HİPNOTERAPİ HASTALARI İÇİN EL KİTABI

İÇİNDEKİLER

Önsöz

I. Bölüm Giriş
II. Bölüm Hipnozun Yapısı
III. Bölüm Hastamızın özellikleri
IV. Bölüm Hipnotik Seans

  1. İlk Seans
  2. Tibbi Hipnozun Kull. Hak. Soru. Cev
  3. Seansın sona Erdirilmesi
  4. Sonraki Seanslar

V. Bölüm Kendi Kendini Hipnoz
VI. Bölüm Hipnozun Yan Etkileri

 

ÖNSÖZ [Sayfa Başı]

Muhterem okuyucu bu el kitapçığını hipnoz hakkında genel bir bilgi vermek için hazırladık. Hipnoz ile ilgili kulaktan duyma bilgiler ile bilimsel hipnoz arasında hemen hemen hiç bir ilişki yokdur.

Herhangi bir sıkıntınız veya şikayetiniz nedeni ile bize başvurmuş bulunuyorsunuz. Sizlere elimizden geldiği ölçüde yardımcı olmaya çalışacağız. Ancak yardımlarımız sizlerin ilgi ve alakası ile doğrudan orantılıdır. Bu nedenle hastalığınızın tedavisinde tibbi bir yöntem olarak düşündüğünüz “hipnoterapi” hakkında bilgi sahibi olmanız sizin yararınızadır.

Bu kitapçıkta hipnoz ve hipnoterapi hakkında çok öz bilgiler bulunmaktadır. Bu bilgileri dikkatlice okursanız size ne derece yararlı olabileceğini bizzat müşühade edeceksiniz.

Özellikle ülkemizde çok az tanınan ve çoğu zamanda yanlış tanıtılan bu yöntem ile ilgili zihninizde bir çok sualler bulunabilir. Öncelikle bu suallerin cevabını alarak tatmin olmak en tabii hakkınızdır. Zihninizdeki bu muhtemel suallerin cevabını kitapçığımızda mümkün olduğu kadar vermeye çalıştık.

Kitapçığımız ilk etapta siz hastalarımıza , daha sonra da hasta yakınlarına ve hipnoterapi uygulayıcılarına temel bir rehber olarak hazırlanmıştır. Bu nedenle yer yer sizlere hitap etmeyen bölümler olabilir. Ancak ilgi duyarsanız bu bölümleri de okumanızda yarar vardır.

Yürekten temennimiz odur ki; uygulamaya karar verdiğiniz bu yöntem ile kısa sürede sağlığınıza kavuşursunuz. Bizlerle kuracağınız karşılıklı ilişkiler sayesinde problemlerinizi mümkün olabilen en kısa sürede birlikte halletmeye gayret edeceğiz.

Sıhhat ve afiyet dileklerimizle…

I. GİRİŞ [Sayfa Başı]

Hipnoz, ülkemizde oldukça yanlış anlaşılan ve negatif düşünceler beslenen bir konu olarak görünmektedir. Günümüzde hipnoz bilimsel araştırmalar ve tedavideki etkinliğinden ziyade medyatik etkinliğinden dolayı karşımıza çıkmaktadır. Eğlence ve zevk için yapılan hipnozun; hipnoterapiyle olan ilgisi, astroloji ya da astronomiyle olan ilgisinden daha fazla değildir. Hipnoz kelimesi pekçok kişinin aklına modası geçmiş önyargılar, tabular ve yanlış inanışlar getirebilir. Bazı hekimler özellikle az tecrübeli ya da tecrübesiz olanlar bunu hemen ayıplarlar.

Hipnoz çok eski bir sanattır, ilk defa hristiyanlığın ortaya çıkışından evvelki zamanlarda büyücülük, din ve tıp bir arada uygulanıyorken kullanılmıştır. Hipnozun bazı teorik yönleri hâlâ tartışmalıdır ve izah edilememiştir. Ancak hipnoz tıpta bu durumda olan tek konu değildir.

Hinpoterapi, psikoterapiye yön ve hız veren etkili bir multifonksiyonel tekniktir. Geçen yirmi yıl içerisinde hipnozun tıpta kıymetli bir tedavi yöntemi olduğu görüşü oldukça taratfar toplamıştır.

Hipnoza karşı batıl inançlarla ve kuşkuyla bakılan çağ, terapotik (tedavi) kıymetinin anlaşılmasıyla ortadan kalkıyor.

Bazı akıllıca seçilmiş vakalarda, başka hiçbir tedavi formu hipnoz gibi hızlı ve yararlı sonuçlar veremez.

Hem sadece destekleyici ya da şikayetlerin giderilmesi (semptomatik) amaçla, hem de hastalık sebebleri olan (etiyolojik faktör olan) bilinçaltı güdülerinin ve sorunlarının ortaya çıkarılması amacıyla kullanılan psikoterapide hipnoz, hekime hızlı ve etkili sonuçlar elde etmede çok kıymetli fayda sağlar.

Uzun bir süreden beri psikoterapistler zihinle vücudun ayrı olmadığını söylüyorlar. Hem sıhhatteyken hem de hastayken akıl ve vücut tek bir ünitedir. Herhangi bir bedensel (somatik) hastalığı pür somatik ya da herhangi bir psişik durumu tamamen psişik kabul etmek hatalıdır.

Akıl ve vücut öylesine içiçe ilişkili ünitelerdir ki, emosyonel bir refleks reaksiyon olmaksızın psişik bir değişiklik olmaz, bunun tersi, vücudu etkilemeden hiçbir psişik değişme meydana gelemez. Bundan dolayı organik ve fonksiyonel hastalıklar önemli ölçüde birbirinin üstüne biner.

Şiddetli ruhsal ve fiziksel unsurlar taşıyan kombine hastalıklarda en akılcı tedavi formu tıbbi veya cerahhi tedaviyle birlikte psikoterapidir.

Hekimler sadece organik problem ortadan kaldırıldı diye hastanın iyileştiğini düşünmemeli, mevcut olabilecek ilgili psikolojik semptomları da ortadan kaldırmaya gayret etmelidir. Hasta bir bütün olarak tedavi edilmelidir. Ayrı ayrı tedavi etmek için organik ve psişik kısımlara ayrılamaz. Ayrı değil tek bir yapı gibi tedavi edilmelidir. Fiziksel hastalığı ihmal ederek, psikoterapi yapmanın affedilmez bir hata olduğunda da herkes birleşiyor. Fakat, hastalığın sadece fiziksel özellikleriyle ilgilenip emosyonel yönlerini ihmal etmek de aynı derecede hatalıdır. Böyle yapmak sıklıkla psikonevrozu derinleştirir.

İçeriden ya da dışarıdan gelen uyarılar şahsın psikolojik durumu ve davranış durumuyla sürekli bir karşılıklı ilişki halindedir.

Psikosomatik kavramı, şikayetlerin meydana gelmesinde ruh ve vücut fonksiyonları arasındaki ilişki demektir. Bazı hastalıklar, hastanın dıştan ve içten maruz kaldığı baskı ve gerginliklere karşı dinamik, sürekli değişen adaptasyonlar gibi incelenmeli ve tedavi edilmelidir.

Değişik durumlarda çeşitli psikoterapi metodları kullanılabilir. Fakat belki en hızlı ve yararlısı hipnoanalizi ihtiva eden hipnozdur.

Teorik olarak emosyonel komponentle ilgili olan herhangi bir rahatsızlıkta psikoterapi kullanılabilir. Bu, hem emosyonel bozukluğun hastalığın meydana gelmesinde bir faktör olduğu durumda, hem de sadece organik bozukluğun, bir sonucu olduğu durumda geçerlidir.

Sıradan hekimin, uzun süreli ilgili psikiatrik tedaviyi yapmaya zamanı yoktur. Fakat sempatik bir hekim, kafasını ve kişiliğini kullanarak başka hiç bir şeye ihtiyaç duymadan birçok hastalığı teşhis ve tedavi edebilir. Birçok hastalığın tedavisinde psikoterapi vazgeçilmez bir yardımcıdır. Her hekim bunu elinden geldiği kadar yapmalıdır.

Hekimin kullandığı en önemli tedavi aracı bizzat kendisidir ve davranışları sıklıkla reçetelerinden daha etkilidir. Ustaca uygulanan psikoterapi, uygun geleneksel tedavi ile birlikte, yapıldığı hastaya çok şey sağlayabilir. Birçok rahatsızlıkta hipnoz tedavisiyle çok şey başarılabilir. İlk sebebin emosyonel olduğu vakalarda, hipnoterapiyle en iyi sonuçlar beklenebilir. Organik komponentlerin baskın olduğu vakalarda umulan sonuçlar daha kötüdür.

Şikayetler ilk olarak psikolojik tabiatlı olduğu zaman, analizci yaklaşım teorik olarak daha mantıklı bir tedavi metodudur. Fakat tamamlanması için oldukça uzun zamana ihtiyaç duyulabilir.

Görünür şikayetlerin tedavisi, hastayı daha fazla psikoterapiye razı eder, hem işinde hem de evinde çevresine uyumunu sağlar.

