Skip to content
Anasayfa arrow Psikiyatrik hastalıklar
Uygunsuz ve Hatalı Hipnoz Uygulamasının Olumsuz Sonuçları:


ROBB O. STANLEY ve GRAHAM D. BURROWS

Mellbourne Üniversitesi, Avustralya

 

Çeviren: Deniz Şenelt

Yıllar boyunca bazıları hipnozun kendisinin hassas bireyler için bazı riskler ortaya çıkartabileceğini savunmuş (Meares, 1961) diğerler bir bazıları da hipnoz kullanımında hiç bir risk olmadığını ileri sürmüşlerdir (Le Cron, 1961). Ters etkiler konusunda bir sonuca varmak için herzaman için hipnoz tekniklerinin hangi koşullar altında, kim tarafından ve kime kullanıldığı göz önünde bulundurulmalıdır (Stanley, 1994).

MacHovec (1988) bu ters etkileri hipnoz uygulamaları ile ilişkili olarak özel olarak belirlemeye çalışmıştır.

Devamını oku...
 
Klinik Hipnozun Çocuklar Üzerindeki Uygulamaları


DANİEL P. KOHEN

Minnesota Üniversitesi, ABD

Çeviren: Psk. Nesteren Gazioğlu

 

KONUNUN TARİHİNE GENEL BAKIŞ

Hipnozun çocuklarda uygulanması, antik çağlardan beri kayıtlara geçmiştir. Pek çok kültür çocuklarla ilgili trans ya da trans benzeri olguların yer aldığı zengin bir iyileştirme, dini ve/veya insiyatif ayinleri tarihine sahiptir. Modern çağlarda, Dr. Franz Mesmer’in hayvansal manyetizması uygulaması, yetişkinlerin yanı sıra çocukların tedavisinde de kullanılmıştır. Franklin Komisyonu’nun 1784’teki Mesmer soruşturması, söz konusu klinik etkilerin manyetizma nedeniyle olmadığı sonucuna varmıştır. Bu soruşturma gözlemlerini özellikle imgeleme dayandırmaktaydı ki artık bu yöntem, çocuk hipnozunda kritik işlevsel unsurlardan biri sayılmaktadır.

Devamını oku...
 
Diş Anksiyetesi Bozuklukları, Fobiler ve Hipnoz Edilebilirlik

Jack A. GERSCHMAN

Melbourne Üniversitesi, Avustralya

Çeviren: Psk. Nesteren Gazioğlu

 

Daha önceki bölümde hastaların trans haline spontane geçiş kapasiteleri ve diş hekimlerinin bu gibi potansiyel olarak ya da patolojik vasıfları tespit etme ve bunları kontrol etme becerileri konusuna değinmiştik.

Bu fenomenin doğası ve kullanımı, daha sonrasında diş anksiyetesi bozuklukları ve sebepleri ile birlikte hipnotize olabilirlik konularına değinilerek genişletilecektir

Devamını oku...
 
Diş Hekimliğinde Hipnoz

DOV GLAZER

New Orleans,LA, USA

Çeviren: Dt. Bülent Oranlıer

GİRİŞ

Bu bölüm ortalama ömrü azaltmada en büyük suçlu olan insan anatomisi ile ilgilidir. Ağız bununla birlikte,sigara,alkol ve uygunsuz besinlerin hepsi ağız boşluğundan geçer.

Yanlış beslenmeye bu ciltte başka bir yerde değinilirken (bkz. bölüm 15) burada odak diş ve zihin sağlığı doktorlarına ağız problemlerinin hipnotik yönetimi için anlayışlı çözümler sağlamaktır.Bir yaklaşım önerilir ve yoğun özel pratik ortamında hipnoz stratejilerinin uygulanışını etkili, vakit kazanan ve pratik yapmak için senaryolar sağlanıyor.hasta konforunu artırmak, iyileşme sürecini hızlandırma,ilaç alınımını azaltma ve zaralı ağız alışkanlıkları (parmak ve baş parmağı emme, aşırı bulantı refleksi, bruksizm ve sigara içme) ile ilgili stratejiler okuyucunun ilgisine sunuluyor.Bu hipnotik stratejileri uygulamak, bakımın kalitesini ve onu sağlamadaki tatminini artırabilir.

Devamını oku...
 
