Allerji ve Deri Hastalıklarında Hipnoterapi

ÖNSÖZ (Allerji ve Deri Hastalıklarında Hipnoterapi)alerjivederi

1975 yılında başladığımız insan psişiğindeki gezintilerimiz; hipnotik fenomen olgusuyla karşılaştığında, yepyeni ve esrarengiz bir dünyanın kapısının eşiğinde olduğumuzu farkettim. Bilinmeyene ve gizemli olana karşı duyduğumuz ihtiras seviyesindeki tecessüs; yıllarımızı peşine katarak bizleri 1993’lere getirdi.

18 yıllık bir gezinti boyunca çeşitli kilometre taşlarına ulaştık. Başlangıçta amatörce ve gençlik heyecanı ile girdiğimiz bu yol, bizi kendisine çekerek profesyonelce bir gelişim çizgisi izledi.

Tıp tahsilinin bize bahşettiği imkanları da değerlendirerek; soma ile psi arasındaki derin, anlamlı ve determinist ilişkiyi gördük. Kıymetli nörofizyolog Prof. Dr. Üner TAN’ın bizlere nöro fizyolojiyi sevdirmesi, çalışmalarımıza nörofizyolojik bir boyutta kazandırdı. Araştırmalarımızın bir çoğunu labaratuara taşıyıp, iyi bir gözlemci olmaya gayret ettik. Sonuçlarımızı tekrar tekrar irdeleyip, dünyadaki gelişmelerle doğrulamaya çalıştık.

Henüz tıp tahsilinde iken tanıştığım, merhum nöropsikiyatrist Prof. Dr. Recep DOKSAT Bey, bizlere bilinmeyen bir dünyanın kapılarını açıp sağlam referanslarla yol gösterdi. Psişik çalışmalardaki metodolojisi bizlere en kıymetli bir miras olarak kaldı.

İnsanın gizemli ve harikulade ruh dünyasındaki gezintilerimiz çoğaldıkça; hayretimiz, hayranlığımız ve bir o orandaki bilgisizliğimizin ve hiçliğimizin boyutlarını yaşadık. Bilinmeyen Dünyamızın araştırılmasında, psişik determinist kanunların bulunmasında, sonuçlarının tahlilinde hipnoz gibi kıymetli bir araştırma metodumuz vardı. Çağdaş psikolojinin kurucularının da; hemen hemen tamamının belirli bir seviyeye ulaşana kadar hipnozu kullanması, bu iddiamızın ne kadar doğru olduğunu göstermektedir.

Bu çerçevede insanın ruh dünyasına tuttuğumuz hipnoz projektörü aracılığı ile bir çok psikolojik olguyu mercek altında inceleme imkanını bulduk. İnsanın mental, motor ve kognitif gelişmesinin nörofizyolojik incelemesini yapabildik. Sonuçta psikosomatik tıbbı yakaladık.

Psikisomatik tıbbın o kadar küçümsenecek bir hadise olmadığını bizzat müşahade ettik. Meslek hayatımza atıldığımız günden beri, serbest hekim olarak çalışmanın verdiği avantajları da kullanarak; birçok vaka tahlili ve takibi yaptık. Sonuçlarını değerlendirdik.

İnsan somasının nasıl psişiğini etkileyip kişiyi mutlu veya mutsuz kıldığına tanık olduk ise; insan psişiğindeki dalgalanmaların bedensel fonksiyonlara verdiği arızaları da gözlemledik. İnsandaki enfeksiyon hastalıklarının, yaralanmaların, felçlerin, bedensel organik problemlerin insanı ciddi olarak üzdüğünü ve ruhsal yönden yıkıma sürüklediklerini müşahade ettik. Aynı şekilde psikolojik endişeler,stresli bir hayat, korkular, beklentiler, hayal kırıklıkları, çevresel olumsuzluklar da; insan bedeninde de aksülamel (yansıma) bulmaktadır. Terlemeler, çarpıntılar, baş ağrıları, kolitler, ishaller, kabızlıklar, mide ağrıları, yorgunluk hisleri hep bu çerçevede değerlendirilmelidir.

İşte insanın psişiğinde kopan fırtınalar, en belirgin olarak insan cildinde cevap bulmaktadır. Yıllardır merak ettiğim; “Deri ruhun aynasıdır.” veciz sözünün anlamın yeni yeni kavradım. Kıymetli dermatolog Doç. Dr. Özcan AŞÇIOĞLU ile yaptığımız sohbetler esnasında, bu sözün derinliklerine inmeye çalıştık. İnsan cildinin bu esrarengiz özelliği beni çok cezbetti.

Bu cazibe üzerine, psikosomatik tıbbın dermatoloji üzerine olan etkilerini araştırdım. Sonuçta tarif edemeyeceğimiz bambaşka bir ilişkinin ortasında kaldım. Yılların birikimi olan, bu bilgi erişiminden konuya hassasiyet duyanların da ulaşmasını arzuladım.

Bireysel yaptığımız çalışmaları, uluslararası güvenli referanslarla desteklemek ihtiyacını duydum. Bu nedenle yurt dışında yayımlanmış, özellikle allerji ve deri hastalıklarındaki hipnoterapi çalışmalarını araştırdım.

1985 yılında yayımladığımız “Gerçeğin Dirilişine Kapı HİPNOZ” kitabımızda incelediğimiz hipnotik fenomenlerin, psikosomatik tıbba ve dolayısıyla dermatolojiye nasıl yansıdığını gördük.

Yurt dışı çalışmaları arasında en ciddi olarak gördüğüm Dr. SCOTT’un çalışmalarını kendimize kaynak aldık. Dr. Micheal C. SCOTT bir dermatolog ve hipnologdur. 40 yıllık dermatolog ve hipnolog olarak yaptığı klinik çalışmalarını değerlendirmiş ve psikosomatik tıbba büyük katkıları olmuştur. Dr. SCOTT’un 1960’lı yıllarda yayınladığı “HİPNOTERAPİ” kitabı ve makaleleri bu çalışmamızın oluşmasında temel referans olmuş, kitabın bir çok bölümünden iktibaslar yapılmıştır.

Biz bu çalışmamızı HİPNOZ kitabımızın 2. cildinde bir bölüm olarak vermeyi düşünürken klinik uygulamalarımızda çok yararlı sonuçlarını gördüğümüzden tüm hekimlerimizin ve hastalarımızın yararına sunmayı ve genişletmeyi uygun bulduk.

Bu arada çalışmamızın bir çok yerinde eksiklikler hatalar olabilir. Türkiye’de ilk defa böyle bir çalışmayı yapmış olmanın verdiği çaresizlik yüzünden bizi mazur göreceğinize inanıyoruz. Eksikliklerimizin ve hatalarımızın yeni bakış açıları ve teklifleriniz ile kapatıp bizlere yardımcı olacağınıza inanıyoruz.

Bilimsel etkinliğe katkı olabilecek her türlü eleştiri, en kıymetli şekilde değerlendirilecek ve daha sonraki çalışmalarımızda yerini bulacaktır.

Muhabbetlerimizle…

Dr. TAHİR ÖZAKKAŞ
5.5.1993 İncesu/KAYSERİ

Print Friendly

Yorumlar


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!