|
KAMUYONA AÇIK MEKTUP
Psikoterapi Enstitüsü Derneği, 2005 yılından bu yana,
ruh sağlığı alanında çalışan profesyonellerden
(psikiyatrist, uzman hekim, pratisyen hekim,
psikoterapist, psikolog, sosyal çalışma uzmanı, uz.
psikiyatri hemşireleri) aldığı talepler doğrultusunda
psikoterapi, psikohipnoterapi eğitimlerini hayata
geçirmektedir.
Ruh sağlığı alanında hasta kabul eden, bireysel eğitim
ve süpervizyon ihtiyacı olan profesyonellere yönelik
düzenli ve uzun süreli bir çalışmanın içerisinde olmakla
beraber bu çalışmalara yönelik Yasal ve uygulama
alanındaki farklarla, alana yönelik ihtiyaçlar
bağlamında Terapi eğitimi, uygulaması, terapist kimliği
ve ilişkili pek çok konuda ülkemiz şartları nedeni ile
açıklığa kavuşmamış noktalar bulunmaktadır. Bu hususlar
bağlamında, Psikoterapi Enstitüsü Derneği olarak uluslar
arası bir çerçeve ve ilkeler dizisini ülkemiz
ihtiyaçları düzleminde vurgulamak ve paylaşmak gereğini
duymaktayız.
Psikoterapi Enstitüsü, bu çerçevenin gerekliliği ve
doğrultusunda çalışmakta ve aynı zamanda, kamusal bir
duyarlılık kazandırma ile alana yönelik gerekli yasal
düzenlemeler için ihtiyaç duyulacak mesleki, akademik
altyapı çalışmalarına destek olacak girişimler ile
işbirliklerini yaratmak konusunda da bir sivil toplum
örgütü olarak faaliyet göstermektedir.
Aşağıdaki maddeler doğrultusunda çizmeye çalıştığımız
söz konusu çerçeve, var olan durumu ve olması gerekeni
tanımlamaktadır:
1. T.C yasalarına göre hasta kabul etme, teşhis koyma,
tedavi uygulama ve takip etme hakkı sadece hekimlere
verilmiştir. Hekimler dışındaki mesleklerin hasta görme
yetkileri yoktur. Hasta kabul ettiklerinde bir şikayet
halinde cumhuriyet savcıları tarafından
takibe ve cezalandırılmaya maruz kalmaktadırlar.
2. Bu durum gelişmiş ülkelerdeki uygulamalara ters ve
çağın gerisinde kalmış güdük bir uygulamadır. Gelişmiş
ülkelerde psikologlar, sosyal hizmet uzmanları ve hekim
kökenli olmayan psikanalistler yasaların kendilerine
verdiği yetkiye dayanarak hasta
kabul edebilmektedirler. Türkiye'de bu konuda atılmaya
çalışılan adımlar maalesef hekimler tarafından
engellenmekte ve yasal düzenlemeler yapılamamaktadır.
Muhtemelen iktidar kaybı ve rant kaygısı engellemenin
temel dinamikleridir.
3. Hekim olmayan ruh sağlığı çalışanları bu zorluğu veya
engeli HASTA kelimesi yerine DANIŞAN kelimesini koyarak
aşmaya ve yasal takibattan kurtulmaya çalışmaktadırlar.
Bu şekilde hizmet veren çok değerli ve yetkin psikolog
ve terapist mevcuttur. Bu çalışanların
eğitim süreçlerine baktığımızda yurt dışında çok ciddi
bir eğitim almışlar ve başarılı birer uygulayıcı
olmuşlardır. Yasal sıkıntılardan korunmak için, ekip
ruhu anlayışı içinde psikiyatristlerle birlikte faaliyet
yürütmektedirler.
4. Türkiye deki eğitim kurumlarından eğitim almış ruh
sağlığı çalışanlarına baktığımızda, aldıkları eğitim ve
müfredat programları yeterli bir düzeyde değildir. Çünkü
Türkiye deki bu tip eğitim kurumlarının kuruluş amaçları
ve yasal dayanakları farklıdır. Bu
yetersizlik durumu lisans üstü eğitim ve bir takım
gönüllü sivil derneklerin ciddi eğitim çalışmaları ile
kapatılmaya çalışılmaktadır. Bu tip ek eğitim almış
çalışanların belirli bir
yetkinliğe ulaştığı görülmektedir ve desteklenmelidir.