Hipnozun Yanık Hastalarının Tedavisinde Kullanılışı

DABNEY M. EWIN

Tulane University, LA, USA

Çeviren: Dr. Serap Pamak

 

Ciddi biçimde yanmış hastalar yaralanma anından tam iyileşme sağlanana dek psikiyatrik yardıma gereksinim duyarlar ve bu ihtiyaç, iyileşmeyi dramatik olarak arttıran modern yanık merkezleriyle birlikte artış göstermektedir. Hipnoz olası bir psikiyatrik tedavi seçeneğidir; çünkü bu hastalar acil servise , iyi bir transa eşdeğer, odaklanmış bir durumda gelir ve tek gereken korkudan güvene iletecek bir trans deneyimine kılavuzluk etmektir. Tahmin ediyorum; çok geçmeden hipnoz konusunda ehil birini istihdam etmeksizin yanık merkezleri tam kadro hizmet veriyor sayılmayacaklar.

Devamını oku...
 
Hipnoz ve Ağrı

Leonard Rose

Melbourne Ağrı Kliniği, Avustralya

Çeviren: Prof. Dr. Okan Bal

 

Bir hastanın ağrıya karşı tepkisini birçok faktör etkiler, bunlar ağrıya sebep olan fiziksel zararın büyüklüğü kadar önemlidir. Bu faktörlerin arasında kişilik, kültürel geçmiş, önceki tecrübeler, ilgili organın önemi ve fiziksel şartlar vardır. Sosyal konuların da bir değerlendirilmesi ile birlikte öykü ve fiziksel muayene ciddi bir şekilde incelenmelidir. Ağrının psikolojik ve duygusal sonuçlarını düşünmeden, fiziksel etkenlerini tedavi etmek en iyi sonucu vermeyecektir.

Devamını oku...
 
Kronik Ağrıların Kontrolünde Hipnoz

FREDERIC J. EVANS

Pathfinders, İnsan Davranışında Danışmanlar, Lawrencewille, NJ, USA

Çeviren: Dr. Cenk Kiper

 

İskoçyalı hekim Esdaile (1850-1957), muhtemelen, hipnozun ağrı kontrolünde kullanımını ilk belgeleyen kişidir. Kimyasal anestezinin geliştirilmesinden kısa bir süre önce, Esdaile, Hindistan’da amputasyon, tümör alınması ve birtakım karmaşık cerrahi prosedürlerde, hipnozu tek başına anestezi yöntemi olarak başarıyla uyguluyordu. Esdaile’in raporlarında gözden kaçan bir nokta, hastalarının çoğunun ameliyattan sağ çıkabilmiş olmalarıydı ki bu durum kanama, şok ve ameliyat sonrası ağrı gibi nedenlerden ötürü o günlerde sık rastlanılan bir durum değildi. Hipnozun, cerrahi ve operasyon sonrası ağrıların kontrolünün dışında, otonom sinir sistemi ve /veya bağışıklık sistemi üzerinde, cerrahi prosedürlerin komplikasyonlarını minimize eden etkileri olmuş olabilir.

Devamını oku...
 
Cinsel Bozuklukların Tedavisinde Hipnoz Kullanımı

Robb O Stanley ve Graham D. Burrows

Melbourne Üniversitesi, Avustralya

Çeviren: Dr. Cenk Kiper

 

Erkek ve kadınlarda görülen cinsel bozuklukların tedavisi, her evresi terapinin nihai başarısında ayrı önem taşıyan çok aşamalı bir süreçtir. Terapi, bozukluğun teşhisi ve sebeplerinin değerlendirilmesi gibi karmaşık işlemlerle başlar. Etkili bir tıbbi, psikiyatrik, psikolojik, sosyal ve kültürel bir değerlendirme, doğru bir tedavi için gereken başlıca öğelerdir. Terapinin sonraki aşamalarında, bir çok farklı stratejiden yararlanılabilir. Cinsel bozuklukların tedavisi, psikodinamik bir psikoterapi yaklaşımı, daha derleyen bir psikoterapi yaklaşımıyla ya da bilişsel- davranışsal yaklaşımla gerçekleştirilebilir ve hipnoz desteği, bu yöntemlerin hepsi için önemli bir avantaj sağlayacaktır. Bu bölümün amacı, söz konusu yaklaşımları derinlemesine gözden geçirmek değil, tedavinin verimliliğine hipnozun nasıl bir katkısı olacağını incelemektir.

Devamını oku...
 