Hipnotik transtaki şahsın temel özelliği, telkine artmış cevap vermesidir. Hiç kimse telkine karşı tam bağışık olamaz. Herkese bir dereceye kadar telkin yapılabilir. Fakat telkine boyun eğme, yanlış olarak saflık gibi anlaşılmamalıdır. Bilinçli durumda bu ruh durumumuza, arzularımıza ve çevremize göre değişir. En büyük avantajlardan biri akılcılık, direnç, isteksizlik ya da bilinçli düşünceyle reddetme tarafından tedavi kazançların engellenmesi olmaksızın, bilinçaltı düşüncesini inceleme fırsatıdır. Hipnozun kullanılması, bilinçli durumda iyileşmeyi geciktirebilen önyargı, muhakeme ve emosyonel direnci ortadan kaldırır. Bu yüzden hipnoz dışı metodlara kıyasla tedavi için gereken zaman azalır.

Şikayetlerin ortadan kaldırılmasıyla ruhsal gerginlik azaltıldığı zaman arasıra görülmektedir ki, zihin daha sonra kendi yolunu normale geri döndürebiliyor. Ruhsal gerginlik, stress ve korku iyileşmeyi engeller ve hipnozla bunların ortadan kaldırılması doğal iyileşme eğilimini güçlendirir. Hastanın yavaş yavaş hayatın stresslerine karşı uygun bir tavır almasını da sağlar.

Hipnoz esnasında bilinçaltı düşüncesini yeniden şekillendirme ya da yeniden eğitimin diğer bir metodu bir alışkanlığın yerine başka bir alışkanlığı koymaktır. Şikayet yatıştırmada; arzu edilmeyen mental ya da fiziksel bir davranışın yerine daha kabul edilebilir başka birisi konulur. Örneğin kaşınmanın yerine fiziksel eksersiz yapma arzusu konabilir. Bununla beraber yerine konan semptom, yerine konulduğu semptomla aynı psikolojik büyüklük ve kıymette olmalıdır.

Bazı vakalarda direkt telkin ya da semptom yatıştırma yeterli olabilir, diğerlerinde analizin bir derecesini uygulamak gerekli görülür. Şahsın çevresiyle emosyonel ihtiyaçları arasında genellikle bir tezat vardır. Her birimiz karmaşık arzu ve uyarıların bir labirenti gibiyiz. Baskılanmış korku, nefret, sevgi, öfke, anksiete, kıskançlık, suçluluk duygusu, hayal kırıklığı ya da bazı başka sıkıntılar bilinçten silinebilir, fakat bilinç altına işleyerek, fonksiyonel bozukluklar olarak ortaya çıkan karışıklıklar yaratabilir.

Hipnoz, bu etkenleri ortaya çıkarmak ve anlamak ya da yeniden düzenlemek için yol gösteren, bilinç altına ulaşma vasıtasıdır. Emosyonel stres, bilinçaltı sorunları yüzünden arttığı zaman hasta bundan habersizdir. Bu yüzden ona karşı koyması mümkün değildir.

Bilinçaltına hapsedilmiş kötü olayların hatırlanması ve ifade edilmesi sıklıkla dramatik bir iyileşme sağlar. Baskılanmış bu kötü olaylara ve düşüncelere karşı hastanın bilinçli ilgisi bir ruhsal bozukluğu ve şikayeti tamamen ortadan kaldırabilir.

Bundan dolayı, hipnoz altında semptomlar şu yollarla tedavi edilebilir.
1) Direkt ya da indirekt telkin yoluyla,
2) Semptom yatıştırma yoluyla,
3) Altta yatan tezatlara bilinçli bir ilgi sağlama ve kişilik analizi yapma yoluyla,
4) Her üç tekniğin kombinasyonu yoluyla veya diğer teknikleri kullanma yoluyla.

Hipnoz yapma tekniği güç değildir ve çeşitli yollarla başarılabilir. Uygun kullanılan hipnozla bazı hastalıklar ortadan kalıdırılabilir. Birçok değişik hastalık iyileştirilebilir. Hipnoz, ruhsal gevşeme, ağrı kesici, uyuşturucu, yatıştırıcı ya da şikayet yok etme amacıyla da kullanılabilir.

Hekimler hipnozun her derde deva bir ilaç olmadığını, fakat akıllıca seçilmiş vakalarda geleneksel tedaviye kıymetli bir yardımcı olduğunu anlayacaklardır.

Özel pratikte, bedensel hastalığı olan hastalar, psikosomatik ya da ruhsal şikayetleri olanlara kıyasla nadiren tedavide problem çıkarırlar. Son gruptaki güçlük, sıklıkla yalnız başına geleneksel tıbbi tedaviye olumlu cevabın korunmasında ortaya çıkar.

Çok kere bu talihsiz şahıslar bir hekimden ötekine, bir klinikten diğerine koşarlar ve sürekli hastalıklarının kafalarında olduğunu söylerler. Gerçekten, bu şahıslar çok üzgündürler ve ümitsizce yardım ihtiyacı içindedirler. Hipnoterapinin yardımıyla birçoğu daha normal ve iyi yaşama yoluna sokulabilir.

Bu kitabı yazmaktaki niyetim hem psişik hem de somatik hastalıklarda etkili tedavi edici bir yöntem olan hipnoz hakkında okuyucuya ve hastalarıma bilgi vermek ve yol göstermektir.

Bu teknikler hekimin koyduğu sınırlar içinde uygulanırsa ve hasta da uygunsa tek başına geleneksel tedaviden fayda görmemiş hastalara etkili olarak uygulanabilecektir. Bu yöntemle hastalara yardım etmekten duyduğum memnuniyet hekimlik sanatının bir uygulayıcısı olarak aldığım en büyük ödüldür. Hipnoterapiyi üstlenen bir hekim bu tekniği öğrenmekteki gayreti oranında ödüllendirilecektir. Kıymetli bir tedavi aracına sahip olacak tıp bilimine karşı yeni büyüleyici ve aydınlatıcı bir yaklaşım keşfedecektir.

II. HİPNOZUN YAPISI [Sayfa Başı]

Yazmak, okumak, ata ve bisiklete binmek, araba sürmek, müzik aleti çalmak gibi bir çok hünerlerin üstesinden gelmiş durumdasınız. Herkes bu marifetleri öylesine doğal hissedebilir ki; siz bu marifetler hakkında düşünmek ihtiyacını bile hissetmeyeceksiniz. Yani bu marifetleri keşfetmede yeteneğinizi engelleyecek herhangi bir kaza olmadan bunları düşünmek zorunda kalmayacaksınız. Böylece, bir çok sıradan yeteneğiniz göz önünde bulundurulmayacaktır. Artık her zaman düşünüp pratik yapacaksınız ve hipnozu çatal kaşık kullanıyor gibi öğreneceksiniz, tabiki onun olmasını isteyecek ve pratik yapacaksanız.

Birçok hünerler zihinle ilgilidir, örneğin telefon numarasını hatırlamak , bir dili anlamak, matematiksel hesapları yapmak gibi. Hipnozda zihinle ilgili bir hünerdir. Normal bir zeka ve yeterince güdü sahibi olan herkes hipnozu rahatça öğrenebilir.

Kişilerin hipnoz yeteneğini karşılaştırmak için bir çok testler geliştirildi. Örneğin birinin hipnotik kapasitesi gözlerinin başının arkasına doğru çevirmesi ile karşılaştırılabilir. Diğer bir karşılaştırma ise kişiye kolunu belirli bir seviyeye kaldırılması telkininde bulunulduğu zaman kişinin kolu helyum balona takılmış gibi yükselir. Konu ile ilgili detaylı bilgi diğer kitaplarımızda mevcuttur.

Hipnotik fenomenlerin hepsinin olmasa bile, çoğunun günlük hayatta arasıra görüldüğünü ve onları herkesin tekrar tekrar yaşadığını hatırlamakta fayda vardır. Bilinçli beklenti, duyusal uyaranlar yaratabilir veya miktarlarını artırabilir. Dövülen çocuk elin vuruşunu gerçek temastan önce hisseder, dişçi sandalyesinde kıvranan şahıs, dönen matkabın dişine temasından önce ağrı duyar. Aksine derin konsantrasyon duyusal uyaranları azaltabilir veya yok edebilir. Radyo ve televizyonu farketmeyecek kadar düşünceye dalabilirsiniz.

Kendisini tamamen yarışa vermiş bir atlet, müsabaka bitene kadar ağrılı bir yaranın farkına varmayabilir. Ağrılı bir ayak siğili olan genç bayan, kendisini büyüleyen erkek arkadaşının kollarında neşeyle dans ederken lezyonun hiç farkında değildir, ancak aynı lezyon çalışırken dayanılmaz derecede ağrılıdır. Bu sebeple, bilinçli düşünceler duyusal uyaranların şiddetini etkileyebilir, fakat hipnotik durumdaki bilinçaltına yönelik düşünceler ve telkinler kadar etkili olamaz.

Aksine, hipnoz sırasında telkinle şikayetler meydana getirilebilir, hemen ortadan kaldırılabilir. Hipnozdaki bir şahıs uygun telkinlerle bilinçaltının güçlü kaynaklarıyla bağlantı kurabilir ve normal bilinçli durumda imkansız olan ruhsal ve fiziksel başarılar gösterebilir. Hasta uzak geçmişte saklı olayları yeniden yaşayabilir veya kasların ve organların gücü üstünde şaşırtıcı hareketler yapabilir.