5. Ancak bu yetkinliğe ulaşmadan hasta kabul eden ve
mesleki çok ciddi hatalar yapan çok sayıda çalışan
mevcuttur. Arz talep ilişkisi perspektifinde vatandaş
böyle bir hizmet talep etmekte ve bu talebe mevcut yapı
ile cevap verilmeye çalışılmaktadır.
Türkiye’nin böyle bir gerçeği varsa, bu konu mutlaka
disiplinize edilmeli ve akredite edilmiş müfredatlarla
eğitim verilmelidir. Bu konularda yetkin olan
çalışanlar, bilgilerini mutlaka paylaşmalıdırlar. Bütün
geçiş dönemlerinde olduğu gibi hatalar,
yanlışlar, sömürüler ve eksiklikler olacaktır. Yapılan
hataları asgariye indirmek, bilimsel düzeyi artırmak ve
etik değerleri içselleştirmek için eğitim ve paylaşımlar
aralıksız sürdürülmelidir.
6. Konuya tıp doktorları açısından bakıldığında da ciddi
bir takım açmazlar ve yanlışlıklar tesbit etmek
mümkündür. Yasalarımıza göre hekim tüm hastalıkları
tedaviye yetkili tek kişidir. Bu bağlamda pratisyen
hekim bilgi ve becerisi oranında tüm hastalıkları
tedavi edebilir. Yasalarımıza göre uzmanlık yetkisi ise;
uzmanlık alanı ile ilgili bir kliniği sevk ve idare
edebilme ehliyetinin kazanılmasıdır. Yani uzmanlık alanı
ile ilgili hasta bakma yetkisi değil, bir kliniğin sevk
ve idare yetkisidir. Hekim olarak tüm
hastalara bakma yetkisine zaten sahiptir. Ancak mevcut
fiili uygulamada durum farklıdır. Pratisyen hekim sanki
sadece reçete tekrarlarını yapan, hastaları kategorize
edip uzman hekime sevk eden trafik memuru gibidir.
Uzmanlarda sadece kendi branşlarındaki
hastaların tedavisini bilen, diğer alanlara karışmayan
bir konuma düşmüşlerdir. Bu durum tıbbın özüne aykırı,
yabancılaşma ve parçalanma getiren yanlış bir
uygulamadır. Hekim her alanla ilgili her zaman bilgisini
yenilemeli ve yetkin olduğunu hissettiği
alanlarda da müdahale edebilmelidir.
7. Bugün pratisyen hekimlerin bir yabancılaşma,
memnuniyetsizlik, uzmanlığın altında ezilme duyguları
içinde olduğunu gözlenmektedir. Pratisyen hekimler, bir
çok alanda kendilerini geliştirip, çok başarılı
uygulamalar yapabilirler. Ki, uygulama içinde, özellikle
Anadolu’da, hastalarla en çok muhatap olan pratisyen
hekimlerin bu çerçevede psikoterapi ve psikohipnoterapi
ile yapabilecekleri çok şey vardır. Cinsel problemler,
yeme bozuklukları, pediatrik problemler, panik atak,
sosyal fobi, sigara ve madde bağımlılığı, motivasyon
artışı, öfke kontrolü, stres yönetimi vb.
8. Uzman hekimler kendi branşları ile ilgili psikoterapi
ve psikohipnoterapiyi her zaman uygulayabilirler. Bu
durum kendilerine bir zenginlik kaynağı ve hastalarına
şifa sebebi olabilir.
Sonuç olarak Psikoterapi Enstitüsü, bu çerçevedeki tüm
psikoterapi ve psikohipnoterapi eğitimlerini destekleyen
bir eğitim kurumu ve söz konusu eğitim ve uygulama alanı
için gerekli olan ihtiyaçların belirlenmesi,
yasallaştırılması ve uluslararası ya da AB
standartlarına uyumlu hale getirilmesi konusundaki
çalışmalara katkı veren bir sivil toplum örgütü olarak
çalışmaktadır.
Bu bağlamda, mesleki, kişisel ve kurumsal işbirliklerine
açık olduğumuzu bildirmek ister, alana yönelik çağdaş ve
işlevsel yasal uygulamalar için birlikte çalışma
gereğini kamuoyu ile paylaşırız.
Saygılarımızla...
Psikoterapi Enstitüsü Derneği
Mart 2008, İStanbul
|