Aşırı Şişmanlıkta (Obezite) Hipnoterapi

JOHAN VANDERLINDEN

Sjosef Merkez Üniversitesi, Belçika

Çeviren: Dr. Haluk Alan

GİRİŞ

Bu bölümde, hipnozun aşırı şişmanlıktaki tedavisindeki yerine; olanaklarına ve sınırlarına ve hipnoterapötik tekniklere göz atacağız. Hipnozun ayrı bir tedavi olarak tek başına şişmanlık tedavisinde kullanılmasının ötesinde, örneğin; davranış veya aile terapisi gibi hipnoterapötik tekniklerin, daima var olan terapötik bir modelle kombine edilmesi gerekir. Günümüzde, biyolojik ve psikolojik faktörlerin kombinasyonda rol alabileceği varsayımıyla, yeme problemlerinin gelişiminde, patojenim faktörler gibi hipnoz da çok boyutlu yaklaşımın daima bir parçası olmuştur. Bizim kendi yaklaşımımız (Vanderlinden, Norré & Vandereycken, 1992) direktif terapinin bir biçimi olarak karakterize edilebilir; terapi pragmatik olarak saptanmış ve çeşitli kaynaklardan esinlenmiştir. Bu yaklaşım, diğerleri arasından; davranışsal, bilişsel ve birbirini etkileyen unsurları içerir.

Devamını oku...
 
Yeme Bozuklukları - Anoreksiya ve Bulimia

MOSHE E. TOREM

Kuzeydoğu Ohio Üniversitesi, Tıp, ABD

Çeviren: Dr. Handan Türker

 

GİRİŞ VE KAYNAK İNCELEMESİ

Anoreksiya nervosa ve bulimia hastalıklarını tanımlayan yeme bozuklukları grubu üzerinde son yayınların incelenmesi terapötik bir araç olarak hipnozun kullanılması konusunda ciddi bir suskunluk olduğunu açığa çıkarır. Doyle (1996) tarafından yeme bozukluklarına ayrılan dergi makaleleri ve Yager’in editörlüğünü yaptığı tüm bir baskının yeme bozukluklarına ayrıldığı –ki yeme bozuklukları üzerine 13 bilimsel makale içerir- (1996) Psychiatric Clinics of North Amerika dergisi kadar, Walsh (1997) ve Yager (1994) tarafından kaleme alınan kitap bölümleri de bunun delilidir. Bu özel baskıda, hipnoz konusuna yeme bozukluklarının tedavisinde varolan bir görüş olarak bile değinilmemiş olması benim için şaşırtıcıydı. Son on yılda hipnotik tekniklerin etkinliği üzerinde basılmış yayınlar, kaynak olarak dahi hatırlanmamıştı. Konu üzerinde ki cahilliğin boyutunu gösteren bu olgu, “Gözler yalnız aklın hazır olduğu şeyi görür’’ şeklinde ki atasözünü bu olaya “Geleneksel doktorlar sadece akıllarının hazır oldukları şeyi yazarlar” şeklinde değiştirerek hatırlatıyor. Neyse ki yeme bozukluğu olan hastalarda hipnotik müdahalelerin etkinliği üzerinde yapılan çalışmalar, Pierre Janet (1907, 1919) adlı yazarın zamanından beri defalarca kaynaklara geçmiştir.

Devamını oku...
 
Disosiyatif Bozukluklar

Richard P. Kluft

Temple Universitesi, PA, USA

Çeviren: Prof. Dr Mehmet Yücel Ağansoy

 

DİSOSİYATİF BOZUKLUKLARDA HİPNOZUN GELENEKSEL ROLLERİ

Dissosiyatif bozuklukların (DD) tedavisi için hipnoz öteden beri güçlü bir şekilde önerilen bir tedavi yöntemi olmuştur. İyi tanımlanmış hipnotik olgular ve disosiyatif bozuklukların doğal olarak ortaya çıkmış olan olgulaşmanın arasında var olan açık ilişki (bkz. Braun, 1983; Bliss 1986); disosiyatif bozuklukların ortaya çıkışının oto hipnozun irade dışı kötüye kullanımının bir sonucu oluşu (Breuer ve Freud 1955; Bliss 1986); hipnotik amaçlı görüşmelerin amnezi ve disosiyatif kimlik bozukluğunda terapötik olarak faydalı oluşu (Despine, 1840), savaşla ilişkili amnestik sendromlarda hipnozun başarılı olduğuna ait çok sayıda bildirimin olması ve hipnozun başarılı olarak kullanıldığına ilişkin disosiyatif kimlik bozukluğu olan hasta serilerinin varlığı (Kluft, 1982, 1984, 1986a, 1993a) disosiyatif bozukluğu olan hastalarda hipnozun uygulanması lehine yapılan tartışmalar arasındadır.