Kalp ve solunum hızları, kan basıncı, bağırsak hareketleri, terleme, mide sekresyonu, mizac değişiklikleri, deri sıcaklığı, menstrüel siklus vs. gibi bazı fizyolojik aktiviteler, doğrudan veya dolaylı telkinle değiştirilebilir. Reaksiyonun kesin şekli hasta hipnozdayken mevcut ruh durumu veya yaklaşım şekline bağlıdır. Örneğin, korku kendisini öfkeden daha değişik şekilde açığa vurur. Bazan, bir analizin yapıldığı esnada, hasta ard arda değişik ruh durumları gösterebilir. Bu, hipnotik durumun dinamik yapısını iyice gösteriyor.

Bir şahıs hipnotik transtayken bilinçaltı hassaslaşır ve etkilenerek harekete geçirilebilir.Hipnotik telkin iki yolla çalışır, şikayetler meydana getirilebilir veya kaybedilebilir. Hemen göze çarpan temel özellik, şahsın telkine karşı artmış cevabıdır. Hipnoterapinin başarısı hipnoterapistin mantıklı telkinler yapmadaki ustalığına ve yeteneğine bağlıdır. Deneğin bir otomat olmadığı daima akılda tutulmalı ve emirle yönetilmemelidir.

Hipnotik telkin iki yolla çalışır, semptomlar meydana getirebilir veya kaybedilebilir. Hipnoz sonrası uygulanmak üzere verilen telkinle normal bir denekte kaşıntı meydana getirilebilmesi ilginçtir. Hasta hipnotik transta bir telkin yapıldığında apaçık hatırlar ve çok saçma olmasına rağmen, hasta genellikle gerçekten kendisinde kaşıntı olduğunu ve kaşınmaya mecbur kaldığını büyük bir hayretle görür.

III. HASTAMIZIN ÖZELLİKLERİ [Sayfa Başı]

Hipnoz adaylarını seçerken hastanın değerlendirilmesi önemlidir. Benim kanaatime göre gelecek hastaların uygun olup, olmadıklarına karar vermek için kullanılacak kriterler şunlardır:
A. Yaş
B. Hipnoza ve hekime inanç ve şifa bekleme
C. Motivasyon
D. Konsantre olma kabiliyeti
E. Hayal gücü

A – YAŞ: 10 ila 20 yaşları arasında veya yirmi yaşların ilk yıllarında olan hastaların diğer yaş gruplarına nazaran hipnotik duruma daha kolay ve hızlı girdiği görülmektedir. Spesifik yaş sınırı olmamasına rağmen, 7 ila 60 yaş arasındakiler en iyi hipnotize olmaktadırlar. Hipnoz, yüksek hayal güçleri sebebiyle yedi yaştan daha küçükler üzerinde bile etkilidir. Çocuklarda hipnoz genellikle son derece basit bir işlemdir. Çocukların yaklaşık %100’ü hipnotize edilebilir. Teknik, erginler için tasarlanandan biraz farklıdır. Pratikte, çocukların hafif bir transa girdikleri ve onları hipnotize etmek için gerekli tekniğin minimal olduğu görülecektir. Bu konuda iki ana kural şudur:
a) Çocuğun güvenini kazanınız.
b) Ne yapacağınızı ona anlatınız.

Yazarlar arasında erkeklerin mi yoksa kadınların mı hipnoza karşı daha hassas oldukları konusunda farklı görüşler vardır. Fikirlerin çoğu kadınların erkeklere nazaran daha iyi denekler olduğu şeklindedir. Bu durum, muhtemelen toplumumuzdaki kadınların daha bağımlı cinsiyet olmalarına ve bundan dolayı, hipnotik indüksiyon sırasında verilen telkinlere daha yatkın ve az direnç göstermelerine bağlıdır.

B – HİPNOZA VE HEKİME İNANÇ VE ŞİFA BEKLEME :Hipnoza karşı beslenen inancın bilinçli olması şart değildir. En iyi sonuçların bir çoğu şöyle diyen hastalarda meydana gelmektedir. “Beni hipnotize edebileceğinize inanmıyorum.” Bu pek çok insan için, gece tek başına bir mezarlıktan geçmeye benzer, hiçbirimiz hayaletlere inanmasak da, orada kimseyle karşılaşmayı istemeyiz.

Hipnoz hakkındaki batıl inançlar ve hipnotistin gücüyle ilgili yanlış fikirler çoğu kez, hastanın hassasiyetini arttırıcı yönde etki eder. Bazan batıl inançlar ve yanlış fikirler hastayı engelleyecek özelliktedir. Fakat bu durum hekimle ilk konuşmada ortadan kaldırılabilir. Bu yanlış fikirler, filmde, sahnede, televizyon veya radyoda hipnozun son derece dramatik sunulmasından kaynaklanmaktadır.

Bilinçaltı inancı hipnoz için elzemdir, bilinçli inanç ise arzu edilir. Şifa beklemek için inanç olmalıdır. Bazı hastalar, ancak öteki bütün tedavi türlerini denedikten ve pekçok hekimi ziyaret ettikten sonra hipnoza başvururlar. Bu hastalar tedavi metoduna inanmış olmalarından ziyade, onun, kendilerinin son umudu olduğuna inandıkları için, hipnotik tedaviye başvururlar. Bununla beraber, büyük kısmı, ilk seanslarında hipnoza iyice inanırlar.

Hasta, bir hipnetorapist olarak, hekimine güvenmelidir. Onun karar ve fikirlerine saygı duymalıdır. Bir hekimden yıllarca eski usul tedavi almış bir hasta, hipnoterapi için, cevap vermeyen birine nazaran daha iyi bir aday olacaktır.

Bazı hastalar rahatsızlıklarının psikojenik kısmını sorun kabul etmezler. Şayet bunlar iyi hipnotik denekler olurlarsa, iyileşme mükemmeldir. Ancak psikoterapiye karşı direnç meydana gelirse, iyileşme için daha dikkatli olunmalıdır. Tedavi süresinin uzatılması gerekebilir. Şahıs şifa bulacağını beklemelidir. Beklemek, arzu etmeyle aynı şey değildir. Uykusuz biri uyuyabilmeyi arzu eder, fakat, genellikle çok zor uykuya dalar.

C – ARZU VE YÖNELİM: Hastanın, inanç kazanmak için samimi bir motivasyonu olmalıdır. Bu belki de en önemli ön şarttır. Bazan, hasta hipnotik tedaviyi ve terapisti kendi savunma sistemine yönelik bir tehlike gibi görür. Bu durum doğal olarak hastanın gururunu ve güvenlik hissini arttırır ve hasta tabii ki, mevcut davranış şeklinde ısrar ederek herhangi bir bozma veya değişikliğe karşı direnir.

Şifa sağlamak için, hastanın yeterli arzu ve yönelimi olmalıdır. Ağır ruhsal bozukluğu olan hastaların motivasyonu çok azdır. Hipnotik indüksiyon temininde, direnci önlemek için sadece hasta motivasyonunun değil, aynı zamada hekim motivasyonun da önemli olduğu düşünülebilir. Bunun karşılıklı bir ilişki olduğunu ve samimi olmazsa, hekimin dirence sebep olabileceğini akıldan çıkarmamak gerekir.

Bazan, bir merak konusu olarak, hipnotize olmanın heyecanını yaşamak için veya sadece ne olduğunu görmek için hipnozu denemeyi arzu edenler hipnotik tedavilere başvururlar. Farkına varılırsa, böyle kişiler kabul edilmemelidir. Üçüncü seanstan sonra, iyileşme motivasyonu eksikliğinin hekimden saklanması güçtür.

Hasta konsantre olabilecek kadar, ruhsal kapasite taşımalıdır. Zeka seviyesi düşük şahıslardaki sonuçlar kötüdür. Çoğunlukla, daha zeki ve daha iyi eğitim görmüş bir şahıs, daha iyi denektir. En azından vasat bir zeka arzu edilir. Eğitim görmüş olma, hekimle hasta arasındaki ilişkiyi kolaylaştırdığı ve açıklığa kavuşturduğu için arzu edilir. Eğitim hastanın şikayetlerini, yaklaşımlarını ve arzularını daha açık tarif etmesini sağlar.

Normal şahıslarla kıyaslandığında, en iyi hastalar zeki olanlardır. Psikotikler, gerizekalılar ve bazı psikonörotiklerin hipnotize edilmesi güç, hatta imkansız olabilir. Somatisazyon grubu fiziksel rahatsızlıkların, psikolojik orijinli olma ihtimalini düşünebilen bir hasta, kendisine böyle bir ihtimalin tartışılarak izah edilmesi gereken hastaya nazaran çok daha iyi cevap verecektir. Böyle düşünen hastalar, bu düşüncelerini hemen, genellikle de şikayetlerini anlatırken açığa vuracaklardır. Normal düşünce miktarından daha fazlasına sahip olan hastalar, birkaç tane bitmemiş veya memnun edici olmayan analize tabi tutulmuş veya psikoloji sahasında çok okumuş olabilirler. Çoğunlukla, böyle bir hasta, daha çok şey istemeyi ve daha çok eleştirmeyi öğrenecektir ve tedaviye ortalama bir hastadan daha az cevap verecektir.

