve objeleri açik bir
sekilde ortaya koymasi
3-Hastanin duygulariyla bas etmesi
için alternatif stratejiler gelistirilmesi.
Kan, enjeksiyon, yara fobisi gibi özgül
durumlarda bazi terapistler, ekspojure tedavisi esnasinda
hastalarin vücutlarindaki gerilimi hissetmelerini salik verirler.Bu
sekilde bu esnada bulundugu yerde oturarak ekspojure etkinliginin
devam ettirmesinin ve bu esnada fobik uyarana bagli vazovagal
reaksiyondan olusabilecek bayilmanin önüne geçilmesine yardimci
olunur.
Son dönemlerde yapilan bazi yayinlardan
özgül fobinin tedavisinde b-adrenerjik antagonistlerin yararli
olabilecegi bildirilmistir. Özgül fobi, PA'la birlikte seyrediyorsa
farmakoterapi veya psikoterapi PA'ya direkt olarak yararli
olabilir.
Sosyal Fobi
S.F. in tedavisinde farmakoterapi ve
psikoterapi birlikte kullanilirlar. (Mavissakalian ve Michelson
1986b., Telch ve ark. 1985., Zitrin ve ark. 1980) Performans
durumuna bagli tabi ve yaygin sosyal fobi için çesitli yaklasim
tarzlari gelistirilmistir. Bazi çalismalarda, yalniz basina
uygulanan psikoterapi veya farmakoterapi ile her ikisinin
birlikte uygulandigi kombine terapiler karsilastirilmistir.
Kombine terapilerin daha yararli oldugu iddia edilmistir.
(Gelertnter ve ark. 1991., Wlazlo ve ark. 1990., Mattick ve
ark. 1989))
Bu sonuçlar bütün hastalar ve bütün
durumlar için söz konusu degildir.
Birkaç iyi kontrol edilmis çalismada
MAOI leri, özellikle phenelzine(Nardil), sosyal fobinin yaygin
tedavisinde yararli oldugu tesbit edilmistir. (Liebowitz ve
ark. 1992) Diger ilaçlarin da iyi sonuçlar verdigi rapor edilmistir.
Bunlardan çok iyi kontrol edilmis çalismalar degildir. Bunlardan
alprazolam (Xanax), traylcypromine (Versiani ve ark. 1988),
klonezepam (Klonopin) ve SSRI (seratonin spesifik Reuptake
Inhibitörü) ler mevcuttur. Bu ilaçlarin dozu depresyonda kullanilan
dozlarin aynisidir ve bu ilaçlarda cevaplar 4 ila 6 hafta
içinde alinir. Bazi bilgilere göre trisiklik antidepresanlar
ve buspiron (Buspar) sosyal fobide etkin bulunmamistir. Bu
bilgiler de yetersizdir.
SF in yaygin tipinde pikoterapi genellikle
bilissel davranissal tedavi yöntemlerinin kombinasyonu olarak
uygulanir. Bu yaklasimlardan bilissel açiklama, duyarsizlastirma,
seans esnasinda prova yapmak ve ev ödevleri vermek teknikleri
uygulanir.
Performans durumu ile baglantili SF
nin tedavisinde genellikle, fobik uyarana yüzlestirmeden önce
kisa süreli b-adrenerjik reseptör antagonistleri kullanilmasi
uygulanmaktadir. En yaygin olarak kulanilan iki bilesik atenolol
(tenormin) performansdan bir saat önce veya her sabah alinan
50-100 mgr. major dozunda, propranolol ise 20-40 mg dozunda
kullanilir.
Bilissel, davranissal ve ekspojure
teknikleri performans durumlarinda kullanisli olabilir.
|