Devamını oku...
 
Kişilik ve Psikotik Bozukluklar

JOAN MURRAY-JOBSIS

İnsan Kaynakları Danışmanlığı, Chapel Hill, NC, USA

Çeviren: Uzm. Psk. Müge Akdağ

 

TARİHSEL SÜREÇ

İLK EVRE:CİDDİ PSİKOLOJİK SORUNLARI OLAN HASTALARDA HİPNOZUN KULLANIMINA KÖTÜMSER BAKIŞKişilik bozuklukları ve psikotik rahatsızlıkların tedavisinde klinik hipnoz uygulamaları bugünkü yerini 1800’lü yılların ortalarından bu yana birbirini izleyen safhalardan oluşan bir gelişim sürecinden geçerek almıştır. Psikotik bir hastada hipnozun başarılı olduğuna dair ilk rapor, 1838 yılında Esquirol tarafından bildirilmiştir. Esquirol hazırladığı bu raporda, 1813 ve 1816 yıllarında Abbe Faria ile birlikte ruhsal rahatsızlıklarda manyetizmanın etkisi üzerine yaptıkları deneylerden bahsetmektedir. Raporda belirtildiği üzere, bilinci bozulmuş akıl hastası ya da belli bir konu hakkında saplantısı olan onbir kadın üzerinde yapılan deneylerde, bu kadınlardan sadece bir tanesi manyetik etkiye tepkide bulunmuştur (Lavoie& Sabourin, 1980).
Devamını oku...
 
Konversiyon Bozuklukları

C.A.L. HOOGDUIN ve KARIN ROELOFS

Nijmegen Üniversitesi, Hollanda

Çeviren: Dr. Nebahat Gülcü

 

GİRİŞ

Trillat (1986) Histroire de L'hyslerie’ yi “Histeri ölüdür, bu aşikardır. O tüm bilinmezliklerini mezara götürmüştür” kelimeleriyle sonlandırmıştır. Mace (1992 a, b) ile aynı fikirde olmalıyız ancak bu tamamen doğru değildir. Hastalar hala sıklıkla konversiyon histerisinin garip motor semptomlarından acı çekmektedir. Son yıllarda böyle şikayetlerde uzmanlaşmış olan psikiyatrik ayakta hasta ünitemizde tedavi edilen hastalarda şu semptomlar görülmektedir. Atak bezleri sallanması ve kollar ile bacakların her iki yanda sallanması, başın öne doğru eğildiği ve bir taraftan diğer tarafa değişen hareketle titreme atakları, vücudun bir yanında paralizi, her iki bacakta paralizi, körlük, koklama veya tat alma duyusunun kaybı, kas koordinasyonunda yetersizlik, yalancı nöbetler, el veya ayakta kramplar, gözleri açamama, her iki bacakta hissizlik, konuşamama fısıltıdan daha fazla konuşamama, yalancı spastik konuşma, yutkunamama, kollarda, bacaklarda ve kafada tremorlar, duyular ve ağrıyla ilişkili çeşitli bozukluklar. Bu hastanın psikiyatri ve psikoloji alanları dışında uzun yıllar bir nörolog veya rehabilitasyon uzmanı tarafından tedavi edildiği dikkate değerdir.

Devamını oku...
 
Hipnoz, Çözülme ve Travma

DAVİD SPİEGEL

Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi, ABD

 

Çevirenler: Dr. Mustafa Güleç - Dr. Yavuz Selvi

 

Bu bölüm ilk olarak 19 Nisan 1995’te, Alfred P. Murrah Federal Ofis Binası’nın bombalanmasından 5 ay sonra, Oklahoma Psikiyatri Derneği’ne yapılan ziyaretin bir parçası olarak hazırlanmıştır. O sabah bu binanın önünde hemen hemen 200 kişiyi öldüren, Federal Bina’yı yok eden ve yarıçapı oniki bina öteye kadar uzanan bir alana zarar veren güçlü bir bomba patlamıştı. Böyle bir travmanın sonucundaki, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) semptomlarının doğası ve toplumda görülme sıklığını, bu semptomlardaki çözülme özellikleri ve hipnozun kullanımının da dahil olduğu tedavi yaklaşımlarını tasvir edeceğim.