D – KONSANTRE OLMA KABİLİYETİ : Hasta ilişki kurmaya istekli olmalıdır. Bu özellik, şüpheciler ve psikolojik bir dengesizliği olanlar dışında herkes tarafından gösterilir. Kooperasyon kurma kaabiliyetini azaltabilen korkular, şüphe, endişeler, ilk hipnotik seanstan önceki tartışmada ortadan kaldırılmalıdır.

Hastanın en önemli katkılarından biri, konsantre olma ve dikkatini toplama kaabiliyetidir. İnsanların çoğu konsantre olabilir, fakat, bazan, kişilik yapısı veya öteki faktörler sebebiyle, hipnotik indüksiyon için gerekli birkaç saniye süresince bile dikkatini tek bir düşünceye yöneltemeyen bir şahıs müracaat edebilir. Vaktin sınırlı olması bu tip bir hastanın herhangi bir hekim tarafından kabul edilmesini önleyebilir.

E – HAYAL GÜCÜ : Hastalarımızda engin bir hayal gücünü aramalıyız. Hayal gücü geniş; yer, zaman ve kişi bileşimlerinin çeşitli karışımlarını hayalinde kurabilen hastalar, indüksiyon tekniğinin başarıya ulaşmasında çok etkilidir. Bu tip hastalar tedaviden de büyük yarar görür.

Hayal gücünü başarılı bir şekilde çalıştıran hasta tedavimizden çok istifade edebilir. Tedavi peryodumuzun çoğu, hipnotik trans esnasında oluşturulan imajinasyonlara bağlıdır. Hipnotik transın diğer psikoterapi tekniklerine üstünlüğü bu noktada ortaya çıkmaktadır. Hipnotik transa girmiş bireyler, trans esnasında gerçek hayat sorunları ile karşılaştırılır ve verilen destekleyici telkinlerle onların bu sorunları aşması sağlanır.

IV. HİPNOTİK SEANS [Sayfa Başı]

1. İLK SEANS – TARTIŞMA [Sayfa Başı]

Hastamızla ilk görüşmemiz alınan randevüden sonra ofisimizdeki muayene odasında gerçekleşir. Hastamız öncelikle fiziki ve ruhsal bir muayeneden geçirilir. Fiziki ve psikotik bir bozukluğu olan hastalara sadece ilgili tıbbi tedavi uygulaması başlatılır. Hipnoterapi grubuna alınmaz. Hastanın hipnoterapi grubuna alınabilmesi için psikonevrotik bir hastalık grubuna veya hipnozun uygulanabileceği bir alana ait şikayeti veya talebinin olması gerekir.

Hastamız hipnoterapi grubuna alınmaya karar verildi ise durum hastaya izah edilir. Hastamız tedavi proğramı ile ilgili bilgilendirilir. Bireyin hastalığının niteliği, bu konu ile ilgili dünyada uygulanan tedavi yöntemleri, bunların hastalar üzerindeki başarı durumu anlatılır. Ardından bizim uyguladığımız hipnoterapinin mahiyeti, tedavi yöntemi, süresi. maliyeti ve sonuçları hakkında detaylı bilgi verilir. Bu bilgiler hasta ve hasta sahiplerine aktarılırken zaman zaman yazılı, sözlü ve görsel arşivimizden örnekler sunularak olayın zihinlerde canlandırılması sağlanır. Hastanın şartları ve entellektüel yetenekleri böyle bir tedavi proğramını götürmeye uygunsa ve hasta da ixşbirliğine hazırsa, tedavi proğramı için bir randevü takvimi hazırlanır. İlk seans için randevü verilir. Bu ilk görüşmede hipnotik transla ilgili hiç bir şey yapılmaz. Bu görüşmeden amaç hekimin hastayı, hastanın da hekimi tanımasına fırsat vermektir.

Daha sonra hasta ilk seans için gelir. Hastanın ilk kez hipnoz için etkilenmesi hemen hemen onun kendisini etkilemesi kadar önemlidir. Hatta bu esas olmamasına rağmen çevredeki uyarıcılar minumum derecede olmalıdır. Şahsı hipnotik transa teşvik için hipnozun doğasını rahatça açıklayabilirim. Kişinin hipnoz hakkındaki her yanlış bilgisinden kişiyi arındırmak gereklidir. Hastaların çoğu hipnoz seansı esnasında şuurlarının kaybolacağını sanırlar. Bu yanlış bir düşüncedir. Onlar açıkça şaşkınlık, dalgınlık, ofis gürültüsü veya buna benzer şeylerin dışında olacaklar, bunları algılamayacaklar fakat onlar trans anında neler olduğunu güçlü bir şekilde hatırlayacaklardır.

Hastalığın başlangıcına neden olan belli başlı problemlerin ve hastanın hastalığının tartışılması esnasında; sahısa karşı müşfik ve sempatik bir yaklaşım tarzı kullanmak gerekli bir hususdur. Hastanın gözlerine direk bir şekilde bakmaya muktedir olmak; muhtemel problemleri aşmada doktora yardım edecektir.

Kullanılan konuşma dili hastanın idrak alanı içerisinde olmalıdır. Eğer hastaya yararlı olacaksa, onu rahat ettirecekse veya hastalığın sebebini öğrenmede yardımcı olacaksa kullandığımız dil şaşmaz bir tarzda olmalıdır. Kişinin psikolojik yapısını, kişisel kalıbını, fiziksel ve zihin istidadını anlamak çok önemlidir. Bazı hastalara mantıklı öneriler telkin edilip onların güvenlerini kazanılması sağlanmalıdır. Düşüncelililik, nezaket ve itibar zorunludur. Aynı zamanda ona onunla birlikte çalışmadan ne beklediğim hakkında bilgi veririm.

Herhangi bir eğilime karşı kaçınmasını ve uzak durmasını, ne dediğini veya niçin dediğini; ona analiz ettirme, öğretme, sonuca varmak için gereklidir. Doktor trans esnasında sadece bir yol göstericidir; bu nedenle hastanın arzu ettiği herhangi bir zamanda, transın sonuçlandırılması arzu ediliyorsa hasta üzerindeki baskıdan vazgeçilmelidir.

Hipnoz ona katılan kişinin, katılmayı kabul etmediği müddetçe mümkün olmayan ve oluşmayan bir fenomendir. Hipnoz, hasta ile doktor arasında olan ortak bir çalışmadır.

Hipnozun amacı; kişinin kendisini kişisel olarak kontrol etme kapasitesinin yükseltmek ve hastayı daha fazla hipnoterapiste bağlamamaktır. Hipnozun derinliğini artırarak ilerlemeyi temin etmek için belirli bir dereceye kadar stress gereklidir; bu nedenle tüm hastalardaki stresi dağıtmaya hipnoz esnasında teşebbüs etmeyerek, bu durumun normal ve gerekli olduğunu kabul ederiz. Kişi kendi sorunlarını çözmeyi öğrendiği zaman ve buna bağlı olarak duygusu açısından kişiliği geliştiği zaman en iyi sonuç elde edilir. Hergünkü yaşadığı hayatın çatışmalarından habersiz olabilen normal şahıslar da sonuçta; anksiyete, depresyon, saldırganlık ve hayal kırıklığı gibi tabloları beklemelidirler. Ona problemelerden kaçınması tavsiye edilmemeli fakat çözmesi için cesaret verilmeli ve hergünkü yaşamında karşılaştığı sorunlarla başa çıkma yolları öğretilmelidir.

Hastaların çoğu, özellikle hipnoterapiyi talep ederek ona başvururlar. Bazıları hipnoza kendisine yardım eden bir arkadaş gibi kabul ederek onu uygular. Diğer bir grup ta değişik ve yeni şeylere olan ilgilerinden dolayı hipnoza başvururlar. Bunların son ümidi olarak başarısız da olsa bir kaç kez hipnoz görüşmesi denenir. Hipnoz için herkes uygun bir aday değildir. Bunların çoğu çok yararlı bir şekilde hipnotik tedaviden fayda görecek kişiler değillerdir.

Tecrübeyle birlikte hastanın geçmişinde, fiziksel muayenesinde ve davranışı gibi etmenlerde bilgi alırken zorlanabilirsiniz ki bunun hipnoza faydalı olacağı veya olmayacağı kesin değildir. İyi bir rahatlama durumu için hastanın hipnozu gerçekten isteyip istememesi durumlarında azimkar olarak zor problemlerle karşılaşabilirsiniz ki hasta bundan bahseder ya da gerçekten hasta bir nedenle bahsetmeyebilir ki hastaya kabul ettirmek veya ettirmemek bu görüşme esnasında olur.

Genellikle ilk görüşme esnasında hastanın hipnoterapiyi istemesinin spesifik nedenini; hasta bilinçli ve kasdi olarak gizli tutmuş olsa bile siz gerçek nedeni belirleyebilirsiniz. Hasta o esnada kurtulmayı umduğu psikolojik problemlere sahiptir; fakat hasta bu problemleri tartışmayı gönülsüz kabul eder. Bu durumda kendisi için daha az önemli bazı durumlar için hipnoterapiyi ister.

Hastanın tedavi metodlarını araştırmasındaki doğru motivasyonları, hipnoz hakkında anlayabilebileceği detaylı bir araştırma aracılığı ile kazanır. Sonuçta inandığı hipnoz yöntemi ona göre onun olmasına inandığı tedavi değişikliklerini gerçekleştirebilir ve böylece kendi alışkanlıkları ile ilgili olarak değişeceğini umduğu şeyler bir kere de başarılacaktır. Hastanın anlattığı dertler ve problemler ile, hastanın tedaviden beklentileri arasındaki insicamsızlık ve uyumsuzluk, hastanın sakladığı ve gizli tuttuğu önemli bilgiler için bir ipucudur. Siz özel olarak tutarlı bir şekilde bu durumu not etmelisiniz. Fakat ilk seansta problemlerin tamamını çözmek ve sorunları açıklamak gereksizdir.

Hipnoz kişiler arası ilişkinin bir sonucudur. Hipnoz yapabilme yeteneği ve derin hipnoza ulaşmak hipnotizörün yeteneğiyle doğrudan orantılıdır. Eğer hasta başarılmasını istiyorsa genellikle bu durumlarda hipnoz daha başarılıdır.

Hipnoz hakkındaki sorular hastadan istenmeli veya rica edip sormasını sağlamalı. Ön hazırlık sohbetinde hastanın psikolojisinde olumlu gelişmeler sağlamalı ya da hastanın durumunu düzeltmeli.

Yanlış anlamayı ortadan kaldırmak çok önemlidir ve bu tedavinin başlangıcında başarıya ulaşmak için çok yararlıdır. ilk seansta tam bir tedavinin başarılabileceğine inanmak çok önemli bir kriterdir. Ancak bu nadiren mümkün olur. Hastaların çoğu hipnoz esnasında derin bir şekilde bilinçsiz bir durumda kalacağını zanneder. Bu şekilde yanlış anlamalar bir liste halinde uzatılabilir.

Ben hastalarıma ilk seansı uygulamadan önce hazırladığım bu kitapçığı okumalarını tavsiye ederim. Bu kitabın içindeki bilgilerin bir kısmı doğrudan hastalarıma hitap ederken , bir kısmı da uygulayıcılara hitap etmektedir. Ancak bu bölümlerin tamamından da hastalarımın alacağı çok şey vardır.Aşağıda soru cevap olarak verdiğim bilgiler genellikle hastalarımın kafalarında oluşan suallerdir.

2. TIBBİ HİPNOZUN KULLANIMI HAKKINDAKİ SORULARINIZA CEVAPLAR [Sayfa Başı]

3. SEANSIN SONA ERDİRİLMESİ [Sayfa Başı]

Bu noktanın özenli olmamasına rağmen transdan çıkmanın tamamen sizin kontrolünüzde olmadığının, (önemli olan) hatırlanması gereken unsur olduğuna inanırım. Birçok test kitabı kişilerin hipnozun normal seyrinde derhal hipnozdan çıkması gerektiğini vurgular ki bu her olay için gerçekleştirilemez. Eğer hipnozdan çıktıktan sonra sorulsa birçok kişi canlı bir şekilde hipnozun trans durumunu detaylı bir şekilde hatırlayabilir. Eğer onlara soru sormaya 15-20 dakika gecikirseniz muhtemelen onların hatırlamalarında daha çok bir karışıklık ve çarpaşıklık olacaktır. İlk sorulardaki meydana çıkarılacak olan şeyler hasta hipnozda iken yaşamış olduğu şeylerdir ve trans durumu birden bire sona ermez. Benzer olaylarda hatırlanmaya çalışılan şeyler genellikle geceye ait olaylardır.

Hastanın başarılı bir şekilde hipnozdan çıkması genellikle hipnozun derinliği tarafından tayin edilir ki; daha derin durumlarda hastanın uyandırılması daha uzun olacaktır.

Hastanın evvelki uyandırılışında yine de tedavi edici olmayan sınırlı önerilerin önceden kaldırılmış olmasından emin olun. Bunları kapsayan kurallar hipnotik indüksiyon dersinde verilmelidir. Uyandırılan hasta; ancak bir elini veya ayağını hareket ettirebilecektir. Örneğin bu olmuştur. Hasta uyanacak ve ellerini ayıramayacaktır. Hastanın uyandırılmasında tedavi boyunca telkinlerinizden faydalanacaksınız. Uyandırma şu şekilde yapılmalıdır. “10’dan 1’e doğru geriye sayacağım. Benim her saymamla birlikte etrafında olanların daha çok farkında olmaya başlayacaksın. Bir sayısında gözlerini açacaksın ve tamamen uyanacaksın, zihnen çok rahat ve zinde olacaksın, kendini çok rahat hissedeceksin ve hoşa gider bir şekilde dinlenmiş olacaksın. Şimdi saymaya başlıyorum ve son derece rahat hipnotik durumdan çıkacaksın. 10-9-8-(On-dokuz-sekiz) uyanmaya başlıyorsun. 7-6-5- daha, daha çok uyanıyorsun, 4,3 oldukça daha fazla uyanıyorsun. 2 Tamamen kendine geleceksin. 1 gözler açık ve tamamen uyandın.”

Eğer hasta hafif transta (Light State) ise doktor saymaya beşten (5) başlayabilir.

Hipnozdan uyandırılmaya mukavemet eden hastayla pek nadir olarak karşılaşacaksınız ve genellikle telkinlerin tekrarlanmasıyla hastayı yeniden tedavi etme ihtiyacı duyacaksınız. Bazen hasta ilk transı herhangi bir zorluk olmaksızın tamamlar fakat ikinci transından sonra önemli zorluklarla karşılaşacaksınız. Bu hastalar önemli olan şeyleri ve transdaki hoşnutluğu öğrenmişlerdir. Transdaki tatmin oluş hazzı bilinçli ya da bilinç altındaki kişiliğe ihtiyaç duyar. Bu kişiler trans halinden çıkmaya mukavemet gösterirler. Karşı koyarlar. Çünkü bu hipnotik durum çok hoşlarına gider ve bu durumdan ayrılmak istemezler.

Bazı hastalar bilinçli olarak şunu öteden beri söylerler. “Problemlerim hipnoz esnasında o kadar az miktardaydı ki, buna bağlı olarak transda kalmayı tercih ederim.” “Uyanmak istemedim. Bu hipnozda başka bir kişi olmak gibi birşey” “O kadar rahat ve huzur içindeydim ki hipnozda kalmaya çalışdım” vb.

Bazı hastalar yıllardır sahip oldukları tahammül edilmez şikayetleri olan moral çöküntüsü, sancı ya da şiddetli kaşıntılarının trans halinde kaybolduğunu görürler. Hastalar bilerek ya da bilmeyerek trans halini yapılarının müsade ettiği sürece sürdürmeye çalışırlar. Bazıları ise gerçekten çekinirler.

Hastanın uyanmamasında hiçbir tehlike yoktur. Hatta bu çok az bir ihtimaldir ki; doktor seansı idare ederken umulmadık bir şekilde ayrıldığında oluşur. Bu durumda hasta ya transı kendiliğinden sona erdirecektir, ya da uyanacağı normal bir uykuya dalacaktır. Hastanın işbirliği olmadan hasta makul olmayan periyotda trans halinde tutulamaz ve bu nedenle hasta kesin olmayan bir sürenin sonunda trans halinden çıkarılır. Hipnotik transın sonucunda hastanın bir veya iki dakika rahatsız edilmeden sakin bir şekilde uyanmasına müsade edilmelidir. .

4.SONRAKİ SEANSLAR [Sayfa Başı]

Sonraki gelişmelerin ilk başında önceki seanslarda ne gibi ilerlemeler olduğu öğrenilir ve hastanın yararına olan değişiklikler kabul edilebilir. Hastanın evvelki transda farkında olmadığı bazı durumlar açığa çıkabilir. Bu davranışdaki önceden sahip olmadığı hareketlerinin amacındaki değişiklik, onun davranışlarını doğrudan değiştirir. Bu bilgiyle birlikte seans akımı için öneriler kararlaştırılabilir. Fakat hastanın kabiliyetine bağlı olarak ilerlemez. Bazan ilk seansdan sonra direk hipnotik telkinler (tedavi amacıyla verilen) birkaç saat sonra yok olabilir ya da ihtimalen 24 ile 48 saat arasında yok olabilir. Fakat her tekrar seansdan sonraki süre ve tesir oldukça uzun sürer ve hastayı hipnotize etmek gittikçe kolaylaşır.

Genellikle hastanın hali belli bir kapsam içerisinde gelişecektir. Bu kapsam; hasta hipnoterapinin etkisi kaybolacağı düşüncesine önceden sahip olmuş olabilir. Bazen kişinin karışık duygularını hesaba katmama daha çok ilerlemeyi engelleyecektir ve belki de sonuç bu durumun kötüleşmesidir ve hasta tavsiye edilen tedavinin tavsiyeye uygunluğu hakkında bir şüpheye mağlup olabilir.