Devamını oku...
 
Hipnoz ve Depresyon

GRAHAM D.BURROWS ve SANDRA G.BOUGHTON

Melbourne Üniversitesi, Avustralya ; Batı Avustralya Üniversitesi

Çeviren: Uzm. Kl. Psk. Gülcan Doğru

 

Depresyon, kadınlar için %10-%25, erkekler için ise %5-%12 arasında değişen oranlarda, ömür boyu önemli depresyon bozukluğu riskiyle, sıklıkla yaşanan bir bozukluktur. Depresyona, kronik acı gibi başka bir çok bozukluk da önemli ölçüde eşlik eder. Bu durumda, hipnozun, depresyon yönetiminde hiç bir rolü olmadığı, hatta depresyonda uygulanmasının uygun olmadığına dair yaygın bir kanı vardır. Avustralya’da, son on yılda, Avustralya Hipnoz Topluluğu’nun araştırmaları sonucunda sunulan veya Avustralya ve Yeni Zelanda Hipnoz Dergisi’nde yayınlanan; hipnozun depresyon tedavisinde kullanılmasıyla ilgili hiçbir detaylı, klinik veya deneysel materyal yoktur. Bu konudaki inanç; uzman görüşünün hipnozun, bireylerin depresyon yönetimi ile tedavisinde uygun olmadığı görüşüdür. Bu durumun, Burrows’un (1980) ulaştığı sonuçtan beri değişmediği görülür.

Bir çok deneyimli klinisyenin görüşü, hipnozun kesinlikle ağır bir depresyonun tedavisinde uygun olmadığını desteklemektedir. Buna rağmen, depresyon, sürekli artan, ortak, tıbbi bir problem olarak görülmektedir. Bir çok modern referans kitabında, hipnoza çok az yer verilmiştir. İlgili yazarların hipnozun depresyon tedavisinde çok küçük bir yeri olduğuna inanmaları da bu durumun, olası bir yorumu olabilir. (s.167)

Devamını oku...
 
Stres ve Anksiyete Bozukluklarının Kontrolünde Hipnoz

ROBB O. STANLEY. TREVOR R. NORMAN ve

GRAHAM D. BURROW

Melbourne Üniversitesi, Avustralya

Çeviren: Psk. Dan. Fatma Zengin

 

Stres hemen hemen her yerde rastladığımız, hepimizin bildiği ancak klinik ve popüler anlamda net olarak tanımlanmamış bir olgudur. “Stres” psikolojik ve/veya fizyolojik sıkıntı yanıtından çok, bu sıkıntının ortaya çıktığı süreçtir. “Stres” sürecinden kaynaklanan sıkıntı yanıtı, psikolojik ve fizyolojik sıkıntının fazlasıyla bireysel birleştirmelerini içeren değişken bir tepkidir.

Devamını oku...
 
Anksiyeteye genel bakış

I.GİRİŞ

Anksiyete bir semptom olarak bir çok mental hastalıkta karşılaştığımız bir belirtidir. Anksiyetenin birey üzerinde fiziksel ve mental belirtileri mevcuttur. Anksiyetenin psikolojik belirtileri arasında irritabilite, konsantrasyon zorluğu, sese karşı hassasiyet ve yerinde duramama sayılabilir. Ayrıca hafızanın zayıflaması, otonom sisteme aşırı yoğunlaşma sonucunda kalp atımlarını hissetme ve bunu bir kalp krizi gibi yanlış yorumlama ve buna bağlı algılama çarpıklıkları ve düşünce bozuklukları da ortaya çıkabilmektedir.

Devamını oku...
 
Panik Bozukluk Ve Agorafobi

PANİK BOZUKLUK ve AGORAFOBİ

1. Tarihçe

Panik bozukluğu kavramının kökenine baktığımızda, ilk kez "irritabl kalp sendromu" olarak isimlendirildiğini görürüz. Bu sendromu Da Costa Amerikan iç savaşında savaşan askerler üzerinde görmüştür. Daha sonra "Da Costa Sendromu" olarak adlandırılan bu bozuklukta, panik bozukluğun fiziksel ve psişik semptomlarının çoğunun teşhis kriteri olarak bulunduğunu görüyoruz.

Devamını oku...
 