Hasta bazen ilk bilinç altının öğrenilişinde mükemmel dürtülere sahiptir ve sonradan etkili bir şekilde (bilinçaltı olarak) her derin transa girişinde direnç gösterir. Bu direnci genellikle hastanın sahip olduğu önemli semptomların savunma değerlerinin kaybedeceği zaman ve onu kaybetmenin etkisinden kendisini korumak için karşı koyacağı zaman oluşur. Hasta himaye ettiği şeyin kendisinden, kendisi istemediği halde alınmasından korkuya düşer. Bu durumda hekim çok dikkatli olmalıdır. Hastanın direnç mekanizmalarını analitiik metodlarla iyi keşfetmelidir. Uzun vadeli bir plan yaparak; bilinç-bilinçaltı uyumsuzluklarını gidermeye çalışmalıdır. Semptomun kişiye verdiği marjinal doyumu göz önüne alarak; geçici bir semptom değiştirme metodunu kullanabilir.

III. ve IV. seansdaki hastalar bilinçli olarak veya bilinçsiz olarak hipnoterapi için bahsedecekleri şeyleri kendilerinin kişisel amaçlarından daha faydalı olan objektif gerçekleri, kendilerinin gerçek nedenlerinden dolayı baskı altında tutabilirler. Bu olgular tartışıldığı zaman gerçek faydalı nedenlerin ne olacağı konusu yanlış anlamlardan uzak tutulacaktır.

Hastanın durumundaki değişiklik tavırlar ya da faydalı sonuçlar; indüksiyon tekniğinde de bir değişikliği gerektirebilir, ya da psikoterapideki diğer şekillerin birini gerektirebilir. Bu tür bir bakış için gerekli olan uyumluluk, her seansta en küçük bir etkiyle başarmak için gereklidir.

F. HİPNOANALİZ
Bu hipnoterapideki en son gelişmelerden biridir. Bu işlemde hipnoz psikoterapinin analitik bir metodu ile birleşmiştir. Hipnoanaliz hastanın zihin yapısını değiştirmeyi, görüş açısını değiştirmeyi ve hareketlerini geliştirmeyi amaçlar. Sadece acısını azaltmakla kalmayıp aynı zamanda onun nedenini öğrenmesini ve bunun sonucunda da gelişmesini sağlar.

Herbirimiz hareketlerimizi etkileyen arzu ve uyarı labirenti içerisindeyizdir. Zihnin vücut hareketlerinin kontrolü üzerine gösterdiği kontrolün sınırı oldukça geniştir. Fonksiyonel ve organik bozukluklar arasındaki sınır hattı giderek daha az heybetli ve daha az farklıdır. Bunlar gözle görülür tarzda üstüste binmektedir.

Baskılanmış korku, nefret, aşk, anksiete, kızgınlık, acı dolu tecrübeler vb. şüphesiz unutulur. Ancak kendilerini fonksiyonel bozukluklar halinde ortaya çıkaran; karmaşıklık yaratmaya her zaman müsait olarak daima bilinaçaltında kalırlar. Hipnoterapi çalışmalarında geçmişin, şimdiki zamanı etkilemesinden dolayı var olduğunu gördüm. Hareket şimdiki zamana aittir.

Depolanmış sinir enerjisi ve karışıklıklar; nevrotik reaksiyon ve alışkanlık üreten başarılı bir çıkış yolu bulamazlar. Deri bu gibi durumlarda etkilenebilir ve kaşınma böyle gerilimlerden kurtulmayı izah edebilir. Bilinçaltına direk ulaşma metodu olan hipnoz, böyle travmatik sebepleri ortaya çıkarmada kullanılabilir . Doğruluk serumları denen ve narkosentezde kullanılarak hastanın zihnini uyuşturanların aksine, hipnoanaliz de hastanın inceleme gücü yok olmaz. Hipnoanalizde hasta diğer psikoterapotik yaklaşımlardan daha fazla oranda kendi gerçek yapısını gösterir.

Hipnoz ayrıca hastanın kendi duygu ve çarpıklıklarına karşı reaksiyonlarını da açığa çıkarmada katalizör gibi davranır. Hipnoz olmaksızın; psikoanaliz aylarca ve yıllarca aynı karara ulaşmak için gerekmektedir. Altta yatan çapraşıklıklar, nörotik davranışların suprese edilmiş nedeni olan baskılanmış anksieteler, davranışlar ve uyarımlar bir veya iki seansta su yüzüne çıkar. Birçok vakada hipnozun en son çare olarak denenmesi hasta açısından üzücü bir durumdur.

Kişi bilincini, altta yatan emosyonel gerilim ve mücadelelerden ayırmakla problemi gidermesi açısından önemlidir. Eğer kişinin bilinci suprese edilmiş emosyonel travmatik hadise ve düşüncelerden haberdar ise; bu növrozu yok edebilir. Hipnoz, hastanın bilinç yapısında pekçok direnç ve münakaşaya sebep olan arzu ve istekleri ortaya çıkarır. Mantıklı olanlar sayılmazsa bilinç seviyesinde baskılanmış emosyonel davranışları tartışmayla etkilemek hemen hemen imkansızdır. Hipnoz altındaki kişiye psişik gerilimleri açığa çıkarılarak ve kendi kendini boşaltarak değişik olaylara daha iyi bir bakış açısı sağlanabilir. Böylece kazanılmış olan görüşler terapistin profesyonel düşüncelerinden etkilenmiş olmaktadır.

Psikoanaliz ve hipnoanalizin ortak hedefi hastanın davranış ve gayelerini değiştirerek istenmeyen reaksiyonlarını değiştirmektir. Bazen bunu başarabilmek için orijinal presipite edici travmatik hadise ortaya çıkarılmalıdır. Psikoanalizde bu işi bilinçli yapabilmek için uygun zamanı seçmek de şarttır. Hipnoz, hastanın bilincindeki tecrübelerin detaylarının emosyonel olarak dışa çıkmasına gerek kalmaksızın, hastanın durumunu presipite eden emosyonel olarak depolanmış ve önemli deneyimlerin oldukça etkili olarak açığa çıkmasını sağlar. Baskılanmış travmatik düşünce ve deneyimlerin hatırlanmasının da her zaman kürle veya semptomları iyileştirilmesiyle sonuçlanmayacağı da önemle ifade edilmelidir. Ayrıca primer olarak önemli olmayan, hatırlatılan şey de hastanın yararına olarak kullanılabilir.

Arzu edilirse kişi eğer deneyimlerine objektif, şahsi gözle bakmadan ve duygusal olmadan yaklaşırsa, her transında hastadan uygun, kullanılabilir bilgiler alabilir. Hipnoz yoluyla başka bir kişinin durumunda farzedebilir ve kendi kendini bu farzedilen şahsın gözle rinden gözleyebilir. Daha sonra hasta asıl stimulanlara karşı daha ilgisiz hale getirilir ve başka daha az yaralayıcı reaksiyona eğitilir.

Bu geri çağırım sıklıkla korkunç bir emosyonel boşalım oluşturacak kadar canlıdır. Bir hipnotik transda hastaya semptomlarının sebebi olan durumlarla ilgili engellemeler olmaksızın rahatlıkla konuşması öğretilebilir. Böylece hasta sık sık emosyonel gerginliğini salıverir. Hipnoanaliz bilinçaltı materyallere serbest çağrışımlar veya diğer pisokanalitik tekniklerden daha direk yaklaşır. Seyrek olarak acıya dayanıklı kişiler hipnotik geri çağırım sırasında olayın şiddetinden dolayı çekinmeden ağlar.

Bazı durumlarda hastanın semptomlarının baskılanmış psikolojik temelinin hatırlanmasına imkan vermek gerçekten basit bir işlemdir, diğer bazı zamanlarda seyrek olarak terapistin sabır ve hüneri gereklidir. Bazı hastalarda bilinçaltında rüyalarının yorumlanmasından faydalanılır. Böylece serbest psikoanalistçilerin rüya analizi için harcadıkları zaman kazanılmış olur.

Hipnoz sırasında bilinçaltı kişinin bildiği, bilmediği, hatırlamak istemediği özel bilgileri verir. Bu sonraki olay takip edilen çeşitli tekniklerde “Sizin bilinçaltınızdaki fikre ulaşıldı” denilerek meydana getirilir. “Eğer bilinçaltınız sorunun cevabını biliyorsa ben sorduğumda sağ işaret parmağınızı kaldırın, bilmiyorsa sol işaret parmağınız kaldırın, eğer açıklamak istemezse sağ elinizi yumruk yapın”.gibi uygulamalar yapılarak hastaların tahammül ve kabulleri çerçevesinde tedavinin boyutları belirlenir. Karşılaşılan olaylarla ilgili özgürce tartışma gizli kalmış gerginliğin giderilmesini sağlar. Bu özellikle kötü/abreact reaksiyonlu ve emosyonel olarak teskin edilmiş kişilerde doğrudur. Bu geri çağırım olayları orijinal olay kadar şiddetli emosyonla doludur. Daha çok işaretlenmiş emosyonel rahatlama, daha başarılı katarzise yol açar. Sebebini düşünmeden psikosomatik deri ve allerjik hastalıkları gerginlikle birlikte gider ve boşalım teknikleri sıklıkla iyileşme semptomlarının tamamen ortadan kalkmasıyla sonuçlanır.

Hipnoanaliz esnasında yaş geri götürülebilir. Bazı hastalarda geri gitmek ve geçmiş olayları yaşamak diğerlerinden daha iyidir. Bazen kullandığı kelimeleri ve sesini değiştirerek çocukluk çağındaki günlük olayları yaşar. Bu tip bir çalışmaya ekmnezi ismi verilmektedir.

G. HİPNODRAMA
“Hayal ediyorsan bir gün gerçektir.” sözünü hatırlayacağınızı umarım.Şimdi aklınıza “Bu söz de nereden çıktı?” diye bir soru gelebilir. Haklısınız. Şu anda yaşadığımız tüm reel hayatımız, önce hayalimizde canlandırdığımız bir senaryonun uzantısıdır. Asırlara sığmayacak orandaki uzun vadeli hesap ve hayallerin yanında, saniyelerle ifade edilebilecek anlık hedef ve hayallerimiz de vardır. Bütün bu düşünce ve eylemlerimizin ortak paydası, öncelikle hayal edilmesidir.

İnsan davranışlarının temelinde bilinçdışı etmenlerin rölü çok büyüktür. Muhtelif yerlerde ve bölümlerde bu konuya zaman zaman yer vermiştim. İnsanoğlunun davranışlarının neden ve niçinlerini anlayabilmek için, bilinç dışı mekanizmaları çok iyi kavramak gerekmektedir. Normal ve anormal olarak nitelendirdiğimiz tüm davranışlarımız farklı saiklerin vektörel bir bileşim doğrultusunda oluşmaktadır. Vektörel bileşimi oluşturan kuvvet birimlerinin yönlerini ve güçlerini çok iyi bilirsek, olayı analiz etmemiz ve yeni bir vektörel yön tayin etmemiz o oranda daha kolaydır. Hipnoterapinin temel esprisi bu vektörel bileşimi oluşturan yön ve güçleri analiz etmekten geçer. Bu analiz diğer hipnotik yöntemlerin yanında en iyi hipnodramada uygulanır

Bu bölümün baş kısmında zikrettiğimiz hipnoterapi yöntemlerinin (Direk, indirek ve posthipnotik telkin;Semptom baskılama; Semptom değiştirme ve Hipnoanaliz) arasında en çok kullandığımız yöntem hipnodrama’dır.
Hipnodrama nedir?
Bu terimi bir cümle içinde tarif etmek oldukça zor.İnsanın tüm davranış motivasyonlarını, bilinçaltı dinamikleri ile bir senaryo içerisinde yaşatılması olarak tanımlayabiliriz.Normal rüya fonksiyonunun, belki de hipnozdaki karşılığı da olabilir. Ancak tam bir rüya hali de değildir. Çünkü hipnodramaya, hipnoterapist açısından müdahale söz konusudur. Hipnodramanın hangi amaçlar ile nasıl uygulandığını bilirsek; terimin ifade ettiği kapsamlı anlamı daha iyi anlamak mümkün olacaktır. Hipnodrama hipnoterapide üç aşamada kullanılmaktadır. Bunlar;
1. Hastayı ANLAMA,
2. Hastalığı TEŞHİS,
3. Hastayı TEDAVİ’dir.
A. a. Hastayı ANLAMADA HİPNODRAMA’nın Kullanılması:

Normal hayatımızda, günlük yaşantımızı ve toplum tarafından bize verilen rolü en iyi şekilde oynamaya çalışırız. Yani DRAMA yaparız. Kimimiz öğretmen rölünde, kimimiz öğrenci, kimimiz sanayici, kimimiz ev hanımı, kimimiz iş adamı, kimimiz memur ve yönetici rolünde… Bize biçilen ve kabullendiğimiz rolü ne derecede iyi oynarsak, mesleğimizde o oranda başarılı olduğumuza inanılır. Bir kısım sanatkarlarda sahnede drama yaparlar, Kişiliklerinin ötesinde, kendilerine senaryoda biçilen rolü oynamaya çalışırlar. Oynamaya çalıştığı rolü ne derecede başarırsa veya oynadığı role ne derecede adapte olursa o oranda başarılı sanatçı kabul edilir.

Normal olarak nitelendirdiğimiz veya idealize ettiğimiz bireyler iç dünyası ile reel dünyası arasındaki çatışmaları en aza indirmiş, iç ve dış rolü birbiri ile uyumlu çalışan bireylerdir. Anormal bireyler ise iç dünyası ile reel yaşantısı arasındaki uyumsuzlukları artmış, arada büyük uçurumlar bireylerdir. Bunların dünyaları karmakarışıktır. Davranışlarının temelindeki ana güdüleri bilmek veya tesbit etmek oldukça zordur. Bu karmakarışık dünya içerisinde birey farkına varamadığı, nedenini bilemediği bir sıkıntı yumağı içerisinde hayatını devam ettirmek zorunda kalır. Normal metotlar ile bu insanın iç dinamiklerini anlamak oldukça zordur, bazen de imkansızdır.

İç dünyalarındake taleplerin neler olduğu, karmaşanın kaynağının neler olabileceği konusunda, insanı anlamak için çeşitli bilimsel yöntemler geliştirilmiştir. Bu yöntemler arasında grup terapisi, aktif drama uygulaması, çocuklarla oyun oynama ve oyuncaklarla olan ilişkilerini gözlemleme ve yönlendirme sayılabilir. Bunların hepsi de çok değerli yöntemlerdir. Ancak bireyin tüm çatışmalarını ve sıkıntılarını bu yöntemlerle ortaya çıkarmak oldukça zor ve zahmetlidir. Uzunca bir süreye ihtiyaç duyar.

Aynı hastalar hipnotik trans vasıtası ile hipnodramaya tabi tutulurlarsa bu yol daha kısa, süratli ve zahmetsiz olarak artaya çıkabilmektedir.

Çeşitli nedenlerle bize müracaat eden nevrotik hastalarımızın psişik dinamiklerini anlamak için onlara hipnodrama uyguluyoruz. İlk seanstan itibaren uyguladığımız bu hipnodramada hastamızı anlamaya çalışıyoruz. Transa aldığımız hastamıza, daha önce hatırladığımız ve kafamızdan geçen bir senaryoda rol veriyoruz. İlk seansımızda genellikle hallüsine ettiğimiz mekan “GÖL SAHNESİ” ‘dir. Yemyeşil ormanlar arasında, şirin mavi bir göl yanındaki yeşil çimenler üzerinde bir bahar günü piknik yaptığını telkin ediyoruz. Bu esnada çevre şartlarını iklimi, güneşi, tabiatı mümkün olduğu oranda detaylandırarak bu hayali zenginleştiriyoruz.

Hastamız, hallüsine ettiğimiz bu mekan içinde rahat ve huzura ermiş bir şekilde piknik yapıyor. Bu esnadan itibaren senaryomuzu açık uçlu sorular ile hastamızın psikososyal dinamikleri etrafında örgüleştiriyoruz. Mesela, ilk sorumuz; “Bu mekan içerisinde yanında kimin veya kimlerin olmasını arzulardınız?” oluyor. Hastanın verdiği cevaba göre, bahsi geçen kişi veya kişilerin orman içerisinden piknik yerine doğru geldiklerini hallüsine ettiriyoruz. Daha sonra duruma göre hastamızı gelen misafirler ile (eşi,arkadaşı, dostu, sevgilisi, amiri vb.) sohbete başlatıyoruz. Bu sohbete hipnoterapist gözlemci olarak katılıyor.Zaman zaman hastanın ağzından diğer konuğa sorular sorulup onun cevabı dinlenirken, bir taraftan konukların adına sorulan sorulara, hastanın tepkileri ve cevabı ölçülüyor. Buradaki tüm senaryo muhtevası ve konuşulanlar hastanın bilinçdışı materyalidir. Çok az sansüre tabi tutulmuştur. Bu materyalde hastalığı ile ilgili bilgiler, dinamikler, savunma ve saldırı stratejileri mevcuttur. Hipnoterapist gözlemci ve yönlendirici rolü ile bu dinamikleri anlamaya gayret eder. Herşey hayal dünyasında gelişmektedir. Hasta saldırılarını ve savunmalarını açık bir yüreklilikle sergilemektedir.

Yatağına işeyen genç delikanlı annesi ile problemi üzerine hipnodrama içerisinde konuşurken, kendisinin annesine bakış tarzını, annesinin kendisini nasıl algıladığını hipnodarama sayesinde ortaya koymaktadır.

Ambivalans içerisinde olan birey, veya olumlu ve olumsuz etkilerin altında bir sarkaca dönüşmüş bir nevi çifte şahsiyetli bir birey, bu kişiliklerini karşılıklı olarak konuşturabilmektedir.

Tüm bunlar ve sonsuz sayıdaki senaryo kombinasyonları hastamızı daha iyi anlamamıza yardım etmektedir. Kozası içerisinde ördüğü kendi dünya içerisinde kendisini ve çevresini nasıl algıladığını bize göstermektedir.

Tüm bu çalışmalar yürütülürken hipnoterapistin zekice, belkide kurnazca manevraları ile senaryoya müdahale ederek istediği sonuçlara ulaşması gerekmektedir. Bu da oldukça geniş bir kültür ve uzun bir tecrübenin sonucunda ulaşılabilecek bir aşamadır.