Özgül ve Sosyal fobi

ÖZGÜL FOBİ ve SOSYAL FOBİ

Fobilerle ilgili yakin zamanlarda yapilan epidemiyolojik çalismalar, Birlesik Devletler'de en yaygin görülen mental bozukluk olarak tesbit edilmistir. Populasyonun yaklasik %5-10 u zaman zaman bu hastaliga yakalanmakta ve bu problemlerle ugrasmaktadirlar. Daha az ilimli yaklasimlarda bu oran, populasyonun %25 ve daha fazlasini içerdigi tahmin edilmektedir.

Devamını oku...
 
Obsessif-kompulsif bozukluk

OBSESSİF - KOMPULSİF BOZUKLUK

Diger mental hastaliklara sekonder gelisen bir OKB varsa; DSM III'de OKB ayri bir bozukluk olarak kabul edilmiyordu. Bu bozukluklar arasinda Tourette sendromu, sizofreni, major depresyon veya organik mental bozukluk sayilabilir. (DSM III) OKB, kisa süre içerisinde bu bozukluk üzerine modern arastirma teknikleri ile pozitif sonuçlar elde edilen bir örnektir.

Devamını oku...
 
Travma sonrası ve akut stres bozukluğu

Postravmatik Stress Bozuklugu (PTSB) ve Akut Stress Bozuklugu (ASB)

PTSB olarak siniflandirilmis hastalar için, hemen hemen herkes için travmatik olabilecek bir büyüklükte emosyonel bir stress yasamis olmalidir. Bu tip travmalar içinde savas deneyimi, dogal afetler, tecavüz, saldiri ve ciddi kazalar(otomobil kazasi veya bina yangini gibi) olmalidir.

Devamını oku...
 
Genelleşmis anksiyete bozuklukları

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU

DSM III ün 1980 deki 3. Baskisinda birkaç yeni tani kriteri ile tanistik. Önceden "anksiyete nevroz" olarak siniflandirilan hastalarin subgrublara bölündügünü gördük. Bu kategorilerden biri yaygin anksiyete bozuklugudur.

Devamını oku...
 
Manik ve Depresyon

MANİK DEPRESSİF PSİKOZ

Manik Depressif Psikoz (MDP) affektif fazlardan (manik, depressif ve karışık) ibaret epizodlarla ve epizodlar arası normal remisyon dönemleri ile seyreden ruhî bir hastalıktır.

Devamını oku...
 
Nevroz

NEVROZLAR

Nevrozlar; sinir sisteminin fonksiyonel bozukluğu sonucunda ortaya çıkan, çeşitli nörolojik ve psişik belirtilerle, bu çerçevede, emosyonel labilite, fiziksel ve ruhsal yorgunluk, somatik şikayetler ve başka bunun gibi patolojik durumlarla ortaya çıkan hastalıklardır.

Devamını oku...
 
Reaktif Psikozlar

REAKTİF PSİKOZLAR ve REAKTİF DURUMLAR

Reaktif psikozlar ve durumlar adı altında tanımlanan hastalıklar, psikojen kaynaklı bozukluklardır. Bu patolojik durumların oluşmasında ruhsal travmalar sarsıntılar önemli rol oynar. İkinci önemli etken ise sinir sisteminin genetik özellikleridir.

Devamını oku...
 
Kişilik Bozuklukları

PSİKOPATİYALAR (KİŞİLİK BOZUKLUKLARI)

Psikopatiya Yunan sözü olup "psiche-beynin özel fonksiyonu; aklî, hissî, mânevî, idrak v.s. kabiliyetlerinin bütün tiplerini kapsayan anlayış, "patos" ise bozukluk (hastalık), ızdırap çekmek demektir. Psikopati denildiğinde kişiliğin anomalisi veya şahsiyetin patolojisi gözönünde tutulur.

Devamını oku...
 
Cinsel bozukluklar

CİNSEL BOZUKLUKLAR VE CİNSEL KİMLİK BOZUKLUKLARI

Bu bölüm Cinsel İşlev Bozuklukları, Parafililer ve Cinsel Kimlik Bozukluğu için tanı ölçütleri setlerini kapsamaktadır.

Devamını oku...
 
Ağrı bozuklukları
Ağrı bozuklukları
 

Kitap DVD satış IBAN: TR8400064000001 10260866805

Yayınlarımız Kitap Dvd

Alışveriş sepeti

VirtueMart
Alışveriş sepetiniz boş.

Kitap tanıtımı

BİLİŞSEL TEDAVİ VE UYGULAMALARI 

BİLİŞSEL TEDAVİ VE UYGULAMALARI

Eğitimler

There are no upcoming events!