Hastanın psikososyal dinamiklerini anladıktan sonra, sıra hastalığı teşhis etmeye gelmektedir.
A. b. Hastalığı TEŞHİS’te Hipnodramanın Uygulanması:

Davranışlarımızın her birini bir vektörel bileşene benzetmiştik. Bu vektörel kuvvet bileşenleri arasında davranışımız yönünde etki eden saikler olabileceği gibi, bu davranışımızın etkisini azaltabilecek tersine yönlendirmelerde olabilir. İşte biz, hastamızın davranışına neden olan tüm faktörleri anlamayı başarmış isek, teşhis koymamız çok kolay olacaktır.

Eğer söz konusu davranış, bireyi mutlu eden bir uygulama ise bunu güçlendirici yönde telkin vermemiz ve desteklememiz gerekir. Aksi söz konusu ise, yani istenmeyen ve bireyi sıkıntıya sokan bir davranış söz konusu ise bunun da engellenmesi ve yok edilmesi gerekir.

Bu durumda davranışa neden olan multipl faktörden olumluları, olumsuzlardan ayırmak gerekmektedir. Hastanın ruh sağlığı için olumlu davranışlar güçlendirilirken, olumsuz davranışlar baskılanmaya çalışılır.

Tüm bu komponentler gözönünde tutularak hastanın rahatsızlığı, kaynakları teşhis edilir. Rahatsızlığı artıran ve kötüye götüren vektörel kuvvetler değerlendirilir. Bunları ortadan kaldırabilecek veya etkinliği azaltabilecek diğer olumlu güçlere bakılır.
A. c. Hastayı TEDAVİ’ de Hipnodramanın Uygulanması

Hastamızın tüm psikodinamiklerini anladıktan sonra ve çözümledikten sonra hastamızın teşhisini koymuş oluyoruz. Bu teşhis doğrultusunda bir tedavi planının uygulanması gerekir.

Tedavi planının başarıya ulaşabilmesi için hastanın, hipnodrama uygulamalarında verdiğimiz tedavi planını veya fonksiyonel kaybını tamamen çözmüş olması gerekir.

Hipnodrama esnasında hastamız olayları gerçekmiş gibi aynen yaşar.Problemi ile senaryo çerçevesinde karşılaştırıldığında aynı ızdırabı ve sıkıntıyı bütün emosyonel yükü ile tekrar yaşar. Motor ve mental durumu sıkıntıya eşdeğer tepkiler verir. Heyecan ve sıkıntılı hipnodrama uygulaması esnasında nefesi daralır, çarpıntısı artar, avuç içleri terler, barsak harketlari artar… Yani tam bir parasempatik sistem hakimiyeti ortaya çıkar.

Hastalarımızdan birinin vapura binme korkusu vardır. Hipnodrama sayesinde hastayı anlayıp tam bir teşhisini koyduktan sonra, vakanın özelliği nedeni ile hipnodarma sayesinde semptom baskılama yöntemi uyguladık. Hastamıza hallüsine ettiğimiz senaryo çerçevesinde vapura binmesini istediğimizde. hipnotik trans esnasında fobik bir panik ile karşı karşıya kaldık. Verilen olumlu telkinler sayesinde ancak vapura binmeye muvaffak oldu. Akabinde daha başka günlerda tekrarlanan seanslarla bu fobik davranış ortadan kaldırılmaya çalışıldı. Hasta desensitize edildi.

Benzer şekilde tüm obsessif-kompulsif vakalarda hipnodrama ile desensitizasyon tedavilerini uygulamak mümkün olmaktadır.

Bize müracaat eden hastalarımızın çoğu cinsel fonksiyon bozukluklarından muzdaripti. Bunlar arasında empotans, soğukluk, vaginismus, gibi şikayetler vardı. Bu hastalarımıza uyguladığımız hipnodrama sayesinde tüm bu problemlerini aştıklarını gördük. Bu tür problemlerde genellikle 5-6 seans gerektiğini, daha kronik ve inatçı vakalarda 10-15 seansa ihtiyaç duyulduğunu müşahade ekttik.

Hipnodrama esnasında problemlerini çözebilen bireylerin, normal hayatta da kısa süre içerisinde problemlerini çözdüğünü gördük.

Yurtdışında yayınlanan hipnodarama çalışmalarında çok olumlu sonuçlar alındığı ve hastalara alternatif bir tedavi yöntemi olarak yeni umut kapıları açtığı görülmektedir.

Uygulayıcı hekim arkadaşlara bir fikir verebilmesi için vaka örneklerini detaylı vermekte yarar olduğu kanaatindeyim. Hasta tedavi seanslarımız araştırmacı insanlara birer kaynak olabilmesi için tamamen bant kayıtlarına alınmakta ve daha sonra deşifre edilmektedir. Hipnodrama ile ilgili çalışmalarımızı ve vaka örneklerini ihtiva eden diğer bir çalışmamızın devam ettiğini burada belirtmek isterim.

V. KENDİ KENDİNİ HİPNOZ (OTO HİPNOZ) [Sayfa Başı]

Bir kişinin kendi kendini hipnoz edemiyeceğine dair eski bir inanç vardır ve bu hipnoanaliz için de geçerlidir. Hipnoanaliz gıdıklama veya gıcıklanmaya benzer. Kişinin kendi kendini hipnoanaliz etmesi oldukça zordur. Yine de rahatlama, anestezi ve sınırlı diğer durumlar için self hipnoz uygulanabilir ve de sürekli durumlar için de self hipnozu tavsiye etmeyi düşünebilirsiniz. En etkili olacak olanı, hasta tamamen kendinde olmaya yakın olmalı ve hasta genel hipnoz hakkında adamakıllı bilgi sahibi olmalı. Eğer hasta transta iken telkinler verilirse, self hipnozu öğrenme daha kolay olacaktır. Hastanın düzenli seansları esnasında yararlı olana paralel bir metod seçimi yapılacaktır. Sizin tavsiye ettiğiniz önerilerin takviyesi için hasta self hipnozu kullanabilir.

Bir hipnotik transda telkinle hastaya “Sen benim seninle olduğumu ve sana yaptığım gibi sana hipnoz için verdiğim önerileri düşünerek kendi kendini hipnotize edeceksin. Sana vermiş olduğum ve senin kendi kendine verebileceğin aynı uyanma telkinlerini verebileceksin ki self hipnozdan uyanmama korkusuna sahip olmana gerek kalmasın. İlave olarak sizin otomatikman uyanabilmeniz için biri sizin yanınızda olmalı ya da başka bir kişi hipnotik durum esnasında size gereklidir.”

Self hipnozu başarmak için kullanılan daha az yaygın yollar veya metodlar vardır. Bunlar, kasetçalar ile hastayı hipnotize ederek tedavi etmek, tedavi edici öneriler veya telkinler ve kendi yönteminizle uyanmak gibi çeşitli metodları içerisine alır. Hipnoz sonrasında hasta kaset çalacak ve daha sonraki hayali durumlarda hasta kendi kendine hipnotik duruma girebilecektir. Yazılı telkinlerle ve aynı yolun uygulanmasıyla bu başarılmıştır.

VI. HİPNOZUN YAN ETKİLERİ [Sayfa Başı]

Tıbbi denetim altında uygun kullanıldığı takdirde hipnoterapinin çok az kontrendikasyonları ve zararlı yan etkileri vardır. Karşılaşılan kişilerle, arasındaki ilişkilerde hiçbir zararlı etki ve bozukluk yoktur.

Psikiatristler prepsikotik ve psikotik hastalarda hipnozu denerler. Bu bir kısım psikiatrisler için oldukça heyecan vericidir. Hipnoterapi ile hızlanan bir psikozun gerçek bir sebebinin olmadığı bildirilmiştir.

Bu istisnaların dışında hipnotizmayı arzu eden hastalarda, hipnotizmanın hiçbir zorluk yaratmayacağından eminim. Hipnozla ilgili uygunsuz sonuçlar matematiksel olarak rutin yapılan cerrahi girişimler sırasındaki mental kondüsyonun canlılığındaki tetik mekanizmasından daha önemsizdir. Operasyonda karar verilen faktörler hazırdır ve yalnız uygun bir açıklama gereklidir. Dr. H. M. Erickson “Çeşitli zamanlarda, yüzlerce konuda yapılan hipnotizmalarda, şahsî yapılan deneylerin hiçbirinde hipnozun zararlı etkisinin gözlenmediğini” bildirmiştir.

Radyoterapi gibi hipnozun da tehlikesi kullanımında değil, suistimal edilmesindedir.

Hiçbir doktor, her durum için ve her hastada hipnozu tavsiye etmemelidir. Hipnoz dikkatle seçilen durumlarda diğer tedavilerden daha etkili olduğu yerlerde kullanılır. Sağlam kliniksel hüküm koyulan vakalarda uygulanmalıdır.

Hipnozun bazı şekilleri hala anlaşılmadığından geri kalan ve açıklanmayan tek alan değildir. Psikodinamikde oryantasyon, hipnoterapinin başarılı olması için sabit olan bir unsurdur. Ve hipnoz bireye özgü değilse kötü muamele görebilir.

Print Friendly, PDF & Email

Yorumlar


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!